Hûd suresi

Hûd suresi, 109. ayet

Hûd suresi, 109. ayet. فَلَا تَكُ فِى مِرْيَةٍ مِّمَّا يَعْبُدُ هَٰٓؤُلَآءِ مَا يَعْبُدُونَ إِلَّا كَمَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُهُم مِّن قَبْلُ وَإِنَّا لَمُوَفُّوهُمْ نَصِيبَهُمْ غَيْرَ مَنقُوصٍ

felâ tekü fî miryetim mimmâ ya`büdü hâülâ'. mâ ya`büdûne illâ kemâ ya`büdü âbâühüm min ḳabl. veinnâ lemüveffûhüm neṣîbehüm gayra menḳûṣ.

Diyanet İşleri

(Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 106–112 · surenin 109. ayeti / 123

Konu Şüphe etme; "emrolunduğun gibi dosdoğru ol" Hûd 109–113 3

  1. Hûd 106

    Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır.

  2. Hûd 107

    Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.

  3. Hûd 108

    Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir.

  4. 109

    (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz.

  5. Hûd 110

    Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

  6. Hûd 111

    Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.

  7. Hûd 112

    Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

109. Yüce Allah, Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır: “O halde şunların” müşriklerin “(putlara) tapınmalarından yana hiçbir şüphen olmasın.” Bunların hallerinde ve izledikleri yolun batıl olduğunda en ufak bir şüpheye düşme. Onların ne aklî ne de dini bir delilleri vardır. Onların delilleri ve bu konudaki şüphelerinin kaynağı sadece “evvelce babalarının tapındıkları gibi tapınıyor” olmalarıdır. Bilindiği gibi bu, delil olması şöyle dursun şüphe dahi olamaz. Çünkü peygamberlerin dışında kalanların sözleri asla delil olarak gösterilemez, aksine onlara karşı delil getirilir. Hele de bu sapık kimseler gibilerinin sözleri. Onların dinin esaslarına dair söz ve görüşlerindeki yanlışlıkları ve tutarsızlıkları pek çok olup -kendileri ittifak ile kabul etseler de- hepsi yanlıştır ve sapıklıktır.

“Biz de onların paylarını muhakkak eksiksiz vereceğiz.” Bu dünyada onlar için takdir edilmiş bulunan payları kendilerine ulaşacaktır. Bu pay çok olsa bile yahut senin gözünde fazla görünse bile bu durum, onların hallerinin doğruluğuna delil teşkil etmez. Çünkü Yüce Allah, dünyayı sevdiğine de sevmediğine de verir. Fakat imanı ve doğru dini sevdiğinden başkasına vermez. Özetle hiçbir zaman zalim kimselerin sapık olan önceki atalarının sözlerini ittifakla kabul etmelerine kanmamak ve Allah’ın onlara verdiklerine ve bağışladığı dünyalığa da aldanmamak gerekir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Peygamber!- O halde o müşriklerin tapmakta oldukları şeylerin fesadı hususunda sakın bir şüphen olmasın. Onların buna (o taptıklarının doğruluğuna) dair ne akli ne de dinî bir delilleri vardır. Onları Allah'tan gayrısına tapmaya sevk eden şey, babalarını taklit etmeleridir. Şüphesiz biz, onların azaptan nasiplerini eksiksiz olarak vereceğiz.

Kelimeler

20 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَا fela o halde
  2. تَكُ teku olmasın kök: كون
  3. فِى fi hiçbir
  4. مِرْيَةٍۢ miryetin tereddüd kök: مري
  5. مِّمَّا mimma hakkında
  6. يَعْبُدُ yea'budu taptıkları kök: عبد
  7. هَـٰٓؤُلَآءِ ۚ ha'ula'i onların
  8. مَا ma
  9. يَعْبُدُونَ yea'budune onlar tapmazlar kök: عبد
  10. إِلَّا illa başkasına
  11. كَمَا kema gibi olandan
  12. يَعْبُدُ yea'budu taptıkları kök: عبد
  13. ءَابَآؤُهُم aba'uhum babalarının kök: ابو
  14. مِّن min
  15. قَبْلُ ۚ kablu daha önce kök: قبل
  16. وَإِنَّا ve inna şüphesiz biz
  17. لَمُوَفُّوهُمْ lemuveffuhum vereceğiz kök: وفي
  18. نَصِيبَهُمْ nesibehum onların paylarını kök: نصب
  19. غَيْرَ gayra olmadan kök: غير
  20. مَنقُوصٍۢ menkusin eksik kök: نقص

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نصب (32 geçiş) · Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Kim, Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara kitaptan (kendileri için yazılmış ömür ve…

  • Aynı kök: نقص (10 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş)

    Evet, biz onları da atalarını da, faydalandırdık. Öyle ki uzun süre yaşadılar. Ama, artık görmüyorlar mı ki, biz yeryüzünü çevresinden eksiltiyoruz?…

  • Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Aynı kök: ابو (117 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Yusuf, onların yüklerini hazırlatınca dedi ki: "Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin. Görmüyor musunuz, ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir…

  • Aynı kök: نقص (10 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Ancak Allah'a ortak koşanlardan, kendileriyle antlaşma yapmış olduğunuz, sonra da antlaşmalarında size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve sizin…

  • Aynı kök: نقص (10 geçiş)

    Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.

  • Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…

  • Aynı kök: وفي (66 geçiş) · Ortak kavram: Ahid (Söz ve Antlaşma)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: مري (20 geçiş)

    Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onların tapmakta oldukları şeylerle ilgili şüphen olmasın! Onlar daha önce babalarının taptığından başka bir şekilde tapmıyorlar. Biz onların (azaptan) paylarını mutlaka eksiksiz olarak vereceğiz.

Mustafa İslamoğlu

Artık, şu adamların (neye) taptıklarından hiçbir kuşkun olmasın: onlar, önceki atalarının kulluk ettiklerinden başkasına kulluk etmiyorlar. Şu var ki Biz, onların payına düşeni hiç eksiksiz ödeyeceğiz.

Muhammed Esed

Bunun içindir ki, (ey Peygamber), o (eğri yolda olan) insanların tapınıp durdukları şeylerin ne idüğü hakkında en küçük bir şüphen olmasın: onların (ahmakça) tapınıp durduğu şeyler, atalarının da vaktiyle tapındığı şeylerdir. Onlara (iyi ya da kötü, her ne ki kazanmışlarsa) paylarına düşeni elbette eksiksiz vereceğiz.

Ahmed Hulusi

Şunların tapınmalarına bakıp şüpheye düşme! Daha önce atalarının tapındıkları gibi tapınıyorlar sadece (Allah'a ibadet ettiklerini sanma)! Doğrusu biz onlara hak ettiklerini noksansız, tamı tamına vereceğiz.

Ali Bulaç

Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda, sakın kuşkuda olma. Daha önceleri, ataları nasıl tapıyor idiyseler, bunlar da ancak böyle tapıyorlar. Şüphesiz biz, onların paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız.

Ali Özek ve heyeti

O halde onların tapmakta oldukları şeylerden (bu şeylerin onları azaba götürdüğünden) şüphen olmasın. Çünkü onlar ancak daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Biz onların (azaptan) nasiplerini mutlaka eksiksiz olarak vereceğiz.

Ali Rıza Safa

Artık, onların hizmet ettiği şeyler hakkında kuşkun olmasın. Atalarının daha önce hizmet ettikleri gibi hizmet ediyorlar. Onların paylarını kesinlikle vereceğiz; eksiksiz olarak.

Bayraktar Bayraklı

Artık, onların taptıkları putlardan dolayı herhangi bir şüpheniz olmasın. Onlar da, daha önce babalarının taptığı gibi putlara tapıyorlar. Biz onların nasiplerini kesinlikle eksiksiz ödeyeceğiz.

Edip Yüksel

Şunların hizmet ettiklerinden hiçbir kuşkun olmasın. Aynen daha önceki atalarının hizmet ettiği gibi hizmet ediyorlar. Onların nasiplerini eksiksiz olarak kendilerine ödeyeceğiz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Şunların taptıklarından hiç bir kuşkun olmasın. Aynen daha önceki atalarının taptığı gibi tapıyorlar. Onların nasiplerini eksiksiz olarak kendilerine ödeyeceğiz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde sakın şunların ibadet edişlerinden şüpheye düşme! Onlar, yalnızca önceden atalarının taptıkları gibi tapıyorlar. Biz de mutlaka nasiplerini kendilerine tamamiyle vereceğiz.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde sakın şunların ıbadet edişlerinden şüpheye düşme başka değil atalarının ıbadeti gibi ıbadet ediyorlar, biz de elbet kendilerine tamamile nasiblerini veririz

Erhan Aktaş

Onların kulluk ettikleri hakkında dipnot 1 hiç kuşkun olmasın. Daha önce atalarının kulluk ettikleri gibi kulluk ediyorlar. Elbette paylarına düşeni eksiksiz olarak vereceğiz.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müşriklerin, ilahlarına kulluk ettikleri hakkında.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların kulluk dipnot 1 ettikleri hakkında dipnot 2 hiç kuşkun olmasın. Daha önce atalarının kulluk ettikleri gibi kulluk ediyorlar. Elbette paylarına düşeni eksiksiz olarak vereceğiz.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. 11:101. Ayetin dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
    Müşriklerin, ilahlarına kulluk ettikleri hakkında.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların kulluk ettikleri hakkında dipnot 1 hiç tereddüdün olmasın. Daha önce atalarının kulluk ettikleri gibi kulluk ediyorlar. Elbette paylarına düşeni eksiksiz olarak vereceğiz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müşriklerin, ilahlarına kulluk ettikleri hakkında.

Gültekin Onan

Artık onların tapmakta oldukları şeyler konusunda, sakın kuşkuda olma. Daha önceleri ataları nasıl tapıyor idiyseler, bunlar da ancak böyle tapıyorlar. Şüphesiz Biz, onların paylarını eksiltmeksizin onlara ödeyecek olanlarız.

Hasan Basri Çantay

Artık onların tapmakda oldukları şeyler (in kendilerini ne feci akıbetlere sürükleyeceğin) den şübhe içinde olma. Onlar, daha evvelden ataları nasıl tapıyorlar idiyse (başka suretle değil) tıbkı onun gibi tapıyorlar. Biz de elbet nasıyblerini (cezalarını) eksiksiz vericiyiz.

İbni Kesir

Öyleyse bunların taptıkları şeyler konusunda sakın şüphede olma. Daha önce babalarının taptıkları gibi onlar da taparlar. Onların paylarını eksiksiz ödeyeceğiz.

Mehmet Alagaş

(100-123) Bunlar memleketlerin / kuraaların sana anlattığımız haberleridir, b azısı ayakta, bazısı biçildi / hasat edildi , o nlara zulmetmedik velakin kendilerine zulmettiler, Rabbinin emri geldiğinde Allah ’ın dışında çağırdıkları ilahları bi r şey yapamadılar / onlara fayda vermediler, ziyanları / tetbibleri dışında bir şeylerini artırmadı, Rabbin memleketleri böyle tutup yakalar yakaladığında o memleketler zalimdirler, muhakkak ki O'nun tutup yakalaması acıtıcı dır, şiddetlidir, ahiret azabından korkan biri için bunda kesinlikle gösterge / ayet vardır, işte bu, insanlar için bir araya gelme günüdür, ve şahit olma günüdür. O, sayılı süre hiç ertelenmez / tehir edilmez , o gün geldiğinde , O ’nun izni dışında kimse konuşamaz / kelam edemez, onlarda birileri isyancıdır / eşkıyadır / şâkidir, birileri de mesuttur / saidtir, İsyancılar ateş içindeler ve orada iniltileri ve derin derin solumaları vardır, semalar ve arz devam ettiği sürece Rabbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar, Rabbin, neyi dilerse / neyi murat ederse onu yapandır. Mesud olanlar ise cennettedirler, semalar ve arz devam ettiği sürece, R abbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar , kesintisiz bir armağandır. Onların ibadet ettiklerinden dolayı kafa karışıklığı içinde olma / tereddüt içinde / mirye içinde olma, onlar babalarının taptıkları dışında başka bir şeye tapmıyorlar, nasipleri olanı, kısmadan / eksiltmeden onlara da vereceğiz / vefa edeceğiz. Kesin olan şu ki, Musa’ya kitabı verdik, zıtlaşmaya / ihtilafa düştüler, şayet Rabbinin önceden kesinleşmiş kelimesi olmasa aralarında ki hüküm gerçekleşirdi, muhakkak ki onlar ondan şüphe ve tereddüt içindeler. Muhakkak ki Rabbin her birisine yaptıklarını / amellerini tam olarak ödeyecektir / vefa edecektir , muhakkak ki O yaptıklarından haberdardır. Emredildiğin gibi sen ve beraberinde tövbe edenler doğru olun / istikamet üzere olun, taşkınlık etmeyin, muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir, zalimlere eğilim göstermeyin, size ateş dokunur, sizin için Allah dışında bir dost yoktur sonra yardım da göremezsiniz, gündüzün her iki tarafında gecenin sabaha yakın kısımlarımda kalkıp namaz kılın, kesinlikle güzellikler kötülükleri giderir, bu hatırlay ıp ananlara bir hatırlatmadır , sabret, muhakkak ki Allah , güzellik yapanların ecrini zayi etmez / zaiyata uğratmaz. Sizden önceki kuşakların / nesillerin geriye kalan ulular, arzda fesadı yasak etselerdi ya onlardan kurtardığımız azınlıkta ki birileri hariç bundan men eden olmadı , zalimlere ve içinde bulundukları refaha uydular / tabi oldular ve suçlu oldular, Rabbin halkı ıslahatçı iken zulmederek onları helak edecek değildir, şayet Rabbin dilese insanları tek bir toplum / tek bir ümmet yapardı, Rabbinin esirgedikleri / merhamet ettikleri hariç karşıtlaşmaya / muhalefete devam ediyorlar, onları da bu yüzden yarattı. Rabbinin kelimesi tamamlandı, cehennemi cinlerin ve insanların tamamıyla dolduracağız. Resullerin haberlerinden gönlünü sabitleyecek her ne varsa sana hepsini anlattık, b u konuda sana hakikat ve müminlere öğüt / vaaz ve hatırlatma geldi , iman etmeyenlere deki, imkanlarınızca yapın bizde yapıyoruz, bekleyip gözleyin bizlerde bekleyip gözlüyoruz. Semaların ve arzın bilinemeyenleri / gaybı Allah ’ındır, emirlerin hepsi ona geri döner, O'na ibadet edin O’nu vekil tayin edin, Ra bbin yaptıklarınızı dikkatinden kaçırmaz / gafil değildir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Öyleyse sakın onların ibadet ettiği şeylerden kuşkun olmasın. Onlar ancak, evvelce babalarının tapındıkları gibi tapınıyorlar. Biz, onlara paylarını eksiksiz olarak vereceğiz.

Süleyman Ateş

Şunların taptıkları şeyler(in, yararsızlığın)dan hiç kuşkun olmasın. Onlar da önceden atalarının taptığı gibi tapıyorlar. Biz onların da paylarını eksiksiz vereceğiz!

Süleymaniye Vakfı

Kulluk ettikleri şeylerden dolayı bunlarla tartışmaya girme! Daha önce ataları nasıl kulluk etmişse bunlar da tıpkı onlar gibi kulluk ediyorlar dipnot 1 . Biz bunların paylarına düşeni, eksiltmeden tastamam veririz.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Taptıkları şeylerden dolayı onlarla tartışma dipnot 1 . Daha önce ataları nasıl ibadet etmişse bunlar da tıpkı o ibadeti yapıyorlar. Biz onların paylarını eksiltmeden tam veririz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    والمِرْيَةُ بالكسر والضم: الشَّكُّ، والجَدَلُ. (القاموس المحيط)

Şaban Britch

Öyleyse sakın onların ibadet ettiği şeylerden kuşkun olmasın ki onlar, daha önce babalarının ibadet ettiği gibi ibadet ediyorlar Biz, onlara paylarını hiç eksiksiz olarak vereceğiz.

Şaban Piriş

Öyleyse sakın onların taptığı şeylerden kuşkun olmasın ki onlar, daha önce babalarının tapındığı gibi tapınıyorlar. Biz, onlara nasiblerini hiç eksiksiz ödeyeceğiz.

Yaşar Nuri Öztürk

Şunların kulluk etmekte oldukları şeyler yüzünden bir kuşku içine girme. Daha önce atalarının kulluk ettikleri gibi kulluk ediyorlar, hepsi bu. Biz onların da nasiplerini hiç eksiltmeden elbette vereceğiz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore, do not doubt -O Muhammad- the evil outcome of the system of faith and worship these people the -idolaters- follow. They follow but the same system their fathers have adopted before. We will apportion to them their share of punishment commensurate with their evil deeds, a punishment which shall neither be diminished nor be abated.

Abdul Haleem

[Prophet], have no doubt about what these people worship: it is merely what their fathers worshipped before them, and We shall certainly give them their share in full, without any reduction.

Abdullah Yusuf Ali

Be not then in doubt as to what these men worship. They worship nothing but what their fathers worshipped before (them): but verily We shall pay them back (in full) their portion without (the least) abatement.

Abul A'la Maududi

[O Prophet!] Have no doubt about what they worship. For they worship what their fathers worshipped before. dipnot 1 And (yet) We shall grant them their due portion in full, diminishing of it nothing.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It does not mean at all that the Prophet (peace be upon him) had any doubts concerning their deities. Though these words have been addressed to the Prophet (peace be upon him), as a matter of fact they are meant for the common people. What they mean is this: No reasonable person should entertain any presumption that the people who worship the deities must have been convinced of their miraculous powers, otherwise they would not have worshiped them nor offered gifts to them nor invoked their help. The fact of the matter is that their worship, their offerings and their prayers are not based on any knowledge nor any experience nor any real observation, but are the result of blind imitation of their forefathers. The proof of their falsehood is that the deities could not save them when Allah's scourge visited their worshipers who were completely annihilated in spite of them.

Aisha Bewley

So be in no doubt about what these people worship. They only worship as their forebears worshipped previously. We will pay them their portion in full, with no rebate!

Al-Hilali & Khan

So be not in doubt (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) as to what these people (pagans and polytheists) worship. They worship nothing but what their fathers worshipped before (them). And verily, We shall repay them in full their portion without diminution.

Ali Quli Qarai

So do not be in doubt about what these worship: they worship just as their fathers worshiped before, and We shall surely pay them their full share, undiminished.

Amatul Rahman Omar

So (O people!) have no doubt about the (falsehood of) gods of those (polytheistic) people. They worship (these gods) only because their fathers worshipped (them) before (them), and We shall surely pay them their dues in full, undiminished.

Arthur John Arberry

So be thou not in doubt concerning what these men serve; they serve only as their fathers served before; and We shall surely pay them in full their portion undiminished.

Bijan Moeinian

Therefore, do not have any doubt about [the ineffectiveness of] the lords that they worship. They simply blindly follow the footstep of their forefathers. I will give them exactly what they have earned without reducing the least from it.

E. Henry Palmer

Be not then in doubt concerning what these men do serve;- they only serve as their fathers served before; and we will give them their portion undiminished.

Edip-Layth

So do not be in doubt as to what these men serve. They serve nothing but what their fathers before them served. We will give them their recompense in full.

George Sale

Be not therefore in doubt concerning that which these men worship: They worship not other than what their fathers worshipped before them; and We will surely give them their full portion, not in the least diminished.

Hamid S. Aziz

And as for those who are glad, they will be in the Garden, abiding therein so long as the heavens and the earth endure; save what your Lord wills, a gift unfailing!

Mahmoud Ghali

So do not (engage) in wrangling about what these (disbelievers) worship; in no way do they worship (anything) except as their fathers worshiped earlier; and surely We will indeed pay them in full their assignment undiminished (i. e., without being diminished).

Marmaduke Pickthall

So be not thou in doubt concerning that which these (folk) worship. They worship only as their fathers worshipped aforetime. Lo! we shall pay them their whole due unabated.

Mohamed Ahmed - Samira

So, you should not entertain any doubt about those whom they worship: They only worship what their fathers had worshipped before them. We shall verily give them their meed without diminution.

Muhammad Asad

AND SO, [O Prophet,] be not in doubt about anything that those [misguided people] worship: they but [thoughtlessly] worship as their forefathers worshipped aforetime; and, behold, We shall most certainly give them their full due [for whatever good or evil they have earned], without diminishing aught thereof.

Mustafa Khattab

So do not be in doubt ˹O Prophet˺ about what those ˹pagans˺ worship. They worship nothing except what their forefathers worshipped before ˹them˺. And We will certainly give them their share ˹of punishment˺ in full, without any reduction.

Progressive Muslims

So do not be in doubt as to what these men serve. They serve nothing but what their fathers before them served. We will give them their recompense in full.

Rashad Khalifa

Do not have any doubt regarding what these people worship; they worship exactly as they found their parents worshipping. We will requite them their due share fully, without reduction.

Sahih International

So do not be in doubt, [O Muúammad], as to what these [polytheists] are worshipping. They worship not except as their fathers worshipped before. And indeed, We will give them their share undiminished.

Sam Gerrans

So be thou not in doubt concerning what these serve: they serve only as their fathers served before; and We will pay them in full their portion without reduction.

Shabbir Ahmed

Be not in doubt about the outcome of those who worship idols in any form. They only blindly follow their forefathers. They and their forefathers will get their due portion according to Our Law of Requital.

Syed Vickar Ahamed

Then do not be in doubt as to what these men worship. They worship only what their fathers worshipped before: And surely We shall pay them back their portion without the least (bit of) decrease in it.

Taqi Usmani

So, be not in doubt about what they worship. They worship only in the way their fathers used to worship earlier. Surely, We are going to pay them their full share, not curtailed in the least.

The Monotheist Group

So do not be in doubt as to what these people serve. They serve nothing except what their fathers before them served. We will give them their recompense in full.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 109. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 109. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 109. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩