Hûd suresi

Hûd suresi, 82. ayet

Hûd suresi, 82. ayet. فَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا جَعَلْنَا عَٰلِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ مَّنضُودٍ

felemmâ câe emrunâ ce`alnâ `âliyehâ sâfilehâ veemṭarnâ `aleyhâ ḥicâratem min siccîlim menḍûd.

Diyanet İşleri

(82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 79–85 · surenin 82. ayeti / 123
  1. Hûd 79

    Onlar, "İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun" dediler.

  2. Hûd 80

    (Lut da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" dedi.

  3. Hûd 81

    Konukları şöyle dedi: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaşamayacaklar. Geceleyin bir vakitte aileni al götür. İçinizden kimse ardına bakmasın. Ancak karın müstesna. (Onu bırak.) Çünkü onların (kavminin) başına gelecek olan azap, onun başına da gelecektir. Onların azabla buluşma zamanı sabahtır. Sabah yakın değil midir?!"

  4. 82–83

    (82-83) (Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık. Bunlar zalimlerden uzak değildir.

  5. Hûd 84

    Medyen halkına da kardeşleri Şu'ayb'ı peygamber gönderdik. O, şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın. Ben sizi bolluk içinde görüyorum. Ben sizin adınıza kuşatıcı bir günün azabından korkuyorum."

  6. Hûd 85

    "Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. İnsanların eşyalarını (mallarını ve haklarını) eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

82. Azabın inmesi ve onlara gelip çatmasına dair “emrimiz geldiği zaman o (şehrin)” yurtlarının “altını üstüne getirdik” yani yurtlarını üzerlerine ters çevirdik “ve oraya pişmiş çamurdan” alabildiğine sıcak ateşte pişmiş taşlardan “birbiri ardınca” yani kasabanın dışında ayrı duranların da arkasından gidecek şekilde “taşlar yağdırdık.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Lût kavminin helak edileceğine dair emrimiz gelince onların şehirlerini yukarı kaldırarak altını üstüne çevirdik ve onların üzerine sıralı bir şekilde birbiri ardınca gelen katılaşmış taşlar yağdırdık.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَمَّا felemma ne zaman ki
  2. جَآءَ ca'e gelince kök: جيا
  3. أَمْرُنَا emruna emrimiz kök: امر
  4. جَعَلْنَا cealna çevirdik kök: جعل
  5. عَـٰلِيَهَا aaliyeha üstünü kök: علو
  6. سَافِلَهَا safileha altına kök: سفل
  7. وَأَمْطَرْنَا ve emtarna ve yağdırdık kök: مطر
  8. عَلَيْهَا aleyha üzerine
  9. حِجَارَةًۭ hicaraten taşlar kök: حجر
  10. مِّن min
  11. سِجِّيلٍۢ siccilin balçıktan pişirilmiş kök: سجل
  12. مَّنضُودٍۢ mendudin birbirini izleyen kök: نضد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سجل (4 geçiş) · Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kök: سفل (10 geçiş)

    Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

  • Aynı kök: سجل (4 geçiş) · Aynı kök: حجر (21 geçiş)

    (3-5) Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi.

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kök: حجر (21 geçiş)

    Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir"…

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût

    Onların üstüne bir azap yağmuru yağdırdık." Bak, suçluların akıbeti nasıl oldu.

  • Aynı kök: مطر (15 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Lût

    Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!

  • Aynı kök: نضد (3 geçiş)

    (9-11) Gökten de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler (ekinler), birbirine girmiş kat kat…

  • Aynı kök: نضد (3 geçiş)

    (28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında,…

  • Aynı kök: سفل (10 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş)

    Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, (biliyorsunuz ki) inkar edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke'den) çıkardıkları zaman, ona bizzat…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

84 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(82, 83) (Azap) emrimiz gelince, oranın üstünü altına getirmiş ve üzerlerine Rabbin katında işaretlenerek dipnot 1 (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırmıştık. Onlar (işaretli taşlar), zalimlerden uzak değildir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hicr 15:74 ve Zâriyât 51:33-34'de geçtiği üzere, buradaki "Rabbin katında işaretlenmiş taşlar" ifadesi yaratıkların her birinin Yüce Allah'ın orduları olabileceğine işaret edebilir.

Mustafa İslamoğlu

Sonunda emrimizin (infaz) vakti geldi, oranın altını üstüne getirdik ve o coğrafyanın üzerine püskürtü halinde akkor balçıktan taşlar yağdırdık;

Muhammed Esed

Ve böylece hükmümüz vaki olunca bu (günahkar şehirlerin) altını üstüne getirdik; ve önceden yazılmış bir cezanın infazı için üzerlerine birbiri ardından püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık.

Ahmed Hulusi

Emrimiz geldiği vakit oranın üstünü altına getirdik ve üzerlerine mendud (istiflenmiş) siccilden (pişirilmiş, taşlaşmış çamur) taşlar (muhtemelen volkanik patlama sonucu oluşan lavlar) yağdırdık.

Ali Bulaç

Böylece emrimiz geldiği zaman, üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık;

Ali Özek ve heyeti

Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık.

Ali Rıza Safa

Buyruğumuz geldiği zaman altını üstüne getirdik ve katılaşmış çamurdan istif edilmiş taşları onların üzerine yağdırdık.

Bayraktar Bayraklı

Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine sağanak halinde balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

Edip Yüksel

Emrimiz gelince onun üstünü altına getirdik, üzerlerine sertleşmiş kat kat taş yağdırdık.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Emrimiz gelince onun üstünü altına getirdik, üzerlerine sertleşmiş kat kat taş yağdırdık.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Emrimiz geldiğinde, o memleketin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş istif taşlar yağdırdık.

Elmalılı Hamdi Yazır

Vakta ki emrimiz geldi o memleketin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine istif edilmiş siccilden taşlar yağdırdık

Erhan Aktaş

Takdirimizle yaşadıkları yeri alt üst ettik. Üzerlerine pişmiş çamurdan yığınlarca taş yağdırdık.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Takdirimizle yaşadıkları yeri alt üst ettik. Üzerlerine pişmiş çamurdan yığınlarca taş yağdırdık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Takdirimizle yaşadıkları yeri alt üst ettik. Üzerlerine yığınlarca pişmiş çamurdan taş yağdırdık.

Gültekin Onan

Böylece buyruğumuz geldiği zaman, üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık.

Hasan Basri Çantay

(82-83) Vaktaki (azab) emrimiz geldi, (o memleketin) üstünü altına getirdik ve tepelerine balçıkdan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdik ki onlar Rabbinin katında hep damgalanmışlardı. Onlar zaalimlerden uzak değildir.

İbni Kesir

Emrimiz gelince; oranın üstünü altına getirdik ve üzerine yığın yığın sert taşlar yağdırdık.

Mehmet Alagaş

(69-83) Kesin olan şu ki, e lçilerimiz İbrahim’e müjdeyle geldi, selam dediler, o da selam dedi , hemencecik kızarmış bir buzağı getirdi, ellerinin ona uzanamadığını görünce onlardan hoşlanmadı ve bir korku hissetti , korkma dediler muhakkak ki biz Lut kavmine gönderildik. (Lut ve İbrahim zamandaş Resuller) Ayakta duran karısı, biz ona İshak’ı ve İshak’ın ardından da Yakub’u / İsrail’i m üjdelediğimizde güldü. (Oğlu ve torunu şimdiden isimleri ile Sare annemize bildirildi.) Vay bana ki, ben, yaşlı bir kadınım / acuzum ve kocamda yaşlı bir adam / şeyh bir adam, kesinlikle bu şaşırılacak / acayip bir şey dedi. Allah’ın işine mi şaşırıyorsunuz? Ev halkı, Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizedir, Muhakkak ki O övülendir, şanlıdır dediler. İbrahim ise ürküntüsü gittiğinde ve müjde gel ince, bizimle Lut kavmi hakkında mücadele etti. Muhakkak ki İbrahim yumuşak tabiatlı, ah edip inleyen, gönülden yönelip bağlanan biriydi. Ey İbrahim sen bu işe arkanı dön / bu işle ilgilenme, m uhakkak ki O, Rabbi nin kesin bir emirdir, kesinlikle onlara geri çevrilmesi imkânsız / reddedilemeyecek bir azap gelecektir dediler. Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde yüzü onlardan sebep sıkıldı, gönlü dara düştü ve bu, zor bir gündür dedi, (haberi duyan) kavmi aceleyle ona geldiler, bundan önce de kötülük yapıyorlardı, Ey Kavmim işte bunlar kızlarım onlar sizler için daha temizdir , Allah’tan sakının beni misafirlerimin yanında üzmeyin, içinizde yetişkin / reşit biri yok mu? dedi, dediler ki sen bilirsin ki bizim kızlarında bir hakkımız yok ve sen bizim dileğimizin / muradımızın ne olduğunu kesinlikle biliyorsun, keşke size karşı bir kuvvetim, yahut sığınabileceğim şiddetli bir dayanağım olsaydı dedi, e y Lut dediler , biz Rabbinin elçileriyiz, onlar asla sana ulaşamazlar / musallat olamazlar, gecenin bir kısmında yakın çevreni / ehlini al ve çıkıp git , karın hariç bir kişi dahi geride bırakma, Ona / karına isabet edecek olan kesinlikle isabet edecektir , Onlara vaat edilen ise sabah leyin olacaktır , sabahsa pek yakın değil mi dir? Emrimiz geldiği vakit onları alt üst ettik, Rabbinin katından işaretlenmiş / kodlanmış salkım salkım siccilden taşlar yağdırdık, işte onlar / işte taşlar, zalimlerden uzakta değiller.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Azap) emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerine de Rabbinin katında işaretlenmiş pişirilmiş balçıktan taşlar yağdırdık.

Süleyman Ateş

(Azab) emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik, üzerine de taş yağdırdık: Çamurdan pişmiş, (azab için) hazırlanmış, istif edilmiş.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Emrimiz gelince, oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş çamurdan üst üste taşlar yağdırdık.

Şaban Britch

Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerilerine üzerlerine (balçıktan) pişirilip ardı ardına taşlar yağdırdık.

Şaban Piriş

(82-83) Emrimiz gelince oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin katından, işaretli olarak yığın yığın sert taş yağdırdık. Bunlar şimdi de zalimlerden uzak değildir.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet emrimiz gelince oranın üstünü altına getirdik. Ve üzerlerine, pişirilmiş çamurdan yapılıp istif edilmiş taş yağdırdık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

When Our command came to pass, We turned those cities - Sodom and Gomorrah- upside down and rained them with fire and successive brimstones as hard as baked clay.

Abdul Haleem

And so when what We had ordained came about, We turned their town upside down and rained down stones of baked clay on it, layer upon layer,

Abdullah Yusuf Ali

When Our Decree issued, We turned (the cities) upside down, and rained down on them brimstones hard as baked clay, spread, layer on layer,-

Abul A'la Maududi

And when Our command came to pass, We turned the town upside down, and rained on it stones of baked clay, one on another, dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Probably the scourge came in the form of a horrible earthquake which turned their habitations upside down and the explosion of a volcano which rained stones on them.

Aisha Bewley

When Our command came, We turned their cities upside down and rained down on them stones of hard baked clay,

Al-Hilali & Khan

So when Our Commandment came, We turned (the towns of Sodom in Palestine) upside down, and rained on them stones of baked clay, in a well-arranged manner one after another;

Ali Quli Qarai

So when Our edict came, We made its topmost part its nethermost, and We rained on it stones of laminar shale,

Amatul Rahman Omar

So when Our command (about the punishment) came to pass We turned those (townships) upside down and We rained upon them, layer upon layer, with many stones of petrified clay,

Arthur John Arberry

So when Our command came, We turned it uppermost nethermost, and rained on it stones of baked clay, one on another,

Bijan Moeinian

When the time arrived, I turned the town upside down [by an earthquake] and showered them with baked clay type of stones (probably caused by a volcanic eruption) one after another.

E. Henry Palmer

And when our bidding came, we made their high parts their low parts. And we rained down upon them stones and baked clay one after another,

Edip-Layth

So when Our command came, We turned it upside down, and We rained on it with hardened fiery projectiles.

George Sale

And when our command came, We turned those cities upside down, and We rained upon them stones of baked clay, one following another,

Hamid S. Aziz

(The messengers) said, "O Lot! Verily, we are the messengers of your Lord. They shall certainly not reach you; now travel with your people in the darkness of the night, and let none of you look round. But your wife (will do so), and there shall befall her what befalls them. Verily, their appointment is for the morning! And is not the morning nigh?"

Mahmoud Ghali

So as soon as Our Command came, We turned it upside-down (Literally: We made its highest lowest) and rained on it stones of baked clay tiered, (one on another).

Marmaduke Pickthall

So when Our commandment came to pass We overthrew (that township) and rained upon it stones of clay, one after another,

Mohamed Ahmed - Samira

So when the decreed moment arrived, We turned the habitations upside down, and rained upon them stones of hardened lava in quick succession,

Muhammad Asad

And so, when Our judgment came to pass, We turned those [sinful towns] upside down, and rained down upon them stone-hard blows of chastisement pre-ordained. one upon another,

Mustafa Khattab

When Our command came, We turned the cities upside down and rained down on them clustered stones of baked clay,

Progressive Muslims

So when Our command came, We turned it upside down, and We rained on it with rocks made from hardened clay.

Rashad Khalifa

When our judgment came, we turned it upside down, and we showered it with hard, devastating rocks.

Sahih International

So when Our command came, We made the highest part [of the city] its lowest and rained upon them stones of layered hard clay, [which were]

Sam Gerrans

And when Our command came, We utterly overthrew it, and rained upon it stones of baked clay, piled up in layers,

Shabbir Ahmed

And so, when Our Command came to pass, We brought low the highly arrogant towns (Sodom and Gomorrah), and rained down upon them hard devastating rocks (from the volcano).

Syed Vickar Ahamed

So when Our Commandment came forth, We turned (their cities) upside down, and sent down upon them rains of stones: hard as baked clay, spread, layer upon layer—

Taqi Usmani

So, when Our command came to pass, We turned their habitations upside down, and rained on it stones of hard clay, one over another

The Monotheist Group

So when Our command came, We made its highest part become its lowest, and We rained on it with hardened fiery projectiles.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 82. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 82. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 82. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩