Hûd suresi

Hûd suresi, 25. ayet

Hûd suresi, 25. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَىٰ قَوْمِهِۦٓ إِنِّى لَكُمْ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

veleḳad erselnâ nûḥan ilâ ḳavmih. innî leküm neẕîrum mübîn.

Diyanet İşleri

Andolsun, biz Nuh'u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 22–28 · surenin 25. ayeti / 123
  1. Hûd 22

    Şüphesiz bunlar ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.

  2. Hûd 23

    İman edip, salih ameller işleyen ve Rablerine gönülden bağlananlara gelince, işte onlar cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

  3. Hûd 24

    Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hala düşünmez misiniz?

  4. 25

    Andolsun, biz Nuh'u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

  5. Hûd 26

    "Allah'tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum."

  6. Hûd 27

    Kavminin inkar eden ileri gelenleri, "Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz" dediler.

  7. Hûd 28

    Nuh dedi ki: "Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şayet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz halde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

25. “Andolsun” rasûllerin ilki olan “Nûh’u kendi kavmine” Allah’a çağırmak ve şirkten vazgeçirmek üzere “gönderdik.” Şöyle demişti: “Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” Sizi kendisi ile korkutup uyardığım şeyleri, her türlü kapalılığı giderecek şekilde açık seçik bildirdim.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Nuh -aleyhisselam-'ı elçi olarak kavmine gönderdik. O, kavmine şöyle demişti: Ey Kavmim! Ben sizleri Allah'ın azabı hakkında apaçık bir şekilde uyaran ve kendisi ile gönderildiğim şeyi size açıklayan bir elçiyim.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدْ velekad ve andolsun
  2. أَرْسَلْنَا erselna göndermiştik kök: رسل
  3. نُوحًا nuhen Nuh'u
  4. إِلَىٰ ila
  5. قَوْمِهِۦٓ kavmihi kendi kavmine kök: قوم
  6. إِنِّى inni şüphesiz ben
  7. لَكُمْ lekum sizin için
  8. نَذِيرٌۭ nezirun bir uyarıcıyım kök: نذر
  9. مُّبِينٌ mubinun apaçık kök: بين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Sizi uyarması ve sizin de Allah'a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy…

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

86 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki Nuh'u elçi olarak kavmine göndermiştik de onlara "Şüphesiz ki ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu, Nuh'u da mesajımızı kavmine taşımak için elçi olarak görevlendirmiştik. (Demişti ki:) "Bakın, ben size açık ve net bir uyarıyla geldim.

Muhammed Esed

Ve gerçek şu ki, Biz Nuhu (da aynı mesajla) kavmine gönderdik: "Bilin ki, ben size açık, yalın bir uyarıyla geldim

Ahmed Hulusi

Andolsun biz, Nuh'u kavmine irsal ettik. . . (O da): "Muhakkak ki ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım. "

Ali Bulaç

Andolsun, biz Nuh'u kavmine gönderdik. (Onlara:) "Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıp korkutucuyum."

Ali Özek ve heyeti

Andolsun, biz Nuh'u kavmine elçi gönderdik. Onlara: «Ben (dedi), sizin için apaçık bir uyarıcıyım.

Ali Rıza Safa

Gerçek şu ki, Nuh'u, kendi toplumuna gönderdik: "Aslında, ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım!"

Bayraktar Bayraklı

Andolsun, Biz Nuh'u kavmine peygamber gönderdik. Onlara,"Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım" dedi.

Edip Yüksel

Nuh'u halkına gönderdik: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım"

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Nuh'u halkına gönderdik: 'Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım,'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki, vaktiyle Nuh'u kavmine gönderdik. Nuh onlara: " Ben size azabın sebeplerini ve kurtuluşun yolunu açıklayan bir uyarıcıyım.

Elmalılı Hamdi Yazır

Celalim hakkı için vaktıyle Nuhu kavmine gönderdik; şöyle diye ki haberiniz olsun ben size azabın sebeblerini ve halasın yolunu beyan eden bir nezirim

Erhan Aktaş

Ant olsun ki! Biz, Nuh'u kendi halkına göndermiştik. "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım;"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ant olsun ki! Biz, Nuh'u kendi halkına göndermiştik. "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım;"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki! Biz, Nuh'u kendi halkına göndermiştik. "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım;"

Gültekin Onan

Andolsun, biz Nuh'u kavmine gönderdik. (Onlara:) "Ben sizin için ancak apaçık bir uyarıp korkutucuyum."

Hasan Basri Çantay

(25-26) Andolsun ki biz Nuhu kavmine (peygamber olarak) göndermişizdir. (O, öyle demişdi:) "Şübhesiz ki ben sizi Allahın azabından apaçık korkutanım. Allahdan başkasına ibadet etmeyin. Hakıykat, ben sizi başınıza acıklı bir günün azabı (gelib çatması) ndan endiyşe ediyorum".

İbni Kesir

Gerçekten Nuh'u da kavmine göndermiştik. Ben, sizin için apaçık bir uyarıcıyım.

Mehmet Alagaş

(25-49) Kesin olan şu ki , biz Nuh’u kavmine gönderdik, kesinlikle ben Allah ’tan başkasına ibadet etmemeniz konusunda size apaçık bir uyarıcıyım, muhakkak ki sizin için acı veren günün azabından korkuyorum. Kavminin kafirlerinin seçkinleri dediler ki , seni benzerimiz bir beşerden başka bir i olarak görmüyoruz ve basit görüşlü, en aşağılarımızdan gözükenlerden başka birilerinin de sana uyduğunu da görmüyoruz , sizin, bizden fazlaca bir artılarınızın olduğunu da görmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz / zannediyoruz. Dedi ki Ey Kavmim; peki sizler şunu da gördünüz mü? eğer ben Rabbimden bir delil üzereysem / burhan üzereysem ve onun yanından da bana bir rahmet verilmişse , bu da sizden gizli tutulmuşsa, siz onu hor görürken / kerih görürken bize lazım mı ki onu size kabul ettirelim. (Siz bize lazım değilsiniz biz size lazımız) ve ey kavmim! sizden bir mal sual etmiyorum. Benim ücretim sadece Allaha aittir, iman edenleri kovacak değilim, m uhakkak ki onlar Rablerine kavuşacaklar ve fakat ben de sizi cahil bir kavim olarak görüyorum, ey kavmim! eğer ki kovarsam Allaha karşı bana kim yardım edebilir ki? O halde hiç düşünmez misiniz? Size Allah’ın hazineleri benim yanımda demiyorum, gaybı da bilemem, ben bi r meleğim de demiyorum, gözlerinizde zelil gördüklerinize Allah, asla hayır vermez de demiyorum , onların kendilerinde ne olduğunu en iyi Allah bilir , kesinlikle ben o vakit zalimlerden olurum. Dedi ki Ey Nuh, bizimle mücadele ettin / cedelleştin, cedelleşmeyi de çoğalttın, vaa t ettiğini, eğer sözüne bağlı isen, bize getir, eğer Allah, isterse onu size getirir, onu siz aciz bırakamazsınız dedi , eğer ki Allah azgınlaşmanızı murad ediyorsa, benim size nasihat murad edipte nasihat vermemin , size bir faydası olmaz , Rabbiniz O dur ve O na ger döneceksiniz. Ayrıca, onu iftara etti mi diyorlar? Deki eğer onu ben uydurmuşsam suçu banadır, işlediğiniz suçlardan ben uzağım / beriyim. Nuh’a vahyedildi ki, kavminden sana iman edenler dışında artık sana iman eden kesinlikle olmayacak. Onların yaptıkları nedeniyle tasalanma / beise düşme, v ahyimizle gözümüzün önünde gemiyi üret / imal et , zalimler hakkında da bizle muhatap olma, muhakkak onlar boğulacaklar . Gemiyi yapıyordu kavminin seçkinleri onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı, eğer bizimle alay ederseniz biz de sizinle, sizin alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz, İlerde, rezil edici azabın, daimî azabın kime geleceğini bileceksiniz. Hatta emrimiz geldiğinde, tandır kaynadığında her bir tür çiftten ikişerli ona taşı dedik, üzerinde sözümüz kayıtlı olanlar ve iman edenler hariç helak ettik, onunla beraber az miktar dışında inanan da olmadı , demir atıp durduğunda ve giderken de / mecra ederken de Allah ’ın ismiyle ona binin, Rabbim muhakkak bağışlayan ve rahimdir dedi, O, onlarla dağlar gibi dalgalar içinde akıyordu Nuh ayrı kenarda bir yerde olan oğluna seslendi ve ey oğlum bizimle beraber bin kafirlerle beraber olma dedi , beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım dedi , bugün rahmet ettiği hariç, Allah'ın emrinden korunma yok dedi ve dalga her ikisinin arasını ayırdı ve boğulanlardan oldu. Yere / arza suyunu emerek yut denildi, zalim kavme de uzak olsunlar denildi. Nuh Rabbine seslendi, oğlum ailemdendi ehlimdendir , senin verdiğin söz gerçektir, sen hakimlerin de en hakimisin dedi, ey Nuh muhakkak o senin ailenden değildi, kesinlikle onun salih olmayan ameli vardı, benden sende bilgisi / ilmi olmayan şeyi sual etme / isteme, kesinlikle ben sana cahillerden olmamanı öğüt veririm / vaaz ederim dedi. Rabbim, ilmi bende olmayan şeyi sana sual etmekten sana sığınırım, eğer ki beni bağışlamaz ve de esirgemezsen hasara uğrarım / hüsran olurum dedi. Ey Nuh bizden sana ve seninle beraber olan ümmetler için bir esenlik ve bereket ile in denildi. O ümmetleri geçindireceğiz sonra da onlara acıtıcı / elim bir azap onlara dokunacak / temas edecek. Bunlar gaybın haberleridir onu sana vahyediyoruz. Sen ve de kavmin bundan önce leri bunu biliyor değildin, sabret, sonuç / akıbet sakınanların / muttakilerindir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Andolsun, biz Nûh’u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: ''Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.''

Süleyman Ateş

Andolsun biz Nuh'u da kavmine gönderdik: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz Nuh'u, kendi halkına elçi gönderdik; "Ben sizin için doğruları açıklayan bir uyarıcıyım" dedi.

Şaban Britch

Nuh’u halkına göndermiştik: Ben sizler için açık bir uyarıcıyım (dedi).

Şaban Piriş

(25-26) Nuh'u halkına göndermiştik: -Ben, Allah'tan başkasına kulluk etmeyesiniz diye size, açık bir uyarıcıyım. Ben, acı bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum.

Yaşar Nuri Öztürk

Andolsun biz, Nuh'u da toplumuna resul olarak göndermiştik. "Ben sizin için açık bir uyarıcıyım."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

We sent Nuh to his People with a divine message imparting knowledge of some particular fact and imbued with some graceful and specific attribute, he said to them: "My people I stand manifest of authority delegated to me by Allah, the Creator, to give you a cautionary notice with regard to your system of faith and worship".

Abdul Haleem

We sent Noah to his people to say, ‘I have come to you to give a clear warning:

Abdullah Yusuf Ali

We sent Noah to his people (with a mission): "I have come to you with a Clear Warning:

Abul A'la Maududi

(Such were the circumstances) when We sent forth Noah to his people. dipnot 1 (He said): 'I have been sent to you to warn you plainly

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    ( E.Ns 47-50 of Surah Al-Aaraf )should be kept in view.

Aisha Bewley

We sent Nuh to his people: ‘I am a clear warner to you.

Al-Hilali & Khan

And indeed We sent Nûh (Noah) to his people (and he said): "I have come to you as a plain warner."

Ali Quli Qarai

Certainly We sent Noah to his people [to declare]: ‘Indeed I am a manifest warner to you,

Amatul Rahman Omar

And (similar were the circumstances when) We sent Noah to his people (and he said), `Verily, I am a plain Warner to you.

Arthur John Arberry

And We sent Noah to his people: 'I am for you a warner, and a bearer of good tidings:

Bijan Moeinian

I sent Noah to his people [as my Messenger. ] He said: "I have come to you with a plain warning."

E. Henry Palmer

We did send Noah unto his people, 'Verily, I am to you an obvious warner;

Edip-Layth

We had sent Noah to his people: "I am to you a clear warner!"

George Sale

We formerly sent Noah unto his people; and he said, verily I am a public preacher unto you;

Hamid S. Aziz

The similitude of the two parties is as the blind and the deaf (on the one hand), and the seeing and the hearing (on the other); are they equal in similitude? Will you not then take heed?

Mahmoud Ghali

And indeed We already sent Nûh (Noah) to his people (saying), "Surely I am for you an evident warner.

Marmaduke Pickthall

And We sent Noah unto his folk (and he said): Lo! I am a plain warner unto you.

Mohamed Ahmed - Samira

We sent Noah to his people (and he said): "I give you a clear warning.

Muhammad Asad

AND INDEED, [it was with the same message that] We sent forth Noah unto his people: "Behold, I come unto you with the plain warning

Mustafa Khattab

Surely We sent Noah to his people. ˹He said,˺ "Indeed, I am sent to you with a clear warning

Progressive Muslims

And We had sent Noah to his people: "I am to you a clear warner!"

Rashad Khalifa

We sent Noah to his people, saying, "I come to you as a clear warner.

Sahih International

And We had certainly sent Noah to his people, [saying], " Indeed, I am to you a clear warner

Sam Gerrans

And We sent Noah to his people: “I am to you a clear warner,

Shabbir Ahmed

We sent Noah to his folk and he declared, "Behold, I come to you with a plain warning. "

Syed Vickar Ahamed

And indeed, We sent Nuh (Noah) to his people (with a message, and he said): "I have come to you with a clear Warning:

Taqi Usmani

We sent NūH to his people (saying to them): "I am here to warn you

The Monotheist Group

And We had sent Noah to his people: "I am to you a clear warner!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 25. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 25. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 25. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩