Diyanet İşleri
Melekler, "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layıktır, şanı yücedir." dediler.
Hûd suresi
Hûd suresi, 73. ayet. قَالُوٓا۟ أَتَعْجَبِينَ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ رَحْمَتُ ٱللَّهِ وَبَرَكَٰتُهُۥ عَلَيْكُمْ أَهْلَ ٱلْبَيْتِ إِنَّهُۥ حَمِيدٌ مَّجِيدٌ
ḳâlû eta`cebîne min emri-llâhi raḥmetü-llâhi veberakâtühû `aleyküm ehle-lbeyt. innehû ḥamîdüm mecîd.
Melekler, "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layıktır, şanı yücedir." dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim'e gelen elçiler Hûd 69–76 3
Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lut kavmine gönderildik."
İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.
Karısı, "Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!" dedi.
Melekler, "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layıktır, şanı yücedir." dediler.
İbrahim'in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lut kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı.
Çünkü İbrahim çok içli ve Allah'a yönelen bir kimseydi.
Elçilerimiz, "Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
73. “Allah’ın işine mi şaşıyorsun?” Çünkü O’nun işine hayret etmeyi gerektirecek bir taraf yoktur. O’nun kusursuz meşieti her şeyi kuşatmıştır. O’nun kudreti açısından bu, şaşılacak bir iş değildir. Özellikle de şu mübarek hanenin halkı olan kimseler hakkında gerçekleştireceği şeyler için bu, böyledir.
“Allah’ın rahmeti ve bereketleri üzerinizdedir, ey hane halkı!” Yani Allah’ın rahmeti, ihsanı ve bereketleri üzerinizden eksik olmasın. Bereket ise Allah’ın hayır ve ihsanının bol bol olması, ilâhi hayırların onları bulması demektir. “Şüphe yok ki O, Hamîddir” sıfatları övülendir. Çünkü O’nun bütün sıfatları kemal sıfatlarıdır. Fiilleri de övülendir. Çünkü O’nun fiilleri ihsandır, cömertliktir, iyiliktir, hikmettir, adalettir. “Mecîddir.” Mecid olmak, sıfatların azametli ve kapsamlı olması demektir. Bütün kemal sıfatları yalnız O’nundur. O, bütün kemal sıfatların en mükemmeline, en eksiksiz ve en kapsamlı olanına sahiptir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sâre, müjdelendiği şeyden dolayı şaşırınca melekler ona şöyle dedi: Allah'ın kaza ve kaderine şaşırıyor musun? Allah'ın bunun gibi şeyleri yapmaya kadir olduğu senin gibi bir kimseden gizli kalmış olamaz. -Ey İbrahim'in ev halkı!- Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizedir. Şüphesiz ki O, sıfatlarında ve fiillerinde övülmeye layıktır, övgü ve yücelik sahibidir.
Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kök: عجب (27 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Karısı, "Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!" dedi.
Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kök: برك (32 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
Onu da İshak'ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.
Aynı kıssa: Hz. İshak · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim
İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.
Aynı kök: عجب (27 geçiş) · Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Ortak kavram: Hamd
Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: حمد (68 geçiş) · Ortak kavram: Hamd
"Hamd, iyice yaşlanmış iken bana İsmail'i ve İshak'ı veren Allah'a mahsustur. Şüphesiz Rabbim duayı işitendir."
Aynı kök: مجد (4 geçiş)
(1-2) Kaf. Şerefli Kur'an'a andolsun ki kafirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: "Bu tuhaf bir şeydir!"
Aynı kök: مجد (4 geçiş)
Arş'ın sahibidir, şanı yüce olandır.
Aynı kök: مجد (4 geçiş)
Hayır, o (yalanlamakta oldukları kitap) şanı yüce bir Kur'an'dır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Melekler şu) cevabı vermişlerdi: "Allah'ın emrine şaşıyor musun? Ey ev halkı! dipnot 1 Allah'ın merhameti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. Şüphesiz ki O övülmeye layıktır, yücedir."
Onlar "Sen Allah'ın emrini garip mi karşılıyorsun?" dediler; "Allah'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun ey hane halkı, kuşku yok ki O'dur hamde en layık olan, O'dur yüceler yücesi!"
"Allah'ın dilediğini gerçekleştirmesini mi yadırgıyorsun?" dediler, "Allah'ın rahmet ve bereketi sizin üzerinize olsun ey bu evin insanları, (hemen hatırlayın ki,) her zaman her övgüye layık olan O'dur; şanı çok yüce olan O!"
Dediler ki: "Allah'ın hükmüne mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerinizdedir ey hane halkı! Muhakkak ki O, Hamiyd'dir, Meciyd'dir. "
Dediler ki: "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir, ey ev halkı şüphesiz O, övülmeye layık olandır, Mecid'tir."
(Melekler) dediler ki: Allah'ın emrine şaşıyor musun? Ey ev halkı! Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. Şüphesiz ki O, övülmeye lâyıktır, iyiliği boldur.
Dediler ki: "Allah'ın buyruğuna mı şaşırıyorsun? Allah'ın rahmeti ve ongunluğu üzerinize olsun; ey ev halkı! Kuşkusuz, O, Övgülere Yaraşandır; Şanı Yücedir!"
Melekler dediler ki: "Allah'ın emrine şaşıyor musun? Ey ev halkı! Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. Şüphesiz ki O, övülmeye layıktır; iyiliği boldur."
"ALLAH'ın işine mi şaşıyorsun" dediler, "ALLAH'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizedir ey ev halkı. O Övgüye En Layıktır, Yücelerin Yücesidir."
'ALLAH'ın işine mi şaşıyorsun,' dediler, 'ALLAH'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizedir ey ev halkı. O Övgüye En Layıktır, Yücelerin Yücesidir.'
Elçiler: "Sen Allah'ın işine mi şaşıyorsun ? Allah'ın rahmeti ve bereketi var üzerinizde ey ev halkı, şüphe yok ki, O, övülmeye layık ve lütfü çok olandır." dediler.
Sen, dediler: Allahın emrinden taacüb mü ediyorsun? Allahın rahmeti ve berekatı var üzerinizde ey ehli beyt! Şübhe yok ki o bir hamiddir meciddir
"Allah'ın takdirine hayret mi ediyorsun!" dediler. "Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizedir ey ev halkı. O, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır, İyiliği Bol Olan'dır."
"Allah'ın takdirine hayret mi ediyorsun!" dediler. Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizedir ey ev halkı. O, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır, İyiliği Bol Olan'dır.
"Allah'ın takdirine hayret mi ediyorsun!" dediler. Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizedir ey ev halkı. O, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır, İyiliği Bol Olan'dır.
Dediler ki: "Tanrı'nın buyruğuna mı şaşıyorsun? Tanrı'nın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir, ey ev ehli şüphesiz O, övülmeye layık olandır, Mecid'tir."
(Elçi melekler): "Allahın emrine mi şaşıyorsun? Ey ehl-i beyt, Allahın rahmeti, bereketleri sizin üzerinizdedir. Şübhe yok ki, O, asıl hamde layık, hayr-u ihsanı çok olandır" dediler.
Dediler ki: Allah'ın işine mi şaşarsın ey evin hanımı? Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizedir. Muhakkak ki O, Hamid'dir, Mecid'dir.
(69-83) Kesin olan şu ki, e lçilerimiz İbrahim’e müjdeyle geldi, selam dediler, o da selam dedi , hemencecik kızarmış bir buzağı getirdi, ellerinin ona uzanamadığını görünce onlardan hoşlanmadı ve bir korku hissetti , korkma dediler muhakkak ki biz Lut kavmine gönderildik. (Lut ve İbrahim zamandaş Resuller) Ayakta duran karısı, biz ona İshak’ı ve İshak’ın ardından da Yakub’u / İsrail’i m üjdelediğimizde güldü. (Oğlu ve torunu şimdiden isimleri ile Sare annemize bildirildi.) Vay bana ki, ben, yaşlı bir kadınım / acuzum ve kocamda yaşlı bir adam / şeyh bir adam, kesinlikle bu şaşırılacak / acayip bir şey dedi. Allah’ın işine mi şaşırıyorsunuz? Ev halkı, Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizedir, Muhakkak ki O övülendir, şanlıdır dediler. İbrahim ise ürküntüsü gittiğinde ve müjde gel ince, bizimle Lut kavmi hakkında mücadele etti. Muhakkak ki İbrahim yumuşak tabiatlı, ah edip inleyen, gönülden yönelip bağlanan biriydi. Ey İbrahim sen bu işe arkanı dön / bu işle ilgilenme, m uhakkak ki O, Rabbi nin kesin bir emirdir, kesinlikle onlara geri çevrilmesi imkânsız / reddedilemeyecek bir azap gelecektir dediler. Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde yüzü onlardan sebep sıkıldı, gönlü dara düştü ve bu, zor bir gündür dedi, (haberi duyan) kavmi aceleyle ona geldiler, bundan önce de kötülük yapıyorlardı, Ey Kavmim işte bunlar kızlarım onlar sizler için daha temizdir , Allah’tan sakının beni misafirlerimin yanında üzmeyin, içinizde yetişkin / reşit biri yok mu? dedi, dediler ki sen bilirsin ki bizim kızlarında bir hakkımız yok ve sen bizim dileğimizin / muradımızın ne olduğunu kesinlikle biliyorsun, keşke size karşı bir kuvvetim, yahut sığınabileceğim şiddetli bir dayanağım olsaydı dedi, e y Lut dediler , biz Rabbinin elçileriyiz, onlar asla sana ulaşamazlar / musallat olamazlar, gecenin bir kısmında yakın çevreni / ehlini al ve çıkıp git , karın hariç bir kişi dahi geride bırakma, Ona / karına isabet edecek olan kesinlikle isabet edecektir , Onlara vaat edilen ise sabah leyin olacaktır , sabahsa pek yakın değil mi dir? Emrimiz geldiği vakit onları alt üst ettik, Rabbinin katından işaretlenmiş / kodlanmış salkım salkım siccilden taşlar yağdırdık, işte onlar / işte taşlar, zalimlerden uzakta değiller.
Melekler: “Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye lâyıktır, şanı yücedir.” dediler.
Dediler ki: "Allah'ın işine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir, ey ev halkı! O, övülmeğe layıktır, iyiliği boldur."
(Elçiler) Dediler ki: "Allah'ın işine mi şaşıyorsun? Ey İbrahim'in hane halkı! Allah'ın ikramı ve bereketi sizin üstünüzdedir. O, her şeyi güzel yapar, pek yücedir dipnot 1 ."
Dediler ki "Allah'ın işine mi şaşıyorsun? Ey İbrahim ailesi! Allah'ın ikramı ve bereketi sizin üstünüzdedir. O, her şeyi güzel yapar, pek yücedir."
Sen Allah’ın işine mi şaşırıyorsun? Dediler. Ey evin halkı! Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizdedir. Şüphesiz, O Hamid'dir, Mecid'dir.
-Sen Allah'ın işine mi şaşırıyorsun? dediler, Ey evin halkı, Allah'ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizdedir. Şüphesiz, övgüye layık ve eşsiz cömert O'dur.
Dediler ki: "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketleri üzerinizdedir ey ev halkı! O Hamid'dir, Mecid'dir."
"Do you marvel" "said the Messengers, at the divine command proceeding from Allah! Allah's mercy and blessings be upon you and may all grace be made to abound in you people of the house of Prophethood. " Allah is indeed worthy of all praise. He is the final cause of creation and the highest aim of intelligent creatures.
They said, ‘Are you astonished at what God ordains? The grace of God and His blessings be upon you, people of this house! For He is worthy of all praise and glory.’
They said: "Dost thou wonder at Allah's decree? The grace of Allah and His blessings on you, o ye people of the house! for He is indeed worthy of all praise, full of all glory!"
They said: 'Do you wonder at Allah's decree? dipnot 1 Allah's mercy and His blessings be upon you, O people of the house. Surely, He is Praiseworthy, Glorious.'
They said, ‘Are you astonished at Allah’s command? May Allah’s mercy and His blessings be upon you, People of the House! He is Praiseworthy, All-Glorious. ’
They said: "Do you wonder at the Decree of Allâh? The Mercy of Allâh and His Blessings be on you, O the family [of Ibrâhîm (Abraham)]. Surely, He (Allâh) is All-Praiseworthy, All-Glorious."
They said, ‘Are you amazed at Allah’s dispensation? [That is] Allah’s mercy and His blessings upon you, members of the household. Indeed He is all-laudable, all-glorious.’
They (- Our messengers) said, `Do you marvel at the decree of Allâh? Members of this house! the mercy of Allâh and His blessings are upon you. Surely, He is the Lord of all praise, Owner of all glory.'
They said, 'What, dost thou marvel at God's command? The mercy of God and His blessings be upon you, O people of the House! Surely He is All-laudable, All-glorious. '
The angels replied: "Do you doubt the power of God? He has decided to shower you and your family with His blessings and mercy. The Lord is indeed Praiseworthy and Glorious."
They said, ' Dost thou wonder at the bidding of God? God's mercy and blessings upon you, ye people of the house! Verily, He is to be praised and glorified. '
They said, "Do you wonder at the decree of God? God's Compassion and Blessings are upon you O people of the sanctuary. He is Praiseworthy, Glorious."
The angels answered, dost thou wonder at the effect of the command of God? The mercy of God and his blessings be upon you, the family of the house: For He is praiseworthy, and to be glorified.
Said she, "Alas for me! Shall I bear a son when I am an old woman, and this husband of mine an old man? Verily, this is a strange thing!"
They said, "Do you wonder at the Command of Allah? The mercy of Allah and His blessings be upon you, O population (1) of the Home! Surely He is Ever-Praiseworthy, Ever-Glorious. "
They said: Wonderest thou at the commandment of Allah? The mercy of Allah and His blessings be upon you, O people of the house! Lo! He is Owner of Praise, Owner of Glory!
"Why are you surprised at the command of God? God's mercy and blessings be upon you, O members of this household," they said. "Verily He is worthy of praise and glory."
Answered [the messengers]: "Dost thou deem it strange that God should decree what He wills? The grace of God and His blessings be upon you, O people of this house! Verily, ever to be praised, sublime is He!"
They responded, "Are you astonished by Allah’s decree? May Allah’s mercy and blessings be upon you, O people of this house. Indeed, He is Praiseworthy, All-Glorious."
They said: "Do you wonder at the decree of God God's Mercy and Blessings are upon you O people of the sanctuary. He is Praiseworthy, Glorious."
They said, "Do you find it strange for GOD? GOD has bestowed His mercy and blessings upon you, O inhabitants of the shrine. He is Praiseworthy, Glorious."
They said, "Are you amazed at the decree of Allah ? May the mercy of Allah and His blessings be upon you, people of the house. Indeed, He is Praiseworthy and Honorable."
They said: “Dost thou marvel at the command of God? The mercy of God and His blessings be upon you, people of the house; He is praiseworthy and glorious.”
Answered the Messengers, "Do you wonder about Allah's Command? May Allah's Grace and Blessings be upon you, O dwellers of the house! Verily the Owner of all Praise, Sublime is He!"
They said: "Do you wonder at Allah’s Command? The Grace of Allah and His blessings be on you, O you people of the house! For He is truly worthy of all Praise (Hameed), full of all Glory (Majeed)!"
They said, "Do you marvel at Allah’s command? Allah’s mercy and His blessings have always been upon you, O people of the house. Surely, He is Praiseworthy, Glorious."
They said: "Do you wonder at the decree of God? The mercy of God and blessings are upon you O people of the Sanctuary. He is Praiseworthy, Glorious."