Diyanet İşleri
Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lut kavmine gönderildik."
Hûd suresi
Hûd suresi, 70. ayet. فَلَمَّا رَءَآ أَيْدِيَهُمْ لَا تَصِلُ إِلَيْهِ نَكِرَهُمْ وَأَوْجَسَ مِنْهُمْ خِيفَةً قَالُوا۟ لَا تَخَفْ إِنَّآ أُرْسِلْنَآ إِلَىٰ قَوْمِ لُوطٍ
felemmâ raâ eydiyehüm lâ teṣilü ileyhi nekirahüm veevcese minhüm ḫîfeh. ḳâlû lâ teḫaf innâ ürsilnâ ilâ ḳavmi lûṭ.
Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lut kavmine gönderildik."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim'e gelen elçiler Hûd 69–76 3
Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semud kavmi Rablerini inkar etti. (Yine) biliniz ki Semud kavmi Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.
Andolsun, elçilerimiz (melekler), İbrahim'e müjde getirip "Selam sana!" dediler. O, "Size de selam" dedi ve kızartılmış bir buzağı getirmekte gecikmedi.
Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lut kavmine gönderildik."
İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.
Karısı, "Vay başıma gelenler! Ben bir kocakarı ve bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Gerçekten bu, çok şaşılacak bir şey!" dedi.
Melekler, "Allah'ın emrine mi şaşıyorsun? Allah'ın rahmeti ve bereketi size olsun ey (peygamber ocağının) ev halkı! Şüphesiz O, övülmeye layıktır, şanı yücedir." dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
70. “Ona” yani kendilerine ikram ettiği dana etine “ellerini uzatmadıklarını görünce onları yadırgadı ve içinde onlardan ötürü bir korku duydu.” Onların kendisine kötülük yapmak için ve hoşuna gitmeyecek bir maksat ile geldiklerini zannetti. Bu, onların gerçek durumlarını bilmeden önce olmuştu. “Dediler ki: “Korkma, biz Lût kavmine gönderildik.” Yani bizler Allah’ın elçileriyiz, Allah bizleri Lut kavmini helak etmek için gönderdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İbrahim -aleyhisselam- onların ellerinin kızartılmış buzağıya doğru uzanmadığını ve ondan yemediklerini görünce bunu yadırgadı ve içinde bundan dolayı korktuğunu gizledi. Melekler, İbrahim'in kendilerinden korktuğunu görünce şöyle dediler: Bizden korkma! Yüce Allah, bizleri, kendilerini azap (helak) etmemiz için Lût kavmine gönderdi.
Aynı kök: وجس (3 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: خوف (124 geçiş)
(Yemediklerini görünce) onlardan İbrahim'in içine bir korku düştü. Onlar, "korkma" dediler ve onu bilgin bir oğul ile müjdelediler.
Aynı kök: وجس (3 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Bunun üzerine Musa, içinde bir korku hissetti.
Aynı kök: وصل (12 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Onlar, Allah'ın riayet edilmesini emrettiği haklara riayet eden, Rablerine saygı besleyen ve kötü hesaptan korkanlardır.
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Kavmi onunla tartışmaya girişti. Dedi ki: "Beni doğru yola iletmişken, Allah hakkında benimle tartışmaya mı kalkışıyorsunuz? Hem sizin O'na ortak…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
"Allah'ın, size, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden ne diye…
Aynı kıssa: Hz. İbrâhim · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
"Babacığım! Doğrusu ben, sana, çok esirgeyici Rahman tarafından bir azabın dokunmasından, böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum."
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
"Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan…
Aynı kök: يدي (120 geçiş) · Aynı kök: خوف (124 geçiş) · Ortak kavram: Korku (Havf)
Ey iman edenler! Andolsun, Allah sizleri, ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği av(lar) ile elbette deneyecek ki, görmediği halde kendisinden…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgamış ve onlardan dolayı içine bir korku düşmüştü. dipnot 1 (Elçiler de ona) "Korkma! dipnot 2 Biz Lut kavmine gönderildik." demişlerdi.
Fakat ellerinin ona uzanmadığını görünce onları yadırgadı ve onlardan yana içini bir korku ve endişe kapladı. Onlar dedi ki: "Endişeye mahal yok, çünkü biz Lut kavmi için gönderildik!"
Fakat ellerinin yemeğe gitmediğini görünce onların bu davranışı tuhafına gitti; onlardan yana içine bir korku düştü. (Ama) onlar: "Korkma! Biz Lut kavmine gönderildik" dediler.
Ancak (Rasullerin) ellerini sürmediklerini görünce onları yadırgadı ve onlardan (acaba düşman mı) korkusunu hissetti. . . "Korkma! Biz gerçekten Lut halkı için irsal olunduk" dediler.
Ellerinin ona uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı ve içine bir tür korku düştü. Dediler ki: "Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik."
Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku düştü. Dediler ki: Korkma! (biz melekleriz). Lût kavmine gönderildik.
Ellerini uzatmadıklarını görünce, Onları yadırgadı ve Onlardan bir korku duydu. "Korkma!" dediler; "Biz, Lut toplumuna gönderildik!"
Yemeğe ellerini uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içine bir korku girdi. "Korkma! Biz melekleriz; Lut kavmine gönderildik"dediler.
Ellerinin ona uzanmadığını görünce, durumlarını beğenmedi; içine bir korku düştü. "Korkma" dediler, "Biz Lut'un halkına gönderilmiş bulunuyoruz."
Ellerinin ona uzanmadığını görünce, durumlarını beğenmedi; içine bir korku düştü. 'Korkma,' dediler, 'Biz Lut'un halkına gönderilmiş bulunuyoruz.'
Ona ellerini uzatmadıklarını görünce kendilerini yadırgadı ve içinde onlara karşı bir korku duydu. Onlar: "Korkma, zira biz Lut kavmine gönderildik!" dediler.
Baktı ki ona ellerini uzatmıyorlar o vakıt bunları acaib gördü ve içinde onlardan bir nevi' korku duydu. Dediler, "korkma çünkü biz Lut kavmine gönderildik",
Ona ellerini uzatmadıklarını görünce, onlardan kuşkulanıp korkuya kapıldı. "Korkma! Biz Lut halkına gönderildik." dediler.
Ona ellerini uzatmadıklarını görünce, onlardan kuşkulanıp korkuya kapıldı. "Korkma! Biz Lut halkına gönderildik." dediler.
Ona ellerini uzatmadıklarını görünce, onlardan kuşkulanıp korkuya kapıldı. "Korkma! biz Lut kavmine gönderildik." dediler.
Ellerinin ona uzanmadığını görünce (İbrahim durumdan) hoşlanmadı / yadırgadı (nekirehüm)ve içine bir tür korku düştü. Dediler ki: "Korkma. Biz Lut kavmine gönderildik."
(İbrahim), ellerinin buna uzanmadığını görünce onları (n durumundan) hoşlanmadı, onlardan kalbine bir nev'i korku gizledi. Onlar: "Korkma, dediler, çünkü biz Luut kavmine gönderildik".
Ellerinin ona uzanmadığını görünce, durumlarını beğenmedi ve içine korku düştü. Korkma, biz Lut kavmine gönderildik, dediler.
(69-83) Kesin olan şu ki, e lçilerimiz İbrahim’e müjdeyle geldi, selam dediler, o da selam dedi , hemencecik kızarmış bir buzağı getirdi, ellerinin ona uzanamadığını görünce onlardan hoşlanmadı ve bir korku hissetti , korkma dediler muhakkak ki biz Lut kavmine gönderildik. (Lut ve İbrahim zamandaş Resuller) Ayakta duran karısı, biz ona İshak’ı ve İshak’ın ardından da Yakub’u / İsrail’i m üjdelediğimizde güldü. (Oğlu ve torunu şimdiden isimleri ile Sare annemize bildirildi.) Vay bana ki, ben, yaşlı bir kadınım / acuzum ve kocamda yaşlı bir adam / şeyh bir adam, kesinlikle bu şaşırılacak / acayip bir şey dedi. Allah’ın işine mi şaşırıyorsunuz? Ev halkı, Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinizedir, Muhakkak ki O övülendir, şanlıdır dediler. İbrahim ise ürküntüsü gittiğinde ve müjde gel ince, bizimle Lut kavmi hakkında mücadele etti. Muhakkak ki İbrahim yumuşak tabiatlı, ah edip inleyen, gönülden yönelip bağlanan biriydi. Ey İbrahim sen bu işe arkanı dön / bu işle ilgilenme, m uhakkak ki O, Rabbi nin kesin bir emirdir, kesinlikle onlara geri çevrilmesi imkânsız / reddedilemeyecek bir azap gelecektir dediler. Elçilerimiz Lut'a geldiklerinde yüzü onlardan sebep sıkıldı, gönlü dara düştü ve bu, zor bir gündür dedi, (haberi duyan) kavmi aceleyle ona geldiler, bundan önce de kötülük yapıyorlardı, Ey Kavmim işte bunlar kızlarım onlar sizler için daha temizdir , Allah’tan sakının beni misafirlerimin yanında üzmeyin, içinizde yetişkin / reşit biri yok mu? dedi, dediler ki sen bilirsin ki bizim kızlarında bir hakkımız yok ve sen bizim dileğimizin / muradımızın ne olduğunu kesinlikle biliyorsun, keşke size karşı bir kuvvetim, yahut sığınabileceğim şiddetli bir dayanağım olsaydı dedi, e y Lut dediler , biz Rabbinin elçileriyiz, onlar asla sana ulaşamazlar / musallat olamazlar, gecenin bir kısmında yakın çevreni / ehlini al ve çıkıp git , karın hariç bir kişi dahi geride bırakma, Ona / karına isabet edecek olan kesinlikle isabet edecektir , Onlara vaat edilen ise sabah leyin olacaktır , sabahsa pek yakın değil mi dir? Emrimiz geldiği vakit onları alt üst ettik, Rabbinin katından işaretlenmiş / kodlanmış salkım salkım siccilden taşlar yağdırdık, işte onlar / işte taşlar, zalimlerden uzakta değiller.
Ellerinin buna uzanmadığını görünce, onlardan çekindi ve kalbine bir korku girdi. Onlar (onun bu halini görünce): "Korkma, biz Lût kavmi için gönderildik." dediler.
Ellerinin buzağıya uzanmadığını görünce durumlarını beğenmedi ve onlardan ötürü içinde bir korku duydu. "Korkma, dediler, biz Lut kavmine gönderildik."
Ona (buzağıya) el sürmediklerini görünce onları yadırgadı ve onların bu halinden dolayı bir korku hissetti. Onlar, "Korkma" dediler: "Biz, Lut halkına gönderildik dipnot 1 ."
Ona el sürmediklerini görünce şaşırdı kaldı; onlardan korktuğunu saklayamadı dipnot 1 . "Korkma" dediler; "Bizler Lut halkına gönderildik."
Ellerini ona uzatmadıklarını görünce onları yadırgadı ve içine bir korku düştü. Korkma, dediler. Biz, Lût halkına gönderildik.
Ellerini ona uzatmadıklarını görünce durumları hoşuna gitmedi ve içine bir korku düştü. -Korkma, dediler. Biz, Lut halkına gönderildik."
Ellerinin ona ulaşmadığını görünce onlardan işkillendi. Ve kendilerinden ürpermeye başladı. "Korkma, dediler, biz Lut kavmine gönderildik."
But when he noticed that they did not stretch out their hands to eat, back he recoiled apprehensive and pervaded with fear. They consoled him and in good will they said to him: "Do not be afraid; we have been sent to those sinful people of Lut(Lot)".
When he saw that their hands did not reach towards the meal, he found this strange and became afraid of them. But they said, ‘Do not be afraid. We have been sent against the people of Lot.’
But when he saw their hands went not towards the (meal), he felt some mistrust of them, and conceived a fear of them. They said: "Fear not: We have been sent against the people of Lut."
When he perceived that their hands could not reach it, he mistrusted them, and felt afraid of them. dipnot 1 They said: 'Do not be afraid. We have been sent to the people of Lot. dipnot 2
When he saw that their hands were not reaching for it, he suspected them and felt afraid of them. They said, ‘Have no fear! We have been sent to the people of Lut.’
But when he saw their hands went not towards it (the meal), he mistrusted them, and conceived a fear of them. They said: "Fear not, we have been sent against the people of Lût (Lot)."
But when he saw their hands not reaching for it, he took them amiss and felt a fear of them. They said, ‘Do not be afraid. We have been sent to the people of Lot.’
But when he saw that their hands did not extend to that (meal) he considered it strange on their part and apprehended evil from them. They said, `Have no fear for we have been sent to the people of Lot.'
And when he saw their hands not reaching towards it, he was suspicious of them and conceived a fear of them. They said, 'Fear not; we have been sent to the people of Lot.'
When Abraham saw that they did not extend their hands to eat, he became suspicious and fear overtook him. They said: "Do not be afraid; we are on our way to visit the people of Ad."
But when he saw that their hands reached not thereto, he could not understand them, and harboured fear of them. They said, 'Fear not. Verily, we are sent unto the people of Lot.'
But when he saw that their hands did not go towards it, he mistrusted them, and felt a fear of them. They said, "Have no fear, we have been sent to the people of Lot."
And when he saw that their hands did not touch the meat, he misliked them, and entertained a fear of them. But they said, fear not: For we are sent unto the people of Lot.
Our messengers came unto Abraham with Glad Tidings. They said, "Peace!" He answered, "Peace be it!" and did not delay to bring the roasted calf.
So, as soon as he saw their hands not getting to it, he disclaimed them and entertained a fright of them. They said, "Do not fear (anything); surely we have been sent to the people of Lût."
And when he saw their hands reached not to it, he mistrusted them and conceived a fear of them. They said: Fear not! Lo! we are sent unto the folk of Lot.
When they did not stretch their hands towards it he became suspicious and afraid of them. They said: "Do not be afraid. We have been sent to the people of Lot."
But when he saw that their hands did not reach out towards it, he deemed their conduct strange and became apprehensive of them. [But] they said: "Fear not! Behold, we are sent to the people of Lot.
And when he saw that their hands did not reach for the food, he became suspicious and fearful of them.[1] They reassured ˹him˺, "Do not be afraid! We are ˹angels˺ sent ˹only˺ against the people of Lot."
But when he saw that their hands did not go towards it, he mistrusted them, and he began to have fear of them. They said: "Have no fear, we have been sent to the people of Lot."
When he saw that their hands did not touch it, he became suspicious and fearful of them. They said, "Do not be afraid, we are being dispatched to the people of Lot."
But when he saw their hands not reaching for it, he distrusted them and felt from them apprehension. They said, "Fear not. We have been sent to the people of Lot."
And when he saw their hands reaching not towards it, he was suspicious of them, and conceived a fear from them. They said: “Fear thou not; we have been sent to the people of Lot.”
But when he saw that their hands did not reach out towards it, he deemed their conduct strange and became apprehensive of them. But they said, "Fear not! Behold, we are sent to the people of Lot." (Abraham was apprehensive thinking the visitors refusing hospitality might have aggressive intentions, but in fact they were hurrying to Lot).
But when he saw their hands did not go to (the food), he felt a little distrust towards them, and became fearful of them. They said: "Do not fear: We have been sent against the people of Lut (Lot)."
So, when he noticed their hands not acceding to it, he found them strange and felt scared of them. They said, "Be not scared. We have been sent to the people of LūT."
But when he saw that their hands did not go towards it, he mistrusted them, and he began to have fear of them. They said: "Have no fear, we have been sent to the people of Lot."