Hûd suresi

Hûd suresi, 116. ayet

Hûd suresi, 116. ayet. فَلَوْلَا كَانَ مِنَ ٱلْقُرُونِ مِن قَبْلِكُمْ أُو۟لُوا۟ بَقِيَّةٍ يَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْفَسَادِ فِى ٱلْأَرْضِ إِلَّا قَلِيلًا مِّمَّنْ أَنجَيْنَا مِنْهُمْ وَٱتَّبَعَ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مَآ أُتْرِفُوا۟ فِيهِ وَكَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

felevlâ kâne mine-lḳurûni min ḳabliküm ülû beḳiyyetiy yenhevne `ani-lfesâdi fi-l'arḍi illâ ḳalîlem mimmen enceynâ minhüm. vettebe`a-lleẕîne żalemû mâ ütrifû fîhi vekânû mücrimîn.

Diyanet İşleri

Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkar kimseler oldular.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 113–119 · surenin 116. ayeti / 123

Konu Namaz; öncekilerden öğüt; "bekleyin, biz de bekleriz" Hûd 114–123 3

  1. Hûd 113

    Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.

  2. Hûd 114

    (Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.

  3. Hûd 115

    Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez.

  4. 116

    Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkar kimseler oldular.

  5. Hûd 117

    Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez.

  6. Hûd 118–119

    (118-119) Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım" sözü kesinleşti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

116. Yüce Allah, daha önce peygamberleri yalanlayan ümmetlerin helâk edildiğini ve birçoğunun hatta kitap ehlinin bile saptıklarını bildirmişti ki bu, dinlerin ortadan kalkıp yok olmalarını gerektiren bir husustur. Burada da Allah, geçmiş nesiller arasında hidâyete davet eden, fesada ve helâke götüren şeylerden alıkoyan, bu çalışmaları sonucunda da birtakım faydalar sağlayan ve bu sayede dinlerin varlıklarını sürdürme imkanı bulduğu hayır ehli birtakım kimselerin bulunması gerektiğini ama ne var ki öyle olmadığını, böyle kimselerin sayıca çok az olduklarını bildirmektedir. Az sayıdaki bu kimseler de peygamlere tâbi olmaları, onların dinlerini ayakta tutmaları ve Allah’ın onlar vasıtası ile delili ortaya koymasını sonucu kurtulmuşlardır. Bu da helâk olan apaçık bir delile dayanarak helâk olsun, hayatta kalan da apaçık bir delile dayanarak hayatta kalsın diyedir. Ama “zalimlerse kendilerine verilen refahın ardına düştüler.” İçinde bulundukları nimete, refaha uydular ve bunun yerine başka bir şey arayışına girmediler “ve günahkâr oldular.” İçinde bulundukları refaha uymakla zalim kimseler oldular. Bundan dolayı onlara azap hak oldu ve azap onları kökten imha etti.

Bu buyrukta bu ümmet arasında insanların bozduklarını düzelten, Allah’ın dinini uygulayan, sapanları hidâyete davet eden, eziyetlerine sabreden, körlüklerinden kurtarıp basiretlerinin açılmasını sağlamaya çalışan akıl sahibi ıslah edicilerin olmasına teşvik vardır. Böyle bir konum da rağbet edenlerin arzulayacakları en üstün konumdur. Bu konumda olan bir kimse, dinde -amelini yalnızca alemlerin Rabbine halis kılması şartı ile- imam/önder olur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Sizden önce azaba uğramış ümmetlerden fazilet ve iyilik sahibi olanlar o ümmetleri küfürden ve günah işleyerek yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoyamazlar mıydı? Onlar arasında kurtardıklarımızdan çok azı fesadı nehyediyorlardı. Zalim olan kavimlerini helak ettiğimizde onları kurtarmıştık. Onların kavminden zalim olanlar, içinde bulundukları nimetlerin peşine düştüler. Ve onlara tabi olarak zalimlerden oldular.

Kelimeler

26 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَوْلَا felevla değil miydi?
  2. كَانَ kane bulunmalı kök: كون
  3. مِنَ mine -den
  4. ٱلْقُرُونِ l-kuruni nesiller- kök: قرن
  5. مِن min
  6. قَبْلِكُمْ kablikum sizden önceki kök: قبل
  7. أُو۟لُوا۟ ulu sahipleri kök: اول
  8. بَقِيَّةٍۢ bekiyyetin fazilet kök: بقي
  9. يَنْهَوْنَ yenhevne alıkoyan kök: نهي
  10. عَنِ ani -tan
  11. ٱلْفَسَادِ l-fesadi fesat- kök: فسد
  12. فِى fi
  13. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde kök: ارض
  14. إِلَّا illa dışında
  15. قَلِيلًۭا kalilen çok azı kök: قلل
  16. مِّمَّنْ mimmen kendilerini
  17. أَنجَيْنَا enceyna kurtardığımız kök: نجو
  18. مِنْهُمْ ۗ minhum onlardan
  19. وَٱتَّبَعَ vettebea peşine takıldılar kök: تبع
  20. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  21. ظَلَمُوا۟ zelemu zulmedenler kök: ظلم
  22. مَآ ma
  23. أُتْرِفُوا۟ utrifu bulundukları refahın kök: ترف
  24. فِيهِ fihi içinde
  25. وَكَانُوا۟ ve kanu ve oldular kök: كون
  26. مُجْرِمِينَ mucrimine suçlu kimseler kök: جرم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Nihayet peygamberler ümitlerini kesecek hale gelip yalanlandıklarını düşündükleri sırada, onlara yardımımız geldi de, böylece dilediğimiz kimseler…

  • Aynı kök: قرن (36 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik.…

  • Aynı kök: قرن (36 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    O gün, suçluları zincirlere vurulmuş olarak görürsün.

  • Aynı kök: قرن (36 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Karun, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok…

  • Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    Onlar kendilerine hatırlatılanı unutunca, biz de kötülükten alıkoymaya çalışanları kurtardık. Zulmedenleri yoldan çıkmaları sebebiyle, şiddetli bir…

  • Aynı kök: نهي (56 geçiş) · Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş

    Gizlice konuşmaktan menedilip de, menedildikleri şeyi işleyen ve günah, düşmanlık ve peygambere isyanı konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Aynı kök: قلل (76 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey inkar edenler! (Dünyada) yiyin ve birazcık yararlanın! Şüphesiz sizler suçlularsınız.

  • Aynı kök: نجو (84 geçiş) · Ortak kavram: Kurtuluş · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin, "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz"…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sizden önceki nesillerden yeryüzünde (insanları) bozgunculuktan alıkoyacak değerli (bilge) kişiler bulunsaydı ya! dipnot 1 Fakat onlardan görevlerini yapan, kurtardığımız az bir kısmı hariç (diğerleri görevlerini yapmamışlardı). Haksızlık edenler ise kendilerine verilen refahın peşine düşmüşlerdi; zaten onlar suça dalan kişilerdi.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Uyarının gerekliliği, amacı, kimlerin yararlanacağı vs. ile ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:6; Mâide 5:63, 79; En‘âm 6:69; A‘râf 7:164; Yâsîn 36:10; Zâriyât 51:55; Tûr 52:29; Mürselât 77:5-6; A‘lâ 87:9; Ğâşiye 88:21.

Mustafa İslamoğlu

Keşke çıksaydı, ama ne yazık ki sizden önceki nesiller arasından, kendilerini kurtardığımız bir azınlık dışında, yeryüzünde toplumsal çürümeye karşı direnen akıllı ve erdemli kimseler çıkmadı. Zulme eğilimli çoğunluksa, ayartıcı dünyevi zevklerin peşine takıldılar ve günaha gömülüp gittiler.

Muhammed Esed

Fakat, ne yazık ki, (yok ettiğimiz) sizden önceki kuşaklar arasından, yeryüzünde yozlaşmaya karşı çıkan -(doğru yolu izledikleri için) kendilerini kurtardığımız küçük toplulukların dışında- akıl / iz'an ve erdem sahibi kimseler çıkmadı. Ve zulme eğilim gösteren çoğunluk yalnızca kendilerini yozlaştıran hazların peşine düşüp günaha gömülüp gittiler.

Ahmed Hulusi

Sizden önceki kuşaklardan geri kalanlar, arzda bozgunculuktan vazgeçirmeliydi onları değil mi? Onlardan kurtarmış olduklarımızdan az bir kısmı hariç (bunu yapan olmadı). . . Zalim olanlar ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler. . . Suçlu oldular!

Ali Bulaç

Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi? Zulmedenler ise, içinde bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar, suçlu günahkarlardı.

Ali Özek ve heyeti

Sizden önceki nesillerden aklı başında olanlar, (küfürleriyle zulmedenleri) yeryüzünde fesat çıkarmaktan alıkoyamazlar mıydı? Halbuki onlar arasında kurtardıklarımızdan ancak çok azı bunu yapmış; o zulmedenler ise, kendilerini ifsat eden nimetlerin peşine düşmüşler ve suçlu olmuşlardır.

Ali Rıza Safa

Sizden önceki kuşakların aklı başında olanları, yeryüzünde bozgunculuk yapılmasına engel olsalar olmaz mıydı? Ama onların arasında, kurtardığımız çok azı dışında, hiç kimse bunu yapmadı. Haksızlık yapanlar ise kendilerini şımartan şeylerin peşine düştüler ve suçlulara katıldılar.

Bayraktar Bayraklı

Fakat ne yazık ki, sizden önceki kuşaklar arasından yeryüzünde bozgunculuktan alıkoyacak akıl ve iz'an sahibi erdemli insanlar çıkmadı. Fakat onlardan az bir kısmını kurtardık. Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Zaten günahkar idiler.

Edip Yüksel

Sizden önceki nesillerin erdem sahibi olanları, yeryüzünde kötülüklere engel olmalı değil miydiler? Onlardan kurtardığımız az kişi hariç... Zalimler ise, kendilerine verilen refaha dalıp şımardılar; böylece suçlulara katıldılar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sizden önceki nesillerin erdem sahibi olanları, yeryüzünde kötülüklere engel olmalı değil miydiler? Onlardan kurtardığımız az kişi hariç... Zalimler ise, kendilerine verilen refaha dalıp şımardılar; böylece suçlulara katıldılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimdi sizden önceki devirlerden yeryüzünde bozgunculuğu yasaklayan faziletli kimseler bulunmalıydı. Ancak onlardan, yalnızca kurtardığımız pek az kimselerden başka yok. Zulmedenler ise kendisi ile şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve hep suçlu oldular.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi sizden evvelki karnlardan bakıyye sahipleri Yer yüzünde fesaddan nehyeder olsalardı; lakin onlardan necata irdirdiğimiz pek az kimselerden başka yok, o zulmetmekte bulunanlar ise şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve hep mücrim oldular

Erhan Aktaş

Keşke sizden önceki nesillerde yeryüzünde fesatlığa karşı çıkan faziletli kimseler olmuş olsaydı. Onlardan ancak çok azını kurtuluşa erdirdik. Zulmedenler ise içinde bulundukları refaha dalıp böylece mücrim dipnot 1 kimseler oldular.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suçlu. Hakikat ile bağını koparmış. Mücrim, "basit suçlu" anlamında değil, Kafir, nankör, Müşrik, sapkın" olmayı da kapsan "suçların hepsini içine alan, onların toplamını ifade eden" bir kavramdır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Keşke sizden önceki nesillerde yeryüzünde fesatlığa karşı çıkan faziletli kimseler olmuş olsaydı. Onlardan ancak çok azını kurtuluşa erdirdik. Zulmedenler ise içinde bulundukları refaha dalıp böylece mücrim dipnot 1 kimseler oldular.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Keşke sizden önceki nesiller de, yeryüzünde fesatlığa karşı çıkan faziletli kimseler olmuş olsaydı. Onlardan ancak çok azını kurtuluşa erdirdik. Zulmedenler ise içinde bulundukları refaha dalıp böylece suçlu kimseler oldular.

Gültekin Onan

Sizden önceki nesillerden onlardan kurtardığımızdan pek azı dışında yeryüzünde bozgunculuğu önleyecek fazilet sahibi kişiler bulunmalı değil miydi? Zulmedenler ise, içinde bulundukları refahın peşine düştüler. Onlar, suçlu günahkarlardı.

Hasan Basri Çantay

Sizden önceki devirlerde (insanları) yer yüzünde fesad (çıkarmak) dan vaz geçirmiye çalışacak (bu suretle onları helakden kurtaracak) fazilet saahibleri bulunmalı değil miydi? (O devirlerin insanları) içinden (vazifelerini yapdıkları için) kurtardığımız (kimseler) ancak (pek) azdır. Zaalim olanlar ise yalınız kendilerine verilen (dünyevi) refahın ardına düşdüler, günahkar insanlardı onlar.

İbni Kesir

Sizden önceki nesillerin ileri gelenleri yeryüzünde bozgunculuğa engel olmalı değil miydiler? Onlardan kurtardıklarımız pek azdır. Zalim olanlar ise yalnız kendilerine verilen refahın ardına düştüler. Suçlu kimselerdi onlar.

Mehmet Alagaş

(100-123) Bunlar memleketlerin / kuraaların sana anlattığımız haberleridir, b azısı ayakta, bazısı biçildi / hasat edildi , o nlara zulmetmedik velakin kendilerine zulmettiler, Rabbinin emri geldiğinde Allah ’ın dışında çağırdıkları ilahları bi r şey yapamadılar / onlara fayda vermediler, ziyanları / tetbibleri dışında bir şeylerini artırmadı, Rabbin memleketleri böyle tutup yakalar yakaladığında o memleketler zalimdirler, muhakkak ki O'nun tutup yakalaması acıtıcı dır, şiddetlidir, ahiret azabından korkan biri için bunda kesinlikle gösterge / ayet vardır, işte bu, insanlar için bir araya gelme günüdür, ve şahit olma günüdür. O, sayılı süre hiç ertelenmez / tehir edilmez , o gün geldiğinde , O ’nun izni dışında kimse konuşamaz / kelam edemez, onlarda birileri isyancıdır / eşkıyadır / şâkidir, birileri de mesuttur / saidtir, İsyancılar ateş içindeler ve orada iniltileri ve derin derin solumaları vardır, semalar ve arz devam ettiği sürece Rabbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar, Rabbin, neyi dilerse / neyi murat ederse onu yapandır. Mesud olanlar ise cennettedirler, semalar ve arz devam ettiği sürece, R abbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar , kesintisiz bir armağandır. Onların ibadet ettiklerinden dolayı kafa karışıklığı içinde olma / tereddüt içinde / mirye içinde olma, onlar babalarının taptıkları dışında başka bir şeye tapmıyorlar, nasipleri olanı, kısmadan / eksiltmeden onlara da vereceğiz / vefa edeceğiz. Kesin olan şu ki, Musa’ya kitabı verdik, zıtlaşmaya / ihtilafa düştüler, şayet Rabbinin önceden kesinleşmiş kelimesi olmasa aralarında ki hüküm gerçekleşirdi, muhakkak ki onlar ondan şüphe ve tereddüt içindeler. Muhakkak ki Rabbin her birisine yaptıklarını / amellerini tam olarak ödeyecektir / vefa edecektir , muhakkak ki O yaptıklarından haberdardır. Emredildiğin gibi sen ve beraberinde tövbe edenler doğru olun / istikamet üzere olun, taşkınlık etmeyin, muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir, zalimlere eğilim göstermeyin, size ateş dokunur, sizin için Allah dışında bir dost yoktur sonra yardım da göremezsiniz, gündüzün her iki tarafında gecenin sabaha yakın kısımlarımda kalkıp namaz kılın, kesinlikle güzellikler kötülükleri giderir, bu hatırlay ıp ananlara bir hatırlatmadır , sabret, muhakkak ki Allah , güzellik yapanların ecrini zayi etmez / zaiyata uğratmaz. Sizden önceki kuşakların / nesillerin geriye kalan ulular, arzda fesadı yasak etselerdi ya onlardan kurtardığımız azınlıkta ki birileri hariç bundan men eden olmadı , zalimlere ve içinde bulundukları refaha uydular / tabi oldular ve suçlu oldular, Rabbin halkı ıslahatçı iken zulmederek onları helak edecek değildir, şayet Rabbin dilese insanları tek bir toplum / tek bir ümmet yapardı, Rabbinin esirgedikleri / merhamet ettikleri hariç karşıtlaşmaya / muhalefete devam ediyorlar, onları da bu yüzden yarattı. Rabbinin kelimesi tamamlandı, cehennemi cinlerin ve insanların tamamıyla dolduracağız. Resullerin haberlerinden gönlünü sabitleyecek her ne varsa sana hepsini anlattık, b u konuda sana hakikat ve müminlere öğüt / vaaz ve hatırlatma geldi , iman etmeyenlere deki, imkanlarınızca yapın bizde yapıyoruz, bekleyip gözleyin bizlerde bekleyip gözlüyoruz. Semaların ve arzın bilinemeyenleri / gaybı Allah ’ındır, emirlerin hepsi ona geri döner, O'na ibadet edin O’nu vekil tayin edin, Ra bbin yaptıklarınızı dikkatinden kaçırmaz / gafil değildir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sizden önceki nesiller arasında yeryüzünde fesâdı engelleyecek fazilet sahipleri olmalı değil miydi? Fakat onlardan, kurtuluşa erdirdiğimiz az bir kısmı müstesnadır. Zalimler ise, yalnız kendilerine verilen refahın ardına düştüler ve günahkâr kimseler oldular.

Süleyman Ateş

Sizden önceki nesillerden akıllı kimselerin, yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan men'etmeleri gerekmez miydi? Fakat onlar arasından, ancak kendilerini kurtardığımız pek az kişi böyle yaptı. Zulmedenler ise kendilerine verilen refahın peşine düşüp şımardılar ve suç işleyenler olup çıktılar.

Süleymaniye Vakfı

Sizden önceki dönemlerde bilgi birikimi olanlar dipnot 1 o yerlerdeki bozulmalardan sakındırsalardı olmaz mıydı? Kendilerini kurtardığımız az kimse dışında bunu yapan olmadı. Yanlış yapanlar, kendilerini şımartan şeylerin ardına düştüler ve suçlular haline geldiler.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Önceki nebilerden ve onların kitaplarından öğrendikleri bilgi birikimi.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sizden önceki dönemlerde birikimi dipnot 1 olanlar o yerlerdeki bozulmaya karşı çıksalardı olmaz mıydı? Kendilerini kurtardığımız az kimse dışında bunu yapan olmadı. Yanlış yapanlar, şımartıldıkları şeyin arkasını bırakmadı ve günahkarlar haline geldiler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Önceki nebiler ve kitaplardan öğrendikleri bilgi birikimi

Şaban Britch

Sizden önceki asırlarda, yeryüzünde bozgunculuktan men eden faziletli kimseler bulunsaydı ya. Fakat onlar arasından, ancak kendilerini kurtardığımız pek az kişi müstesna (böyle yaptı). Zulmedenler ise, kendilerine verilen refahın peşine düştüler. Günahkâr oldular.

Şaban Piriş

Sizden önceki devirlerde yeryüzünde fesattan vazgeçirmeye çalışacak fazilet sahipleri bulunmalı değil miydi? Onlardan sadece çok azını kurtardık. Fakat zalimler kendilerine verilen nimetlerle azdılar. Günahkar oldular.

Yaşar Nuri Öztürk

Sizden önceki kuşakların söz ve eser sahibi olanları, yeryüzünde bozgunculuktan alıkoymalı değiller miydi? Ama içlerinden kurtarmış olduklarımızın az bir kısmı dışında hiçbiri bunu yapmadı. Zulme sapanlar ise içine gömüldükleri servet şımarıklığının ardına düşüp suçlular haline geldiler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

If only there had been among the preceding generations a class of persons virtuous, strong and influential enough to warn people against corruption and to forbid mischief on earth and prohibit perversion as did the few of them whom We saved. But the wrongful of actions pursued pleasure, and lust after the mundane vanity they were entangled with, and were steeped in crime.

Abdul Haleem

If only there had been, among the generations before your time, people with a rem-nant of good sense, to forbid corruption on the earth! We saved only a few of them, while the unjust pursued the enjoyment of plenty, and persisted in sin.

Abdullah Yusuf Ali

Why were there not, among the generations before you, persons possessed of balanced good sense, prohibiting (men) from mischief in the earth - except a few among them whom We saved (from harm)? But the wrong-doers pursued the enjoyment of the good things of life which were given them, and persisted in sin.

Abul A'la Maududi

Why were there not, out of the generations that passed away before you, righteous men who would forbid others from causing corruption on the earth? And if such were there, they were only a few whom We had saved from those generations, or else the wrong-doers kept pursuing the ease and comfort which had been conferred upon them, thus losing themselves in sinfulness.

Aisha Bewley

Would that there had been more people with a vestige of good among the generations of those who came before you, who forbade corruption in the earth, other than the few among them whom We saved. Those who did wrong gladly pursued the life of luxury that they were given and were evildoers.

Al-Hilali & Khan

If only there had been among the generations before you persons having wisdom, prohibiting (others) from Al-Fasâd (disbelief, polytheism, and all kinds of crimes and sins) in the earth, (but there were none) - except a few of those whom We saved from among them! Those who did wrong pursued the enjoyment of good things of (this worldly) life, and were Mujrimûn (criminals, disbelievers in Allâh, polytheists, sinners).

Ali Quli Qarai

Why were there not among the generations before you a remnant [of the wise] who might forbid corruption in the earth, except a few of those whom We delivered from among them? Those who were wrongdoers pursued that in which they had been granted affluence, and they were a guilty lot.

Amatul Rahman Omar

Why, then, were there not among the generations that preceded you persons possessed of excellence who would forbid the perpetration of evil in the land. But there were only a few of those (who acted righteously and) whom We had saved from among them. And (all others) who had committed wrong pursued that (wanton) ease and plenty they were afforded with (and this led to their rebellion and disobedience), and they became those who cut off their ties (with Allâh).

Arthur John Arberry

Or if there had been, of the generations before you, men of a remainder forbidding corruption in the earth -- except a few of those whom We delivered of them; but the evildoers followed the ease they were given to exult in and became sinners.

Bijan Moeinian

What a shame that in the past there were not good people who would forbid the people of making mischief. If there were any, there were very few who were saved from [the punishment imposed upon] those nations. As for the wrong-doers, they were absorbed with their materialistic pre-occupations and ended up as criminals.

E. Henry Palmer

And were there among the generations before you any endowed with a remnant (of piety) forbidding evildoing in the earth, save a few of those whom we saved; but the evildoers followed what they enjoyed, and were sinners.

Edip-Layth

If only there was from the previous generations a people with wisdom who deterred from the corruption on earth, except the few that We saved of them. Those who were wicked followed the enjoyment they were in, and they were criminal.

George Sale

Were such of the generations before you, indued with understanding and virtue, who forbad the acting corruptly in the earth, any more than a few only of those whom We delivered? But they who were unjust followed the delights which they enjoyed in this world, and were wicked doers:

Hamid S. Aziz

And be you patient, for Allah wastes not the wages of those who do good.

Mahmoud Ghali

So, if only there been of the generations even before you, (remaining nations) endowed with (i. e., of understanding) forbidding corruption in the land-only a few of them whom We delivered. And the ones who did injustice closely followed whatever luxury they were made to live in; and they were criminals.

Marmaduke Pickthall

If only there had been among the generations before you men possessing a remnant (of good sense) to warn (their people) from corruption in the earth, as did a few of those whom We saved from them! The wrong-doers followed that by which they were made sapless, and were guilty.

Mohamed Ahmed - Samira

If only there had been men endued with virtue in the ages before you, who could preserve men from doing evil in the world, other than the few We saved from among them. Those who were wicked followed that which made them dissolute, and became sinners.

Muhammad Asad

BUT, ALAS, among those generations [whom We destroyed] before your time there were no people endowed with any virtue - [people] who would speak out against the [spread of] corruption on earth -except the few of them whom We saved [because of their righteousness], whereas those who were bent on evildoing only pursued pleasures which corrupted their whole being, and so lost themselves in sinning.

Mustafa Khattab

If only there had been among the ˹destroyed˺ peoples before you, ˹O believers,˺ virtuous individuals who forbade corruption in the land—other than the few We had saved ˹from the torment˺. But the wrongdoers ˹only˺ pursued their ˹worldly˺ pleasures, becoming wicked.

Progressive Muslims

If only there was from the previous generations a people with wisdom who deterred from the corruption on Earth, except the few that We saved of them. And those who were wicked followed the enjoyment they were in, and they were criminal.

Rashad Khalifa

If only some of those among the previous generations possessed enough intelligence to forbid evil! Only a few of them deserved to be saved by us. As for the transgressors, they were preoccupied with their material luxuries; they were guilty.

Sahih International

So why were there not among the generations before you those of enduring discrimination forbidding corruption on earth - except a few of those We saved from among them? But those who wronged pursued what luxury they were given therein, and they were criminals.

Sam Gerrans

Oh, that among the generations before you there had but been a remnant forbidding corruption in the land save a few whom We saved among them! But those who did wrong followed what they had been given therein of opulence, and were lawbreakers.

Shabbir Ahmed

(Here is a lesson for the future of humanity. ) Alas, among the older generations there were few people of virtue, those who would take a stand against corruption and disorder in the land. Except the few whom We saved for their righteousness. Whereas most people indulged in violation of human rights, enjoying the fleeting delights of the world and thriving on the fruit of others' toil.

Syed Vickar Ahamed

Why were there not, from generations before you, persons with balanced wisdom (and good sense), who prohibited (men) from mischief in the earth— Except a few of them whom We saved (from harm)? But the wrongdoers chased the enjoyment of the good things of life that were given to them and continued in sin (as criminals).

Taqi Usmani

Then, why is it that there were no people, among the generations before you, who would have enough remnants of wisdom to stop others from creating disorder in the land, except a few among them whom We saved (from Our punishment)? And the wrongdoers pursued the luxuries they were involved in, and they became sinners.

The Monotheist Group

If only there was from the previous generations a people with wisdom who prohibited corruption on the earth, except the few that We saved of them. And those who were wicked followed the enjoyment they were in, and they were criminal.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 116. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 116. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 116. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩