Diyanet İşleri
Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez.
Hûd suresi
Hûd suresi, 115. ayet. وَٱصْبِرْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ
vaṣbir feinne-llâhe lâ yüḍî`u ecra-lmuḥsinîn.
Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Namaz; öncekilerden öğüt; "bekleyin, biz de bekleriz" Hûd 114–123 3
Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.
Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.
(Ey Muhammed!) Gündüzün iki tarafında ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde namaz kıl. Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.
Sabret! Çünkü, Allah iyilik edenlerin mükafatını zayi etmez.
Sizden önceki nesillerden aklı başında kimseler (insanları) yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan alıkoysalardı ya! Ancak içlerinden kendilerini kurtardığımız pek az kimse bunu yapmıştı. Zulmedenler ise içinde şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve günahkar kimseler oldular.
Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez.
(118-119) Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım" sözü kesinleşti.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
115. “Sabret” yani nefsini Allah’a itaat üzere tut, O’na isyan etmekten alıkoy, bu yola bağlılığını sürdür ve bundan usanıp sıkılma. “Çünkü Allah, ihsan sahiplerinin ecrini zayi etmez.” Aksine Allah, yaptıklarının en güzellerini kabul eder ve onların mükâfatını da bu en güzellere göre verir. Bu da zayıf olan nefsi, gevşediği ve gaflete düştüğü her seferinde Yüce Allah’ın mükâfatlarına teşvik etmek suretiyle sabırdan ayrılmamasını sağlamak için büyük bir teşvik içermektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
(Ey Muhammed!) Dosdoğru olmak ve diğer hayırlı işleri emrolunduğun şekilde yapmak, zulmetmek ve zalimlere meyletmek gibi yasaklandığın şeyleri terk etmek hususunda sebat edip, sabırlı ol! Şüphesiz Allah, iyilik yapanların karşılığını boşa çıkarmaz. Aksine onların yaptıkları iyi işleri en güzel şekilde kabul eder ve bunun karşılığını en güzel şekilde verir.
Aynı kök: ضيع (10 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş)
Kardeşleri, "Yoksa sen, sen Yusuf musun?" dediler. O da, "Ben Yusuf'um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır…
Aynı kök: ضيع (10 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir
Medine halkı ve onların çevresinde bulunan bedevilere, Allah'ın Resulünden geri kalmak, kendi canlarını onun canından üstün tutmak yaraşmaz. Çünkü…
Aynı kök: ضيع (10 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir
Böylece Yusuf'a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükafatını…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Sizin yanınızdaki tükenir, Allah katında olan ise kalıcıdır. Elbette sabredenlere, yapmakta olduklarının en güzeliyle mükafatlarını vereceğiz.
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları…
Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
(Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: "Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik…
Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir · Ortak kavram: İhsan
Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…
Aynı kök: اجر (108 geçiş) · Ortak kavram: Ecir · Ortak kavram: İhsan
Onlar yaralandıktan sonra Allah'ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah'a karşı gelmekten…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sabırlı ol! Şüphesiz ki Allah güzel davrananların ödülünü ziyan etmez.
Ve diren: unutma ki Allah iyilerin hak ettiği karşılığı azla zayi etmez!
Ve sabret, sonuna kadar dayan: çünkü Allah iyilik yapanların hak ettiği karşılığı hiçbir şekilde zayi etmez!
Sabret. . . Muhakkak ki Allah ihsan sahiplerinin mükafatını zayi etmez.
Ve sabret. Gerçekten Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.
(Ey Muhammed!) Sabırlı ol, çünkü Allah güzel iş yapanların mükâfatını zayi etmez.
Ve dirençli ol. Kuşkusuz, Allah, iyilik yapanları ödülsüz bırakmaz.
Sabırlı ol! çünkü Allah, güzel iş yapanların ödülünü zayi etmez.
Sabret, çünkü ALLAH, iyilik yapanların ödülünü savsamaz.
Sabret, çünkü ALLAH, iyilik yapanların ödülünü savsamaz.
Ve sabret, çünkü Allah iyi davrananların mükafatını ziyan etmez.
Ve sabr et zira Allah muhsinlerin ecrini zayi' etmez
Sabret! Kuşkusuz Allah, iyilerin iyiliklerini asla karşılıksız bırakmaz.
Sabret! Kuşkusuz Allah, iyilerin iyiliklerini asla karşılıksız bırakmaz.
Sabret! Kuşkusuz Allah, iyilerin iyiliklerini asla karşılıksız bırakmaz.
Ve sabret. Gerçekten Tanrı, iyilik yapanların ecrini kaybetmez.
Sabr-u sebat et. Zira Allah iyi hareket edenlerin mükafatını zaayi etmez.
Sabret, çünkü Allah ihsan edenlerin ücretini zayi etmez.
(100-123) Bunlar memleketlerin / kuraaların sana anlattığımız haberleridir, b azısı ayakta, bazısı biçildi / hasat edildi , o nlara zulmetmedik velakin kendilerine zulmettiler, Rabbinin emri geldiğinde Allah ’ın dışında çağırdıkları ilahları bi r şey yapamadılar / onlara fayda vermediler, ziyanları / tetbibleri dışında bir şeylerini artırmadı, Rabbin memleketleri böyle tutup yakalar yakaladığında o memleketler zalimdirler, muhakkak ki O'nun tutup yakalaması acıtıcı dır, şiddetlidir, ahiret azabından korkan biri için bunda kesinlikle gösterge / ayet vardır, işte bu, insanlar için bir araya gelme günüdür, ve şahit olma günüdür. O, sayılı süre hiç ertelenmez / tehir edilmez , o gün geldiğinde , O ’nun izni dışında kimse konuşamaz / kelam edemez, onlarda birileri isyancıdır / eşkıyadır / şâkidir, birileri de mesuttur / saidtir, İsyancılar ateş içindeler ve orada iniltileri ve derin derin solumaları vardır, semalar ve arz devam ettiği sürece Rabbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar, Rabbin, neyi dilerse / neyi murat ederse onu yapandır. Mesud olanlar ise cennettedirler, semalar ve arz devam ettiği sürece, R abbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar , kesintisiz bir armağandır. Onların ibadet ettiklerinden dolayı kafa karışıklığı içinde olma / tereddüt içinde / mirye içinde olma, onlar babalarının taptıkları dışında başka bir şeye tapmıyorlar, nasipleri olanı, kısmadan / eksiltmeden onlara da vereceğiz / vefa edeceğiz. Kesin olan şu ki, Musa’ya kitabı verdik, zıtlaşmaya / ihtilafa düştüler, şayet Rabbinin önceden kesinleşmiş kelimesi olmasa aralarında ki hüküm gerçekleşirdi, muhakkak ki onlar ondan şüphe ve tereddüt içindeler. Muhakkak ki Rabbin her birisine yaptıklarını / amellerini tam olarak ödeyecektir / vefa edecektir , muhakkak ki O yaptıklarından haberdardır. Emredildiğin gibi sen ve beraberinde tövbe edenler doğru olun / istikamet üzere olun, taşkınlık etmeyin, muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir, zalimlere eğilim göstermeyin, size ateş dokunur, sizin için Allah dışında bir dost yoktur sonra yardım da göremezsiniz, gündüzün her iki tarafında gecenin sabaha yakın kısımlarımda kalkıp namaz kılın, kesinlikle güzellikler kötülükleri giderir, bu hatırlay ıp ananlara bir hatırlatmadır , sabret, muhakkak ki Allah , güzellik yapanların ecrini zayi etmez / zaiyata uğratmaz. Sizden önceki kuşakların / nesillerin geriye kalan ulular, arzda fesadı yasak etselerdi ya onlardan kurtardığımız azınlıkta ki birileri hariç bundan men eden olmadı , zalimlere ve içinde bulundukları refaha uydular / tabi oldular ve suçlu oldular, Rabbin halkı ıslahatçı iken zulmederek onları helak edecek değildir, şayet Rabbin dilese insanları tek bir toplum / tek bir ümmet yapardı, Rabbinin esirgedikleri / merhamet ettikleri hariç karşıtlaşmaya / muhalefete devam ediyorlar, onları da bu yüzden yarattı. Rabbinin kelimesi tamamlandı, cehennemi cinlerin ve insanların tamamıyla dolduracağız. Resullerin haberlerinden gönlünü sabitleyecek her ne varsa sana hepsini anlattık, b u konuda sana hakikat ve müminlere öğüt / vaaz ve hatırlatma geldi , iman etmeyenlere deki, imkanlarınızca yapın bizde yapıyoruz, bekleyip gözleyin bizlerde bekleyip gözlüyoruz. Semaların ve arzın bilinemeyenleri / gaybı Allah ’ındır, emirlerin hepsi ona geri döner, O'na ibadet edin O’nu vekil tayin edin, Ra bbin yaptıklarınızı dikkatinden kaçırmaz / gafil değildir.
(Ey Muhammed!) Sabırlı ol! Çünkü Allah ihsan sahibi kimselerin mükâfatını zayi etmez.
Sabret, çünkü Allah güzel davrananların ecrini zayi etmez.
Sen sabırlı ol /duruşunu bozma! Allah güzel davrananların ödülünü zayi etmez.
Sabret. Allah güzel davrananların ödülünü eksiltmez.
Sabret, Allah iyilerin ecrini zayi etmez.
Sabret, Allah iyilerin ecrini zayi etmez.
Sabret! Allah, güzel düşünüp güzel davrananların ödülünü yitirmez.
In patience possess you people your souls, therefore, be patient and remember that Allah does not annul, withhold or withdraw the fruit people are entitled to reap from deeds of wisdom and piety.
Be steadfast: God does not let the rewards of those who do good go to waste.
And be steadfast in patience; for verily Allah will not suffer the reward of the righteous to perish.
And be patient; for indeed Allah never lets the reward of those who do good go to waste.
And be steadfast. Allah does not let the wage of good-doers go to waste.
And be patient; verily, Allâh wastes not the reward of the good-doers.
And be patient; indeed Allah does not waste the reward of the virtuous.
And be you patiently persevering, for surely Allâh suffers not the reward of the doers of good to others to go waste.
And be thou patient; God will not leave to waste the wage of the good-doers.
Be patient and know that the Lord does not deprive the good people from their rewards.
And be thou patient, for God wastes not the hire of those who do good.
Be patient, for God does not waste the reward of the good doers.
Wherefore persevere with patience ; for God suffereth not the reward of the righteous to perish.
And be you steadfast in prayer at the two ends of the day, and the (three) watches of the night. Verily, good things annul evil things. This is a reminder for the mindful.
And (endure) patiently, (for) then surely Allah does not leave to waste the reward of the fair-doers.
And have patience, (O Muhammad), for lo! Allah loseth not the wages of the good.
Be steadfast, for verily God does not let the reward of those who are upright and do good to go waste.
And be patient in adversity: for, verily,. God does not fail to requite the doers of good!
And be patient! Certainly Allah does not discount the reward of the good-doers.
And be patient, for God does not waste the reward of the good doers.
You shall steadfastly persevere, for GOD never fails to recompense the righteous.
And be patient, for indeed, Allah does not allow to be lost the reward of those who do good.
And be thou patient, for God causes not to be lost the reward of the doers of good.
Be steadfast in service. Allah never loses the wages of the benefactors of humanity.
And be steady (and consistent) in patience; Surely Allah will not let the reward of the righteous to be lost.
And be patient, for Allah does not let the reward of the righteous go to waste.
And be patient, for God does not waste the reward of the good doers.