Hûd suresi

Hûd suresi, 27. ayet

Hûd suresi, 27. ayet. فَقَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ مَا نَرَىٰكَ إِلَّا بَشَرًا مِّثْلَنَا وَمَا نَرَىٰكَ ٱتَّبَعَكَ إِلَّا ٱلَّذِينَ هُمْ أَرَاذِلُنَا بَادِىَ ٱلرَّأْىِ وَمَا نَرَىٰ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍۭ بَلْ نَظُنُّكُمْ كَٰذِبِينَ

feḳâle-lmeleü-lleẕîne keferû min ḳavmihî mâ nerâke illâ beşeram miŝlenâ vemâ nerâke-ttebe`ake ille-lleẕîne hüm erâẕilünâ bâdiye-rra'y. vemâ nerâ leküm `aleynâ min faḍlim bel neżunnüküm kâẕibîn.

Diyanet İşleri

Kavminin inkar eden ileri gelenleri, "Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz" dediler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 24–30 · surenin 27. ayeti / 123
  1. Hûd 24

    Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hala düşünmez misiniz?

  2. Hûd 25

    Andolsun, biz Nuh'u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

  3. Hûd 26

    "Allah'tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum."

  4. 27

    Kavminin inkar eden ileri gelenleri, "Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz" dediler.

  5. Hûd 28

    Nuh dedi ki: "Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şayet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz halde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?"

  6. Hûd 29

    "Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum."

  7. Hûd 30

    "Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah'tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

27. “Kavminin kafir olan ileri gelenleri” yani şereflileri ve liderleri Nûh aleyhisselam’ın çağrısını reddettiler. Tıpkı kendilerine benzeyenlerin âdeti olduğu gibi. Zira her zaman peygamberlerin çağrısını reddedenler, ileri gelenler olmuştur. “Dediler ki: Bize göre sen, ancak bizim gibi bir insansın.” Bu ise -batıl zanlarına göre- ona uymalarına bir engeldi. Halbuki doğru olan ve başka türlü olmaması gereken budur. Çünkü insan, ancak insandan bir şeyler alıp öğrenir ve her hususta insan olan bir elçiye başvurabilir. Melekler ise böyle değildir. “Gördüğümüz kadarıyla düşünüp taşınmadan sana tabi olan ayak takımımızdan başka sana uyan kimse de yok.” Diğer taraftan aralarından ona uyan kimseler, ancak -kendi batıl zanlarına göre- ayak takımı ve aşağılık kimselerdi. Gerçekte ise asıl şerefliler ve asıl akıl sahibi kimseler, hakka uyan o kimselerdi. Onlar kendilerine “ileri gelenler” denilen ama aslında her türlü azgın şeytana uyup ağaçtan ve taştan ilah edinen, onlara yakınlaşmaya çalışarak secde eden aşağılık kimseler gibi asla değillerdir. Acaba bu şekilde davrananlardan daha aşağılık ve bunlardan daha ileri ayak takımı bulunabilir mi?

Onların: “düşünüp taşınmadan” sözlerine gelince; yani bizim bu ayak takımımız sana hiç düşünmeden, taşınmadan uydular. Sadece sen onları çağırdın, onlar da daha ilk anda sana uyuverdiler, demektir. Bu sözleri ile ona uyan kimselerin tercihlerini basiretle yapmadıklarını kastediyorlardı. Ama onlar bilemediler ki akıl, apaçık olan gerçeği kabul eder, gerçek akıl sahipleri onu görür görmez tanırlar ve hak olduğunu kavrarlar. Zira o, üzerinde dikkatle düşünmeyi ve uzun süre kafa yormayı gerektiren kapalı meselelere benzemez.

“Sizin bize karşı üstün bir tarafınızı da göremiyoruz.” Sizler bizden daha faziletli değilsiniz ki biz, size boyun eğip itaat edelim. “Aksine biz, sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.” Ancak asıl onlar, bu sözlerinde yalancıydılar. Çünkü Yüce Allah’ın Nûh’u desteklemek üzere indirmiş olduğu âyet ve mucizeleri görmüşlerdi. Bunlar ise Nûh’un gerçekten doğru söylediğini kesinlikle bilmelerini gerektirecek kadar güçlü delillerdi. Bundan dolayı Nûh’un onlara şöylece cevap verdiğini görüyoruz:

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

O'nun kavminden kafir olanlardan ileri gelenler ve eşraftan olan/muteber kimseler şöyle dediler: Senin çağrına asla icabet etmeyeceğiz, çünkü sen, bize karşı ayrıcalıklı bir kimse değilsin. Sen de bizim gibi bir insansın. Bizler; sana tabi olan halkın bizim aşağı tabakamızdan kimseler olduğu görüşündeyiz. Bizim size uymamızı uygun duruma getiren fazladan şeref, mal ve makamınız yoktur. Aksine sizlerin davet ettiğiniz şeyde yalancılar olduğunuzu zannediyoruz, dediler.

Kelimeler

29 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَقَالَ fekale dediler ki kök: قول
  2. ٱلْمَلَأُ l-meleu ileri gelenleri kök: ملا
  3. ٱلَّذِينَ ellezine
  4. كَفَرُوا۟ keferu inkar eden kök: كفر
  5. مِن min -nden
  6. قَوْمِهِۦ kavmihi kavmi- kök: قوم
  7. مَا ma
  8. نَرَىٰكَ nerake biz seni görmüyoruz kök: راي
  9. إِلَّا illa başka
  10. بَشَرًۭا beşeran bir insandan kök: بشر
  11. مِّثْلَنَا mislena bizim gibi kök: مثل
  12. وَمَا ve ma ve
  13. نَرَىٰكَ nerake görmüyoruz kök: راي
  14. ٱتَّبَعَكَ ttebeake sana uyduğunu kök: تبع
  15. إِلَّا illa başkasının
  16. ٱلَّذِينَ ellezine olandan
  17. هُمْ hum kendisi
  18. أَرَاذِلُنَا eraziluna en aşağılıklarımız kök: رذل
  19. بَادِىَ badiye sığ (görüşlü) kök: بدو
  20. ٱلرَّأْىِ r-ra'yi (sığ) görüşlü kök: راي
  21. وَمَا ve ma ve
  22. نَرَىٰ nera görmüyoruz kök: راي
  23. لَكُمْ lekum sizin
  24. عَلَيْنَا aleyna bize karşı
  25. مِن min hiç
  26. فَضْلٍۭ fedlin üstünlüğünüzü kök: فضل
  27. بَلْ bel aksine
  28. نَظُنُّكُمْ nezunnukum zannediyoruz ki siz kök: ظنن
  29. كَـٰذِبِينَ kazibine yalancılarsınız kök: كذب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: فضل (104 geçiş)

    Bunun üzerine kendi kavminden inkar eden ileri gelenler şöyle dediler: "Bu ancak sizin gibi bir beşerdir, size üstünlük taslamak istiyor. Eğer Allah…

  • Aynı kök: رذل (4 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)

    Dediler ki: "Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken, biz hiç sana inanır mıyız?"

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    "Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz."

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    Allah'a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü hakkındaki zanları nedir? Şüphesiz Allah insanlara karşı çok lütufkardır, fakat onların çoğu (O'nun…

  • Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Müjde (Beşâret)

    O peygamberin kavminden, Allah'ı inkar eden, ahireti yalanlayan ve bizim dünya hayatında kendilerine bol bol nimet verdiğimiz ileri gelenler şöyle…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    (169-170) Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiği…

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    (Şehitler) Allah'ın nimetine, keremine ve Allah'ın, mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğine sevinirler.

  • Aynı kök: فضل (104 geçiş) · Aynı kök: بشر (123 geçiş) · Ortak kavram: Fazl (lütuf)

    Rüzgarları, yağmurun müjdecileri olarak göndermesi, Allah'ın (varlık ve kudretinin) delillerindendir. O, bunu, size rahmetinden tattırmak, emriyle…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

87 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kavminden kâfir olan yöneticiler şöyle demişlerdi: "Biz seni bizim gibi bir insandan başka bir şey olarak görmüyoruz. dipnot 1 İçimizden, basit görüşlü, en rezillerimizden dipnot 2 başkasının da sana uyduğunu görmüyoruz. Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancılar olduğunuzu sanıyoruz." dipnot 3

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnkarcıların bir insan olan peygamberle alay edişleriyle ilgili benzer mesajlar: İbrâhîm 14:10-11; İsrâ 17:94; Enbiyâ 21:3, 36; Mü'minûn 23:24, 33-34, 47; Furkân 25:41; Şu‘arâ 26:154, 186; Yâsîn 36:15; Sâd 38:8; Kamer 54:24-25; Teğâbun 64:6.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesaj: Şu‘arâ 26:111.
  3. metne dön, dipnot 3
    Buradaki [nezunnu] fiili "zannediyoruz" şeklinde olabildiği gibi inkârcıların kararlılıkları sebebiyle "inanıyoruz" anlamında da değerlendirilebilir.

Mustafa İslamoğlu

Bunun üzerine kavminin seçkinlerinden inkarda ısrar edenler şöyle dedi: "Bakıyoruz da, sen de bizim gibi sadece ölümlü bir insansın. Yine, sana ayak takımına mensup sığ görüşlü kişilerin dışında kimsenin uymadığı görüyoruz. Sonuçta, sizin bize karşı bir üstünlüğünüzün olmadığını düşünüyoruz. Aksine, sizin yalancı olduğunuzdan eminiz!"

Muhammed Esed

Kavminden hakkı kabule yanaşmayanların ileri gelenleri: "Biz senin kişiliğinde bizim gibi ölümlü bir insandan başka bir şey görmüyoruz" dediler, "üstelik, hemen ilk bakışta, içimizde, aşağı tabakadan bir takım (dar görüşlü) insanların dışında kimsenin seni izlediğini de görmüyoruz; dolayısıyla, bize karşı bir üstünlüğünüz olduğu görüşünde değiliz; tersine, yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz!"

Ahmed Hulusi

Onun halkından hakikat bilgisini inkar edenlerin ileri gelenleri: "Seni yalnızca bizim benzerimiz bir beşer olarak görüyoruz. . . Basit görüşle hareket eden (düşüncesiz) ayak takımlarımızdan (mal ve mevkileri olmayan) başkasının, sana tabi olduğunu da görmüyoruz. . . Sizin bizim üzerimize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. . . Aksine, yalan söylemekte olduğunuz kanaatindeyiz" dediler.

Ali Bulaç

Kavminden, ileri gelen inkarcılar: "Biz seni yalnızca bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz; sana, sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, biz sizi yalancılar sanıyoruz" dedi.

Ali Özek ve heyeti

Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: «Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Keza sana, bizim en bayağı ve en düşüncesiz olanlarımızdan başkasının tâbi olmadığını da görüyoruz. Ve sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Bilakis sizin yalancılar olduğunuzu sanıyoruz.»

Ali Rıza Safa

Toplumu arasındaki nankörlerin ileri gelenleri, şöyle dediler: "Bizler gibi bir insanoğlundan başkası olmadığını görüyoruz. Aramızdaki ilkel düşünceli en düşük kimselerden başkasının seni izlemediğini de görüyoruz. Zaten bize karşı bir üstünlüğünüz olmadığını da görüyoruz!" "Hayır, sizin yalancı olduğunuzdan kuşkumuz yok!"

Bayraktar Bayraklı

Kavminin inkar eden seçkinleri dediler ki: "Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Bizden, basit görüşle hareket eden alt tabakamızdan başkasının sana uyduğunu ve sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Bilakis, sizin yalancılar olduğunuzu düşünüyoruz."

Edip Yüksel

Halkından inkar eden ileri gelenler, "Seni sadece bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz ve aramızdaki sığ görüşlü ayak takımının dışında kimsenin seni izlemediğini görüyoruz. Sizin bizden herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Tersine, biz sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Halkından inkar eden ileri gelenler, 'Seni sadece bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz ve aramızdaki sığ görüşlü ayak takımının dışında kimsenin seni izlemediğini görüyoruz. Sizin bizden herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Tersine, biz sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Buna karşı kavminden küfreden ileri gelenler: "Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz, sana uyanları ise ilk bakışta en aşağılık olanlarımızdan ibaret görüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Hatta sizi yalancılar sanıyoruz." dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Buna karşı kavminden küfreden cumhur cemaat dediler ki: biz seni ancak bizim gibi bir beşer görüyoruz ve sana tabi' olanları da ilk nazarda en aşağılıklarımızdan ıbaret görüyoruz, sizin bize fazla bir meziyyetinizi de görmüyoruz, hatta sizi zannediyoruz ki yalancılarsınız

Erhan Aktaş

Bunun üzerine halkının kafir meleleri dipnot 1 : "Biz, seni kendimiz gibi bir beşer dipnot 2 olarak görüyoruz. Görüyoruz ki, sana tabi olanlar, bizim toplumun en zayıf ve sefil olanlarıdır. Sizin, bize karşı bir üstünlüğünüzü görmüyoruz. Bilakis sizin yalancılardan olduğunuzu düşünüyoruz." dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Sıradan, normal bir insan. Her insan gibi, insanüstü hiçbir özelliği olmayan insan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bunun üzerine halkının Kafir meleleri dipnot 1 : "Biz, seni kendimiz gibi bir beşer dipnot 2 olarak görüyoruz. Görüyoruz ki, sana tabi olanlar, bizim toplumun en zayıf ve sefil olanlarıdır. Sizin, bize karşı bir üstünlüğünüzü görmüyoruz. Bilakis sizin yalancılardan olduğunuzu düşünüyoruz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.
  2. metne dön, dipnot 2
    Sıradan, normal bir insan. Her insan gibi, insan olmanın dışında insanüstü hiçbir özelliği olmayan insan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Bunun üzerine halkından, gerçeği yalanlayıp nankörlük edenlerin ileri gelenleri: "Biz, seni kendimiz gibi bir insan olarak görüyoruz. Görüyoruz ki, sana tabi olanlar, bizim toplumun en zayıf ve sefil olanlarıdır. Sizin, bize karşı bir üstünlüğünüzü görmüyoruz. Bilakis sizin yalancılardan olduğunuzu düşünüyoruz." dediler.

Gültekin Onan

Kavminden ileri gelen küfredenler: "Biz seni yalnızca bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz; sana, sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, biz sizi yalancılar sanıyoruz" dedi.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine kavminden küfredenlerin elebaşları "Biz seni kendimiz gibi bir insandan başka olarak görmüyoruz. Basıyt ve zaahiri bir görüşle (uyan) en aşağı tabakalarımızdan başkasının sana tabi olduğunu da görmüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü dahi görmüyoruz. Biz sizi bil'akis yalancılar sanıyoruz" dedi (ler).

İbni Kesir

Bunun üzerine kavminden küfredenlerin elebaşları dediler ki: Biz, senin ancak kendimiz gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İçimizde sadece ayak takımının, başlangıçta düşünmeden sana uydukları gözümüzün önündedir. Sizin bize üstün bir meziyyetinizi görmüyoruz. Aksine biz, sizi yalancılar sanıyoruz.

Mehmet Alagaş

(25-49) Kesin olan şu ki , biz Nuh’u kavmine gönderdik, kesinlikle ben Allah ’tan başkasına ibadet etmemeniz konusunda size apaçık bir uyarıcıyım, muhakkak ki sizin için acı veren günün azabından korkuyorum. Kavminin kafirlerinin seçkinleri dediler ki , seni benzerimiz bir beşerden başka bir i olarak görmüyoruz ve basit görüşlü, en aşağılarımızdan gözükenlerden başka birilerinin de sana uyduğunu da görmüyoruz , sizin, bizden fazlaca bir artılarınızın olduğunu da görmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz / zannediyoruz. Dedi ki Ey Kavmim; peki sizler şunu da gördünüz mü? eğer ben Rabbimden bir delil üzereysem / burhan üzereysem ve onun yanından da bana bir rahmet verilmişse , bu da sizden gizli tutulmuşsa, siz onu hor görürken / kerih görürken bize lazım mı ki onu size kabul ettirelim. (Siz bize lazım değilsiniz biz size lazımız) ve ey kavmim! sizden bir mal sual etmiyorum. Benim ücretim sadece Allaha aittir, iman edenleri kovacak değilim, m uhakkak ki onlar Rablerine kavuşacaklar ve fakat ben de sizi cahil bir kavim olarak görüyorum, ey kavmim! eğer ki kovarsam Allaha karşı bana kim yardım edebilir ki? O halde hiç düşünmez misiniz? Size Allah’ın hazineleri benim yanımda demiyorum, gaybı da bilemem, ben bi r meleğim de demiyorum, gözlerinizde zelil gördüklerinize Allah, asla hayır vermez de demiyorum , onların kendilerinde ne olduğunu en iyi Allah bilir , kesinlikle ben o vakit zalimlerden olurum. Dedi ki Ey Nuh, bizimle mücadele ettin / cedelleştin, cedelleşmeyi de çoğalttın, vaa t ettiğini, eğer sözüne bağlı isen, bize getir, eğer Allah, isterse onu size getirir, onu siz aciz bırakamazsınız dedi , eğer ki Allah azgınlaşmanızı murad ediyorsa, benim size nasihat murad edipte nasihat vermemin , size bir faydası olmaz , Rabbiniz O dur ve O na ger döneceksiniz. Ayrıca, onu iftara etti mi diyorlar? Deki eğer onu ben uydurmuşsam suçu banadır, işlediğiniz suçlardan ben uzağım / beriyim. Nuh’a vahyedildi ki, kavminden sana iman edenler dışında artık sana iman eden kesinlikle olmayacak. Onların yaptıkları nedeniyle tasalanma / beise düşme, v ahyimizle gözümüzün önünde gemiyi üret / imal et , zalimler hakkında da bizle muhatap olma, muhakkak onlar boğulacaklar . Gemiyi yapıyordu kavminin seçkinleri onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı, eğer bizimle alay ederseniz biz de sizinle, sizin alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz, İlerde, rezil edici azabın, daimî azabın kime geleceğini bileceksiniz. Hatta emrimiz geldiğinde, tandır kaynadığında her bir tür çiftten ikişerli ona taşı dedik, üzerinde sözümüz kayıtlı olanlar ve iman edenler hariç helak ettik, onunla beraber az miktar dışında inanan da olmadı , demir atıp durduğunda ve giderken de / mecra ederken de Allah ’ın ismiyle ona binin, Rabbim muhakkak bağışlayan ve rahimdir dedi, O, onlarla dağlar gibi dalgalar içinde akıyordu Nuh ayrı kenarda bir yerde olan oğluna seslendi ve ey oğlum bizimle beraber bin kafirlerle beraber olma dedi , beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım dedi , bugün rahmet ettiği hariç, Allah'ın emrinden korunma yok dedi ve dalga her ikisinin arasını ayırdı ve boğulanlardan oldu. Yere / arza suyunu emerek yut denildi, zalim kavme de uzak olsunlar denildi. Nuh Rabbine seslendi, oğlum ailemdendi ehlimdendir , senin verdiğin söz gerçektir, sen hakimlerin de en hakimisin dedi, ey Nuh muhakkak o senin ailenden değildi, kesinlikle onun salih olmayan ameli vardı, benden sende bilgisi / ilmi olmayan şeyi sual etme / isteme, kesinlikle ben sana cahillerden olmamanı öğüt veririm / vaaz ederim dedi. Rabbim, ilmi bende olmayan şeyi sana sual etmekten sana sığınırım, eğer ki beni bağışlamaz ve de esirgemezsen hasara uğrarım / hüsran olurum dedi. Ey Nuh bizden sana ve seninle beraber olan ümmetler için bir esenlik ve bereket ile in denildi. O ümmetleri geçindireceğiz sonra da onlara acıtıcı / elim bir azap onlara dokunacak / temas edecek. Bunlar gaybın haberleridir onu sana vahyediyoruz. Sen ve de kavmin bundan önce leri bunu biliyor değildin, sabret, sonuç / akıbet sakınanların / muttakilerindir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Halkının ileri gelen kâfir takımı: "Biz, senin sadece bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Sana, görüşü olmayan, ayak takımından başka kimsenin tabi olduğunu da görmüyoruz. Sizin bizim üzerimize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancılar olduğunuza inanıyoruz" dediler.

Süleyman Ateş

Kavminden ileri gelen inkarcı grup dedi ki: "Biz seni de bizim gibi insan görüyoruz ve sana bizim basit görüşlü ayak takımlarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz; tersine sizi yalancı sanıyoruz!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Halkının ileri gelenlerinden ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler) dediler ki "Görüşümüze göre sen, tıpkı bizim gibi bir insansın. Sana uyanların da görüş belirtmede en aşağılarımız olduğunu görüyoruz. Sizin bizden üstün bir yanınızı da görmüyoruz. Aslında sizin yalancı olduğunuz kanaatindeyiz."

Şaban Britch

Halkının ileri gelen kâfir takımı: "Biz, senin sadece bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Sana, görüşü olmayan, ayak takımından başka kimsenin tabi olduğunu da görmüyoruz. Sizin bizim üzerimize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancılar olduğunuza inanıyoruz" dediler.

Şaban Piriş

Halkının ileri gelen kafir takımı: -Biz, senin sadece bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. Sana, görüşü kıymetsiz ayak takımından başka kimsenin uyduğunu da görmüyoruz. Sizin bizim üzerimize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

Toplumunun küfre sapanlarından bir grup kodaman şöyle konuşmuştu: "Bize göre sen, bizim gibi bir insandan başkası değilsin. Bakıyoruz sana, ayak takımımızın basit görüşlü insanlarından başkası ardına düşmüyor. Sizin bize hiçbir üstünlüğünüzün olduğuna inanmıyoruz. Aksine, sizi yalancılar sayıyoruz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But those of his people in whose hearts reigned vices, follies and falsehood said to him: "It is evident that you are no more than a mortal like the rest of us and we do not see that your cause has been espoused but by the abject among us who are deficient in sense and intelligence. Nor do we see that you people are merited with such an attribute distinguishing you or conferring on you an air of distinction; to the contrary we think you are liars".

Abdul Haleem

But the prominent disbelievers among his people said, ‘We can see that you are nothing but a mortal like ourselves, and it is clear to see that only the vilest among us follow you. We cannot see how you are any better than we are. In fact, we think you are a liar.’

Abdullah Yusuf Ali

But the chiefs of the Unbelievers among his people said: "We see (in) thee nothing but a man like ourselves: Nor do we see that any follow thee but the meanest among us, in judgment immature: Nor do we see in you (all) any merit above us: in fact we think ye are liars!"

Abul A'la Maududi

The notables among Noah's own people, who had refused to follow him, responded: 'We merely consider you a human being like ourselves. dipnot 1 Nor do we find among those who follow you except the lowliest of our folk, the men who follow you without any proper reason. dipnot 2 We see nothing in you to suggest that you are any better than us. dipnot 3 Rather, we believe you to be liars.'

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The same foolish objection was being raised by the people against the Prophet (peace be upon him). They argued like this: You are a man like us: you eat and drink, you walk and sleep and have a family, and there is nothing in you that might show that you have been sent by God. (See E. N. Surah Yaseen).
  2. metne dön, dipnot 2
    The big people of Makkah passed the same remarks about those who followed the Prophet (peace be upon him). They taunted him with things like these: Your followers consist of mere inexperienced boys or slaves or the lowest strata of society, in short, of such people as are credulous and lack commonsense and wisdom. Refer to (E.Ns 34-37 of Surah Al-Anaam) and (E.N. 75 of Surah Yunus).
  3. metne dön, dipnot 3
    This is to say, You claim that you are the favored ones of God Whose blessings are on you, and that those who do not follow your way are under His wrath. But the reverse of this is true for it is we who have been favored with wealth, servants and power and you possess nothing of the sort. Please point out anything in which you are superior to us.

Aisha Bewley

The ruling circle of those of his people who were kafir said, ‘We do not see you as anything but a human being like ourselves. We do not see anyone following you but the lowest of us, unthinkingly. We do not see you as superior to us. On the contrary, we consider you to be liars.’

Al-Hilali & Khan

The chiefs who disbelieved among his people said: "We see you but a man like ourselves, nor do we see any follow you but the meanest among us and they (too) followed you without thinking. And we do not see in you any merit above us, in fact we think you are liars."

Ali Quli Qarai

But the elite of the faithless from among his people said, ‘We do not see you to be anything but a human being like ourselves, and we do not see anyone following you except those who are simpleminded riffraff from our midst. Nor do we see that you have any merit over us. Rather we consider you to be liars.’

Amatul Rahman Omar

Thereupon the chiefs of his people who had disbelieved said, `We find you but a human being like ourselves, and we find none have followed you except those who are the meanest of us, having only superficial views. And we find you (and your followers) possessing no superiority over us. Rather we take you all to be liars.'

Arthur John Arberry

Said the Council of the unbelievers of his people, 'We see thee not other than a mortal like ourselves, and we see no? any following thee but the vilest of us, inconsiderately. We do not see you have over us any superiority; no, rather we think you are liars.'

Bijan Moeinian

The leaders of the disbelievers responded: "You are a human being like us; your followers are bunch of low life people; you do not have my superiority; therefore, you are nothing but a bunch of liars. "

E. Henry Palmer

But the chiefs of those who misbelieved amongst his people said, 'We only see in thee a mortal like ourselves; nor do we see that any follow thee except the reprobates amongst us by a rash judgment; nor do we see that you have any preference over us; nay more, we think you liars!'

Edip-Layth

The leaders who rejected from amongst his people said, "We do not see you except as a human like us, and we see that only the lowest amongst our people with shallow opinion have followed you. We do not see anything that makes you better than us; in fact, we think you are liars."

George Sale

But the chiefs of his people, who believed not, answered, we see thee to be no other than a man, like unto us; and we do not see that any follow thee, except those who are the most abject among us, who have believed on thee by a rash judgment; neither do we perceive any excellence in you above us: But we esteem you to be liars.

Hamid S. Aziz

That you should not worship any save Allah. Verily, I fear for you the torment of the grievous Day."

Mahmoud Ghali

So, the chiefs of the ones who disbelieved of his people said, "In no way do we see you except a mortal like ourselves, and in no way do we see that anyone has closely followed you except the ones who are the most decrepit of us, inconsiderately (i. e., without considering; literally: readily declared opinion). And in no way do we see you have over us any grace (Superiority) No indeed, we expect that you are liars."

Marmaduke Pickthall

The chieftains of his folk, who disbelieved, said: We see thee but a mortal like us, and we see not that any follow thee save the most abject among us, without reflection. We behold in you no merit above us - nay, we deem you liars.

Mohamed Ahmed - Samira

The leaders of the people who were unbelievers, replied: "We see that you are but a man like us, and see that none among us follows you but the meanest and immature of judgement, and do not see any excellence in you above us. In fact, we think you are a liar."

Muhammad Asad

But the great ones among his people, who refused to acknowledge the truth, answered: "We do not see in thee anything but a mortal man like ourselves; and we do not see that any follow thee save those who are quite obviously the most abject among us; and we do not see that you could be in any way superior to us: on the contrary, we think that you are liars!"

Mustafa Khattab

The disbelieving chiefs of his people said, "We see you only as a human being like ourselves, and we see that no one follows you except the lowliest among us, who do so ˹hastily˺ without thinking.[1] We do not see anything that makes ˹all of˺ you any better than us. In fact, we think you are liars."

Progressive Muslims

The leaders who rejected from amongst his people said: "We do not see you except as a human like us, and we see that only the lowest amongst our people who have no opinion have followed you. And we do not see anything that makes you better than us; in fact, we think you are liars."

Rashad Khalifa

The leaders who disbelieved among his people said, "We see that you are no more than a human being like us, and we see that the first people to follow you are the worst among us. We see that you do not possess any advantage over us. Indeed, we think you are liars."

Sahih International

So the eminent among those who disbelieved from his people said, " We do not see you but as a man like ourselves, and we do not see you followed except by those who are the lowest of us [and] at first suggestion. And we do not see in you over us any merit; rather, we think you are liars."

Sam Gerrans

Then said the eminent ones who disbelieved among his people: “We see thee not but as a mortal like us; and we see not that any follow thee save those who are the abject among us, at first appearance; and we see not in you over us any merit. The truth is, we think you are liars.”

Shabbir Ahmed

But the chiefs of his people, who were the foremost in rejection of the Message, came forward with four objections: We see you but a human being like us. And we see not that any follow you but the obviously lowest caste among us. (17:70). We do not see that you people are in any way superior to us, such as, wealth and property. Nay, we deem all of you liars.

Syed Vickar Ahamed

But the chiefs of the disbelievers from his people said: "We see (in) you only a man like ourselves: Nor do we see that any follow you except the lowest from us, (those who are) immature in judgment: Nor do we see in (all of) you any merit above us: In fact, we think you are all liars!"

Taqi Usmani

So the chiefs of his people who disbelieved replied, "We are not seeing that you are anything more than a man like us, and we are not seeing that any people have followed you except those who are the meanest among us, and we have not seen in you people any superiority over us; rather, we believe that you are liars."

The Monotheist Group

The leaders who rejected from among his people said: "We do not see you except as a human being like us, and we see that only the lowest among our people who have no opinion have followed you. And we do not see a thing that makes you better than us; in fact, we think you are liars."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 27. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 27. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 27. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩