Diyanet İşleri
(96-97) Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri doğru değildi.
Hûd suresi
Hûd suresi, 97. ayet. إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَٱتَّبَعُوٓا۟ أَمْرَ فِرْعَوْنَ وَمَآ أَمْرُ فِرْعَوْنَ بِرَشِيدٍ
ilâ fir`avne vemeleihî fettebe`û emra fir`avn. vemâ emru fir`avne biraşîd.
(96-97) Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri doğru değildi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Hûd 96–99 3
(Azap) emrimiz gelince, Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.
Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semud kavmi Allah'ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı.
(96-97) Andolsun, biz Musa'yı ayetlerimizle ve apaçık bir mucize ile Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına peygamber gönderdik de ileri gelenler Firavun'un emrine uydular. Halbuki Firavun'un emri doğru değildi.
Firavun, kıyamet gününde kavminin önüne geçecek ve onları ateşe götürecektir. Ne kötü varış yeridir orası!
Onlar, hem bu dünyada, hem de kıyamet gününde lanete uğratıldılar. Ne kötü destektir onlara verilen destek!
(Ey Muhammed!) Bunlar o memleketlerin haberlerinden bazılarıdır. Onları sana anlatıyoruz. Onlardan ayakta duranlar da var, yıkılıp gidenler de.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
97-98. “Firavun’a ve ileri gelenlerine.” Kavminin şereflilerine. Çünkü bunlar kendilerine uyulan kimselerdi. Başkaları ise bunlara uyuyordu. Ancak bunlar, Mûsâ’nın kendilerine göstermiş olduğu ayet ve mucizelere -ki bunlar A’râf suresinde genişçe açıklanmıştı- boyun eğmediler. Onun yerine “Firavun’un emrine uydular. Halbuki Firavun’un emri hiç de doğru değildi.” Aksine Firavun, sapık ve azgın idi. O nedenle de ancak tamamen zararlı olan şeyleri emrederdi. Kavmi de ona tabi olduğu için o, onları da helâke sürükleyip perişan etti: “O, kıyamet günü kavminin önüne düşecek ve onları ateşe sürecektir. Varacakları o yer, ne kötüdür!”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onu, Firavun'a ve onun kavminin ileri gelenlerine gönderdik. Fakat o ileri gelenler, Firavun'un Allah'ı inkâr edip küfretme emrine uydular. Hâlbuki hak hususunda isabet etmediği için Firavun'un emri uyulacak bir emir değildi.
Aynı kök: رشد (19 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Musa ona, "Sana öğretilen bilgilerden bana, doğruya iletici bir bilgi öğretmen için sana tabi olayım mı?" dedi.
Aynı kök: رشد (19 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
O inanan kimse dedi ki: "Ey kavmim! Bana uyun ki, sizi doğru yola ileteyim."
Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Allah, dedi ki: "Yerilmiş ve kovulmuş olarak çık oradan. Andolsun, onlardan sana kim uyarsa sizin, hepinizi cehenneme doldururum."
Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Şu'ayb'ın kavminden inkar eden ileri gelenler dediler ki: "(Ey ahali!) Andolsun ki eğer Şu'ayb'a uyarsanız, o takdirde mutlaka siz zarar edenler…
Aynı kök: ملا (40 geçiş) · Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
Kavminin inkar eden ileri gelenleri, "Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en…
Aynı kök: رشد (19 geçiş)
Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O halde,…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"İnin oradan (cennetten) hepiniz. Tarafımdan size bir yol gösterici (peygamber) gelir de kim ona uyarsa, onlar için herhangi bir korku yoktur, onlar…
Ortak kavram: Uyma (ittibâ)
"Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanların ardına düştüler. Oysa Süleyman (büyü yaparak)…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(96, 97) Yemin olsun ki Musa'yı da ayetlerimizle dipnot 1 ve apaçık bir delille Firavun'a ve onun yöneticilerine göndermiştik. Onlar, Firavun'un emrine uymuşlardı. (Oysa) Firavun'un emri asla doğru değildi.
Firavun'a ve onun yönetici seçkinlerine göndermiştik. Fakat onlar Firavun'un yönetimine boyun eğdiler. Ne ki firavun(laşmış) bir yönetimin, sağduyulu olması mümkün değildi.
Firavun ve onun seçkinler çevresine gönderdik. Ama berikiler, Firavun'un hükmüne boyun eğdiler oysa, Firavun'un hükmü hiçbir şekilde sağduyu ürünü değildi.
Firavun ve ileri gelen adamlarına. . . Onlar Firavun'un emrine tabi oldular. . . (Oysa) Firavun'un emri olgunluğu yansıtmıyordu.
Firavun'a ve onun önde gelen çevresine. Onlar Firavun'un emrine uymuşlardı. Oysa Firavun'un emri doğruya götürücü (irşad edici) değildi.
Firavun'a ve onun ileri gelenlerine (gönderdik). Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri doğru değildi.
Firavun ve onun ileri gelenlerine. Fakat Firavun'un buyruğuna uydular; oysa Firavun'un buyruğu doğruya eriştirmiyordu.
- Andolsun, Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir kanıtla Firavun'a ve ileri gelenlerine gönderdik. Ama onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri, akla uygun değildi.
Firavun ve konseyine... Ancak onlar Firavunun buyruğuna uydular. Firavunun buyruğu ise akıllıca değildi.
Firavun ve konseyine... Ancak onlar Firavun'un buyruğuna uydular. Firavunun buyruğu ise akıllıca değildi.
Firavun'a ve onun ileri gelenlerine; onlar, Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri akıllıca değildir.
Fir'avne ve cem'ıyyetine de bunlar, Fir'avnin emrine tabi' oldular, Fir'avn emri ise reşid değildir
Firavun ve melelerine. dipnot 1 Firavun'un buyruklarına uydular. Oysa Firavun'un buyrukları hiç de akıllıca değildi;
Firavun ve melelerine. dipnot 1 Firavun'un buyruklarına uydular. Oysa Firavun'un buyrukları hiç de akıllıca değildi;
Firavun'a ve toplumunun önde gelenlerine. Firavun'un buyruklarına uydular. Oysa Firavun'un buyrukları hiç de akıllıca değildi;
Firavun'a ve onun önde gelen çevresine. Onlar Firavun'un buyruğuna uymuşlardı. Oysa Firavun'un buyruğu doğruya götürücü (irşad edici) değildi.
(96-97) Andolsun ki biz Musayı da Fir'avna ve onun ileri gelenlerine mucizelerimizle ve apaçık bir hüccetle gönderdik de yine onlar Fir'avnın emrine tabi oldular. Halbuki Fir'avn'ın emri hiç de salahiyyetli ve dürüst değildi.
Yine de onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri hiç de doğru değildi.
(96-99) Musa’yı ayetlerimizle açık delillerle firavun ve seçkinlerine gönderdik, firavunun işine / emrine uymuşlardı, firavunu işi yetişkin edici / reşit edici değildi, kıyamet gününde kavmini sunar / takdim eder, onları götürdüğü yer ise ateştir, varılan yer, ne kötü bir gidilen yerdir. İşte bu rada da lanete uğradılar, k ıyamet günü armağan olarak verilen ne kötü bir hediyedir.
Firavun'a ve onun ileri gelenlerine (gönderdik). Fakat onlar Firavun'un emrine uydular. Oysa Firavun'un emri doğru değildi.
Fir'avn'a ve adamlarına. (Ama o insanlar), Fir'avn'ın buyruğuna uydular. Oysa, Fir'avn'ın buyruğu, doğruya iletici değildi.
Firavun'a ve ileri gelenlerine dipnot 1 ... Hepsi Firavun'un emrine tabi olmuşlardı. Oysa Firavun'un emri akla uygun değildi dipnot 2 .
Onu Firavun'a ve önde gelen adamlarına gönderdik. Onlar Firavun'un emrine girmişlerdi. Oysa Firavun'un emri gerçeklere uymuyordu.
Firavun ve kavminin ileri gelenlerine. Onlar, Firavun’un emrine uydular; oysa Firavun'un emri doğru değildi.
(96-97) Musa'yı da ayetlerimizle ve açık bir belge ile Firavun ve çevresine göndermiştik. Onlar, Firavun'un emrine uydular; oysa Firavun'un buyruğu doğru yola çıkarmazdı.
Firavun'a ve kodamanlarına. Ama onlar Firavun'un emrine uydular. Oysaki, Firavun'un emri doğruya ve güzele ulaştırmıyordu.
We sent him to Pharaoh and his people, but they rejected his principles which formed the basis of a chain of reasoning and followed those of Pharaoh whose principles were unprincipled.
to Pharaoh and his supporters, but they followed Pharaoh’s orders, and Pharaoh’s orders were misguided.
Unto Pharaoh and his chiefs: but they followed the command of Pharaoh and the command of Pharaoh was no right (guide).
to Pharaoh and his nobles. But they obeyed the command of Pharaoh even though Pharaoh's command was not rightly-directed.
to Pharaoh and his ruling circle. They followed Pharaoh’s command but Pharaoh’s command was not rightly guided.
To Fir‘aun (Pharaoh) and his chiefs, but they followed the command of Fir‘aun (Pharaoh), and the command of Fir‘aun (Pharaoh) was no right guide.
to Pharaoh and his elite, but they followed Pharaoh’s dictates, and Pharaoh’s dictates were not right-minded.
To Pharaoh and the nobles of his court, but they carried out Pharaoh's bidding; whereas the bidding of Pharaoh was not at all right directed.
to Pharaoh and his Council; but they followed Pharaoh's command, and Pharaoh's command was not right-minded.
Unfortunately, the people of Pharaoh chose to follow the Pharaoh’s commands; and his commands were not wise.
unto Pharaoh and his chiefs; but they followed Pharaoh's bidding, and Pharaoh's bidding was not straightforward.
To Pharaoh and his entourage; but they followed the command of Pharaoh, and Pharaoh's command was not wise.
unto Pharaoh and his princes: But they followed the command of Pharaoh; although the command of Pharaoh did not direct them aright.
And We sent Moses with our signs (revelations) and with obvious (clear) power
To Firaawn (pharaoh) and his chiefs. Yet they closely followed the command of Firaawn, and in no way was the command of Firaawn most- right-minded.
Unto Pharaoh and his chiefs, but they did follow the command of Pharaoh, and the command of Pharaoh was no right guide.
To the Pharaoh and his nobles, but they followed the bidding of Pharaoh, though the bidding of Pharaoh was unrightful.
unto Pharaoh and his great ones: but these followed [only] Pharaoh's bidding - and Pharaoh's bidding led by no means to what is right.
to Pharaoh and his chiefs, but they followed the command of Pharaoh, and Pharaoh’s command was not well guided.
To Pharaoh and his leaders; but they followed the command of Pharaoh, and Pharaoh's command was not wise.
To Pharaoh and his elders. But they followed the command of Pharaoh, and Pharaoh's command was not wise.
To Pharaoh and his establishment, but they followed the command of Pharaoh, and the command of Pharaoh was not [at all] discerning.
To Pharaoh and his eminent ones, but they followed the command of Pharaoh; and the command of Pharaoh was not right-minded.
To Pharaoh and his chiefs. They followed only the command of Pharaoh, and his command did not lead to right.
To Firon (Pharaoh) and his chiefs, but they followed the order of Firon (Pharaoh), and the order of Firon (Pharaoh) was not the right guide.
to Pharaoh and his group. So, they followed the command of Pharaoh, while the command of Pharaoh was not right.
To Pharaoh and his commanders; but they followed the order of Pharaoh; and the order of Pharaoh was not wise.