Hûd suresi

Hûd suresi, 122. ayet

Hûd suresi, 122. ayet. وَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنَّا مُنتَظِرُونَ

venteżirû. innâ münteżirûn.

Diyanet İşleri

"Bekleyin, biz de bekleyeceğiz."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 119–123 · surenin 122. ayeti / 123

Konu Namaz; öncekilerden öğüt; "bekleyin, biz de bekleriz" Hûd 114–123 3

  1. Hûd 119

    (118-119) Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir. Zaten onları bunun için yarattı. Rabbinin, "Andolsun ki cehennemi hem cinlerden, hem insanlardan (suçlularla) dolduracağım" sözü kesinleşti.

  2. Hûd 120

    (Ey Muhammed!) Peygamberlerin haberlerinden, kendileriyle senin kalbini pekiştirdiğimiz her bir haberi sana aktarıyoruz. Bunlarda, sana hak, mü'minlere de bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.

  3. Hûd 121

    İman etmeyenlere de ki: "Elinizden geleni yapın, biz de yapacağız."

  4. 122

    "Bekleyin, biz de bekleyeceğiz."

  5. Hûd 123

    Göklerin ve yerin gaybını bilmek Allah'a mahsustur. Bütün işler O'na döndürülür. Öyle ise O'na kulluk et ve O'na tevekkül et. Rabbin yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

122. Başınıza gelecekleri “bekleyin, biz de” başınıza gelecekleri “bekliyoruz.” Yüce Allah, her iki kesimin arasını ayırmış, mü’min kullarına yardımcı olduğunu ve Allah’ın yalanlayıcı düşmanlarını da imha ettiğini göstermiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bize inecek olan sonucu bekleyin! Şüphesiz biz de size inecek sonucu beklemekteyiz.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَٱنتَظِرُوٓا۟ venteziru ve bekleyin kök: نظر
  2. إِنَّا inna biz de
  3. مُنتَظِرُونَ muntezirune beklemekteyiz kök: نظر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.

  • Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bekleyin! Şüphesiz ki biz de bekleyenleriz."

Mustafa İslamoğlu

ve bekleyiniz, iyi bilin ki biz zaten beklemekteyiz.

Muhammed Esed

Ve (olacak olanı) bekleyin bakalım; doğrusu, biz de bekleyeceğiz!"

Ahmed Hulusi

"(Sonucunu görmek için) bekleyin bakalım! Biz de bekliyoruz!"

Ali Bulaç

Ve gözleyip durun; gerçekten biz de gözleyip duruyoruz."

Ali Özek ve heyeti

Bekleyin! Şüphesiz biz de beklemekteyiz!

Ali Rıza Safa

"Ve bekleyin! Aslında, biz de bekliyoruz!"

Bayraktar Bayraklı

"Bekleyiniz! Biz de beklemekteyiz."

Edip Yüksel

"Sonra bekleyin, biz de beklemekteyiz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Sonra bekleyin, biz de beklemekteyiz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bekleyin! Her halde biz de bekliyoruz."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve gözetin herhalde biz gözetiyoruz

Erhan Aktaş

"Bekleyin! Biz de bekliyoruz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Bekleyin! Biz de bekliyoruz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Bekleyin! Biz de bekliyoruz."

Gültekin Onan

"Ve gözleyip durun; gerçekten biz de gözleyip duruyoruz."

Hasan Basri Çantay

"Siz gözetleyin, biz de her halde gözetleyiciyiz".

İbni Kesir

Bekleyin, biz de bekleyeceğiz.

Mehmet Alagaş

(100-123) Bunlar memleketlerin / kuraaların sana anlattığımız haberleridir, b azısı ayakta, bazısı biçildi / hasat edildi , o nlara zulmetmedik velakin kendilerine zulmettiler, Rabbinin emri geldiğinde Allah ’ın dışında çağırdıkları ilahları bi r şey yapamadılar / onlara fayda vermediler, ziyanları / tetbibleri dışında bir şeylerini artırmadı, Rabbin memleketleri böyle tutup yakalar yakaladığında o memleketler zalimdirler, muhakkak ki O'nun tutup yakalaması acıtıcı dır, şiddetlidir, ahiret azabından korkan biri için bunda kesinlikle gösterge / ayet vardır, işte bu, insanlar için bir araya gelme günüdür, ve şahit olma günüdür. O, sayılı süre hiç ertelenmez / tehir edilmez , o gün geldiğinde , O ’nun izni dışında kimse konuşamaz / kelam edemez, onlarda birileri isyancıdır / eşkıyadır / şâkidir, birileri de mesuttur / saidtir, İsyancılar ateş içindeler ve orada iniltileri ve derin derin solumaları vardır, semalar ve arz devam ettiği sürece Rabbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar, Rabbin, neyi dilerse / neyi murat ederse onu yapandır. Mesud olanlar ise cennettedirler, semalar ve arz devam ettiği sürece, R abbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar , kesintisiz bir armağandır. Onların ibadet ettiklerinden dolayı kafa karışıklığı içinde olma / tereddüt içinde / mirye içinde olma, onlar babalarının taptıkları dışında başka bir şeye tapmıyorlar, nasipleri olanı, kısmadan / eksiltmeden onlara da vereceğiz / vefa edeceğiz. Kesin olan şu ki, Musa’ya kitabı verdik, zıtlaşmaya / ihtilafa düştüler, şayet Rabbinin önceden kesinleşmiş kelimesi olmasa aralarında ki hüküm gerçekleşirdi, muhakkak ki onlar ondan şüphe ve tereddüt içindeler. Muhakkak ki Rabbin her birisine yaptıklarını / amellerini tam olarak ödeyecektir / vefa edecektir , muhakkak ki O yaptıklarından haberdardır. Emredildiğin gibi sen ve beraberinde tövbe edenler doğru olun / istikamet üzere olun, taşkınlık etmeyin, muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir, zalimlere eğilim göstermeyin, size ateş dokunur, sizin için Allah dışında bir dost yoktur sonra yardım da göremezsiniz, gündüzün her iki tarafında gecenin sabaha yakın kısımlarımda kalkıp namaz kılın, kesinlikle güzellikler kötülükleri giderir, bu hatırlay ıp ananlara bir hatırlatmadır , sabret, muhakkak ki Allah , güzellik yapanların ecrini zayi etmez / zaiyata uğratmaz. Sizden önceki kuşakların / nesillerin geriye kalan ulular, arzda fesadı yasak etselerdi ya onlardan kurtardığımız azınlıkta ki birileri hariç bundan men eden olmadı , zalimlere ve içinde bulundukları refaha uydular / tabi oldular ve suçlu oldular, Rabbin halkı ıslahatçı iken zulmederek onları helak edecek değildir, şayet Rabbin dilese insanları tek bir toplum / tek bir ümmet yapardı, Rabbinin esirgedikleri / merhamet ettikleri hariç karşıtlaşmaya / muhalefete devam ediyorlar, onları da bu yüzden yarattı. Rabbinin kelimesi tamamlandı, cehennemi cinlerin ve insanların tamamıyla dolduracağız. Resullerin haberlerinden gönlünü sabitleyecek her ne varsa sana hepsini anlattık, b u konuda sana hakikat ve müminlere öğüt / vaaz ve hatırlatma geldi , iman etmeyenlere deki, imkanlarınızca yapın bizde yapıyoruz, bekleyip gözleyin bizlerde bekleyip gözlüyoruz. Semaların ve arzın bilinemeyenleri / gaybı Allah ’ındır, emirlerin hepsi ona geri döner, O'na ibadet edin O’nu vekil tayin edin, Ra bbin yaptıklarınızı dikkatinden kaçırmaz / gafil değildir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bekleyin! Şüphesiz biz de bekleyicileriz.

Süleyman Ateş

"Bekleyin, biz de bekliyoruz!"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir de neler olacağını gözleyin, biz de gözlüyoruz."

Şaban Britch

Bekleyin, biz de bekliyoruz.

Şaban Piriş

Bekleyin, biz de bekliyoruz.

Yaşar Nuri Öztürk

"Bekleyin, biz de bekliyoruz!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"And await the justice prepared above in heaven's realm; we will await it also. "

Abdul Haleem

and ‘Wait: we too are waiting.’

Abdullah Yusuf Ali

"And wait ye! We too shall wait."

Abul A'la Maududi

And do wait for the end of things; we too are waiting.

Aisha Bewley

And wait. We too are waiting.’

Al-Hilali & Khan

And you wait! We (too) are waiting."

Ali Quli Qarai

And wait! We too are waiting. ’

Amatul Rahman Omar

`And you may await (our end), we (too) are awaiting (yours). '

Arthur John Arberry

And watch and wait; we are also watching and waiting. '

Bijan Moeinian

Then add: "Then let us wait and see what will happen. "

E. Henry Palmer

And wait ye, verily, we are waiting too!'

Edip-Layth

"Wait, for we are also waiting."

George Sale

And wait the issue; for we certainly wait it also.

Hamid S. Aziz

Say to those who believe not, "Act according to your power, verily, we are acting too!

Mahmoud Ghali

And wait; surely we are (also) waiting. "

Marmaduke Pickthall

And wait! Lo! We (too) are waiting.

Mohamed Ahmed - Samira

And wait (for what is to come), we are also waiting (to see). "

Muhammad Asad

and wait [for what is coming]: behold, we too are waiting!"

Mustafa Khattab

And wait! Surely we ˹too˺ are waiting."

Progressive Muslims

"And wait, for we are also waiting. "

Rashad Khalifa

"Then wait; we too will wait."

Sahih International

And wait, indeed, we are waiting. "

Sam Gerrans

“And wait — we are waiting.”

Shabbir Ahmed

And tell them, "And wait for what is coming. Behold, we are also waiting."

Syed Vickar Ahamed

"And you wait! We will also wait. "

Taqi Usmani

And wait. We too are waiting."

The Monotheist Group

"And wait, for we are also waiting."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 122. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 122. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 122. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩