Hûd suresi

Hûd suresi, 40. ayet

Hûd suresi, 40. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ قُلْنَا ٱحْمِلْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ وَمَنْ ءَامَنَ وَمَآ ءَامَنَ مَعَهُۥٓ إِلَّا قَلِيلٌ

ḥattâ iẕâ câe emrunâ vefâra-ttennûru ḳulne-ḥmil fîhâ min küllin zevceyni-ŝneyni veehleke illâ men sebeḳa `aleyhi-lḳavlü vemen âmen. vemâ âmene me`ahû illâ ḳalîl.

Diyanet İşleri

Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nuh'a dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki ailen ile iman edenleri ona yükle." Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 37–43 · surenin 40. ayeti / 123
  1. Hûd 37

    "Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."

  2. Hûd 38

    (Nuh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz."

  3. Hûd 39

    Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız.

  4. 40

    Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nuh'a dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki ailen ile iman edenleri ona yükle." Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.

  5. Hûd 41

    (Nuh), "Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." dedi.

  6. Hûd 42

    Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkarcılarla birlikte olma" diye seslendi.

  7. Hûd 43

    O, "Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım" dedi. Nuh, "Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur" dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

40. “Nihâyet emrimiz gelip de” azabın ineceği vakit takdir olunca “tandır kaynayınca” yani Yüce Allah gökten şarıl şarıl akan sular indirip yerin her tarafından, hatta ateşin yakıldığı ve su bulunma ihtimali en uzak yer olan tandırlardan dahi pınarlar fışkırınca… demektir. Böylece su, önceden takdir edilmiş bir noktaya kadar geldi. Nûh’a “dedik ki: Her bir (hayvandan) birer çift” yani mahlukatın bütün türlerinden türeyecekleri köklerinin kalması için bir erkek ve bir dişi al. Bu çiftlerin dışındakileri ise geminin taşımasına imkân yoktur. “ve aleyhlerinde (helak) sözü geçmiş olanlar” suda boğulan oğlu gibi kâfir olanlar “hariç aile efradını ve iman edenleri gemiye yükle! Zaten” durum şu idi ki “onunla birlikte ancak çok az kimse iman etmişti.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Nuh -aleyhisselam- Allah'ın kendisine emrettiği gemi inşa etme işini bitirmiş, onlara helak olacaklarına dair emrimiz gelmiş ve tufanın başladığını haber vermek için onların içerisinde ekmek yaptıkları tandırdan sular kaynamaya başlamıştı. Biz, Nuh -aleyhisselam-'a, dişi ve erkek olmak üzere yeryüzündeki hayvanlardan her cinsten bir çifti ve iman etmemeleri sebebiyle haklarında boğulacakları hükmü verilenler hariç ehlini ve iman edenleri almasını söyledik. Nuh-aleyhisselam- Allah'a iman etmeleri için uzun bir süre davet etmesine rağmen onlardan sadece az bir topluluk iman etti.

Kelimeler

26 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. حَتَّىٰٓ hatta sonunda
  2. إِذَا iza zaman
  3. جَآءَ ca'e geldiği kök: جيا
  4. أَمْرُنَا emruna emrimiz kök: امر
  5. وَفَارَ ve fara ve kaynadığında kök: فور
  6. ٱلتَّنُّورُ t-tennuru tandır
  7. قُلْنَا kulna dedik ki kök: قول
  8. ٱحْمِلْ hmil bindir kök: حمل
  9. فِيهَا fiha ona
  10. مِن min
  11. كُلٍّۢ kullin her şeyden kök: كلل
  12. زَوْجَيْنِ zevceyni çifti kök: زوج
  13. ٱثْنَيْنِ sneyni ikişer kök: ثني
  14. وَأَهْلَكَ ve ehleke ve aileni kök: اهل
  15. إِلَّا illa dışındaki
  16. مَن men olanlar
  17. سَبَقَ sebeka önceden kök: سبق
  18. عَلَيْهِ aleyhi aleyhlerine
  19. ٱلْقَوْلُ l-kavlu hüküm verilmiş kök: قول
  20. وَمَنْ ve men ve
  21. ءَامَنَ ۚ amene iman edenleri kök: امن
  22. وَمَآ ve ma ve
  23. ءَامَنَ amene zaten iman etmemişti kök: امن
  24. مَعَهُۥٓ meahu onunla beraber
  25. إِلَّا illa dışında
  26. قَلِيلٌۭ kalilun çok az kimse kök: قلل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فور (4 geçiş) · Aynı kök: ثني (29 geçiş) · Aynı kök: سبق (37 geçiş)

    Bunun üzerine Nuh'a, "Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre o gemiyi yap" diye vahyettik. "Bizim emrimiz gelip de tandır kaynamaya başlayınca,…

  • Aynı kök: فور (4 geçiş)

    Evet, sabrettiğiniz ve Allah'a karşı gelmekten sakındığınız takdirde; onlar ansızın üzerinize gelseler bile Rabbiniz nişanlı beş bin melekle size…

  • Aynı kök: فور (4 geçiş)

    Oraya atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı korkunç uğultuyu işitirler.

  • Aynı kök: ثني (29 geçiş) · Aynı kök: زوج (81 geçiş)

    O, (hayvanlardan) sekiz eşi de yaratandır: (Erkek ve dişi olarak) koyundan iki, keçiden de iki. Ey Muhammed! De ki: "Allah iki erkeği mi haram kıldı,…

  • Aynı kök: ثني (29 geçiş) · Aynı kök: زوج (81 geçiş)

    O, yeri yayıp döşeyen, orada dağlar, nehirler meydana getiren, orada her türlü meyveden (erkekli-dişili) iki eş yaratandır. O, geceyi gündüze…

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh · Aynı kök: حمل (64 geçiş)

    Biz Nuh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.

  • Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: اهل (127 geçiş)

    İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene…

  • Aynı kök: حمل (64 geçiş) · Aynı kök: زوج (81 geçiş)

    Allah, sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. (İnsan) eşiyle birleşince eşi hafif bir yük…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sonunda emrimiz gelip de tandır kaynayınca dipnot 1 (Nuh'a) şöyle demiştik: "Her tür (canlı)dan iki çift dipnot 2 ile -içlerinden (boğulacağına dair) aleyhinde söz geçen(ler) dışında- aileni ve iman etmiş olan(lar)ı ona (gemiye) bindir!" (Nitekim) onunla birlikte çok az (kişi)den başkası iman etmemişti.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ifade ile Hz. Nuh'un gemisinin buharla çalıştığı kastedilmiş olabilir. Konuyla ilgili ayrıca bkz. Mü'minûn 23:27; Kamer 54:13.
  2. metne dön, dipnot 2
    Burada sözü edilen "her canlı" ifadesi, günlük hayatta kendilerine gerekli olan ürünlerin elde edildiği kara hayvanları olmalıdır. Burada kastedilen yeryüzündeki bütün canlılar olamaz; çünkü geminin kapasitesi gereği bunun imkânı olmadığı gibi gereği de yoktur. Burada kastedileni bütün canlılar şeklinde anlarsak, o zaman da bu kapsamda yırtıcı hayvanların ve denizlerde yaşayan canlıların gemiye alınmasının istenmediği kolayca kavranabilecektir. Bu durum tıpkı yolculuğa veya herhangi bir işe gitmekte olan birisinin yanındakilere "her şeyi alın" demesi gibidir. Verilmek istenen mesaj ilgili iş için gerekli olanların alınmasıdır, yoksa bütün her şey kastedilmemektedir.

Mustafa İslamoğlu

En nihayet, hükmümüzün vakti gelince tandır kaynadı. (Nuh'a) "Yanına her tür (canlıdan) birer çift al; bir de haklarında hüküm kesinleşmiş olanlar dışında aileni ve iman eden kimseleri (al)" talimatını vermiştik. Zaten onun inancını paylaşan kimseler çok azdı.

Muhammed Esed

(Bu böylece devam etti) ta ki, hükmümüz vaki olup da yeryüzünde sular taşkınlar halinde kaynayıp coşuncaya kadar. (Nuh'a): "Her cins (hayvandan) birer çift ve haklarında hüküm verilmiş olanları değil, yalnız aileni ve imana erişenleri gemiye bindir!" dedik, çünkü o'nun inancını paylaşanlar zaten küçük bir topluluktu.

Ahmed Hulusi

Nihayet hükmümüz geldiğinde ve sular kaynaklardan fışkırıp taştığında dedik ki: "Ona, her cinsten bir çift ile daha önce aleyhlerine hüküm verilmiş olanlar dışında, aileni ve tüm iman etmiş olanları yükle". . . Zaten Onunla beraber iman eden çok azdı.

Ali Bulaç

Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman, dedik ki: "Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti.

Ali Özek ve heyeti

Nihayet emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca Nuh'a dedik ki: «(Canlı çeşitlerinin) her birinden iki eş ile (boğulacağına dair) aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında aileni ve iman edenleri gemiye yükle!» Zaten onunla beraber pek azı iman etmişti.

Ali Rıza Safa

Sonunda buyruğumuz geldiğinde ve sular kaynayınca, şöyle dedik: "Her türden birer çift ile hakkında yargı verilmiş olanların dışındaki aileni ve inananları ona bindir!" Onunla birlikte inanan, zaten çok azdı. dipnot 155

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 155
    "Sular kaynayınca" olarak yazdığımız "Faret tennuru" tanımlaması, kimi Kur'an çevirilerinde, "Gök kaynayınca" veya "Tennur kaynayınca" veya "Tandır kaynayınca" veya "Fırın kaynayınca" veya "Geminin kazanı kaynayınca" veya "Fırından su taşıp fışkırınca" biçiminde çevrilmiştir.

Bayraktar Bayraklı

Sonunda buyruğumuz gelip tandırda sular kaynamaya başlayınca,"Her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan ehlini ve inananları gemiye bindir" dedik. Ancak, pek az kimse onunla beraber inanmıştı.

Edip Yüksel

Nihayet emrimiz gelip de gök kaynayıp taşınca, kendisine dedik ki: "Her türden birer çifti, daha önce mahkûm edilmiş olanlar hariç, çoluk çocuğunu ve iman edenleri ona yükle." Kendisiyle birlikte gerçeği onaylamış olanlar zaten bir kaç kişiydi. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * ve 44 Nuh'un gemisi, birbirine bağlanmış kütüklerden ibaret basit bir gemiydi (54:13). * Tufan ise, Nuh'un halkıyla, Ölü Deniz bölgesiyle sınırlı idi. Gemiye alınan hayvanlar ise Nuh'a ait çiftlik hayvanlarıydı. Hikayeci din adamları, gemiyi, tufanı ve hayvanların sayısını abartmışlardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Nihayet emrimiz gelip de gök kaynayıp taşınca, kendisine dedik ki: 'Her türden birer çifti, daha önce mahkum edilmiş olanlar hariç, çoluk çocuğunu ve inananları ona yükle.' Kendisiyle birlikte inanmış olanlar zaten bir kaç kişiydi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nihayet emrimiz gelip de tennür (geminin kazanı) kaynayınca Nuh'a: "Her birinden ikişer çift alıp aleyhinde hüküm geçmiş olanların dışında aileni ve iman edenleri gemiye yükle!" dedik. Zaten onunla birlikte pek azı dışında kimse iman etmemişti.

Elmalılı Hamdi Yazır

Nihayet emrimiz geldiği ve tennur feveran ettiği vakıt dedik ki: yükle içine her birinden ikişer çift, ve aleyhinde huküm sebketmiş olandan maada ehlini ve iyman edenleri, maamafih pek azından maadası beraberinde iyman etmemişti, dedi

Erhan Aktaş

Buyruğumuz gelip tandır kaynamaya dipnot 1 başladığı zaman, Biz dedik ki: "Her cinsten birer çift dipnot 2 ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar hariç aileni ve İman Edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok az kimse iman etmişti.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gözenek gözenek sular fışkırmaya başlayınca.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gemiye alınması istenen hayvanlar yalnızca evcil olan hayvanlardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Buyruğumuz gelip tandır kaynamağa dipnot 1 başladığı zaman, Biz dedik ki: "Her cinsten birer çift dipnot 2 ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar hariç aileni ve iman edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok az kimse iman etmişti.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Gözenek gözenek sular fışkırmaya başlayınca.
  2. metne dön, dipnot 2
    Gemiye alınanması istenen hayvanlar yalnızca evcil olan hayvanlardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Emrimiz gelip sular fışkırmaya başladığı zaman, Biz dedik ki: "Her cinsten birer çift ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar hariç aileni ve iman edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok az kimse iman etmişti.

Gültekin Onan

Sonunda buyruğumuz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman dedik ki: "Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında ehlini (aileni) ve inananları ona bindir." Zaten onunla birlikte çok azından başkası inanmamıştı.

Hasan Basri Çantay

Nihayet emrimiz gelib de fırın kaynadığı zaman (Nuha) dedik ki: "Her birinden (her bir neviden erkek ve dişi) ikişer çift ile — aleyhinde söz geçmiş (helakleri takdir edilmiş) olanlar müstesna — aileni ve iman edenleri içine yükle". Zaten onun maiyyetindeki az kimselerden başkası da iman etmemişdi.

İbni Kesir

Nihayet buyruğumuz gelip sular kaynamaya başlayınca: Her cinsten birer çifti ve hakkında hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu ve inananları gemiye al, dedik. Zaten onunla beraber pek az kimse inanmıştı.

Mehmet Alagaş

(25-49) Kesin olan şu ki , biz Nuh’u kavmine gönderdik, kesinlikle ben Allah ’tan başkasına ibadet etmemeniz konusunda size apaçık bir uyarıcıyım, muhakkak ki sizin için acı veren günün azabından korkuyorum. Kavminin kafirlerinin seçkinleri dediler ki , seni benzerimiz bir beşerden başka bir i olarak görmüyoruz ve basit görüşlü, en aşağılarımızdan gözükenlerden başka birilerinin de sana uyduğunu da görmüyoruz , sizin, bizden fazlaca bir artılarınızın olduğunu da görmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz / zannediyoruz. Dedi ki Ey Kavmim; peki sizler şunu da gördünüz mü? eğer ben Rabbimden bir delil üzereysem / burhan üzereysem ve onun yanından da bana bir rahmet verilmişse , bu da sizden gizli tutulmuşsa, siz onu hor görürken / kerih görürken bize lazım mı ki onu size kabul ettirelim. (Siz bize lazım değilsiniz biz size lazımız) ve ey kavmim! sizden bir mal sual etmiyorum. Benim ücretim sadece Allaha aittir, iman edenleri kovacak değilim, m uhakkak ki onlar Rablerine kavuşacaklar ve fakat ben de sizi cahil bir kavim olarak görüyorum, ey kavmim! eğer ki kovarsam Allaha karşı bana kim yardım edebilir ki? O halde hiç düşünmez misiniz? Size Allah’ın hazineleri benim yanımda demiyorum, gaybı da bilemem, ben bi r meleğim de demiyorum, gözlerinizde zelil gördüklerinize Allah, asla hayır vermez de demiyorum , onların kendilerinde ne olduğunu en iyi Allah bilir , kesinlikle ben o vakit zalimlerden olurum. Dedi ki Ey Nuh, bizimle mücadele ettin / cedelleştin, cedelleşmeyi de çoğalttın, vaa t ettiğini, eğer sözüne bağlı isen, bize getir, eğer Allah, isterse onu size getirir, onu siz aciz bırakamazsınız dedi , eğer ki Allah azgınlaşmanızı murad ediyorsa, benim size nasihat murad edipte nasihat vermemin , size bir faydası olmaz , Rabbiniz O dur ve O na ger döneceksiniz. Ayrıca, onu iftara etti mi diyorlar? Deki eğer onu ben uydurmuşsam suçu banadır, işlediğiniz suçlardan ben uzağım / beriyim. Nuh’a vahyedildi ki, kavminden sana iman edenler dışında artık sana iman eden kesinlikle olmayacak. Onların yaptıkları nedeniyle tasalanma / beise düşme, v ahyimizle gözümüzün önünde gemiyi üret / imal et , zalimler hakkında da bizle muhatap olma, muhakkak onlar boğulacaklar . Gemiyi yapıyordu kavminin seçkinleri onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı, eğer bizimle alay ederseniz biz de sizinle, sizin alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz, İlerde, rezil edici azabın, daimî azabın kime geleceğini bileceksiniz. Hatta emrimiz geldiğinde, tandır kaynadığında her bir tür çiftten ikişerli ona taşı dedik, üzerinde sözümüz kayıtlı olanlar ve iman edenler hariç helak ettik, onunla beraber az miktar dışında inanan da olmadı , demir atıp durduğunda ve giderken de / mecra ederken de Allah ’ın ismiyle ona binin, Rabbim muhakkak bağışlayan ve rahimdir dedi, O, onlarla dağlar gibi dalgalar içinde akıyordu Nuh ayrı kenarda bir yerde olan oğluna seslendi ve ey oğlum bizimle beraber bin kafirlerle beraber olma dedi , beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım dedi , bugün rahmet ettiği hariç, Allah'ın emrinden korunma yok dedi ve dalga her ikisinin arasını ayırdı ve boğulanlardan oldu. Yere / arza suyunu emerek yut denildi, zalim kavme de uzak olsunlar denildi. Nuh Rabbine seslendi, oğlum ailemdendi ehlimdendir , senin verdiğin söz gerçektir, sen hakimlerin de en hakimisin dedi, ey Nuh muhakkak o senin ailenden değildi, kesinlikle onun salih olmayan ameli vardı, benden sende bilgisi / ilmi olmayan şeyi sual etme / isteme, kesinlikle ben sana cahillerden olmamanı öğüt veririm / vaaz ederim dedi. Rabbim, ilmi bende olmayan şeyi sana sual etmekten sana sığınırım, eğer ki beni bağışlamaz ve de esirgemezsen hasara uğrarım / hüsran olurum dedi. Ey Nuh bizden sana ve seninle beraber olan ümmetler için bir esenlik ve bereket ile in denildi. O ümmetleri geçindireceğiz sonra da onlara acıtıcı / elim bir azap onlara dokunacak / temas edecek. Bunlar gaybın haberleridir onu sana vahyediyoruz. Sen ve de kavmin bundan önce leri bunu biliyor değildin, sabret, sonuç / akıbet sakınanların / muttakilerindir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Sonunda emrimiz gelip, tandır (içinden sular) kaynamaya başlayınca: "Her cinsten birer çifti ve kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki aileni ve iman edenleri gemiye bindir" dedik. Zaten onun yanında iman etmiş olan kimseler çok azdı.

Süleyman Ateş

Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (iş ciddileşip sular kaynamağa başlayınca, Nuh'a) dedik ki: "Her şeyden ikişer çifti ve aleyhlerinde hüküm verdiklerimiz haric olmak üzere aileni ve inananları gemiye yükle!" Zaten onunla beraber inanan pek azdı.

Süleymaniye Vakfı

Sonunda emrimiz çıkıp tandır kaynadığında dipnot 1 Nuh'a dedik ki: "Erkekli dişili her türden birer çifti ve -hakkında önceden karar çıkan kişi hariç- aileni, bir de inanıp güvenenleri gemiye bindir dipnot 2 ." Onunla birlikte pek az kişi inanmıştı.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tennur (التنور) tandır demektir (Lisan'ul- Arab). Ayetteki 'tennur' elif-lam ile marife olduğu için 'geminin kazanı' demek olur. Kazanın kaynaması, onun buharlı gemi olduğunu ve harekete hazır hale geldiğini gösterir.
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sonunda emrimiz çıktı ve geminin kazanı dipnot 1 kaynadı. Nuh'a dedik ki "Erkekli dişili her türden birer çifti ve hakkında karar çıkan kişi dışındaki aileni, bir de inanıp güvenenleri gemiye bindir." Pek azı dışında Nuh ile birlikte inanıp güvenen olmamıştı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    هي تنُّور من حديد،

Şaban Britch

Sonunda emrimiz gelip, tandır (içinden sular) kaynamaya başlayınca: "Her cinsten birer çifti, aleyhinde söz geçmiş olanlar dışında kalan aileni ve iman edenleri gemiye bindir” dedik. Zaten onun yanında iman etmiş olan kimseler çok azdı.

Şaban Piriş

Sonunda emrimiz gelip, yerden sular kaynamağa başlayınca: -Her şeyden ikişer çift aleyhlerinde hüküm verilmiş olan dışında aileni ve iman edenleri ona bindir, dedik. Zaten onun yanında iman etmiş olan kimseler çok azdı.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet emrimiz gelip de tandır kaynayınca şöyle seslendik: "Yükle içine her birinden ikişer çift ve aleyhinde hüküm verilen hariç olmak üzere aileni, bir de iman etmiş olanları." Ama Nuh'la birlikte çok az bir kısmı iman etmişti.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

When Our command came to pass and the water bubbled up, rose in billows and erupted through the earth's surface inundating the land, We said to him: Carry with you on board ship a pair -a male and a female- of every kind or living creature (or possibly two pairs of each species) together with your family, except those against whom Allah has already pledged His word, and carry those who acknowledged the truth of your mission, they were but some few.

Abdul Haleem

When Our command came, and water gushed up out of the earth, We said, ‘Place on board this Ark a pair of each species, and your own family- except those against whom the sentence has already been passed- and those who have believed,’ though only a few believed with him.

Abdullah Yusuf Ali

At length, behold! there came Our command, and the fountains of the earth gushed forth! We said: "Embark therein, of each kind two, male and female, and your family - except those against whom the word has already gone forth,- and the Believers." but only a few believed with him.

Abul A'la Maududi

Thus it was until Our command came to pass and the oven boiled over. dipnot 1 We said: 'Take into the Ark a pair of every species; and take your own family except those who have already been declared (as unworthy); dipnot 2 and also take everyone who believes. dipnot 3 But those who, along with him, had believed were indeed just a few.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Different interpretations have been given of this, but we are of the opinion that the correct one is the one that is based on the plain words of the text. The deluge started from at-tannur, a particular oven from under which water began to boil up. At the same time heavy rain began to fall and springs began to gush up water from many places in the earth. This is given in detail in( Ayats 11-12 of Surah Al- Qamar): We opened the gates of the sky from which it began to rain heavily and constantly, and We tore open the earth and springs began to gush forth water from every side. Thus the two kinds of water gathered together to fulfill the destined doom.
  2. metne dön, dipnot 2
    In this connection, it should also be noted that the prefix al (the) before tannur (oven) shows that a particular oven had been specifically marked by God for the purpose of starting the deluge. This began to boil up water as soon as it was commanded to do so, and afterwards it began to be called the oven. It has been explicitly stated in (Ayat 7 of Surah Al- Mominoon) that the said tannur was specified before hand.
  3. metne dön, dipnot 3
    That is, don’t embark in the Ark those who had specifically been marked as unbelievers from your household, for they do not deserve to be shown Our compassion. Most probably they were two persons. One was his son who was drowned (Ayat 43), and the other was his wife. (Surah At-Tahrim, Ayat 10). And if there were any others, they have not been mentioned in the Quran.

Aisha Bewley

So when Our command came, and water bubbled up from the earth, We said, ‘Load into it a pair of every species, and your family – except for those against whom the Word was preordained – and all who have iman. ’ But those who had iman with him were only few.

Al-Hilali & Khan

(So it was) till when Our Command came and the oven gushed forth (water like fountains from the earth). We said: "Embark therein, of each kind two (male and female), and your family - except him against whom the Word has already gone forth - and those who believe. And none believed with him, except a few."

Ali Quli Qarai

When Our edict came and the oven gushed [a stream of water], We said, ‘Carry in it a pair of every kind [of animal], along with your family —except those [of them] against whom the edict has already been given— and those who have faith. ’ And none believed with him except a few.

Amatul Rahman Omar

(Thus it was) till Our command (about the punishment) came and waters of the springs (of the valley) swelled and gushed forth, We said, `Embark in it two of every kind (needed) male and female and (all the members of) your family except those about the destruction of whom (Our) verdict has already been announced and (embark in it) also those who believe. ' Yet there had not believed in him excepting a few.

Arthur John Arberry

Until, when Our command came, and the Oven boiled, We said, 'Embark in it two of every kind, and thy family -- except for him against whom the word has already been spoken and whosoever believes. ' And there believed not with him except a few.

Bijan Moeinian

When The time approached, the springs began to gush up from the earth (and the heavy rain poured down constantly. ) Then I said: "Take into the Arc a pair from every species, your family members (except the ones who are condemned) and those who have chosen to believe (which were few in number) to join you."

E. Henry Palmer

Until at length when our order came, and the oven boiled, we said, 'Load therein of every kind two, and likewise thy family,- save those on whom the sentence has already been passed - likewise those who believe;' but there believed not with him save a few.

Edip-Layth

So, when Our command came and the volcano erupted. We said, "Carry in it two from every pair, and your family; except those against whom the word has been issued; and whoever acknowledged." But those who acknowledged with him were few.

George Sale

Thus were they employed until our sentence was put in execution, and the oven poured forth water. And We said unto Noah, carry into the ark of every species of animals one pair; and thy family, -- except him on whom a previous sentence of destruction hath passed, -- and those who believe. But there believed not with him, except a few.

Hamid S. Aziz

And you shall surely soon know who it is to whom the punishment that confounds and shames shall come, and upon whom shall fall the lasting doom. "

Mahmoud Ghali

Until when Our Command came, and the oven boiled over, (This was the sign that it was time to enter the ark) We said, "Carry therein of every (kind) two pairs (Or "two of every "kind" ") and your family-except for him against whom the Word (Literally: the saying) has gone before-and whomever has believed. " And in no way did any believe with him except a few.

Marmaduke Pickthall

(Thus it was) till, when Our commandment came to pass and the oven gushed forth water, We said: Load therein two of every kind, a pair (the male and female), and thy household, save him against whom the word hath gone forth already, and those who believe. And but a few were they who believed with him.

Mohamed Ahmed - Samira

When Our command was issued and the waters gushed forth from the source, We said: "Take into (the ark) a pair of every species, and members of your family other than those against whom the sentence has been passed already, and those who come to believe. " But only a few believed in him.

Muhammad Asad

[And so it went on] till, when Our judgment came to pass, and waters gushed forth in torrents over the face of the earth, We said [unto Noah]: "Place on board of this [ark] one pair of each [kind of animal] of either sex, as well as thy family -except those on whom [Our] sentence has already been passed -and all [others] who have attained to faith!"-for, only a few [of Noah's people] shared his faith.

Mustafa Khattab

And when Our command came and the oven burst ˹with water˺,[1] We said ˹to Noah˺, "Take into the Ark a pair from every species along with your family—except those against whom the decree ˹to drown˺ has already been passed—and those who believe." But none believed with him except for a few.

Progressive Muslims

So, when Our command came and the volcano erupted. We said: "Carry in it two of every pair, and your family; except those against whom the word has been issued; and whoever believed." But those who believed with him were few.

Rashad Khalifa

When our judgment came, and the atmosphere boiled over, we said, "Carry on it a pair of each kind, together with your family, except those who are condemned. Carry with you those who have believed," and only a few have believed with him.,

Sahih International

[So it was], until when Our command came and the oven overflowed, We said, "Load upon the ship of each [creature] two mates and your family, except those about whom the word has preceded, and [include] whoever has believed. " But none had believed with him, except a few.

Sam Gerrans

When Our command had come to pass, and the oven boiled over, We said: “Load thou therein of every pair, two; and thy household — save him against whom the word has gone forth — and him who believes.” And there believed with him only a few.

Shabbir Ahmed

Thus it was until Our Command came to pass. Water gushed forth in torrents over the face of the land. Torrential rain began and the rivers started over flowing. We commanded Noah to take with him livestock, a couple each, and to take his family and followers with him. The rejecters, of course, were not to embark (Noah's son and wife (11:45), (66:10) did not embark). The community of believers with Noah was small.

Syed Vickar Ahamed

At the end, look! There came Our Command, and the fountains (of water from the earth) gushed out! We said: "Climb in there, two of each kind, male and female, and your family— Except those against whom the word has gone forth, and the believers. " And only a few believed with him.

Taqi Usmani

At last, when Our command came and the oven overflowed, We said, "Take into the Ark a pair of two from every species, along with your family,-except those against whom the Word has already been pronounced-and (also take into it) those who have believed." And there were only a few who had believed with him.

The Monotheist Group

So, when Our command came and the chamber erupted. We said: "Carry in it a pair from each kind, and your family; except those against whom the word has been issued; and whoever has believed." But those who believed with him were few.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 40. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 40. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 40. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩