Hûd suresi

Hûd suresi, 104. ayet

Hûd suresi, 104. ayet. وَمَا نُؤَخِّرُهُۥٓ إِلَّا لِأَجَلٍ مَّعْدُودٍ

vemâ nü'eḫḫiruhû illâ liecelim ma`dûd.

Diyanet İşleri

Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 101–107 · surenin 104. ayeti / 123

Konu Memleketlerin haberleri; mutsuzlar ve mutlular Hûd 100–108 3

  1. Hûd 101

    Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin azap emri gelince, Allah'ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı.

  2. Hûd 102

    Zulme sapmış memleketlerin halkını yakaladığında, Rabbinin yakalaması işte böyledir! Şüphesiz O'nun yakalaması can yakıcı ve şiddetlidir.

  3. Hûd 103

    Şüphesiz, ahiret azabından korkanlar için bunda bir ibret vardır. Bu, insanların (hesap ve ceza için) toplanacakları bir gündür. Bu, herkesin toplanıp bir araya geleceği bir gündür.

  4. 104

    Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz.

  5. Hûd 105

    O gün geldiği zaman Allah'ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır, mutlu (cennetlik) olanlar da.

  6. Hûd 106

    Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır.

  7. Hûd 107

    Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

104. “Biz onu” kıyamet gününün gelişini “sayılı bir süre(nin dolması) için ertelemekteyiz.” Dünyanın eceli dolup Yüce Allah’ın orada takdir etmiş olduğu mahlukatın sonu geldiği zaman Allah, onları âhiret yurduna döndürecektir. Dünya hayatında onlara şer’î hükümlerini uyguladığı gibi ahirette de amellerinin karşılığı olacak cezaî hükümleri uygulayacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Biz şahit olunan o günü sadece sayısı bilinen bir süreye kadar erteleriz.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma ve
  2. نُؤَخِّرُهُۥٓ nu'ehhiruhu biz onu geciktirmeyiz kök: اخر
  3. إِلَّا illa ancak
  4. لِأَجَلٍۢ liecelin süreye kadar kök: اجل
  5. مَّعْدُودٍۢ mea'dudin belirli kök: عدد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: عدد (57 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Kadınlarınızdan adetten kesilmiş olanlarla, henüz adet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır. Hamile olanların…

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…

  • Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve dinin gereklerine uygun olarak güzellikle…

  • Aynı kök: عدد (57 geçiş)

    Eğer, yapamazsanız -ki hiçbir zaman yapamayacaksınız- o halde yakıtı insanlarla taşlar olan ateşten sakının. O ateş kafirler için hazırlanmıştır.

  • Aynı kök: عدد (57 geçiş)

    Bir de dediler ki: "Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır." Sen onlara de ki: "Siz bunun için Allah'tan söz mü aldınız? -Eğer…

  • Aynı kök: عدد (57 geçiş)

    Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Biz onu (kıyamet gününü) sadece (belirlenmiş) sayılı bir süre için ertelemekteyiz. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada azabın nereye, hangi zamana ve mekâna ertelendiği gündeme getirilmektedir. Benzer mesajlar: İbrâhîm 14:42; Mürselât 77:11-13.

Mustafa İslamoğlu

Ve o günü Biz, ancak sayısı (Bize malum) bir süreye kadar erteleriz.

Muhammed Esed

Ve o Gün'ü Biz, belli bir sürenin dışında artık ertelemeyeceğiz.

Ahmed Hulusi

Biz onu ancak süresi belirlenmiş bir ömür dolayısıyla geciktiriyoruz.

Ali Bulaç

Biz onu sayılı bir sürenin (ecelin) dışında ertelemeyiz.

Ali Özek ve heyeti

Biz onu (kıyamet gününü) sadece sayılı bir müddete kadar bekletiriz.

Ali Rıza Safa

Belirli bir sürenin dışında, onu ertelemeyiz.

Bayraktar Bayraklı

Biz kıyamet gününü sadece sayılı bir müddete kadar bekletiriz.

Edip Yüksel

Onu ancak sayılı bir süre için erteliyoruz.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onu ancak sayılı bir süre için erteliyoruz.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, onu ancak belirli bir süre için geciktiriyoruz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve biz onu ancak sayılı bir ecel için te'hir ediyoruz.

Erhan Aktaş

Onu geciktirmemiz belli bir süreye kadardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onu geciktirmemiz belli bir süreye kadardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onu geciktirmemiz belli bir süreye kadardır.

Gültekin Onan

Biz onu sayılı bir ecelin dışında ertelemeyiz.

Hasan Basri Çantay

Biz onu (kıyaamet gününü) ancak sayılı bir müddet için gecikdiririz.

İbni Kesir

Biz, o günü, ancak sayılı bir süreye kadar erteleriz.

Mehmet Alagaş

(100-123) Bunlar memleketlerin / kuraaların sana anlattığımız haberleridir, b azısı ayakta, bazısı biçildi / hasat edildi , o nlara zulmetmedik velakin kendilerine zulmettiler, Rabbinin emri geldiğinde Allah ’ın dışında çağırdıkları ilahları bi r şey yapamadılar / onlara fayda vermediler, ziyanları / tetbibleri dışında bir şeylerini artırmadı, Rabbin memleketleri böyle tutup yakalar yakaladığında o memleketler zalimdirler, muhakkak ki O'nun tutup yakalaması acıtıcı dır, şiddetlidir, ahiret azabından korkan biri için bunda kesinlikle gösterge / ayet vardır, işte bu, insanlar için bir araya gelme günüdür, ve şahit olma günüdür. O, sayılı süre hiç ertelenmez / tehir edilmez , o gün geldiğinde , O ’nun izni dışında kimse konuşamaz / kelam edemez, onlarda birileri isyancıdır / eşkıyadır / şâkidir, birileri de mesuttur / saidtir, İsyancılar ateş içindeler ve orada iniltileri ve derin derin solumaları vardır, semalar ve arz devam ettiği sürece Rabbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar, Rabbin, neyi dilerse / neyi murat ederse onu yapandır. Mesud olanlar ise cennettedirler, semalar ve arz devam ettiği sürece, R abbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar , kesintisiz bir armağandır. Onların ibadet ettiklerinden dolayı kafa karışıklığı içinde olma / tereddüt içinde / mirye içinde olma, onlar babalarının taptıkları dışında başka bir şeye tapmıyorlar, nasipleri olanı, kısmadan / eksiltmeden onlara da vereceğiz / vefa edeceğiz. Kesin olan şu ki, Musa’ya kitabı verdik, zıtlaşmaya / ihtilafa düştüler, şayet Rabbinin önceden kesinleşmiş kelimesi olmasa aralarında ki hüküm gerçekleşirdi, muhakkak ki onlar ondan şüphe ve tereddüt içindeler. Muhakkak ki Rabbin her birisine yaptıklarını / amellerini tam olarak ödeyecektir / vefa edecektir , muhakkak ki O yaptıklarından haberdardır. Emredildiğin gibi sen ve beraberinde tövbe edenler doğru olun / istikamet üzere olun, taşkınlık etmeyin, muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir, zalimlere eğilim göstermeyin, size ateş dokunur, sizin için Allah dışında bir dost yoktur sonra yardım da göremezsiniz, gündüzün her iki tarafında gecenin sabaha yakın kısımlarımda kalkıp namaz kılın, kesinlikle güzellikler kötülükleri giderir, bu hatırlay ıp ananlara bir hatırlatmadır , sabret, muhakkak ki Allah , güzellik yapanların ecrini zayi etmez / zaiyata uğratmaz. Sizden önceki kuşakların / nesillerin geriye kalan ulular, arzda fesadı yasak etselerdi ya onlardan kurtardığımız azınlıkta ki birileri hariç bundan men eden olmadı , zalimlere ve içinde bulundukları refaha uydular / tabi oldular ve suçlu oldular, Rabbin halkı ıslahatçı iken zulmederek onları helak edecek değildir, şayet Rabbin dilese insanları tek bir toplum / tek bir ümmet yapardı, Rabbinin esirgedikleri / merhamet ettikleri hariç karşıtlaşmaya / muhalefete devam ediyorlar, onları da bu yüzden yarattı. Rabbinin kelimesi tamamlandı, cehennemi cinlerin ve insanların tamamıyla dolduracağız. Resullerin haberlerinden gönlünü sabitleyecek her ne varsa sana hepsini anlattık, b u konuda sana hakikat ve müminlere öğüt / vaaz ve hatırlatma geldi , iman etmeyenlere deki, imkanlarınızca yapın bizde yapıyoruz, bekleyip gözleyin bizlerde bekleyip gözlüyoruz. Semaların ve arzın bilinemeyenleri / gaybı Allah ’ındır, emirlerin hepsi ona geri döner, O'na ibadet edin O’nu vekil tayin edin, Ra bbin yaptıklarınızı dikkatinden kaçırmaz / gafil değildir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Biz onu (kıyamet gününü) ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz.

Süleyman Ateş

Biz onu, sadece sayılı bir süre için erteliyoruz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz onu, süresi belirli olduğu için öne almıyoruz.

Şaban Britch

Biz, o günü sayılı bir süreye kadar erteleriz.

Şaban Piriş

Biz, o günü belli bir süreye kadar erteleriz.

Yaşar Nuri Öztürk

Biz onu, sadece belirli bir süre için erteliyoruz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The Day We delay but to a predetermined point of time.

Abdul Haleem

We are delaying it only for a specified period,

Abdullah Yusuf Ali

Nor shall We delay it but for a term appointed.

Abul A'la Maududi

Nor shall We withhold it except till an appointed term.

Aisha Bewley

We will only postpone it until a predetermined time.

Al-Hilali & Khan

And We delay it only for a term (already) fixed.

Ali Quli Qarai

And We do not defer it but for a determinate term.

Amatul Rahman Omar

And We defer it not but for a computed term.

Arthur John Arberry

and We shall not postpone it, save to a term reckoned;

Bijan Moeinian

The Last Day (which is not too far away) will take place at its appointed time.

E. Henry Palmer

We will not delay it, save unto a numbered and appointed time.

Edip-Layth

We do not delay it except to a term already prepared for.

George Sale

We defer it not, but to a determined time.

Hamid S. Aziz

Verily, in this is a sign to him who fears the torment of the Hereafter - that is a Day unto which mankind shall be gathered, and that is a Day of Witness (a Day pointed to by events, a Day when testimony is given about the deeds of men, a Day which will be seen by all, a Day when the consequences of action come home. )

Mahmoud Ghali

And in no way do We defer it except to a term (already) fixed (Literally: numbered)

Marmaduke Pickthall

And We defer it only to a term already reckoned.

Mohamed Ahmed - Samira

We are deferring it only for a time ordained.

Muhammad Asad

and which We shall not delay beyond a term set [by Us].

Mustafa Khattab

We only delay it for a fixed term.

Progressive Muslims

And We do not delay it except to a term already prepared for.

Rashad Khalifa

We have appointed a specific time for it to take place.

Sahih International

And We do not delay it except for a limited term.

Sam Gerrans

And We delay it not save to a set term.

Shabbir Ahmed

And We defer the Day only to a specified time.

Syed Vickar Ahamed

And We delay it only for an (already) fixed term.

Taqi Usmani

We do not defer it but for a limited term.

The Monotheist Group

And We do not delay it except to a term already prepared for.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 104. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 104. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 104. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩