Hûd suresi

Hûd suresi, 28. ayet

Hûd suresi, 28. ayet. قَالَ يَٰقَوْمِ أَرَءَيْتُمْ إِن كُنتُ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّى وَءَاتَىٰنِى رَحْمَةً مِّنْ عِندِهِۦ فَعُمِّيَتْ عَلَيْكُمْ أَنُلْزِمُكُمُوهَا وَأَنتُمْ لَهَا كَٰرِهُونَ

ḳâle yâ ḳavmi era'eytüm in küntü `alâ beyyinetim mir rabbî veâtânî raḥmetem min `indihî fe`ummiyet `aleyküm. enülzimükümûhâ veentüm lehâ kârihûn.

Diyanet İşleri

Nuh dedi ki: "Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şayet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz halde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 25–31 · surenin 28. ayeti / 123
  1. Hûd 25

    Andolsun, biz Nuh'u kavmine peygamber olarak gönderdik. Onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."

  2. Hûd 26

    "Allah'tan başkasına ibadet ve kulluk etmeyin. Doğrusu ben sizin adınıza elem dolu bir günün azabından korkuyorum."

  3. Hûd 27

    Kavminin inkar eden ileri gelenleri, "Biz, senin ancak bizim gibi bir insan olduğunu görüyoruz. İlk bakışta sana uyanların da ancak en aşağılıklarımızdan ibaret olduğunu görüyoruz. Sizin bize karşı herhangi bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancı kimseler olduğunuzu sanıyoruz" dediler.

  4. 28

    Nuh dedi ki: "Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şayet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz halde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?"

  5. Hûd 29

    "Ey kavmim! Buna karşı ben sizden herhangi bir mal da istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ben o iman edenleri (teklifinize uyarak) kovacak da değilim. Çünkü onlar Rablerine kavuşacaklardır. Fakat ben sizin bilgisizce davranan bir toplum olduğunuzu görüyorum."

  6. Hûd 30

    "Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah'tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?"

  7. Hûd 31

    Size ben, "Allah'ın hazineleri yanımdadır", demiyorum; gaybı da bilmem. "Ben bir meleğim" de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, "Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez" de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zalimlerden olurum.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

28. Nûh aleyhisselam onlara cevap vermek üzere “dedi ki: “Ey kavmim, ya ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem” yani bu konuda kesin ve kat’i kanaate sahip isem... Yani o, kamil ve insanlara örneklik yapacak rehber bir rasuldür, özlü akıl sahipleri kendisine itaat ederler, aklı karşısında üstün akıllıların dahi akılları eriyip gider. Yine O, gerçekten doğru sözlüdür. Öyle ki “Ben Rabbimden açık bir delil üzerindeyim” diyecek olursa bu sözü kendi lehine bir tanık ve tasdik edici bir belge olarak yeterlidir. “ve O, bana katından bir rahmet vermiş” bana vahiy göndermiş, beni elçi olarak görevlendirmiş ve bana hidâyeti lütfetmiş “de bunlar size gizli kalmışsa” siz onu fark edememiş ve onu ağırdan almış iseniz “ne dersiniz? Şimdi onu istemediğiniz halde biz, size onu zorla mı kabul ettireceğiz?” Yani bizim gerçekten doğru olduğuna inandığımız, sizin ise hakkında şüphe edip tereddüde düştüğünüz şeyi kabule sizi zorlayacak mıyız? Ki sizler o kadar nefret ediyorsunuz ki benim getirdiğimi reddetmek uğrunda bütün gayretinizi ortaya koydunuz. Ancak bunun bize zararı yok ve o, bizim bu davet hakkındaki kesin inancımızı da zedelemez. Sizin bizim aleyhimize söylediğiniz sözler ve iftiralar da izlediğimiz yoldan bizi alıkoyacak değildir. Sizin bütün bu yaptıklarınız, nihâyetinde ancak sizi doğrudan alıkoyar. Sizin batıl olduğunu haksız yere iddia ettiğiniz hakka itaat etmeyişiniz sonucunu verir. Durum bu noktaya varacak olursa biz, sizleri Allah’ın emrini kabule zorlayamayız ve O’ndan uzaklaşıp kaçtığınız sürece sizi onu kabule mecbur edemeyiz. İşte bundan dolayı Nuh aleyhisselam: “Şimdi onu istemediğiniz halde biz, size onu zorla mı kabul ettireceğiz?” demişti.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Nuh -aleyhisselam- şöyle dedi: "Ey kavmim! Eğer Rabbimden, benim doğruluğuma şahitlik eden sizin de beni doğrulamanız gerektiren açık bir delil üzerine isem ve Rabbim bana, nübüvvet ve risalet olan bir rahmet vermiş ve sizin bundaki cehaletiniz sebebi ile size gizli kalmış ise biz sizi buna iman etmeniz için zorlayacak ve sizin kalplerinize bunu zorla mı sokacağız? Biz, buna güç yetiremeyiz. İman etmeye muvaffak kılan Allah Teâlâ'dır.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale dedi ki kök: قول
  2. يَـٰقَوْمِ ya kavmi kavmim kök: قوم
  3. أَرَءَيْتُمْ eraeytum Ne dersiniz? kök: راي
  4. إِن in eğer
  5. كُنتُ kuntu ben isem kök: كون
  6. عَلَىٰ ala üzere
  7. بَيِّنَةٍۢ beyyinetin bir delil kök: بين
  8. مِّن min -den
  9. رَّبِّى rabbi Rabbim- kök: ربب
  10. وَءَاتَىٰنِى ve atani ve bana vermişse kök: اتي
  11. رَحْمَةًۭ rahmeten bir rahmet kök: رحم
  12. مِّنْ min
  13. عِندِهِۦ indihi katından kök: عند
  14. فَعُمِّيَتْ feummiyet bu gizli bırakılmış ise kök: عمي
  15. عَلَيْكُمْ aleykum size
  16. أَنُلْزِمُكُمُوهَا enulzimukumuha biz sizi zorlayacak mıyız? kök: لزم
  17. وَأَنتُمْ veentum siz
  18. لَهَا leha onu
  19. كَـٰرِهُونَ karihune istemediğiniz halde kök: كره

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عمي (33 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh

    Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Ayetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar…

  • Aynı kök: لزم (5 geçiş)

    Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız.

  • Aynı kök: لزم (5 geçiş)

    Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı.

  • Aynı kök: لزم (5 geçiş)

    (Ey Muhammed!) De ki: "Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak."

  • Aynı kök: عمي (33 geçiş)

    Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.

  • Aynı kök: عمي (33 geçiş)

    İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile…

  • Aynı kök: كره (41 geçiş)

    Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin…

  • Aynı kök: كره (41 geçiş)

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

86 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Nuh onlara) şöyle demişti: "Ey kavmim! Bir düşünsenize! Ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendi katından bir rahmet vermiş dipnot 1 de bu size gizli tutulmuşsa dipnot 2 (siz kendinizi buna kapattıysanız) buna ne dersiniz? Onu istemediğiniz hâlde biz (beraberimdekiler) sizi ona zorlayacak mıyız?

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzerleri Hûd 11:63'te "Hz. Salih'in", Hûd 11:88'de ise "Hz. Şuayb'ın" ifadesinde yer alan bu cümle tebliğ esası içermektedir. Bu ifadenin şart cümlesi olarak değil de doğrudan bir hüküm cümlesi şeklindeki bir benzeri de bizzat Hz. Muhammed tarafından En‘âm 6:57'de dile getirildiği haber verilmektedir. Anlaşılıyor ki bütün peygamberler aynı değerleri tebliğ etmişler, aynı tepkiyle de karşılaşmışlardı. Tebliğde her şeyden önce muhataplar dışlanmamalı, onları kendilerinden kabul ederek "ey kavmim, ey arkadaşlarım" gibi sahiplenici ve aidiyet duygusu içeren hitaplar tercih edilmelidir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Burada kişilerin gerçeklere itibar etmemelerinin sonucuna dikkat çekilmektedir.

Mustafa İslamoğlu

Dedi ki: "Ey kavmim! Düşünsenize bir: ya ben Rabbimin katından gelen açık bir delile dayanıyorsam; dahası, ya O bana katından bir rahmet bahşettiği halde siz bunu görmüyorsanız? Şimdi siz, (O'nun delil ve rahmetini) görmeye dahi tahammül edemezken biz kalkıp da ona (imana) sizi zorlayabilir miyiz?

Muhammed Esed

(Nuh:) "Ey kavmim!" dedi, "Ne dersiniz, ya benim, Rabbimin katından apaçık bir kanıta dayandığım; Onun katından bana (aydınlatıcı) bir rahmetin, (bir vahyin) bahşedildiği doğruysa ve siz de buna karşı kör kalmışsanız, söyleyin, hoşunuza gitmediği halde onu görüp fark etmeniz için sizi zorlayabilir miyiz?"

Ahmed Hulusi

(Nuh) dedi ki: "Ey halkım. . . Gördünüz mü? Ya Rabbimden bir açık kanıtım varsa ve O indinden bir rahmet (nübüvvet) vermiş de siz bunu değerlendiremiyorsanız? Siz ondan hoşlanmadığınız halde, biz size onu zorla mı kabul ettireceğiz?"

Ali Bulaç

Dedi ki: "Ey Kavmim, görüşünüz nedir söyleyin? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve Rabbim bana kendi katından bir rahmet vermiş de (bu,) sizin gözlerinizden saklı tutulmuşsa? Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak mıyız?"

Ali Özek ve heyeti

Nûh da onlara demişti ki: "Ey kavmim! Şimdi bana söyleyin, Rabbimden apaçık bir delile sahip olsam ve bana kendi katından bir de rahmet verse, bunlar da size gizli kalsa, siz istemediğiniz halde bunları size zorla mı kabul ettiririz?"

Ali Rıza Safa

Dedi ki: "Ey toplumum! Görüşünüz bu mu?" "Ya ben, Efendimden açık bir kanıta dayanıyorsam ve sizden gizlenen bir rahmeti Kendi katından bana vermişse? İstememenize karşın, sizi buna zorlayacak mıyım?"

Bayraktar Bayraklı

Nuh, kavmine şöyle seslendi: "Ey kavmim! Bakın, bende Rabbim tarafından verilen açık bir delil varsa, O kendi tarafından bana bir rahmet vermiş ise ve siz de ona karşı körleşmiş iseniz, ben ne yapabilirim? Siz onu istemediğiniz halde biz sizi ona zorlayacak mıyız?"

Edip Yüksel

Dedi ki: "Ey halkım, ya ben Efendimden gelen kesin bir kanıta sahip isem ve bana bir rahmet vermiş de bunlar gözünüze görünmüyorsa? Siz onu istemezken sizi ona biz mi zorlayacağız?"

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dedi ki: 'Ey halkım, ya ben Rabbimden gelen kesin bir kanıta sahip isem ve bana bir rahmet vermiş de bunlar gözünüze görünmüyorsa? Siz onu istemezken sizi ona biz mi zorlayacağız?'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Nuh: "Ey kavmim, ne dersiniz? Eğer ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet vermiş de size onu görecek göz verilmemişse, onu istemediğiniz halde biz sizi ona zorlayacak mıyız?

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey kavmim! dedi: söyleyin bakayım reyiniz nedir? Eğer ben rabbımdan (bir beyyine) açık bir bürhan üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet bahşetmiş de size onu görecek göz verilmemiş ise biz size onu istemediğiniz halde ilzam mı edeceğiz?

Erhan Aktaş

Dedi ki: "Ey halkım! Bakın! Ya ben Rabb'imden açık bir kanıt üzerinde isem ve O'nun katından bana bir rahmet verilmişse ve siz de bunu görmüyorsanız; istemediğiniz halde, onu size zorla kabul ettirebilir miyim?"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dedi ki: "Ey halkım! Bakın! Ya ben Rabb'imden açık bir kanıt üzerinde isem ve O'nun katından bana bir rahmet verilmişse ve siz de bunu görmüyorsanız; istemediğiniz halde, onu size zorla kabul ettirebilir miyim?"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dedi ki: "Ey halkım! Bakın! Ya ben Rabb'imden açık bir kanıt üzerinde isem ve O'nun katından bana bir rahmet verilmişse ve siz de bunu görmüyorsanız; istemediğiniz halde, onu size zorla kabul ettirebilir miyim? "

Gültekin Onan

Dedi ki: "Ey Kavmim, görüşünüz nedir söyleyin? Eğer ben rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve rabbim bana kendi katından bir rahmet vermiş de (bu,) sizin gözlerinizden saklı tutulmuşsa? Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak mıyız?"

Hasan Basri Çantay

(Nuh) dedi ki: "Ya ben (da'vamın sıdkına şahid olmak üzere) Rabbimden (gelen) apaçık bir bürhan üzerinde isem? O, bana kendi katından bir rahmet vermiş de bunlar siz (in kör gözleriniz) den gizli bırakılmışsa? Söyleyin bana ey kavmim? Sizi ona, kendiniz hoş görmeyib dururken de zorlayacak mıyız (sanki)"?

İbni Kesir

Nuh dedi ki: Ey kavmim; eğer Rabbım tarafından bir delilim bulunur ve O, katından bana ihsan eder de bunlar sizden gizli kalırsa; onu istemediğiniz halde size zorla mı kabul ettireceğiz?

Mehmet Alagaş

(25-49) Kesin olan şu ki , biz Nuh’u kavmine gönderdik, kesinlikle ben Allah ’tan başkasına ibadet etmemeniz konusunda size apaçık bir uyarıcıyım, muhakkak ki sizin için acı veren günün azabından korkuyorum. Kavminin kafirlerinin seçkinleri dediler ki , seni benzerimiz bir beşerden başka bir i olarak görmüyoruz ve basit görüşlü, en aşağılarımızdan gözükenlerden başka birilerinin de sana uyduğunu da görmüyoruz , sizin, bizden fazlaca bir artılarınızın olduğunu da görmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz / zannediyoruz. Dedi ki Ey Kavmim; peki sizler şunu da gördünüz mü? eğer ben Rabbimden bir delil üzereysem / burhan üzereysem ve onun yanından da bana bir rahmet verilmişse , bu da sizden gizli tutulmuşsa, siz onu hor görürken / kerih görürken bize lazım mı ki onu size kabul ettirelim. (Siz bize lazım değilsiniz biz size lazımız) ve ey kavmim! sizden bir mal sual etmiyorum. Benim ücretim sadece Allaha aittir, iman edenleri kovacak değilim, m uhakkak ki onlar Rablerine kavuşacaklar ve fakat ben de sizi cahil bir kavim olarak görüyorum, ey kavmim! eğer ki kovarsam Allaha karşı bana kim yardım edebilir ki? O halde hiç düşünmez misiniz? Size Allah’ın hazineleri benim yanımda demiyorum, gaybı da bilemem, ben bi r meleğim de demiyorum, gözlerinizde zelil gördüklerinize Allah, asla hayır vermez de demiyorum , onların kendilerinde ne olduğunu en iyi Allah bilir , kesinlikle ben o vakit zalimlerden olurum. Dedi ki Ey Nuh, bizimle mücadele ettin / cedelleştin, cedelleşmeyi de çoğalttın, vaa t ettiğini, eğer sözüne bağlı isen, bize getir, eğer Allah, isterse onu size getirir, onu siz aciz bırakamazsınız dedi , eğer ki Allah azgınlaşmanızı murad ediyorsa, benim size nasihat murad edipte nasihat vermemin , size bir faydası olmaz , Rabbiniz O dur ve O na ger döneceksiniz. Ayrıca, onu iftara etti mi diyorlar? Deki eğer onu ben uydurmuşsam suçu banadır, işlediğiniz suçlardan ben uzağım / beriyim. Nuh’a vahyedildi ki, kavminden sana iman edenler dışında artık sana iman eden kesinlikle olmayacak. Onların yaptıkları nedeniyle tasalanma / beise düşme, v ahyimizle gözümüzün önünde gemiyi üret / imal et , zalimler hakkında da bizle muhatap olma, muhakkak onlar boğulacaklar . Gemiyi yapıyordu kavminin seçkinleri onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı, eğer bizimle alay ederseniz biz de sizinle, sizin alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz, İlerde, rezil edici azabın, daimî azabın kime geleceğini bileceksiniz. Hatta emrimiz geldiğinde, tandır kaynadığında her bir tür çiftten ikişerli ona taşı dedik, üzerinde sözümüz kayıtlı olanlar ve iman edenler hariç helak ettik, onunla beraber az miktar dışında inanan da olmadı , demir atıp durduğunda ve giderken de / mecra ederken de Allah ’ın ismiyle ona binin, Rabbim muhakkak bağışlayan ve rahimdir dedi, O, onlarla dağlar gibi dalgalar içinde akıyordu Nuh ayrı kenarda bir yerde olan oğluna seslendi ve ey oğlum bizimle beraber bin kafirlerle beraber olma dedi , beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım dedi , bugün rahmet ettiği hariç, Allah'ın emrinden korunma yok dedi ve dalga her ikisinin arasını ayırdı ve boğulanlardan oldu. Yere / arza suyunu emerek yut denildi, zalim kavme de uzak olsunlar denildi. Nuh Rabbine seslendi, oğlum ailemdendi ehlimdendir , senin verdiğin söz gerçektir, sen hakimlerin de en hakimisin dedi, ey Nuh muhakkak o senin ailenden değildi, kesinlikle onun salih olmayan ameli vardı, benden sende bilgisi / ilmi olmayan şeyi sual etme / isteme, kesinlikle ben sana cahillerden olmamanı öğüt veririm / vaaz ederim dedi. Rabbim, ilmi bende olmayan şeyi sana sual etmekten sana sığınırım, eğer ki beni bağışlamaz ve de esirgemezsen hasara uğrarım / hüsran olurum dedi. Ey Nuh bizden sana ve seninle beraber olan ümmetler için bir esenlik ve bereket ile in denildi. O ümmetleri geçindireceğiz sonra da onlara acıtıcı / elim bir azap onlara dokunacak / temas edecek. Bunlar gaybın haberleridir onu sana vahyediyoruz. Sen ve de kavmin bundan önce leri bunu biliyor değildin, sabret, sonuç / akıbet sakınanların / muttakilerindir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Nûh dedi ki: “Ey Kavmim! Söyleyin bakalım; şâyet ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzerinde isem ve O, kendi katından bana bir rahmet vermiş de siz ona karşı kör kalmışsanız, onu istemediğiniz hâlde, biz sizi ona zorlayacak mıyız?”

Süleyman Ateş

Dedi ki: "Ey kavmim, bakın, ya ben Rabbimden bir delil üzerinde isem ve (O), kendi katından bana bir rahmet vermiş de, o (rahmet) sizin gözlerinizden gizli bırakılmış ise? Şimdi siz onu istemezken, biz sizi o(Tanrı rahmeti)ne zorla mı sokacağız?"

Süleymaniye Vakfı

Nuh dedi ki: "Ey halkım, hiç düşündünüz mü? Ben Rabbimden gelen açık bir belgeye dayanmışsam o bana katından bir ikram (nebilik) vermiş de (sizin tavrınızdan dolayı) o ikram sizden gizlenmişse istemediğiniz halde size onu zorla kabul ettirebilir miyiz dipnot 1 ?

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Salih Aleyhisselam ile Şuayb Aleyhisselam da kavimlerine benzer sözleri söylemişlerdir (Hud 11/63, 88). Çünkü dinde zorlamanın hiçbir çeşidi yoktur (Bakara 2/256), bu yüzden hiç kimseye inanması için baskı yapılması söz konusu olamaz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Nuh dedi ki "Ey halkım! Ben Rabbimden gelen açık bir belgeye dayanıyorsam, bana O'nun katından bir ikram gelmiş de siz görememişseniz bu konuda görüşünüz ne olur? Siz hoşlanmadığınız halde ben sizi O'na bağlayabilir miyim?"

Şaban Britch

"Ey Halkım! Söyleyin bakalım?" dedi. "Eğer ben, Rabbim tarafından açık bir delil ile gelmişsem ve katından bana, bir rahmet vermiş ise siz de ona karşı kör kalmışsanız, (o rahmeti) istemediğiniz halde sizi ona zorlayacak mıyız?"

Şaban Piriş

-Ey Halkım, dedi. Sonunu düşündünüz mü? Eğer ben, Rabbim tarafından açık bir belge ile gelmişsem ve O'nun yanından bana, bir rahmet verilmişse; siz de bunu görmüyorsanız? İstemediğiniz halde sizi (onu kabul edin diye) zorluyor muyuz?

Yaşar Nuri Öztürk

Nuh dedi ki: "Ey toplumum! Bir düşünün! Ya ben Rabbimden gelen bir beyyine üzerindeysem; katından bana bir rahmet vermiş de o rahmet sizin gözlerinizden saklanmışsa! Siz ona tiksintiyle bakarken, biz sizi ona zorla mı ulaştıracağız?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Nuh said: "My people pause here and think, and think but this: What if Allah has enlightened my thoughts and my innermost being and imparted to me knowledge, wisdom and spiritual light and extended to me His mercy to which you are blind on account of lacking intellectual and spiritual light!" "Shall we", he added, "impose on you such spiritual enlightenment when you are prejudiced against it!"

Abdul Haleem

He said, ‘My people, think: if I did have a clear sign from my Lord, and He had given me grace of His own, though it was hidden from you, could we force you to accept it against your will?

Abdullah Yusuf Ali

He said: "O my people! See ye if (it be that) I have a Clear Sign from my Lord, and that He hath sent Mercy unto me from His own presence, but that the Mercy hath been obscured from your sight? shall we compel you to accept it when ye are averse to it?

Abul A'la Maududi

Noah said: 'My people! If I base myself on a clear evidence from my Lord, and I have also been blessed by His mercy dipnot 1 to which you have been blind, how can we force it upon you despite your aversion to it?

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is the same thing that has been put into the mouth of the Prophet (peace be upon him) in( Ayat 17). That is, At first I recognized the reality of Tauhid by observing keenly the signs of God in the universe and in my own self. Then the same was confirmed by revelation to me. This shows that all the Prophets acquired the knowledge of the Unseen by observation and contemplation. Then Allah blessed them with the actual knowledge of the same at the time of their appointment as Prophets.

Aisha Bewley

He said, ‘My people! What do you think? If I were to have clear evidence from my Lord and He had given me a mercy direct from Him, but you were blind to it, could we force it on you if you were unwilling?

Al-Hilali & Khan

He said: "O my people! Tell me, if I have a clear proof from my Lord, and a Mercy (Prophethood) has come to me from Him, but that (Mercy) has been obscured from your sight. Shall we compel you to accept it (Islâmic Monotheism) when you have a strong hatred for it?

Ali Quli Qarai

He said, ‘O my people! Tell me, should I stand on a manifest proof from my Lord, and He has granted me His own mercy —though it should be invisible to you— shall we force it upon you while you are averse to it?

Amatul Rahman Omar

He said, `O my people, have you considered that if I stand on a clear proof from my Lord and He has conferred upon me a great mercy (- Prophethood) from Himself and it has been obscured to you, shall we thrust it upon you (to accept) while you are averse to it?

Arthur John Arberry

He said, 'O my people, what think you? If I stand upon a clear sign from my Lord, and He has given me mercy from Him, and it has been obscured for you, shall we compel you to it while you are averse to it?

Bijan Moeinian

He replied: "Consider this: What if after having observed the signs of the [the existence and oneness] of the Lord in the nature, God (out of His mercy) has revealed the truth only to me [so that I present it to you? Is such thing impossible?] Are we forcing you to accept it?"

E. Henry Palmer

He said, 'O my people! let us see! if I stand upon a manifest sign from my Lord, and there come to me mercy from him, and ye are blinded to it; shall we force you to it while ye are averse therefrom?

Edip-Layth

He said, "My people, do you not see that I have proof from my Lord and He gave me mercy from Himself, but you are blinded to it? Shall we compel you to it while you are averse to it?"

George Sale

Noah said, O my people, tell me; if I have received an evident declaration from my Lord, and He hath bestowed on me mercy from Himself, which is hidden from you, do we compel you to receive the same, in case ye be averse thereto?

Hamid S. Aziz

But the chiefs of those who disbelieved amongst his people said, "We only see in you a mortal like ourselves; nor do we see that any follow you except the most abject (or meanest, most ignorant or most deficient) amongst us by a rash (or immature) judgment; nor do we see that you have any merit above us; nay more, we think you are liars!"

Mahmoud Ghali

He said, "O my people, have you seen (that) in case I (rely) on a Supreme evidence from my Lord, and He has brought me a mercy from His Providence, (and) yet it has been obscured (i. e., you were made blind to it) for you, should we impose it on you while you are hating (that)?

Marmaduke Pickthall

He said: O my people! Bethink you, if I rely on a clear proof from my Lord and there hath come unto me a mercy from His presence, and it hath been made obscure to you, can we compel you to accept it when ye are averse thereto?

Mohamed Ahmed - Samira

He said: "O my people, think. If I have a clear proof from my Lord, and He has bestowed on me His grace, though unknown to you, can we force it upon you when you are averse?

Muhammad Asad

Said [Noah]: "O my people! What do you think? If [it be true that I am taking my stand on a clear evidence from my~ Sustainer, who has vouchsafed unto me grace from Himself - [a revelation] to which you have remained blind-: [if this be true,] can we force it on you even though it be hateful to you?

Mustafa Khattab

He said, "O my people! Consider if I stand on a clear proof from my Lord and He has blessed me with a mercy from Himself,[1] which you fail to see. Should we ˹then˺ force it on you against your will?

Progressive Muslims

He said: "My people, do you not see that I have clarity from my Lord and He gave me mercy from Himself, but it has been blinded to you Shall we compel you to it while you have a hatred to it"

Rashad Khalifa

He said, "O my people, what if I have a solid proof from my Lord? What if He has blessed me out of His mercy, though you cannot see it? Are we going to force you to believe therein?

Sahih International

He said, "O my people have you considered: if I should be upon clear evidence from my Lord while He has given me mercy from Himself but it has been made unapparent to you, should we force it upon you while you are averse to it?

Sam Gerrans

He said: “O my people: have you considered: if I be upon clear evidence from my Lord, and there has come to me mercy from Him, but made obscure to you: should we compel you to it when you are averse to it?”

Shabbir Ahmed

Noah said, "O My people! Bethink! What if I am taking my stand on clear evidence from my Lord? What if He has blessed me out of His Grace of guidance? It is obscure to you because you are not seeing it through the eyes of reason. In any case, can we compel you to accept what you don't like?"

Syed Vickar Ahamed

He (Nuh, Noah) said: "O my people! Tell me, if (it is that), I have a Clear Sign from my Lord, and that He has sent (His) Mercy to me from His own Presence, and that (the Mercy) is hidden from your sight? Shall we compel you to accept it when you do not like it?

Taqi Usmani

He said, "O my people, tell me, if I am on a clear path from my Lord, and He has bestowed mercy upon me from Himself which is hidden from your sight, shall we, then, impose it upon you by force, while you are averse to it?

The Monotheist Group

He said: "O my people, do you see that should I be upon a clarity from my Lord, and He has given me a mercy from Himself, that you may be blinded to it? Shall we compel you to it while in-fact you hate it?"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 28. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 28. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 28. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩