Diyanet İşleri
Nuh dedi ki: "Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah'ı) aciz bırakamazsınız."
Hûd suresi
Hûd suresi, 33. ayet. قَالَ إِنَّمَا يَأْتِيكُم بِهِ ٱللَّهُ إِن شَآءَ وَمَآ أَنتُم بِمُعْجِزِينَ
ḳâle innemâ ye'tîküm bihi-llâhü in şâe vemâ entüm bimü`cizîn.
Nuh dedi ki: "Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah'ı) aciz bırakamazsınız."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Nûh ve gemi Hûd 25–49 3
"Ey kavmim! Eğer ben onları kovarsam, beni Allah'tan kim koruyabilir? Hiç düşünmüyor musunuz?"
Size ben, "Allah'ın hazineleri yanımdadır", demiyorum; gaybı da bilmem. "Ben bir meleğim" de demiyorum. Sizin hor gördüğünüz kimseler için, "Allah, onlara asla hiçbir hayır vermez" de diyemem. Allah, onların içlerindekini daha iyi bilir. Böyle bir şey söylersem, o zaman ben gerçekten zalimlerden olurum.
Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle tartıştın ve tartışmayı uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi kendisiyle bizi tehdit ettiğin azabı getir."
Nuh dedi ki: "Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah'ı) aciz bırakamazsınız."
Ben size öğüt vermek istesem de, eğer Allah sizi azdırmak istemişse, öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz.
(Ey Muhammed!) Yoksa "Onu (Kur'an'ı) kendisi uydurdu" mu diyorlar? De ki: "Eğer onu uydurmuşsam, suçum bana aittir. Ben de sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım."
Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
33. “Dedi ki: “Onu size, eğer dilerse, ancak Allah getirir” yani O’nun meşîet ve hikmeti bu azabı üzerinize indirmeyi gerektirirse O, bunu yapar. “ve siz” Allah’ı “âciz bırakacak değilsiniz.” Benim de elimden hiçbir şey gelmez.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Nuh -aleyhisselam- onlara şöyle dedi: "Ben, azabı size getiremem, azabı size dilerse ancak Allah getirir. Eğer size azap etmek isterse siz Allah'ın azabından kaçmaya güç yetiremezsiniz."
Aynı kök: عجز (26 geçiş)
Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Yazıklar olsun bana! Şu…
Aynı kök: عجز (26 geçiş)
Şüphesiz size va'dedilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.
Aynı kök: عجز (26 geçiş)
İnkar edenler, asla yakayı kurtardıklarını zannetmesinler. Çünkü onlar (sizi) aciz bırakamazlar.
Aynı kıssa: Hz. Nûh
Andolsun, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz…
Aynı kıssa: Hz. Nûh
Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.
Aynı kıssa: Hz. Nûh
(Nuh onlara) şöyle dedi: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok. Aksine ben, alemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim."
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Nuh ise) şöyle demişti: "Dilerse onu size ancak Allah getirir. Siz (Allah'ı) asla aciz bırakacak değilsiniz.
Dedi ki: "Allah dilesin yeter ki! Onu sizin başınıza öyle bir sarar ki, artık bir daha asla atlatamazsınız!
"Eğer dilerse" dedi, "onu size ancak Allah getirebilir ve siz de yakanızı kurtaramazsınız:
(Nuh) dedi ki: "Eğer dilerse onu size ancak Allah getirir! Siz, Allah'ı dilediğini yapmakta aciz bırakamazsınız. "
Dedi ki: "Eğer dilerse, onu size Allah getirir ve siz (O'nu) aciz bırakacak değilsiniz."
(Nuh) dedi ki:«Onu size ancak dilerse Allah getirir. Ve siz (Allah'ı) âciz bırakacak değilsiniz.
Nuh, şöyle dedi: "Eğer dilerse, onu, size ancak Allah getirir. Zaten güçsüz bırakamazsınız!"
Nuh dedi ki: "Onu size ancak dilerse Allah getirir. Siz, Allah'ı aciz bırakacak değilsiniz."
Dedi ki: "Onu, dilerse, sizin başınıza ancak ALLAH getirebilir. Siz engel olamazsınız."
Dedi ki: 'Onu, dilerse, sizin başınıza ancak ALLAH getirebilir. Siz engel olamazsınız.'
Nuh: "Onu size ancak dilerse Allah getirir ve siz onu aciz bırakacak değilsiniz.
Onu, dedi: ancak Allah getirir, dilerse ve siz onu aciz bırakacak değilsiniz.
Dedi ki: "Onu size dilediği takdirde ancak Allah getirir. Ve siz, O'nu asla aciz bırakamazsınız."
Dedi ki: "Onu size dilediği takdirde ancak Allah getirir. Ve siz, O'nu asla aciz bırakamazsınız."
Dedi ki: "Onu size dilediği takdirde ancak Allah getirir. Ve siz, O'nu asla aciz bırakamazsınız."
Dedi ki: "Eğer dilerse, onu size Tanrı getirir ve siz (O'nu) aciz bırakacak değilsiniz."
(Nuh da): "Dilerse onu size ancak Allah getirir. Siz (Onu) aciz bırakabilecekler değilsiniz" dedi.
Dedi ki: Onu size dilediği takdirde ancak Allah getirir. Ve siz, O'nu asla aciz bırakamazsınız.
(25-49) Kesin olan şu ki , biz Nuh’u kavmine gönderdik, kesinlikle ben Allah ’tan başkasına ibadet etmemeniz konusunda size apaçık bir uyarıcıyım, muhakkak ki sizin için acı veren günün azabından korkuyorum. Kavminin kafirlerinin seçkinleri dediler ki , seni benzerimiz bir beşerden başka bir i olarak görmüyoruz ve basit görüşlü, en aşağılarımızdan gözükenlerden başka birilerinin de sana uyduğunu da görmüyoruz , sizin, bizden fazlaca bir artılarınızın olduğunu da görmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz / zannediyoruz. Dedi ki Ey Kavmim; peki sizler şunu da gördünüz mü? eğer ben Rabbimden bir delil üzereysem / burhan üzereysem ve onun yanından da bana bir rahmet verilmişse , bu da sizden gizli tutulmuşsa, siz onu hor görürken / kerih görürken bize lazım mı ki onu size kabul ettirelim. (Siz bize lazım değilsiniz biz size lazımız) ve ey kavmim! sizden bir mal sual etmiyorum. Benim ücretim sadece Allaha aittir, iman edenleri kovacak değilim, m uhakkak ki onlar Rablerine kavuşacaklar ve fakat ben de sizi cahil bir kavim olarak görüyorum, ey kavmim! eğer ki kovarsam Allaha karşı bana kim yardım edebilir ki? O halde hiç düşünmez misiniz? Size Allah’ın hazineleri benim yanımda demiyorum, gaybı da bilemem, ben bi r meleğim de demiyorum, gözlerinizde zelil gördüklerinize Allah, asla hayır vermez de demiyorum , onların kendilerinde ne olduğunu en iyi Allah bilir , kesinlikle ben o vakit zalimlerden olurum. Dedi ki Ey Nuh, bizimle mücadele ettin / cedelleştin, cedelleşmeyi de çoğalttın, vaa t ettiğini, eğer sözüne bağlı isen, bize getir, eğer Allah, isterse onu size getirir, onu siz aciz bırakamazsınız dedi , eğer ki Allah azgınlaşmanızı murad ediyorsa, benim size nasihat murad edipte nasihat vermemin , size bir faydası olmaz , Rabbiniz O dur ve O na ger döneceksiniz. Ayrıca, onu iftara etti mi diyorlar? Deki eğer onu ben uydurmuşsam suçu banadır, işlediğiniz suçlardan ben uzağım / beriyim. Nuh’a vahyedildi ki, kavminden sana iman edenler dışında artık sana iman eden kesinlikle olmayacak. Onların yaptıkları nedeniyle tasalanma / beise düşme, v ahyimizle gözümüzün önünde gemiyi üret / imal et , zalimler hakkında da bizle muhatap olma, muhakkak onlar boğulacaklar . Gemiyi yapıyordu kavminin seçkinleri onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı, eğer bizimle alay ederseniz biz de sizinle, sizin alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz, İlerde, rezil edici azabın, daimî azabın kime geleceğini bileceksiniz. Hatta emrimiz geldiğinde, tandır kaynadığında her bir tür çiftten ikişerli ona taşı dedik, üzerinde sözümüz kayıtlı olanlar ve iman edenler hariç helak ettik, onunla beraber az miktar dışında inanan da olmadı , demir atıp durduğunda ve giderken de / mecra ederken de Allah ’ın ismiyle ona binin, Rabbim muhakkak bağışlayan ve rahimdir dedi, O, onlarla dağlar gibi dalgalar içinde akıyordu Nuh ayrı kenarda bir yerde olan oğluna seslendi ve ey oğlum bizimle beraber bin kafirlerle beraber olma dedi , beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım dedi , bugün rahmet ettiği hariç, Allah'ın emrinden korunma yok dedi ve dalga her ikisinin arasını ayırdı ve boğulanlardan oldu. Yere / arza suyunu emerek yut denildi, zalim kavme de uzak olsunlar denildi. Nuh Rabbine seslendi, oğlum ailemdendi ehlimdendir , senin verdiğin söz gerçektir, sen hakimlerin de en hakimisin dedi, ey Nuh muhakkak o senin ailenden değildi, kesinlikle onun salih olmayan ameli vardı, benden sende bilgisi / ilmi olmayan şeyi sual etme / isteme, kesinlikle ben sana cahillerden olmamanı öğüt veririm / vaaz ederim dedi. Rabbim, ilmi bende olmayan şeyi sana sual etmekten sana sığınırım, eğer ki beni bağışlamaz ve de esirgemezsen hasara uğrarım / hüsran olurum dedi. Ey Nuh bizden sana ve seninle beraber olan ümmetler için bir esenlik ve bereket ile in denildi. O ümmetleri geçindireceğiz sonra da onlara acıtıcı / elim bir azap onlara dokunacak / temas edecek. Bunlar gaybın haberleridir onu sana vahyediyoruz. Sen ve de kavmin bundan önce leri bunu biliyor değildin, sabret, sonuç / akıbet sakınanların / muttakilerindir.
Nûh dedi ki: “Onu size, dilerse ancak Allah getirir ve siz (Allah’tan) kaçamayacaksınız.”
Dedi: "Onu, ancak Allah dilerse size getirir; siz engel olamazsınız!"
Nuh dedi ki: Gerek görmesi halinde dipnot 1 o azabı başınıza getirecek olan sadece Allah'tır. Siz onun önüne geçemezsiniz dipnot 2 ."
Nuh dedi ki "Şartlar olgunlaştığında o azabı başınıza sadece Allah getirir dipnot 1 . Siz de O'nu bundan alıkoyamazsınız."
Eğer dilerse onu size getirecek olan ancak Allah’tır. Siz ondan kaçamayacaksınız.
-Eğer dilerse onu size getirecek olan ancak Allah'tır. Siz ondan kaçamayacaksınız.
Nuh dedi: "Onu size, dilediği takdirde ancak Allah getirir, siz de hiçbir engel çıkaramazsınız."
He said to them: "But it is Allah Who causes His punishment to alight upon you if He will, frand never shall you be able to overpower Him nor escape His punishment. "
He said, ‘It is God who will bring it down, if He wishes, and you will not be able to escape.
He said: "Truly, Allah will bring it on you if He wills,- and then, ye will not be able to frustrate it!
Noah said: 'Only Allah will bring it upon you if He so wills, and you will be utterly unable to frustrate that.
He said, ‘Allah will bring it to you if He wills and you will not be able to prevent it.
He said: "Only Allâh will bring it (the punishment) on you, if He wills, and then you will escape not.
He said, ‘Allah will indeed bring it on you if He wishes, and you cannot thwart [Him].
He said, `Allâh alone will bring it down on you if He will and you cannot frustrate Him (in His purpose).
He said, 'God will bring you it if He will; you cannot frustrate Him.
Noah replied: "If God wills, He will subject you to His punishment and you [who are making fun of this] cannot win the war that you have declared to God. "
Said he, 'God will only bring it on you if He pleases, nor can ye make Him helpless;
He said, "It is God who will bring it to you if He wishes; you will not have any escape."
Noah said, verily God alone shall bring it upon you, if He pleaseth; and ye shall not prevail against Him, so as to escape the same.
They said, "O Noah! You have wrangled with us, and have multiplied disputation among us. Now bring upon us what you have threatened us with, if you are of the truthful."
He said, "Surely only Allah will be coming up to you with it, in case He (so) decides; and in no way will you be defiant to (Him).
He said: Only Allah will bring it upon you if He will, and ye can by no means escape.
He replied: "Only God will bring it on you if He please, and you cannot prevail against Him.
He answered: "Only God can bring it upon you, if He so wills, and you shall not elude it:
He responded, "It is Allah Who can bring it upon you if He wills, and then you will have no escape!
He said: "It is God who will bring it to you if He wishes; you will not have any escape. "
He said, "GOD is the One who brings it to you, if He so wills, then you cannot escape.
He said, " Allah will only bring it to you if He wills, and you will not cause [Him] failure.
He said: “God will but bring it upon you, if He wills; and you cannot escape.
He answered, "Only Allah brings His Requital according to His Law, once it is upon you, then you can by no means escape. "
He said: "Truly, Allah will bring it (the punishment) on you if He wills— And then, you will not be able to escape (or stop it)!
He said, "Only Allah will bring it to you, if He so wills, and you cannot frustrate (His will).
He said: "It is God who will bring it to you if He wishes; you will not have any escape."