Hûd suresi

Hûd suresi, 48. ayet

Hûd suresi, 48. ayet. قِيلَ يَٰنُوحُ ٱهْبِطْ بِسَلَٰمٍ مِّنَّا وَبَرَكَٰتٍ عَلَيْكَ وَعَلَىٰٓ أُمَمٍ مِّمَّن مَّعَكَ وَأُمَمٌ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ

ḳîle yâ nûḥu-hbiṭ biselâmim minnâ veberakâtin `aleyke ve`alâ ümemim mimmem me`ak. veümemün senümetti`uhüm ŝümme yemessühüm minnâ `aẕâbün elîm.

Diyanet İşleri

Ona denildi ki: "Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 45–51 · surenin 48. ayeti / 123
  1. Hûd 45

    Nuh, Rabbine seslenip şöyle dedi: "Rabbim! Şüphesiz oğlum da ailemdendir. Senin va'din elbette gerçektir. Sen de hükmedenlerin en iyi hükmedenisin."

  2. Hûd 46

    Allah, "Ey Nuh! O, asla senin ailenden değildir. Onun yaptığı, iyi olmayan bir iştir. O halde, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi benden isteme. Ben, sana cahillerden olmamanı öğütlerim" dedi.

  3. Hûd 47

    Nuh, "Rabbim! Şüphesiz ben senden hakkında bilgim olmayan şeyi istemekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana acımazsan, şüphesiz ziyana uğrayanlardan olurum" dedi.

  4. 48

    Ona denildi ki: "Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) yararlandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak."

  5. Hûd 49

    İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.

  6. Hûd 50

    Ad kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik. Hud, şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. O'ndan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. Siz, sadece iftira ediyorsunuz."

  7. Hûd 51

    "Ey kavmim! Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, ancak beni yaratana aittir. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

48. “Tarafımızdan hem sana hem de beraberindeki ümmetlere” yani gerek Âdemoğullarından olsun gerekse de gemiye aldığı çiftlerden olsun beraberindeki herkese “bir selâmet ve nice bereketlerle…” Böylelikle Yüce Allah, hepsine bereket ihsan etti de onlar, yeryüzünün dört bir tarafını doldurdular.

“(Birtakım) ümmetler de vardır ki biz onları” dünyada “faydalandıracağız. Sonra da onlara tarafımızdan can yakıcı bir azap dokunacaktır.” Yani bizim bu kurtarmamız, bundan sonra küfre sapan kimselere ceza vermemize engel olmayacaktır. Her ne kadar kısa bir süre faydalandırılsalar bile daha sonra azap onları yakalayacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah Teâlâ, Nuh -aleyhisselam-'a şöyle buyurdu: Ey Nuh! Gemiden yeryüzüne selametle ve güven içerisinde, Allah tarafından sana verilen bol nimetler ile in. Zira bu nimetler gemide seninle birlikte olan iman edenler ve onların ardından gelen zürriyetleri içindir. Bu kimselerin zürriyetlerinden kâfir topluluklar da çıkacaktır. Onları, dünya hayatında faydalandırıp kendileri ile yaşayacakları şeyleri onlara vereceğiz. Sonra da bizden ahirette elem verici bir azap onlara erişecektir.

Kelimeler

18 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قِيلَ kile denildi ki kök: قول
  2. يَـٰنُوحُ ya nuhu Nuh
  3. ٱهْبِطْ hbit in kök: هبط
  4. بِسَلَـٰمٍۢ biselamin selam ile kök: سلم
  5. مِّنَّا minna bizden
  6. وَبَرَكَـٰتٍ ve berakatin ve bereketlerle kök: برك
  7. عَلَيْكَ aleyke sana
  8. وَعَلَىٰٓ ve ala ve üzerine
  9. أُمَمٍۢ umemin ümmetler kök: امم
  10. مِّمَّن mimmen olanlardan
  11. مَّعَكَ ۚ meake seninle birlikte
  12. وَأُمَمٌۭ veumemun ve (bazı) ümmetlere kök: امم
  13. سَنُمَتِّعُهُمْ senumettiuhum geçimlik vereceğiz kök: متع
  14. ثُمَّ summe sonra
  15. يَمَسُّهُم yemessuhum onlara dokunacaktır kök: مسس
  16. مِّنَّا minna bizden
  17. عَذَابٌ azabun bir azap kök: عذب
  18. أَلِيمٌۭ elimun acıklı kök: الم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: برك (32 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya…

  • Aynı kök: هبط (8 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…

  • Aynı kök: هبط (8 geçiş) · Aynı kök: متع (70 geçiş)

    Allah, dedi ki: "Birbirinizin düşmanı olarak inin (oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır."

  • Aynı kök: برك (32 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    İşte bu (Kur'an) da, bereket kaynağı, kendinden öncekileri (ilahi kitapları) tasdik eden ve şehirler anasını (Mekke'yi) ve bütün çevresini (tüm…

  • Aynı kök: الم (75 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Allah'a andolsun, senden önceki ümmetlere peygamberler gönderdik. Fakat şeytan onlara işlerini güzel gösterdi. O, bugün de onların dostudur ve onlar…

  • Aynı kök: برك (32 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Nûh

    Yine de ki: "Ey Rabbim! Beni bereketli bir yere kondur. Sen, konuk edenlerin en hayırlısısın."

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: İslâm

    "Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet · Ortak kavram: İslâm

    Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

86 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Nuh'a) şöyle denmişti: "Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olan ümmetlere bizden bir selam ve pek çok bereketle (gemiden) in! dipnot 1 Kendilerini yararlandıracağımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır."

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Burada kullanılan [ihbıt] "in" emri tıpkı Bakara 2:36, 38, A'râf 7:13 ve Taha 20:123'te geçtiği gibi Hz. Adem ve eşinin bahçeden indirilmesi gibi veya Bakara 2:61'de İsrailoğulları'na dendiği gibi bir mekândan başka bir mekâna indirilmeyi içermektedir.

Mustafa İslamoğlu

(Nuh'a) "Ey Nuh! Senin ve seninle birlikte olanların nesillerinden (gelecek) olanlara, katımızdan bir esenlik ve mutluluk, bir bereket ve bolluk (muştusuyla) inip yerleş. Ama (gelecek) kuşaklar (arasında öyleleri) bulunacak ki; (önce) onlara geçici zevkleri tattıracağız, sonra tarafımızdan can yakıcı bir azaba çarptıracağız!" denildi.

Muhammed Esed

Bunun üzerine (Nuh'a) "Ey Nuh!" denildi, "Sana ve seninle beraber (olanlara; senin ve) onlar(ın soyun)dan gelecek olan (iyi) insanlara katımızdan bir barış ve güvenlik, bir bolluk bereket (vaadi) ile gemiden in. Fakat (senin ve onların soyundan gelecek olan zalim ve inkarcı) insanlara gelince, Biz onların (bu dünyada belli bir süre) tutunup geçinmelerine fırsat verecek, sonra da başlarına katımızdan bir azap saracağız."

Ahmed Hulusi

"Ey Nuh. . . Sen ve seninle beraber olanlardan oluşacak halklara bizden Selam ve bereketlerle in. . . Biz onları yararlandıracağız, sonra da onlara bizden (hakikatindeki Esma manası sonucu olarak, derunundan gelen bir yolla) acı azap yaşatılır" denildi.

Ali Bulaç

'Ey Nuh' denildi. 'Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in. (Sizden türeyecek diğer kâfir) Ümmetleri de yararlandıracağız, sonra onlara bizden acı bir azab dokunacaktır.'

Ali Özek ve heyeti

Denildi ki: Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan ümmetlere bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in! Kendilerini (dünyada) faydalandıracağımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır.

Ali Rıza Safa

Şöyle denildi: "Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olan toplumların üzerine, Bizden selam ve ongunluklarla in. Kimi toplumları bir süre geçindireceğiz. Sonra, acı cezamız onlara gelecektir!"

Bayraktar Bayraklı

"Ey Nûh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara, bizden bir esenlik ve bereket olmak üzere gemiden in!" denildi. Ama birçok topluluğun geçimini de sağlayacağız. Sonra onlara, bizden acıklı bir azap değecektir.

Edip Yüksel

Dendi ki: "Ey Nuh, sana ve seninle birlikte olan uluslara bizden barış ve bereketlerle in. Ayrıca öyle uluslar var ki onları bir süre yaşatacağız ve sonra onlara bizden acı bir azap dokunacaktır."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dendi ki: 'Ey Nuh, sana ve seninle birlikte olan uluslara bizden barış ve bereketlerle in. Ayrıca öyle uluslar var ki onları bir süre yaşatacağız ve sonra onlara bizden acı bir azap dokunacaktır.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Denildi ki: "Ey Nuh, sana ve beraberindeki kimselerden birçok ümmetlere tarafımızdan bir selam ve birçok bereketlerle in! Daha birçok ümmetleri de ileride faydalandıracağız. Sonra Bizden onlara acı bir azap dokunacaktır."

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya Nuh! denildi: in bizden bir selam ve bir çok berekat ile sana ve beraberindeki kimselerden bir çok ümmetlere, daha bir çok ümmetler; ileride onları da müstefid edeceğiz, sonra onlara bizden bir elim azab dokunacak

Erhan Aktaş

Dendi ki: "Ey Nuh! Katımızdan esenlikle in. Sana ve sana tabi olan topluluklara bereketler olsun. Ama öyle toplumlar da olacak ki, onları dünya nimetlerinden yararlandıracağız, sonra onlara Bizden can yakıcı bir azap dokunacaktır."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Dendi ki: "Ey Nuh! Katımızdan esenlikle in. Sana ve sana tabi olan topluluklara bereketler olsun. Ama öyle toplumlar da olacak ki, onları dünya nimetlerinden yararlandıracağız, sonra onlara Bizden can yakıcı bir azap dokunacaktır."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Dendi ki: "Ey Nuh! Katımızdan esenlikle in. Sana ve sana tabi olan topluluklara bereketler olsun. Ama öyle toplumlar da olacak ki, onları dünya nimetlerinden bir süre yararlandıracağız, sonra onlara Bizden can yakıcı bir azap dokunacaktır.

Gültekin Onan

"Ey Nuh" denildi. "Sana ve seninle birlikte olan ümmetler üzerine bizden selam ve bereketlerle (gemiden) in. [Sizden türeyecek diğer kafir] Ümmetleri de yararlandıracağız, sonra onlara bizden acı bir azab dokunacaktır."

Hasan Basri Çantay

Denildi ki: "Ya Nuh, sana ve (gemide) maiyyetinde bulunanlardan (gelecek mü'min) ümmetlere bizden selam (-ü selamet) ve bereketlerle in (gemiden. Onlardan türeyecek diğer kafir) ümmetler de vardır ki biz onları dahi (dünyada bol rızıklarla) faidelendireceğiz. Sonra ise (ahiretde) onları bizden acıklı bir azab çarpacakdır..

İbni Kesir

Ey Nuh; bizim katımızdan selametle in. Sana ve seninle beraber olan ümmetlere hayır ve bereketler olsun. Ama öyle ümmetler var ki; onları bir süre geçindireceğiz. Sonra onlara can yakıcı bir azab vereceğiz, denildi.

Mehmet Alagaş

(25-49) Kesin olan şu ki , biz Nuh’u kavmine gönderdik, kesinlikle ben Allah ’tan başkasına ibadet etmemeniz konusunda size apaçık bir uyarıcıyım, muhakkak ki sizin için acı veren günün azabından korkuyorum. Kavminin kafirlerinin seçkinleri dediler ki , seni benzerimiz bir beşerden başka bir i olarak görmüyoruz ve basit görüşlü, en aşağılarımızdan gözükenlerden başka birilerinin de sana uyduğunu da görmüyoruz , sizin, bizden fazlaca bir artılarınızın olduğunu da görmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz / zannediyoruz. Dedi ki Ey Kavmim; peki sizler şunu da gördünüz mü? eğer ben Rabbimden bir delil üzereysem / burhan üzereysem ve onun yanından da bana bir rahmet verilmişse , bu da sizden gizli tutulmuşsa, siz onu hor görürken / kerih görürken bize lazım mı ki onu size kabul ettirelim. (Siz bize lazım değilsiniz biz size lazımız) ve ey kavmim! sizden bir mal sual etmiyorum. Benim ücretim sadece Allaha aittir, iman edenleri kovacak değilim, m uhakkak ki onlar Rablerine kavuşacaklar ve fakat ben de sizi cahil bir kavim olarak görüyorum, ey kavmim! eğer ki kovarsam Allaha karşı bana kim yardım edebilir ki? O halde hiç düşünmez misiniz? Size Allah’ın hazineleri benim yanımda demiyorum, gaybı da bilemem, ben bi r meleğim de demiyorum, gözlerinizde zelil gördüklerinize Allah, asla hayır vermez de demiyorum , onların kendilerinde ne olduğunu en iyi Allah bilir , kesinlikle ben o vakit zalimlerden olurum. Dedi ki Ey Nuh, bizimle mücadele ettin / cedelleştin, cedelleşmeyi de çoğalttın, vaa t ettiğini, eğer sözüne bağlı isen, bize getir, eğer Allah, isterse onu size getirir, onu siz aciz bırakamazsınız dedi , eğer ki Allah azgınlaşmanızı murad ediyorsa, benim size nasihat murad edipte nasihat vermemin , size bir faydası olmaz , Rabbiniz O dur ve O na ger döneceksiniz. Ayrıca, onu iftara etti mi diyorlar? Deki eğer onu ben uydurmuşsam suçu banadır, işlediğiniz suçlardan ben uzağım / beriyim. Nuh’a vahyedildi ki, kavminden sana iman edenler dışında artık sana iman eden kesinlikle olmayacak. Onların yaptıkları nedeniyle tasalanma / beise düşme, v ahyimizle gözümüzün önünde gemiyi üret / imal et , zalimler hakkında da bizle muhatap olma, muhakkak onlar boğulacaklar . Gemiyi yapıyordu kavminin seçkinleri onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı, eğer bizimle alay ederseniz biz de sizinle, sizin alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz, İlerde, rezil edici azabın, daimî azabın kime geleceğini bileceksiniz. Hatta emrimiz geldiğinde, tandır kaynadığında her bir tür çiftten ikişerli ona taşı dedik, üzerinde sözümüz kayıtlı olanlar ve iman edenler hariç helak ettik, onunla beraber az miktar dışında inanan da olmadı , demir atıp durduğunda ve giderken de / mecra ederken de Allah ’ın ismiyle ona binin, Rabbim muhakkak bağışlayan ve rahimdir dedi, O, onlarla dağlar gibi dalgalar içinde akıyordu Nuh ayrı kenarda bir yerde olan oğluna seslendi ve ey oğlum bizimle beraber bin kafirlerle beraber olma dedi , beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım dedi , bugün rahmet ettiği hariç, Allah'ın emrinden korunma yok dedi ve dalga her ikisinin arasını ayırdı ve boğulanlardan oldu. Yere / arza suyunu emerek yut denildi, zalim kavme de uzak olsunlar denildi. Nuh Rabbine seslendi, oğlum ailemdendi ehlimdendir , senin verdiğin söz gerçektir, sen hakimlerin de en hakimisin dedi, ey Nuh muhakkak o senin ailenden değildi, kesinlikle onun salih olmayan ameli vardı, benden sende bilgisi / ilmi olmayan şeyi sual etme / isteme, kesinlikle ben sana cahillerden olmamanı öğüt veririm / vaaz ederim dedi. Rabbim, ilmi bende olmayan şeyi sana sual etmekten sana sığınırım, eğer ki beni bağışlamaz ve de esirgemezsen hasara uğrarım / hüsran olurum dedi. Ey Nuh bizden sana ve seninle beraber olan ümmetler için bir esenlik ve bereket ile in denildi. O ümmetleri geçindireceğiz sonra da onlara acıtıcı / elim bir azap onlara dokunacak / temas edecek. Bunlar gaybın haberleridir onu sana vahyediyoruz. Sen ve de kavmin bundan önce leri bunu biliyor değildin, sabret, sonuç / akıbet sakınanların / muttakilerindir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ona denildi ki: ''Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte bulunanlardan birçok ümmete bizden esenlik ve bereketlerle (gemiden) in. Daha birtakım ümmetler de olacak ki, biz onları (dünyada) faydalandıracağız. Sonra da bizden kendilerine elem dolu bir azap dokunacak.''

Süleyman Ateş

"Ey Nuh, denildi, sana ve seninle beraber bulunan ümmetlerden bir bölüme bizden selamet ve bolluklarla (gemiden) in. Ama öyle ümmetler de var ki, onları bir süre yaşatacağız, sonra onlara bizden acı bir azab dokunacaktır!"

Süleymaniye Vakfı

"Ey Nuh, sana ve senin beraberindekilerden oluşacak toplumlara katımızdan esenlik ve bereketlerle in! İçlerinden öyle toplumlar da çıkacak ki onları önce yararlandıracağız, sonra acıklı azabımız onları çarpacaktır." denildi dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer ayetler için bkz: Bakara 2/126, Lokman 31/22-24.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

"Ey Nuh! İn artık" dendi. "Sana ve seninle birlikte olanların soyundan gelecek toplumların (ümmetlerin) üzerinde, bizden esenlik, güvenlik ve bereketler olacak; öyle toplumlar (ümmetler) da var ki önce onlara nimet vereceğiz, sonra acıklı azabımız onları çarpacaktır.

Şaban Britch

Ey Nuh! Sana ve seninle birlikte olan topluluklara, katımızdan bir güvenlik ve bereketlerle in. Kendilerini (dünyada) faydalandıracağımız, sonra da bizden kendilerine elem verici bir azabın dokunacağı ümmetler de olacaktır.

Şaban Piriş

-Ey Nuh, sana ve seninle birlikte olan topluluklara, bizden bir esenlik ve bereketle in. Ve daha sonraki toplumlara da geçimlikler vereceğiz. Sonra onlara katımızdan can yakıcı bir azap dokunacaktır, denildi.

Yaşar Nuri Öztürk

Şöyle denildi: "Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olanlardan diğer gruplara bizden bereketler ve bir selamla aşağıya in. Bazı ümmetler de var, kendilerini önce nimetlendireceğiz sonra bizden acıklı bir azap hepsini kucaklayacak."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

He was told: "Disembark O Nuh and go downhill with peace of mind, soul and conscience proceeding from us and with blessings upon you and those with you and upon their descendants who conform to Our will and upon succeeding generations; some We shall bless and others shall We put to the torment laid upon the damned. "

Abdul Haleem

And it was said, ‘Noah, descend in peace from Us, with blessings on you and on some of the communities that will spring from those who are with you. There will be others We will allow to enjoy life for a time, but then a painful punishment from Us will afflict them.’

Abdullah Yusuf Ali

The word came: "O Noah! Come down (from the Ark) with peace from Us, and blessing on thee and on some of the peoples (who will spring) from those with thee: but (there will be other) peoples to whom We shall grant their pleasures (for a time), but in the end will a grievous penalty reach them from Us."

Abul A'la Maududi

It was said: 'Noah! Disembark, dipnot 1 with Our peace, and with blessings upon you and upon those who are with you. There are also people whom We shall allow to enjoy themselves for a while, and then a painful chastisement from Us shall afflict them.'

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, go down from the Mountain on which the Ark is resting.

Aisha Bewley

It was said, ‘Nuh, descend with peace from Us and with blessings on you and on the nations which will issue from those who are with you. But there are nations to whom we will give enjoyment and then a painful punishment from Us will afflict them.’

Al-Hilali & Khan

It was said: "O Nûh (Noah)! Come down (from the ship) with peace from Us and blessings on you and on the people who are with you (and on some of their off-spring), but (there will be other) people to whom We shall grant their pleasures (for a time), but in the end a painful torment will reach them from Us."

Ali Quli Qarai

It was said, ‘O Noah! Disembark in peace from Us and with [Our] blessings upon you and upon nations [to descend] from those who are with you, and nations whom We shall provide for, then a painful punishment from Us shall befall them. ’

Amatul Rahman Omar

There came the command, `Noah! descend (from the Ark) with peace from Us and (varied) blessings (We shall bestow ) on you and upon peoples (to be born) of those with you. There shall be other peoples whom We shall grant provisions (of this world for a time), then they will receive from Us a grievous punishment (as a result of their transgression).'

Arthur John Arberry

It was said, 'Noah, get thee down in peace from Us, and blessings upon thee and on the nations of those with thee; and nations -- We shall give them enjoyment, then there shall visit them from Us a painful chastisement. '

Bijan Moeinian

I replied: "Noah, you may leave the Arc now. Peace and My blessings will be with you and your people (and the generations who will follow them.) As for other [disbelieving] nations, I will let them enjoy their appointed lifetime [lifetime in this world] and then subject them to a painful punishment.

E. Henry Palmer

It was said, 'O Noah! descend in safety from us, and blessings upon thee and upon (some) nations of those who are with thee; but (some) nations we will allow to enjoy prosperity and then there shall touch them from us grievous woe. '

Edip-Layth

It was said, "O Noah, descend with peace from Us, and with blessings upon you and upon nations to come from those with you. As for other nations whom We will first grant them pleasure, then they will receive a painful retribution from Us."

George Sale

It was said unto him, O Noah, come down from the ark, with peace from us, and blessings upon thee, and upon a part of those who are with thee: But as for a part of them, We will suffer them to enjoy the provision of this world; and afterwards shall a grievous punishment from us be inflicted on them, in the life to come.

Hamid S. Aziz

He said, "My Lord, verily, I seek refuge in Thee (from wrong) lest I ask Thee that whereof I have no knowledge. Unless Thou dost forgive me and have mercy on me, I shall be of those who are lost."

Mahmoud Ghali

It was said, "O Nûh, (Noah) get down in Peace from Us, and blessings upon you and upon nations from (among) the ones with you. And (to other) nations We will soon give enjoyment, thereafter painful torment from Us will touch them." (i.e., befall them)

Marmaduke Pickthall

It was said (unto him): O Noah! Go thou down (from the mountain) with peace from Us and blessings upon thee and some nations (that will spring) from those with thee. (There will be other) nations unto whom We shall give enjoyment a long while and then a painful doom from Us will overtake them.

Mohamed Ahmed - Samira

(And the Lord) said: "O Noah, disembark with peace and safety from Us and blessings on you and the people with you. As for some (of them), We shall bestow advantages for a time, then send a grievous punishment on them."

Muhammad Asad

[Thereupon] the word was spoken: "O Noah! Disembark in peace from Us, and with [Our] blessings upon thee as well as upon the people [who are with thee, and the righteous ones that will spring from thee and] from those who are with thee. But [as for the unrighteous] folk [that will spring from you] - We shall allow them to enjoy life [for a little while], and then there will befall them grievous suffering from Us."

Mustafa Khattab

It was said, "O Noah! Disembark with Our peace and blessings on you and some of the descendants of those with you. As for the others, We will allow them ˹a brief˺ enjoyment, then they will be touched with a painful punishment from Us."

Progressive Muslims

It was said: "O Noah, descend in peace from Us and blessings upon you and upon nations to come from those with you; and nations whom We will grant pleasure, then a painful retribution will reach them from Us. "

Rashad Khalifa

It was proclaimed: "O Noah, disembark, with peace and blessings upon you, and upon nations who will descend from your companions. As for the other nations descending from you, we will bless them for awhile, then commit them to painful retribution."

Sahih International

It was said, "O Noah, disembark in security from Us and blessings upon you and upon nations [descending] from those with you. But other nations [of them] We will grant enjoyment; then there will touch them from Us a painful punishment."

Sam Gerrans

It was said: “O Noah: get thee down in peace from Us, and blessings upon thee and upon nations out of those with thee. And nations will We give enjoyment — then a painful punishment from Us will touch them.”

Shabbir Ahmed

He was told, "O Noah! Disembark and descend from the hills in Peace from Us, and there are the blessings of decent sustenance for you and your companions (in spite of the recent flood (11:41)). And other nations, all of them will be awarded according to their deeds. Those who care only for the ornament of this life will be provided for in the world, but eventually suffer from Our Law of Requital." (11:15-16).

Syed Vickar Ahamed

The Word (from Allah) came: "O Nuh (Noah)! Come down (from the Ark) with Peace from Us, and blessing on you and on some of the peoples (to come) from those with you: But (there will be other) peoples to whom We shall grant their (worldly) pleasures, but in the end, a painful Penalty will reach them from Us. "

Taqi Usmani

It was said, "O NūH, disembark in peace from Us and with blessings upon you and upon the peoples (springing) from those with you. And there are peoples whom We shall give some enjoyment, then a painful punishment from Us will visit them."

The Monotheist Group

It was said: "O Noah, descend in peace from Us and blessings upon you and upon nations to come from those with you. And nations whom We will give enjoyment, then a painful retribution will reach them from Us."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 48. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 48. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 48. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩