Hûd suresi

Hûd suresi, 39. ayet

Hûd suresi, 39. ayet. فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَن يَأْتِيهِ عَذَابٌ يُخْزِيهِ وَيَحِلُّ عَلَيْهِ عَذَابٌ مُّقِيمٌ

fesevfe ta`lemûne mey ye'tîhi `aẕâbüy yuḫzîhi veyeḥillü `aleyhi `aẕâbüm müḳîm.

Diyanet İşleri

Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 36–42 · surenin 39. ayeti / 123
  1. Hûd 36

    Nuh'a vahyolundu ki: "Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başka, artık hiç kimse iman etmeyecek. O halde, onların yapmakta oldukları şeylerden dolayı üzülme."

  2. Hûd 37

    "Gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulmedenler hakkında bana bir şey söyleme. Çünkü onlar suda boğulacaklardır."

  3. Hûd 38

    (Nuh) gemiyi yapıyordu. Kavminden ileri gelenler her ne zaman yanına uğrasalar, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz."

  4. 39

    Artık, geldiği kimseyi rezil eden azabın kime geleceğini, kimin üzerine sürekli bir azabın ineceğini ileride anlayacaksınız.

  5. Hûd 40

    Nihayet emrimiz gelip, tandır kaynamaya başlayınca (sular coşup taşınca) Nuh'a dedik ki: "Her cins canlıdan (erkekli dişili) birer çift, bir de kendileri hakkında daha önce hüküm verilmiş olanlar dışındaki ailen ile iman edenleri ona yükle." Ama, onunla beraber sadece pek az kimse iman etmişti.

  6. Hûd 41

    (Nuh), "Binin ona. Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." dedi.

  7. Hûd 42

    Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında onları götürüyordu. Nuh, ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna, "Yavrucuğum, bizimle beraber sen de bin, inkarcılarla birlikte olma" diye seslendi.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

39. “Yakında rezil edecek azabın kime gelip çatacağını ve kalıcı azabın da kimin başına ineceğini bileceksiniz.” Bunlar biz mi olacağız yoksa siz mi göreceksiniz. Nitekim onlar, kimin olduğunu azap başlarına geldiğinde çok iyi öğrenmiş oldular.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Dünyada alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kıyamet günü kesilmeyen ve devamlı olan azabın kime ineceğini bileceksiniz.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَسَوْفَ fe sevfe yakında
  2. تَعْلَمُونَ tea'lemune bileceksiniz kök: علم
  3. مَن men kime
  4. يَأْتِيهِ ye'tihi geleceğini kök: اتي
  5. عَذَابٌۭ azabun azabın kök: عذب
  6. يُخْزِيهِ yuhzihi rezil edici kök: خزي
  7. وَيَحِلُّ ve yehillu ve ineceğini kök: حلل
  8. عَلَيْهِ aleyhi başına
  9. عَذَابٌۭ azabun azabın kök: عذب
  10. مُّقِيمٌ mukimun kalıcı kök: قوم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خزي (26 geçiş) · Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    (39-40) De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına…

  • Aynı kök: خزي (26 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…

  • Aynı kök: حلل (51 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

  • Aynı kök: خزي (26 geçiş)

    Allah'ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim daha zalimdir. Böyleleri oralara (eğer girerlerse)…

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh

    Andolsun, Nuh'u kendi kavmine peygamber olarak gönderdik de, "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Şüphesiz…

  • Aynı kıssa: Hz. Nûh

    Kavminin ileri gelenleri, "Biz seni açıkça bir sapıklık içinde görüyoruz" dediler.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

79 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Evet, zamanı gelince siz de öğreneceksiniz alçaltıcı bir cezaya kimin çarptırılacağını, dahası, kalıcı bir azaba kimin mahkum edileceğini.

Muhammed Esed

"Çünkü, yakında siz de öğreneceksiniz, (dünya hayatında) alçaltıcı azabın kimin başına geleceğini ve (öte dünyadaki) sürekli azabın da kimin başına konacağını!"

Ahmed Hulusi

"Bugünkü alçaltıcı azabın kime geleceğini; (gelecekteki) kalıcı azabın da kime ineceğini yakında bileceksiniz. "

Ali Bulaç

"Artık, ilerde bileceksiniz. Aşağılatıcı azab kime gelecek ve sürekli azab kimin üstüne çökecek."

Ali Özek ve heyeti

Kendisini rezil edecek azabın kime geleceğini ve sürekli bir azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz.»

Ali Rıza Safa

"Alçaltıcı cezanın kime geleceğini ve sürekli cezanın kimin üzerine çökeceğini, artık yakında öğreneceksiniz!"

Bayraktar Bayraklı

"Rezil edecek azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kime ineceğini göreceksiniz!" dedi.

Edip Yüksel

"Alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kimin kalıcı azaba mahkûm olacağını yakında bileceksiniz."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kimin kalıcı azaba mahkum olacağını yakında bileceksiniz.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İleride rüsvay edecek azabın kime geleceğini ve kalıcı ahiret azabının da kimin başına ineceğini bileceksiniz!" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır

İleride bileceksiniz kime rüsvay edecek azab gelecek ve daimi azab başına inecek

Erhan Aktaş

"Alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kalıcı azaba kimin uğrayacağını yakında bileceksiniz."

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kalıcı azaba kimin uğrayacağını yakında bileceksiniz."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kalıcı azaba kimin uğrayacağını yakında bileceksiniz."

Gültekin Onan

"Artık, ilerde bileceksiniz. Aşağılatıcı azab kime gelecek ve sürekli azab kimin üstüne çökecek."

Hasan Basri Çantay

"Artık kendisini rüsvay edecek azabın kime gelib çatacağını (bundan başka ahiretdeki) daim? azabın da kimin başına geleceğini ileride bileceksiniz".

İbni Kesir

Rüsvay edici azabın kime geleceğini sürekli azabın kime ineceğini göreceksiniz.

Mehmet Alagaş

(25-49) Kesin olan şu ki , biz Nuh’u kavmine gönderdik, kesinlikle ben Allah ’tan başkasına ibadet etmemeniz konusunda size apaçık bir uyarıcıyım, muhakkak ki sizin için acı veren günün azabından korkuyorum. Kavminin kafirlerinin seçkinleri dediler ki , seni benzerimiz bir beşerden başka bir i olarak görmüyoruz ve basit görüşlü, en aşağılarımızdan gözükenlerden başka birilerinin de sana uyduğunu da görmüyoruz , sizin, bizden fazlaca bir artılarınızın olduğunu da görmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuzu sanıyoruz / zannediyoruz. Dedi ki Ey Kavmim; peki sizler şunu da gördünüz mü? eğer ben Rabbimden bir delil üzereysem / burhan üzereysem ve onun yanından da bana bir rahmet verilmişse , bu da sizden gizli tutulmuşsa, siz onu hor görürken / kerih görürken bize lazım mı ki onu size kabul ettirelim. (Siz bize lazım değilsiniz biz size lazımız) ve ey kavmim! sizden bir mal sual etmiyorum. Benim ücretim sadece Allaha aittir, iman edenleri kovacak değilim, m uhakkak ki onlar Rablerine kavuşacaklar ve fakat ben de sizi cahil bir kavim olarak görüyorum, ey kavmim! eğer ki kovarsam Allaha karşı bana kim yardım edebilir ki? O halde hiç düşünmez misiniz? Size Allah’ın hazineleri benim yanımda demiyorum, gaybı da bilemem, ben bi r meleğim de demiyorum, gözlerinizde zelil gördüklerinize Allah, asla hayır vermez de demiyorum , onların kendilerinde ne olduğunu en iyi Allah bilir , kesinlikle ben o vakit zalimlerden olurum. Dedi ki Ey Nuh, bizimle mücadele ettin / cedelleştin, cedelleşmeyi de çoğalttın, vaa t ettiğini, eğer sözüne bağlı isen, bize getir, eğer Allah, isterse onu size getirir, onu siz aciz bırakamazsınız dedi , eğer ki Allah azgınlaşmanızı murad ediyorsa, benim size nasihat murad edipte nasihat vermemin , size bir faydası olmaz , Rabbiniz O dur ve O na ger döneceksiniz. Ayrıca, onu iftara etti mi diyorlar? Deki eğer onu ben uydurmuşsam suçu banadır, işlediğiniz suçlardan ben uzağım / beriyim. Nuh’a vahyedildi ki, kavminden sana iman edenler dışında artık sana iman eden kesinlikle olmayacak. Onların yaptıkları nedeniyle tasalanma / beise düşme, v ahyimizle gözümüzün önünde gemiyi üret / imal et , zalimler hakkında da bizle muhatap olma, muhakkak onlar boğulacaklar . Gemiyi yapıyordu kavminin seçkinleri onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı, eğer bizimle alay ederseniz biz de sizinle, sizin alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz, İlerde, rezil edici azabın, daimî azabın kime geleceğini bileceksiniz. Hatta emrimiz geldiğinde, tandır kaynadığında her bir tür çiftten ikişerli ona taşı dedik, üzerinde sözümüz kayıtlı olanlar ve iman edenler hariç helak ettik, onunla beraber az miktar dışında inanan da olmadı , demir atıp durduğunda ve giderken de / mecra ederken de Allah ’ın ismiyle ona binin, Rabbim muhakkak bağışlayan ve rahimdir dedi, O, onlarla dağlar gibi dalgalar içinde akıyordu Nuh ayrı kenarda bir yerde olan oğluna seslendi ve ey oğlum bizimle beraber bin kafirlerle beraber olma dedi , beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım dedi , bugün rahmet ettiği hariç, Allah'ın emrinden korunma yok dedi ve dalga her ikisinin arasını ayırdı ve boğulanlardan oldu. Yere / arza suyunu emerek yut denildi, zalim kavme de uzak olsunlar denildi. Nuh Rabbine seslendi, oğlum ailemdendi ehlimdendir , senin verdiğin söz gerçektir, sen hakimlerin de en hakimisin dedi, ey Nuh muhakkak o senin ailenden değildi, kesinlikle onun salih olmayan ameli vardı, benden sende bilgisi / ilmi olmayan şeyi sual etme / isteme, kesinlikle ben sana cahillerden olmamanı öğüt veririm / vaaz ederim dedi. Rabbim, ilmi bende olmayan şeyi sana sual etmekten sana sığınırım, eğer ki beni bağışlamaz ve de esirgemezsen hasara uğrarım / hüsran olurum dedi. Ey Nuh bizden sana ve seninle beraber olan ümmetler için bir esenlik ve bereket ile in denildi. O ümmetleri geçindireceğiz sonra da onlara acıtıcı / elim bir azap onlara dokunacak / temas edecek. Bunlar gaybın haberleridir onu sana vahyediyoruz. Sen ve de kavmin bundan önce leri bunu biliyor değildin, sabret, sonuç / akıbet sakınanların / muttakilerindir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Birazdan alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kalıcı azabın kimi kuşatacağını anlayacaksınız.

Süleyman Ateş

"Yakında bileceksiniz: İnsanı rezil eden azab kime geliyor, sürekli azab kimin başına konuyor?"

Süleymaniye Vakfı

Rezil edici azabın kime geleceğini ve kalıcı azabın kime ineceğini ileride öğreneceksiniz dipnot 1 ."

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer sözleri Şuayb Aleyhisselam (Hud 11/93) ve Muhammed Aleyhisselam da söylemiştir (Zümer 39/39-40).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Alçaltıcı azap kime gelecekmiş ve kalıcı azap kime inecekmiş; nasıl olsa yakında öğreneceksiniz"

Şaban Britch

Birazdan alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kalıcı azabın kimi kuşatacağını anlayacaksınız.

Şaban Piriş

Birazdan aşağılatıcı azabın kime geleceğini ve kalıcı azabın kimi kuşatacağını anlayacaksınız.

Yaşar Nuri Öztürk

"Rezil eden azabın kime geleceğini, sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"In the end you shall know who is destined to receive the blow that put him to shame and incenses him with multiplied humiliations, and makes him suffer the ever-lasting punishment. "

Abdul Haleem

you will find out who will receive a humiliating punishment, and on whom a lasting suffering will descend.’

Abdullah Yusuf Ali

"But soon will ye know who it is on whom will descend a penalty that will cover them with shame,- on whom will be unloosed a penalty lasting:"

Abul A'la Maududi

You will come to know who will be struck by a humiliating chastisement, and who will be subjected to an unceasing torment. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is a very appropriate example of the points of view of those who look merely at the surface of things and of others who know the reality about them. It appears that when Prophet Noah (peace be upon him) was building the Ark on the land, it looked to be a ridiculous act to those wicked people who did not believe in him. They jeered at him as if to say: Just see the madness of the old man. He wishes to float a ship on the land. For they could never imagine that after a few days, a ship would actually float there. Therefore naturally they regarded that act of Prophet Noah (peace be upon him) to be a clear proof of his madness. Probably they might be pointing their fingers at him and the Ark he was constructing, saying to one another: Have you any doubt now, if you had any before, that he is really a mad man, who is constructing a ship to float on the waterless land? But the one, who had the knowledge of the reality and who knew that a ship would actually be needed there in the near future, was laughing at their ignorance and lack of knowledge of the real matter and their arrogant self satisfaction, as if to say: How foolish these people are. The catastrophe is threatening them overhead but they are not only self satisfied but also regard me mad, who has warned them of it and who is himself making preparations to meet it. And these are exactly the two ways, in general, of judging the wisdom or folly of things. One man judges an act to be wise by looking merely at the surface, while the other goes down deep into it and knows it to be foolish. Likewise the former considers an act to be foolish and mad while the latter who has the real knowledge of the matter, knows that it is based on wisdom and foresight, and is the very same thing that was required under the circumstances.

Aisha Bewley

You will soon know who will receive a punishment which disgraces him and find unleashed against himself an everlasting punishment. ’

Al-Hilali & Khan

"And you will know who it is on whom will come a torment that will cover him with disgrace and on whom will fall a lasting torment."

Ali Quli Qarai

Soon you will know whom a disgraceful punishment will overtake and on whom a lasting punishment will descend. ’

Amatul Rahman Omar

`You shall soon know for yourself who it is who will be overtaken by the punishment that will disgrace him, and on whom descends a long lasting penalty. '

Arthur John Arberry

and you shall know to whom will come a chastisement degrading him, and upon whom there shall alight a lasting chastisement. '

Bijan Moeinian

"Soon you will see who will be humiliated by a painful punishment and who will be sentenced to an everlasting punishment. "

E. Henry Palmer

'He to whom a torment comes, it shall shame him, and there shall light upon him lasting torment. '

Edip-Layth

"You will know to whom the retribution will come to disgrace him, and upon him will be a lasting punishment."

George Sale

and ye shall surely know on whom a punishment shall be inflicted, which shall cover him with shame, and on whom a lasting punishment shall fall.

Hamid S. Aziz

So he made the Ark; and every time the chiefs of his people passed by him they mocked at him. Said he, "If you mock at us, verily, we shall mock at you even as you are mocking,

Mahmoud Ghali

So you will eventually know to whom will come up a torment to disgrace him, and upon whom will alight a perpetual torment. "

Marmaduke Pickthall

And ye shall know to whom a punishment that will confound him cometh, and upon whom a lasting doom will fall.

Mohamed Ahmed - Samira

You will soon come to know who suffers the punishment that would put him to shame, and who suffers lasting torment. "

Muhammad Asad

But in time you will come to know who it is that [in this world] shall be visited by suffering which will cover him with ignominy, and upon whom long lasting suffering shall alight [in the life to come]!"

Mustafa Khattab

You will soon come to know who will be visited by a humiliating torment ˹in this life˺ and overwhelmed by an everlasting punishment ˹in the next˺."

Progressive Muslims

"You will know to whom the retribution will come to disgrace him, and upon him will be a lasting punishment. "

Rashad Khalifa

"You will surely find out who will suffer a shameful retribution, and incur an everlasting punishment."

Sahih International

And you are going to know who will get a punishment that will disgrace him [on earth] and upon whom will descend an enduring punishment [in the Hereafter]. "

Sam Gerrans

“And you will come to know to whom comes a punishment that disgraces him, and upon whom there descends a lasting punishment.”

Shabbir Ahmed

And soon you will know upon whom a humiliating punishment befalls, and upon whom a lasting torment will come. "

Syed Vickar Ahamed

"And soon you will know who it is on whom a penalty will fall that will cover him with shame— On whom will be open a Penalty lasting:"

Taqi Usmani

So, you shall soon know who will be visited by a scourge that will humiliate him, and upon whom a lasting punishment will settle forever."

The Monotheist Group

"You will know to whom the retribution will come to disgrace him, and upon him will be a lasting punishment."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 39. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 39. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 39. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩