Hûd suresi

Hûd suresi, 107. ayet

Hûd suresi, 107. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَ إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ

ḫâlidîne fîhâ mâ dâmeti-ssemâvâtü vel'arḍu illâ mâ şâe rabbük. inne rabbeke fa``âlül limâ yürîd.

Diyanet İşleri

Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hûd 104–110 · surenin 107. ayeti / 123

Konu Memleketlerin haberleri; mutsuzlar ve mutlular Hûd 100–108 3

  1. Hûd 104

    Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz.

  2. Hûd 105

    O gün geldiği zaman Allah'ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır, mutlu (cennetlik) olanlar da.

  3. Hûd 106

    Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır.

  4. 107

    Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.

  5. Hûd 108

    Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir.

  6. Hûd 109

    (Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz.

  7. Hûd 110

    Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

107. “Rabbinin dilediği kadarı müstesna gökler ve yer durduğu müddetçe orada ebedi kalacaklardır.” Onlar, azabı böyle şiddetli olan cehennem ateşinde ebediyen kalacaklardır. Ancak Yüce Allah’ın -müfessirlerin çoğunluğunun dediği gibi- orada kalmamalarını dilediği müddet bundan müstesnadır. Buradaki istisna da onların cehenneme girişlerinden öncesiyle ilgilidir. O halde onlar -oraya girmelerinden önceki zaman müstesna- tüm zamanlar boyunca cehennemde kalacaklardır. “Şüphesiz ki Rabbin, dilediğini yapandır.” O, ne yapmak dilerse ve hikmeti neyi gerektirirse onu yapar. O’nun şanı yüce ve mübarektir. Hiç kimse O’nun, irade ettiğini yapmaktan alıkoyamaz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

(Kâfirler) Orada ebedî olarak kalıcıdırlar. Hak ettikleri azabı çektikten sonra Rabbinin dilemesi ile cehennemden çıkan tevhit ehli kimselerden günahkâr olanları hariç, onlar (kâfirler) gökler ve yer durdukça ateşten çıkamayacaklardır. -Ey Peygamber!- Muhakkak ki senin Rabbin, dilediği şeyi hakkıyla yapandır ve O'nu, Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'yı bir şey yapmaya zorlayacak da yoktur.

Kelimeler

15 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. خَـٰلِدِينَ halidine onlar sürekli kalıcıdırlar kök: خلد
  2. فِيهَا fiha orada
  3. مَا ma
  4. دَامَتِ dameti durdukça kök: دوم
  5. ٱلسَّمَـٰوَٰتُ s-semavatu gökler kök: سمو
  6. وَٱلْأَرْضُ vel'erdu ve yer kök: ارض
  7. إِلَّا illa dışında
  8. مَا ma kimseler
  9. شَآءَ şa'e diledikleri kök: شيا
  10. رَبُّكَ ۚ rabbuke Rabbinin kök: ربب
  11. إِنَّ inne şüphesiz
  12. رَبَّكَ rabbeke Rabbin kök: ربب
  13. فَعَّالٌۭ feaaalun yapandır kök: فعل
  14. لِّمَا lima
  15. يُرِيدُ yuridu dilediğini kök: رود

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: دوم (9 geçiş) · Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez…

  • Aynı kök: دوم (9 geçiş)

    "Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar…

  • Aynı kök: دوم (9 geçiş)

    Dediler ki: "Ey Musa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız."

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini…

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı…

  • Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)

    Dediler ki: "Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız."

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…

  • Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)

    İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça dipnot 1 orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz ki Rabbin istediğini yapandır. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Hem bu ayette hem de bir sonraki ayette yer alan "gökler ve yer durduğu sürece" ifadesi İbrâhîm 14:48 gereği mahşerde de göklerin ve yerin bulunacağını göstermektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Bakara 2:253; Al-i İmrân 3:40, 47; Mâide 5:1; İbrâhîm 14:27; Hacc 22:14, 18; Burûc 85:16.

Mustafa İslamoğlu

Rabbin aksini dilemedikçe, gökler ve yer orada durduğu sürece onlar da orada kalmayı sürdürecekler: Unutma ki senin Rabbin dilediğini yapan (Allah)tır.

Muhammed Esed

(Ve) Rabbin aksini dilemedikçe, gökler ve yer yerinde durduğu sürece orada kalacaklar: çünkü, dilediğini yapan (Allah')tır, senin Rabbin.

Ahmed Hulusi

Semalar ve arz (şuurları ve bedenleri) var oldukça onda ebedi kalırlar; Rabbinin dilemesi müstesna. . . Muhakkak ki Rabbin (hakikatin olan Allah Esma'sının bileşimi) irade ettiğini fiile dönüştürür!

Ali Bulaç

Onlar, Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. Çünkü Rabbin, gerçekten dilediğini yapandır.

Ali Özek ve heyeti

Rabbinin dilediği hariç, (onlar) gökler ve yer durdukça o ateşte ebedî kalacaklardır. Çünkü Rabbin, istediğini hakkıyla yapandır.

Ali Rıza Safa

Efendinin dilemesi dışında, gökler ve yeryüzü durdukça, sürekli orada kalacaklardır. Kuşkusuz, Efendin, dilediğini yapar.

Bayraktar Bayraklı

Rabbinin dilediği hariç, onlar gökler ve yer durdukça o ateşte süreli kalacaklardır. Çünkü Rabbin, istediğini hakkı ile yapandır.

Edip Yüksel

Gökler ve yer durduğu sürece orada kalıcıdırlar; ancak Efendin dilerse başka. Efendin dilediğini Yapandır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Gökler ve yer durduğu sürece orada kalıcıdırlar; ancak Rabbin dilerse başka. Rabbin, dilediğini Yapandır

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar orada gökler ve yer durdukça sürekli kalacaklardır. Ancak Rabbin dilediği süre başka; çünkü Rabbin, dilediğini yapandır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlar, orada Semavat ve Arz durdukça muhalled olacaklar ancak rabbının dilediği müddet başka, çünkü rabbın "dilediğini yapan"dır

Erhan Aktaş

Rabb'in, aksini dilemedikçe dipnot 1 , gökler ve yer durdukça dipnot 2 , orada sürekli kalacaklardır. Kuşkusuz Rabb'in, dilediğini yapandır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu Rabb'inin takdir ettiği şeydir ve Rabb'in bu kararını değiştirmedikçe böyle devam edecektir. Burada, söz konusu edilen istisna, bir değişikliğin olacağından değil, herhangi bir değişikliğin kesinlikle olmayacağıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu süreklilik ifade eden bir deyimdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Rabb'in, aksini dilemedikçe dipnot 1 , gökler ve yer durdukça dipnot 2 , orada sürekli kalacaklardır. Kuşkusuz Rabb'in, dilediğini yapandır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu Rabb'inin takdir ettiği şeydir ve Rabb'in bu kararını değiştirmedikçe böyle devam edecektir. Burada, söz konusu edilen istisna, bir değişikliğin olabileceğinden değil, herhangi bir değişikliğin kesinlikle olmayacağının ifadesidir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu süreklilik ifade eden bir deyimdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Rabb'in, aksini dilemedikçe dipnot 1 , gökler ve yer durdukça dipnot 2 , orada sürekli kalacaklardır. Kuşkusuz Rabb'in, dilediğini yapandır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu Rabb'in takdir ettiği şeydir ve Rabb'in bu kararını değiştirmedikçe böyle devam edecektir. Burada, söz konusu edilen istisna, bir değişikliğin olabileceğinden değil, herhangi bir değişikliğin kesinlikle olmayacağının ifadesidir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu süreklilik ifade eden bir deyimdir.

Gültekin Onan

Onlar, rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. Çünkü rabbin, gerçekten dilediğini yapandır.

Hasan Basri Çantay

Gökler ve yer durdukça orada ebedi kalıcıdırlar. Rabbinin dilediği (müddet) başka. Çünkü Rabbin ne dilerse hakkıyle onu yapandır.

İbni Kesir

Gökler ve yer durdukça orada temelli kalacaklardır. Rabbının dilediği müddet başka. Muhakkak ki Rabbın, dilediğini elbette yapandır.

Mehmet Alagaş

(100-123) Bunlar memleketlerin / kuraaların sana anlattığımız haberleridir, b azısı ayakta, bazısı biçildi / hasat edildi , o nlara zulmetmedik velakin kendilerine zulmettiler, Rabbinin emri geldiğinde Allah ’ın dışında çağırdıkları ilahları bi r şey yapamadılar / onlara fayda vermediler, ziyanları / tetbibleri dışında bir şeylerini artırmadı, Rabbin memleketleri böyle tutup yakalar yakaladığında o memleketler zalimdirler, muhakkak ki O'nun tutup yakalaması acıtıcı dır, şiddetlidir, ahiret azabından korkan biri için bunda kesinlikle gösterge / ayet vardır, işte bu, insanlar için bir araya gelme günüdür, ve şahit olma günüdür. O, sayılı süre hiç ertelenmez / tehir edilmez , o gün geldiğinde , O ’nun izni dışında kimse konuşamaz / kelam edemez, onlarda birileri isyancıdır / eşkıyadır / şâkidir, birileri de mesuttur / saidtir, İsyancılar ateş içindeler ve orada iniltileri ve derin derin solumaları vardır, semalar ve arz devam ettiği sürece Rabbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar, Rabbin, neyi dilerse / neyi murat ederse onu yapandır. Mesud olanlar ise cennettedirler, semalar ve arz devam ettiği sürece, R abbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar , kesintisiz bir armağandır. Onların ibadet ettiklerinden dolayı kafa karışıklığı içinde olma / tereddüt içinde / mirye içinde olma, onlar babalarının taptıkları dışında başka bir şeye tapmıyorlar, nasipleri olanı, kısmadan / eksiltmeden onlara da vereceğiz / vefa edeceğiz. Kesin olan şu ki, Musa’ya kitabı verdik, zıtlaşmaya / ihtilafa düştüler, şayet Rabbinin önceden kesinleşmiş kelimesi olmasa aralarında ki hüküm gerçekleşirdi, muhakkak ki onlar ondan şüphe ve tereddüt içindeler. Muhakkak ki Rabbin her birisine yaptıklarını / amellerini tam olarak ödeyecektir / vefa edecektir , muhakkak ki O yaptıklarından haberdardır. Emredildiğin gibi sen ve beraberinde tövbe edenler doğru olun / istikamet üzere olun, taşkınlık etmeyin, muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir, zalimlere eğilim göstermeyin, size ateş dokunur, sizin için Allah dışında bir dost yoktur sonra yardım da göremezsiniz, gündüzün her iki tarafında gecenin sabaha yakın kısımlarımda kalkıp namaz kılın, kesinlikle güzellikler kötülükleri giderir, bu hatırlay ıp ananlara bir hatırlatmadır , sabret, muhakkak ki Allah , güzellik yapanların ecrini zayi etmez / zaiyata uğratmaz. Sizden önceki kuşakların / nesillerin geriye kalan ulular, arzda fesadı yasak etselerdi ya onlardan kurtardığımız azınlıkta ki birileri hariç bundan men eden olmadı , zalimlere ve içinde bulundukları refaha uydular / tabi oldular ve suçlu oldular, Rabbin halkı ıslahatçı iken zulmederek onları helak edecek değildir, şayet Rabbin dilese insanları tek bir toplum / tek bir ümmet yapardı, Rabbinin esirgedikleri / merhamet ettikleri hariç karşıtlaşmaya / muhalefete devam ediyorlar, onları da bu yüzden yarattı. Rabbinin kelimesi tamamlandı, cehennemi cinlerin ve insanların tamamıyla dolduracağız. Resullerin haberlerinden gönlünü sabitleyecek her ne varsa sana hepsini anlattık, b u konuda sana hakikat ve müminlere öğüt / vaaz ve hatırlatma geldi , iman etmeyenlere deki, imkanlarınızca yapın bizde yapıyoruz, bekleyip gözleyin bizlerde bekleyip gözlüyoruz. Semaların ve arzın bilinemeyenleri / gaybı Allah ’ındır, emirlerin hepsi ona geri döner, O'na ibadet edin O’nu vekil tayin edin, Ra bbin yaptıklarınızı dikkatinden kaçırmaz / gafil değildir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, gökler ve yerler ayakta durdukça orada ebedî olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin, istediğini yapandır.

Süleyman Ateş

Gökler ve yer durdukça orada sürekli kalacaklardır. Meğer Rabbin, çıkmalarını dilemiş olsun. Çünkü Rabbin, istediğini yapandır.

Süleymaniye Vakfı

Rabbin farklı tercihte bulunmazsa dipnot 1 ; onlar, gökler ve yer durdukça orada ölümsüz olarak kalacaklar dipnot 2 . Senin Rabbin irade ettiği dipnot 3 her şeyi yapar dipnot 4 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. Hud 11/33. ayetin dipnotu.
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3
    İrade, istemek ve dilemektir. Allah kullarının, imtihanı başarmalarını irade eder ama herkes başaramaz (Nisa 4/26). Allah "ol" emrini vermeden onun iradesi gerçekleşmez (Yasin 36/82). İmtihanla ilgili konularda "ol" emrini, sadece gereğini yapanlar için verir.
  4. metne dön, dipnot 4

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gökler ve yer durdukça onlar da orada kalacaklardır. Rabbinin çıkaracakları başka dipnot 1 . Rabbin ne dilerse onu yapar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İbrahim 14/48, Araf 7/46,

Şaban Britch

Rabbinin dilemesi dışında, gökler ve yer durdukça onlar da ateşte daimidirler. Şüphesiz Rabbin, dilediğini yapandır.

Şaban Piriş

Rabbinin dilemesi dışında, gökler ve yer durdukça onlar da ateşte daimidirler. Şüphesiz Rabbin, dilediğini yapandır.

Yaşar Nuri Öztürk

Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça onlar orada hep kalacaklardır. Rabbin, dilediğini öyle bir yerine getirir ki!...

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They shall remain within as long as the heavens and the earth last except as Allah wills; Allah, your Creator, does what He will.

Abdul Haleem

there to remain for as long as the heavens and earth endure, unless your Lord wills otherwise: your Lord carries out whatever He wills.

Abdullah Yusuf Ali

They will dwell therein for all the time that the heavens and the earth endure, except as thy Lord willeth: for thy Lord is the (sure) accomplisher of what He planneth.

Abul A'la Maududi

They shall abide in it as long as the heavens and the earth endure, dipnot 1 unless your Lord may will otherwise. Surely your Lord does whatsoever He wills. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This is to emphasize that there is no power that can deliver them from that everlasting torment. Of course, Allah has full powers to forgive anyone He wills or to make a change in the term of the torment of anyone, for He Himself devises laws for Himself and there is no law higher than His Law so as to limit His powers.
  2. metne dön, dipnot 2
    In (Ayats 107-108), the words "the heavens and the earth" might have been used idiomatically to denote the everlasting state or they might refer to the new earth and the heavens that will be made in the next world. Anyhow these cannot be the earth and the heavens in their existing state for two reasons. First, according to the Quran, they shall be changed on the Day of Resurrection. Secondly, the events that are being related in these verses will happen in the Hereafter.

Aisha Bewley

remaining in it timelessly, for ever, as long as the heavens and earth endure, except as your Lord wills. Your Lord is the Doer of what He wills.

Al-Hilali & Khan

They will dwell therein for all the time that the heavens and the earth endure, except as your Lord wills. Verily, your Lord is the Doer of whatsoever He intends (or wills).

Ali Quli Qarai

They shall remain in it for as long as the heavens and the earth endure —except what your Lord may wish; indeed your Lord does whatever He desires.

Amatul Rahman Omar

And they shall abide therein, unless your Lord otherwise will, so long as the heavens and the earth (thereof) endure. Surely, your Lord does bring about very well what He intends (to do).

Arthur John Arberry

so long as the heavens and earth abide, save as thy Lord will; surely thy Lord accomplishes what He desires.

Bijan Moeinian

They will "live" in the Hell as long as the heavens and the earth shall last, unless your Lord decides otherwise as it is the Lord Who [makes the laws and] may do whatever He wants.

E. Henry Palmer

so long as the heavens and the earth endure; save what thy Lord will. Verily, thy Lord is one who works His will.

Edip-Layth

They will abide in it as long as the heavens and earth exist, except for what your Lord wishes. Your Lord does as He pleases.

George Sale

They shall remain therein so long as the heavens and the earth shall endure; except what thy Lord shall please to remit of their sentence; for thy Lord effecteth that which He pleaseth.

Hamid S. Aziz

And as for those who are wretched, they will be in the Fire; sighing and wailing will be their lot,

Mahmoud Ghali

Eternally therein (abiding) so long as the heavens and the earth (endure), except whatever your Lord decides; surely your Lord is The Sublime Performer of whatever He wills.

Marmaduke Pickthall

Abiding there so long as the heavens and the earth endure save for that which thy Lord willeth. Lo! thy Lord is Doer of what He will.

Mohamed Ahmed - Samira

Where they will dwell so long as heaven and earth endure, unless your Lord will otherwise. Verily your Lord does as He wills.

Muhammad Asad

therein to abide as long as the heavens and the earth endure-unless thy Sustainer wills it otherwise: for, verily, thy Sustainer is a sovereign doer of whatever He wills.

Mustafa Khattab

staying there forever, as long as the heavens and the earth will endure, except what your Lord wills.[1] Surely your Lord does what He intends.

Progressive Muslims

They will abide in it as long as the heavens and Earth exist, except for what your Lord wishes. Your Lord does as He pleases.

Rashad Khalifa

Eternally they abide therein, for as long as the heavens and the earth endure, in accordance with the will of your Lord. Your Lord is doer of whatever He wills.

Sahih International

[They will be] abiding therein as long as the heavens and the earth endure, except what your Lord should will. Indeed, your Lord is an effecter of what He intends.

Sam Gerrans

They abiding eternally therein so long as the heavens and the earth endure save that thy Lord should will; thy Lord is doer of what He wills.

Shabbir Ahmed

Therein to abide, as long as the New Universe endures; that is time beyond count, unless your Lord decrees otherwise. Your Lord is Doer of what He Wills in the World of Command. (The current Universe will be dismantled for a new Universe (5:44), (14:48), (21:104), (25:22), (39:37), (69:16), (70:9).

Syed Vickar Ahamed

They will live there for all the time that the heavens and the earth can bear, except as what your Lord wills: Verily, your Lord is (truly the) Accomplisher of what He plans.

Taqi Usmani

They shall remain there forever, as long as the heavens and the earth remain intact, unless your Lord wills (otherwise). Surely, your Lord does what He intends.

The Monotheist Group

Abiding therein as long as the heavens and the earth exist, except for what your Lord wishes. Your Lord does as He pleases.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 107. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 107. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hûd suresi, 107. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩