Diyanet İşleri
Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.
Hûd suresi
Hûd suresi, 107. ayet. خَٰلِدِينَ فِيهَا مَا دَامَتِ ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ إِلَّا مَا شَآءَ رَبُّكَ إِنَّ رَبَّكَ فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ
ḫâlidîne fîhâ mâ dâmeti-ssemâvâtü vel'arḍu illâ mâ şâe rabbük. inne rabbeke fa``âlül limâ yürîd.
Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Memleketlerin haberleri; mutsuzlar ve mutlular Hûd 100–108 3
Biz onu ancak belirli bir zamana kadar erteliyoruz.
O gün geldiği zaman Allah'ın izni olmadan hiçbir kimse konuşamaz. Onlardan mutsuz (cehennemlik) olanlar da vardır, mutlu (cennetlik) olanlar da.
Mutsuz olanlara gelince; cehennemdedirler. Onların orada şiddetli bir soluyuşları vardır.
Onlar, gökler ve yerler durdukça orada ebedi olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin istediğini yapandır.
Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir.
(Ey Muhammed!) Şunların taptıkları şeylerin batıl olduğu konusunda şüpheye düşme. Onlar sadece, daha önce babalarının taptığı gibi tapıyorlar. Şüphesiz biz onlara (azaptan) paylarını eksiksiz olarak tastamam vereceğiz.
Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
107. “Rabbinin dilediği kadarı müstesna gökler ve yer durduğu müddetçe orada ebedi kalacaklardır.” Onlar, azabı böyle şiddetli olan cehennem ateşinde ebediyen kalacaklardır. Ancak Yüce Allah’ın -müfessirlerin çoğunluğunun dediği gibi- orada kalmamalarını dilediği müddet bundan müstesnadır. Buradaki istisna da onların cehenneme girişlerinden öncesiyle ilgilidir. O halde onlar -oraya girmelerinden önceki zaman müstesna- tüm zamanlar boyunca cehennemde kalacaklardır. “Şüphesiz ki Rabbin, dilediğini yapandır.” O, ne yapmak dilerse ve hikmeti neyi gerektirirse onu yapar. O’nun şanı yüce ve mübarektir. Hiç kimse O’nun, irade ettiğini yapmaktan alıkoyamaz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
(Kâfirler) Orada ebedî olarak kalıcıdırlar. Hak ettikleri azabı çektikten sonra Rabbinin dilemesi ile cehennemden çıkan tevhit ehli kimselerden günahkâr olanları hariç, onlar (kâfirler) gökler ve yer durdukça ateşten çıkamayacaklardır. -Ey Peygamber!- Muhakkak ki senin Rabbin, dilediği şeyi hakkıyla yapandır ve O'nu, Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'yı bir şey yapmaya zorlayacak da yoktur.
Aynı kök: دوم (9 geçiş) · Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)
Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedi kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez…
Aynı kök: دوم (9 geçiş)
"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar…
Aynı kök: دوم (9 geçiş)
Dediler ki: "Ey Musa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız."
Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)
İşte peygamberler! Biz, onların bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. İçlerinden, Allah'ın konuştukları vardır. Bir kısmının da derecelerini…
Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)
Bunun üzerine kadın onlara dedi ki: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan murad almak istedim. Fakat o, iffetinden dolayı…
Aynı kök: فعل (109 geçiş) · Aynı kök: رود (148 geçiş)
Dediler ki: "Onu babasından isteyeceğiz ve muhakkak bunu yaparız."
Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)
İman edip salih ameller işleyenlere, kendileri için; içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. Cennetlerin meyvelerinden kendilerine her…
Aynı kök: خلد (87 geçiş) · Ortak kavram: Ebedîlik (huld)
İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça dipnot 1 orada ebedî kalacaklardır. Şüphesiz ki Rabbin istediğini yapandır. dipnot 2
Rabbin aksini dilemedikçe, gökler ve yer orada durduğu sürece onlar da orada kalmayı sürdürecekler: Unutma ki senin Rabbin dilediğini yapan (Allah)tır.
(Ve) Rabbin aksini dilemedikçe, gökler ve yer yerinde durduğu sürece orada kalacaklar: çünkü, dilediğini yapan (Allah')tır, senin Rabbin.
Semalar ve arz (şuurları ve bedenleri) var oldukça onda ebedi kalırlar; Rabbinin dilemesi müstesna. . . Muhakkak ki Rabbin (hakikatin olan Allah Esma'sının bileşimi) irade ettiğini fiile dönüştürür!
Onlar, Rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. Çünkü Rabbin, gerçekten dilediğini yapandır.
Rabbinin dilediği hariç, (onlar) gökler ve yer durdukça o ateşte ebedî kalacaklardır. Çünkü Rabbin, istediğini hakkıyla yapandır.
Efendinin dilemesi dışında, gökler ve yeryüzü durdukça, sürekli orada kalacaklardır. Kuşkusuz, Efendin, dilediğini yapar.
Rabbinin dilediği hariç, onlar gökler ve yer durdukça o ateşte süreli kalacaklardır. Çünkü Rabbin, istediğini hakkı ile yapandır.
Gökler ve yer durduğu sürece orada kalıcıdırlar; ancak Efendin dilerse başka. Efendin dilediğini Yapandır.
Gökler ve yer durduğu sürece orada kalıcıdırlar; ancak Rabbin dilerse başka. Rabbin, dilediğini Yapandır
Onlar orada gökler ve yer durdukça sürekli kalacaklardır. Ancak Rabbin dilediği süre başka; çünkü Rabbin, dilediğini yapandır.
Onlar, orada Semavat ve Arz durdukça muhalled olacaklar ancak rabbının dilediği müddet başka, çünkü rabbın "dilediğini yapan"dır
Rabb'in, aksini dilemedikçe dipnot 1 , gökler ve yer durdukça dipnot 2 , orada sürekli kalacaklardır. Kuşkusuz Rabb'in, dilediğini yapandır.
Rabb'in, aksini dilemedikçe dipnot 1 , gökler ve yer durdukça dipnot 2 , orada sürekli kalacaklardır. Kuşkusuz Rabb'in, dilediğini yapandır.
Rabb'in, aksini dilemedikçe dipnot 1 , gökler ve yer durdukça dipnot 2 , orada sürekli kalacaklardır. Kuşkusuz Rabb'in, dilediğini yapandır.
Onlar, rabbinin dilemesi dışında gökler ve yer sürüp gittikçe, orada süresiz kalacaklardır. Çünkü rabbin, gerçekten dilediğini yapandır.
Gökler ve yer durdukça orada ebedi kalıcıdırlar. Rabbinin dilediği (müddet) başka. Çünkü Rabbin ne dilerse hakkıyle onu yapandır.
Gökler ve yer durdukça orada temelli kalacaklardır. Rabbının dilediği müddet başka. Muhakkak ki Rabbın, dilediğini elbette yapandır.
(100-123) Bunlar memleketlerin / kuraaların sana anlattığımız haberleridir, b azısı ayakta, bazısı biçildi / hasat edildi , o nlara zulmetmedik velakin kendilerine zulmettiler, Rabbinin emri geldiğinde Allah ’ın dışında çağırdıkları ilahları bi r şey yapamadılar / onlara fayda vermediler, ziyanları / tetbibleri dışında bir şeylerini artırmadı, Rabbin memleketleri böyle tutup yakalar yakaladığında o memleketler zalimdirler, muhakkak ki O'nun tutup yakalaması acıtıcı dır, şiddetlidir, ahiret azabından korkan biri için bunda kesinlikle gösterge / ayet vardır, işte bu, insanlar için bir araya gelme günüdür, ve şahit olma günüdür. O, sayılı süre hiç ertelenmez / tehir edilmez , o gün geldiğinde , O ’nun izni dışında kimse konuşamaz / kelam edemez, onlarda birileri isyancıdır / eşkıyadır / şâkidir, birileri de mesuttur / saidtir, İsyancılar ateş içindeler ve orada iniltileri ve derin derin solumaları vardır, semalar ve arz devam ettiği sürece Rabbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar, Rabbin, neyi dilerse / neyi murat ederse onu yapandır. Mesud olanlar ise cennettedirler, semalar ve arz devam ettiği sürece, R abbinin istedikleri hariç orada kalıcıdırlar , kesintisiz bir armağandır. Onların ibadet ettiklerinden dolayı kafa karışıklığı içinde olma / tereddüt içinde / mirye içinde olma, onlar babalarının taptıkları dışında başka bir şeye tapmıyorlar, nasipleri olanı, kısmadan / eksiltmeden onlara da vereceğiz / vefa edeceğiz. Kesin olan şu ki, Musa’ya kitabı verdik, zıtlaşmaya / ihtilafa düştüler, şayet Rabbinin önceden kesinleşmiş kelimesi olmasa aralarında ki hüküm gerçekleşirdi, muhakkak ki onlar ondan şüphe ve tereddüt içindeler. Muhakkak ki Rabbin her birisine yaptıklarını / amellerini tam olarak ödeyecektir / vefa edecektir , muhakkak ki O yaptıklarından haberdardır. Emredildiğin gibi sen ve beraberinde tövbe edenler doğru olun / istikamet üzere olun, taşkınlık etmeyin, muhakkak ki O, yaptıklarınızı görendir, zalimlere eğilim göstermeyin, size ateş dokunur, sizin için Allah dışında bir dost yoktur sonra yardım da göremezsiniz, gündüzün her iki tarafında gecenin sabaha yakın kısımlarımda kalkıp namaz kılın, kesinlikle güzellikler kötülükleri giderir, bu hatırlay ıp ananlara bir hatırlatmadır , sabret, muhakkak ki Allah , güzellik yapanların ecrini zayi etmez / zaiyata uğratmaz. Sizden önceki kuşakların / nesillerin geriye kalan ulular, arzda fesadı yasak etselerdi ya onlardan kurtardığımız azınlıkta ki birileri hariç bundan men eden olmadı , zalimlere ve içinde bulundukları refaha uydular / tabi oldular ve suçlu oldular, Rabbin halkı ıslahatçı iken zulmederek onları helak edecek değildir, şayet Rabbin dilese insanları tek bir toplum / tek bir ümmet yapardı, Rabbinin esirgedikleri / merhamet ettikleri hariç karşıtlaşmaya / muhalefete devam ediyorlar, onları da bu yüzden yarattı. Rabbinin kelimesi tamamlandı, cehennemi cinlerin ve insanların tamamıyla dolduracağız. Resullerin haberlerinden gönlünü sabitleyecek her ne varsa sana hepsini anlattık, b u konuda sana hakikat ve müminlere öğüt / vaaz ve hatırlatma geldi , iman etmeyenlere deki, imkanlarınızca yapın bizde yapıyoruz, bekleyip gözleyin bizlerde bekleyip gözlüyoruz. Semaların ve arzın bilinemeyenleri / gaybı Allah ’ındır, emirlerin hepsi ona geri döner, O'na ibadet edin O’nu vekil tayin edin, Ra bbin yaptıklarınızı dikkatinden kaçırmaz / gafil değildir.
Onlar, gökler ve yerler ayakta durdukça orada ebedî olarak kalacaklardır. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Şüphesiz Rabbin, istediğini yapandır.
Gökler ve yer durdukça orada sürekli kalacaklardır. Meğer Rabbin, çıkmalarını dilemiş olsun. Çünkü Rabbin, istediğini yapandır.
Rabbin farklı tercihte bulunmazsa dipnot 1 ; onlar, gökler ve yer durdukça orada ölümsüz olarak kalacaklar dipnot 2 . Senin Rabbin irade ettiği dipnot 3 her şeyi yapar dipnot 4 .
Gökler ve yer durdukça onlar da orada kalacaklardır. Rabbinin çıkaracakları başka dipnot 1 . Rabbin ne dilerse onu yapar.
Rabbinin dilemesi dışında, gökler ve yer durdukça onlar da ateşte daimidirler. Şüphesiz Rabbin, dilediğini yapandır.
Rabbinin dilemesi dışında, gökler ve yer durdukça onlar da ateşte daimidirler. Şüphesiz Rabbin, dilediğini yapandır.
Rabbinin dilemesi hariç, gökler ve yer durdukça onlar orada hep kalacaklardır. Rabbin, dilediğini öyle bir yerine getirir ki!...
They shall remain within as long as the heavens and the earth last except as Allah wills; Allah, your Creator, does what He will.
there to remain for as long as the heavens and earth endure, unless your Lord wills otherwise: your Lord carries out whatever He wills.
They will dwell therein for all the time that the heavens and the earth endure, except as thy Lord willeth: for thy Lord is the (sure) accomplisher of what He planneth.
They shall abide in it as long as the heavens and the earth endure, dipnot 1 unless your Lord may will otherwise. Surely your Lord does whatsoever He wills. dipnot 2
remaining in it timelessly, for ever, as long as the heavens and earth endure, except as your Lord wills. Your Lord is the Doer of what He wills.
They will dwell therein for all the time that the heavens and the earth endure, except as your Lord wills. Verily, your Lord is the Doer of whatsoever He intends (or wills).
They shall remain in it for as long as the heavens and the earth endure —except what your Lord may wish; indeed your Lord does whatever He desires.
And they shall abide therein, unless your Lord otherwise will, so long as the heavens and the earth (thereof) endure. Surely, your Lord does bring about very well what He intends (to do).
so long as the heavens and earth abide, save as thy Lord will; surely thy Lord accomplishes what He desires.
They will "live" in the Hell as long as the heavens and the earth shall last, unless your Lord decides otherwise as it is the Lord Who [makes the laws and] may do whatever He wants.
so long as the heavens and the earth endure; save what thy Lord will. Verily, thy Lord is one who works His will.
They will abide in it as long as the heavens and earth exist, except for what your Lord wishes. Your Lord does as He pleases.
They shall remain therein so long as the heavens and the earth shall endure; except what thy Lord shall please to remit of their sentence; for thy Lord effecteth that which He pleaseth.
And as for those who are wretched, they will be in the Fire; sighing and wailing will be their lot,
Eternally therein (abiding) so long as the heavens and the earth (endure), except whatever your Lord decides; surely your Lord is The Sublime Performer of whatever He wills.
Abiding there so long as the heavens and the earth endure save for that which thy Lord willeth. Lo! thy Lord is Doer of what He will.
Where they will dwell so long as heaven and earth endure, unless your Lord will otherwise. Verily your Lord does as He wills.
therein to abide as long as the heavens and the earth endure-unless thy Sustainer wills it otherwise: for, verily, thy Sustainer is a sovereign doer of whatever He wills.
staying there forever, as long as the heavens and the earth will endure, except what your Lord wills.[1] Surely your Lord does what He intends.
They will abide in it as long as the heavens and Earth exist, except for what your Lord wishes. Your Lord does as He pleases.
Eternally they abide therein, for as long as the heavens and the earth endure, in accordance with the will of your Lord. Your Lord is doer of whatever He wills.
[They will be] abiding therein as long as the heavens and the earth endure, except what your Lord should will. Indeed, your Lord is an effecter of what He intends.
They abiding eternally therein so long as the heavens and the earth endure save that thy Lord should will; thy Lord is doer of what He wills.
Therein to abide, as long as the New Universe endures; that is time beyond count, unless your Lord decrees otherwise. Your Lord is Doer of what He Wills in the World of Command. (The current Universe will be dismantled for a new Universe (5:44), (14:48), (21:104), (25:22), (39:37), (69:16), (70:9).
They will live there for all the time that the heavens and the earth can bear, except as what your Lord wills: Verily, your Lord is (truly the) Accomplisher of what He plans.
They shall remain there forever, as long as the heavens and the earth remain intact, unless your Lord wills (otherwise). Surely, your Lord does what He intends.
Abiding therein as long as the heavens and the earth exist, except for what your Lord wishes. Your Lord does as He pleases.