44. sure

Duhân Suresi الدخان

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 5 konu
  1. Mübarek gece; dumanın gelişi ve azap 1–16 karşılaştır — Mübarek gece; dumanın gelişi ve azap
  2. Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu 17–33 karşılaştır — Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu
  3. Dirilişe itiraz, Tübba' kavmi ve hüküm günü 34–42 karşılaştır — Dirilişe itiraz, Tübba' kavmi ve hüküm günü
  4. Zakkum ağacı ve cehennem 43–50 karşılaştır — Zakkum ağacı ve cehennem
  5. Sakınanların güvenli yeri; Kur'an'ın kolaylaştırılması 51–59 karşılaştır — Sakınanların güvenli yeri; Kur'an'ın kolaylaştırılması

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Mübarek gece; dumanın gelişi ve azap 1–16

  1. Duhân suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 1. ayet. حمٓ

    ḥâ-mîm.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 1. ayet

  2. Duhân suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 2. ayet. وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    velkitâbi-lmübîn.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 2. ayet

  3. Duhân suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 3. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ فِى لَيْلَةٍ مُّبَٰرَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ

    innâ enzelnâhü fî leyletim mübâraketin innâ künnâ münẕirîn.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 3. ayet

  4. Duhân suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 4. ayet. فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ

    fîhâ yüfraḳu küllü emrin ḥakîm.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 4. ayet

  5. Duhân suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 5. ayet. أَمْرًا مِّنْ عِندِنَآ إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ

    emram min `indinâ. innâ künnâ mürsilîn.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 5. ayet

  6. Duhân suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 6. ayet. رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    raḥmetem mir rabbik. innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 6. ayet

  7. Duhân suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 7. ayet. رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

    rabbi-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. in küntüm mûḳinîn.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 7. ayet

  8. Duhân suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 8. ayet. لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

    lâ ilâhe illâ hüve yuḥyî veyümît. rabbüküm verabbü âbâikümü-l'evvelîn.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 8. ayet

  9. Duhân suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 9. ayet. بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ يَلْعَبُونَ

    bel hüm fî şekkiy yel`abûn.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 9. ayet

  10. Duhân suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 10. ayet. فَٱرْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍ مُّبِينٍ

    ferteḳib yevme te'ti-ssemâü bidüḫânim mübîn.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 10. ayet

  11. Duhân suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 11. ayet. يَغْشَى ٱلنَّاسَ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ

    yagşe-nnâs. hâẕâ `aẕâbün elîm.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 11. ayet

  12. Duhân suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 12. ayet. رَّبَّنَا ٱكْشِفْ عَنَّا ٱلْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ

    rabbene-kşif `anne-l`aẕâbe innâ mü'minûn.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 12. ayet

  13. Duhân suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 13. ayet. أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكْرَىٰ وَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مُّبِينٌ

    ennâ lehümü-ẕẕikrâ veḳad câehüm rasûlüm mübîn.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 13. ayet

  14. Duhân suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 14. ayet. ثُمَّ تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ مُعَلَّمٌ مَّجْنُونٌ

    ŝümme tevellev `anhü veḳâlû mü`allemüm mecnûn.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 14. ayet

  15. Duhân suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 15. ayet. إِنَّا كَاشِفُوا۟ ٱلْعَذَابِ قَلِيلًا إِنَّكُمْ عَآئِدُونَ

    innâ kâşifü-l`aẕâbi ḳalîlen inneküm `âidûn.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 15. ayet

  16. Duhân suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 16. ayet. يَوْمَ نَبْطِشُ ٱلْبَطْشَةَ ٱلْكُبْرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ

    yevme nebṭişü-lbaṭşete-lkübrâ. innâ münteḳimûn.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 16. ayet

Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu 17–33

  1. Duhân suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 17. ayet. وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَآءَهُمْ رَسُولٌ كَرِيمٌ

    veleḳad fetennâ ḳablehüm ḳavme fir`avne vecâehüm rasûlün kerîm.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 17. ayet

  2. Duhân suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 18. ayet. أَنْ أَدُّوٓا۟ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِ إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    en eddû ileyye `ibâde-llâh. innî leküm rasûlün emîn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 18. ayet

  3. Duhân suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 19. ayet. وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    veel lâ ta`lû `ale-llâh. innî âtîküm bisülṭânim mübîn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 19. ayet

  4. Duhân suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 20. ayet. وَإِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ

    veinnî `uẕtü birabbî verabbiküm en tercümûn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 20. ayet

  5. Duhân suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 21. ayet. وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ

    veil lem tü'minû lî fa`tezilûn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 21. ayet

  6. Duhân suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 22. ayet. فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ

    fede`â rabbehû enne hâülâi ḳavmüm mücrimûn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 22. ayet

  7. Duhân suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 23. ayet. فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

    feesri bi`ibâdî leylen inneküm müttebe`ûn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 23. ayet

  8. Duhân suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 24. ayet. وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا إِنَّهُمْ جُندٌ مُّغْرَقُونَ

    vetruki-lbaḥra rahvâ. innehüm cündüm mugraḳûn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 24. ayet

  9. Duhân suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 25. ayet. كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    kem terakû min cennâtiv ve`uyûn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 25. ayet

  10. Duhân suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 26. ayet. وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ

    vezürû`iv vemeḳâmin kerîm.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 26. ayet

  11. Duhân suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 27. ayet. وَنَعْمَةٍ كَانُوا۟ فِيهَا فَٰكِهِينَ

    vena`metin kânû fîhâ fâkihîn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 27. ayet

  12. Duhân suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 28. ayet. كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ

    keẕâlik. veevraŝnâhâ ḳavmen âḫarîn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 28. ayet

  13. Duhân suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 29. ayet. فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ

    femâ beket `aleyhimü-ssemâü vel'arḍu vemâ kânû münżarîn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 29. ayet

  14. Duhân suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 30. ayet. وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ

    veleḳad necceynâ benî isrâîle mine-l`aẕâbi-lmühîn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 30. ayet

  15. Duhân suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 31. ayet. مِن فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ

    min fir`avn. innehû kâne `âliyem mine-lmüsrifîn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 31. ayet

  16. Duhân suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 32. ayet. وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    veleḳadi-ḫternâhüm `alâ `ilmin `ale-l`âlemîn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 32. ayet

  17. Duhân suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 33. ayet. وَءَاتَيْنَٰهُم مِّنَ ٱلْـَٔايَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤٌا۟ مُّبِينٌ

    veâteynâhüm mine-l'âyâti mâ fîhi belâüm mübîn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 33. ayet

Dirilişe itiraz, Tübba' kavmi ve hüküm günü 34–42

  1. Duhân suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 34. ayet. إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ

    inne hâülâi leyeḳûlûn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 34. ayet

  2. Duhân suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 35. ayet. إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ

    in hiye illâ mevtetüne-l'ûlâ vemâ naḥnü bimünşerîn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 35. ayet

  3. Duhân suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 36. ayet. فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    fe'tû biâbâinâ in küntüm ṣâdiḳîn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 36. ayet

  4. Duhân suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 37. ayet. أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ أَهْلَكْنَٰهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

    ehüm ḫayrun em ḳavmü tübbe`iv velleẕîne min ḳablihim. ehleknâhüm. innehüm kânû mücrimîn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 37. ayet

  5. Duhân suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 38. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ

    vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ lâ`ibîn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 38. ayet

  6. Duhân suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 39. ayet. مَا خَلَقْنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    mâ ḫalaḳnâhümâ illâ bilḥaḳḳi velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 39. ayet

  7. Duhân suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 40. ayet. إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ مِيقَٰتُهُمْ أَجْمَعِينَ

    inne yevme-lfaṣli mîḳâtühüm ecme`în.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 40. ayet

  8. Duhân suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 41. ayet. يَوْمَ لَا يُغْنِى مَوْلًى عَن مَّوْلًى شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    yevme lâ yugnî mevlen `am mevlen şey'ev velâ hüm yünṣarûn.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 41. ayet

  9. Duhân suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 42. ayet. إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    illâ mer raḥime-llâh. innehû hüve-l`azîzü-rraḥîm.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 42. ayet

Zakkum ağacı ve cehennem 43–50

  1. Duhân suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 43. ayet. إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ

    inne şecerate-zzeḳḳûm.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 43. ayet

  2. Duhân suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 44. ayet. طَعَامُ ٱلْأَثِيمِ

    ṭa`âmü-l'eŝîm.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 44. ayet

  3. Duhân suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 45. ayet. كَٱلْمُهْلِ يَغْلِى فِى ٱلْبُطُونِ

    kelmühl. yaglî fi-lbüṭûn.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 45. ayet

  4. Duhân suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 46. ayet. كَغَلْىِ ٱلْحَمِيمِ

    kegalyi-lḥamîm.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 46. ayet

  5. Duhân suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 47. ayet. خُذُوهُ فَٱعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ

    ḫuẕûhü fa`tilûhü ilâ sevâi-lceḥîm.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 47. ayet

  6. Duhân suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 48. ayet. ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوْقَ رَأْسِهِۦ مِنْ عَذَابِ ٱلْحَمِيمِ

    ŝümme ṣubbû fevḳa ra'sihî min `aẕâbi-lḥamîm.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 48. ayet

  7. Duhân suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 49. ayet. ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْكَرِيمُ

    ẕuḳ. inneke ente-l`azîzü-lkerîm.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 49. ayet

  8. Duhân suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 50. ayet. إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ

    inne hâẕâ mâ küntüm bihî temterûn.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 50. ayet

Sakınanların güvenli yeri; Kur'an'ın kolaylaştırılması 51–59

  1. Duhân suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 51. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍ

    inne-lmütteḳîne fî meḳâmin emîn.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 51. ayet

  2. Duhân suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 52. ayet. فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    fî cennâtiv ve`uyûn.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 52. ayet

  3. Duhân suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 53. ayet. يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَقَٰبِلِينَ

    yelbesûne min sündüsiv veistebraḳim müteḳâbilîn.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 53. ayet

  4. Duhân suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 54. ayet. كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍ

    keẕâlik. vezevvecnâhüm biḥûrin `în.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 54. ayet

  5. Duhân suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 55. ayet. يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ

    yed`ûne fîhâ bikülli fâkihetin âminîn.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 55. ayet

  6. Duhân suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 56. ayet. لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

    lâ yeẕûḳûne fîhe-lmevte ille-lmevtete-l'ûlâ. veveḳâhüm `aẕâbe-lceḥîm.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 56. ayet

  7. Duhân suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 57. ayet. فَضْلًا مِّن رَّبِّكَ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    faḍlem mir rabbik. ẕâlike hüve-lfevzü-l`ażîm.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 57. ayet

  8. Duhân suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 58. ayet. فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

    feinnemâ yessernâhü bilisânike le`allehüm yeteẕekkerûn.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 58. ayet

  9. Duhân suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 59. ayet. فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ

    ferteḳib innehüm mürteḳibûn.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 59. ayet