Diyanet İşleri
"İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!"
Duhân suresi
Duhân suresi, 50. ayet. إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ
inne hâẕâ mâ küntüm bihî temterûn.
"İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zakkum ağacı ve cehennem Duhân 43–50 3
(Allah, görevli meleklere şöyle der:) "Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin."
"Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün."
(Deyin ki:) "Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?"
"İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!"
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.
Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 43–50. ayetler için yazılmıştır.
43-44. Yüce Allah, Kıyamet gününü ve o günde kulları arasında ayırt edici hükmü vereceğini söz konusu ettikten sonra, onların iki gruba ayrılacaklarını, bir grubun cennette olacağını, diğer grubun ise cehennem ateşi içerisinde olacağını belirtti. Bu sonuncu grup, küfür ve masiyetler işleyerek günahkâr olanlardır.
Bunların yiyecekleri, ağaçların en kötüsü ve en fecisi olan “Zakkûm ağacı”dır.
45-50. Bu ağacın tadı ise “erimiş maden gibidir.” Yahut oldukça kötü kokan, tadı da kötü, kokusu da kötü, son derece sıcak bir irin gibidir. “Karınlarda kaynar, tıpkı kaynar suyun kaynaması gibi.”
Azap edilecek olana şöyle denilecektir: Haydi bu can yakıcı azabı ve bu vahim cezayı “tat bakalım! Çünkü sen güçlü ve değerli imişsin!” Kendi kanaatine göre sen, Allah’ın azabına karşı kendini koruyacak güçlü bir kimse olduğunu zannediyordun. Allah nezdinde de değerli olduğunu ve sana hiçbir şekilde azap etmeyeceğini ileri sürüyordun. İşte bu gün, sen zillete düşürülen, tahkir edilen, son derece değersiz bir kişi olduğunu açıkça görüyorsun. “İşte bu” pek büyük olan bu azab, “sizin (dünyadayken) şüphe ettiğiniz (azaptır).” Ama artık sizin için son derece kesin bir bilgidir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz bu, kıyamet gününde gerçekleşmesi hakkında şüphe ettiğiniz azaptır. Ne var ki azabı gördüğünüz vakit daha önceden duyduğunuz şüpheniz artık ortadan kalkmıştır.
Aynı kök: مري (20 geçiş)
Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!
Aynı kök: مري (20 geçiş)
Hak Rabbindendir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma.
Aynı kök: مري (20 geçiş)
O öyle bir Rab'dır ki, sizi çamurdan yaratmış, sonra (her birinize) bir ecel tayin etmiştir. (Kıyametin kopması için) belirlenmiş bir ecel de O'nun…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir." (denecektir). dipnot 1
İşin gerçeği, bu, sizin baştan beri 'acaba' dediğiniz şeyin ta kendisidir."
İşte siz (hakikat inkarcı)larının sorguladığı şey budur!"
"İşte bu, şüpheyle karşıladığınız (iman etmediğiniz) şeydir!"
"Gerçekten bu, sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir."
İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.
"Kuşkulanıp durduğunuz şey, işte budur!"
İşte şüphe ettiğiniz azap budur.
"Bu, işte kuşkulanıp durduğunuz şeydir."
'Bu, işte kuşkulanıp durduğunuz şeydir.'
İşte o sizin şüphe ve mücadele edip durduğunuz şey budur.
İşte o sizin şekk ve mücadele edip durduğunuz bu
Bu, sizin kendisinden kuşku duyduğunuz şeydir.
Bu, sizin kendisinden kuşku duyduğunuz şeydir.
Bu, sizin kendisinden kuşku duyduğunuz şeydir.
Gerçekten bu sizin kuşkuya kapıldığınız şeydir.
"Şübhesiz ki bu, (hakkında) şübhe, ve mücadele edib durduğunuz şeydir".
İşte bu; doğrusu şüphelenip durduğunuz şeydir.
(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.
İşte bu sizin hakkında şüphe ettiğiniz şeydir.
İşte o kuşkulanıp durduğunuz şey budur!"
İşte bu (ceza, dünyadayken) hakkında tartışıp durduğunuz şeydir dipnot 1 ."
İşte bu ceza, dünyadayken bir türlü inanamadığınız şeydir."
İşte bu sizin hakkında şüphe ettiğiniz şeydir.
İşte bu sizin hakkında şüphe ettiğiniz şeydir.
"İşte budur o kuşkulanıp durduğunuz şey."
"This is the just retribution you had always doubted".
This is what you doubted.’
"Truly this is what ye used to doubt!"
This is what you used to doubt."
This is the very thing you used to doubt. ’
"Verily, this is that whereof you used to doubt!"
This is indeed what you used to doubt!’
`This of course is (the very punishment) about which you used to wrangle. '
This is that concerning which you were doubting. '
This is what you were mocking at. "
Verily, this is that whereon ye did dispute!'
Surely, this is what you used to doubt!
Verily this is the punishment of which ye doubted.
"'Surely this is what you used to doubt!'"
Surely this is what you used to wrangle about. "
Lo! this is that whereof ye used to doubt.
This is certainly what you had denied. "
This is the very thing which you [deniers of the truth] were wont to call in question!"
This is truly what you ˹all˺ used to doubt."
Surely, this is what you used to doubt!
This is what you used to doubt.
Indeed, this is what you used to dispute. "
“This is that whereof you doubted.”
Behold, this is the very thing you doubted (and hence, trampled Divine Values).
"Surely, this is what you used to doubt!"
This is the thing about which you used to be skeptic."
Surely, this is what you used to doubt!