Diyanet İşleri
"Bana inanmadınızsa benden uzak durun."
Duhân suresi
Duhân suresi, 21. ayet. وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ
veil lem tü'minû lî fa`tezilûn.
"Bana inanmadınızsa benden uzak durun."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu Duhân 17–33 3
O, şöyle demişti: "Allah'ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim."
"Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum."
"Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."
"Bana inanmadınızsa benden uzak durun."
Sonra Musa, Rabbine, "Bunlar günahkar bir toplumdur" diye seslendi.
Allah da şöyle dedi: "O halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz."
"Denizi açık halde bırak." Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
21. “Eğer bana iman etmiyorsanız, bari beni kendi halime bırakın.”
Yani sizin takınacağınız üç tavır söz konusudur: Bana iman etmeniz ki benim istediğim de budur. Eğer bunu yapmayacak olursanız o halde; benden uzak durun. Ne aleyhimde olun, ne lehimde. Bana kötülük yapmayın yeter. Ancak onlar, ne birinci aşamayı yerine getirdiler, ne de ikinci aşamada kaldılar. Yüce Allah’a karşı isyanlarını, peygamberi Mûsâ aleyhisselam’a karşı da savaşlarını sürdürdüler. Onun, kavmi olan İsrailoğullarının başına geçmesine imkân tanımadılar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Eğer benim getirdiğimi tasdik etmiyorsanız, hiç değilse bana bir kötülük dokundurmadan benden uzaklaşın.
Aynı kök: عزل (10 geçiş)
Sana kadınların ay halini sorarlar. De ki: "O bir ezadır (rahatsızlıktır). Ay halinde kadınlardan uzak durun. Temizleninceye kadar onlara…
Aynı kök: عزل (10 geçiş)
Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar, yahut ne sizinle ne de kendi kavimleriyle savaşmayı içlerine sığdıramayıp…
Aynı kök: عزل (10 geçiş)
Diğer birtakım kimselerin de hem sizden emin olmak, hem de kavimlerinden emin olmak istediklerini göreceksin. Bunlar küfre her döndürüldüklerinde ona…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bana inanmazsanız benden uzaklaşın!"
Ama eğer bana inanmıyorsanız, bari yolumdan çekilin!"
Ve eğer bana inanmıyorsanız, (hiç olmazsa) yolumdan çekilin!"
"Bana iman etmediyseniz, hiç olmazsa benden uzaklaşın!"
"Eğer bana inanmıyorsanız, bu durumda benden kopup ayrılın."
Eğer bana inanmazsanız, hiç değilse yanımdan uzaklaşın.
"Bana güvenmiyorsanız, benden uzak durun!"
"Eğer bana inanmıyorsanız, hiç olmazsa yanımdan uzaklaşınız."
"Beni onaylamıyorsanız, bari beni yalnız bırakın."
'Bana inanmıyorsanız, bari beni yalnız bırakın.'
Eğer bana iman etmezseniz, bari ben(im çevrem)den çekilin!"
Onun için eğer bana iyman etmezseniz bari benden çekilin
"Eğer bana inanmıyorsanız, artık yolumdan çekilin."
"Eğer bana inanmıyorsanız, artık yolumdan çekilin."
"Eğer bana inanmıyorsanız, artık yolumdan çekilin."
"Eğer bana inanmıyorsanız, bu durumda benden kopup ayrılın."
"Eğer bana iman etmezseniz (bari) benden uzaklaşıb çekilin" (demişdi).
Eğer bana inanmazsanız; benden uzaklaşıp gidin.
(17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Eğer bana iman etmediyseniz, benden uzak durun.
"Eğer bana inanmadınızsa bari ben(im yolum)dan çekilin."
Eğer bana inanmadıysanız benden uzak durun."
Eğer inanmadıysanız beni kendi halime bırakın."
Eğer bana iman etmediyseniz, benden uzak durun.
Eğer bana iman etmediyseniz, benden uzak durun.
"Bana inanmadınızsa bari benden uzak durun!"
"And it you do not pin your faith upon me and you think I am open to suspicion then leave me alone and keep me out of harm's way".
If you do not believe me, just let me be.’
"If ye believe me not, at least keep yourselves away from me."
But if you do not believe what I say, leave me alone dipnot 1 (and desist from laying hands on me)."
If you do not have iman in me, then at least leave me alone. ’
"But if you believe me not, then keep away from me and leave me alone."
And if you do not believe me, keep out of my way. ’
`You had better leave me alone if you do not believe in me. '
'But if so be that you believe me not, go you apart from me!'
If you do not believe me, [for your own sake] do not even think about harming me.
And if ye believe not in me then let me alone!'
"If you do not wish to acknowledge, then leave me alone."
If ye do not believe me, at least depart from me.
"And if you put no faith in me, then let me go. "
So he invoked his Lord, (saying)
And if ye put no faith in me, then let me go.
If you do not believe in me, leave me alone. "
And if you do not believe me, [at least] stand away from me!"
˹But˺ if you do not believe me, then let me be."
"And if you do not wish to believe, then leave me alone. "
"If you do not wish to believe, then simply leave me alone."
But if you do not believe me, then leave me alone. "
And: “If you believe me not, then stay away from me.”
And if you do not believe in me, then simply leave me alone. " (Allow me to take my people with me. Thereupon Pharaoh and his chiefs denied him).
"But if you do not believe, keep yourselves away from me and leave me alone. "
And if you do not believe in me, then keep away from me."
"And if you do not believe in me, then have no dealing with me."