44. sure · dinle

Duhân Suresi الدخان

Okunan kelime metin üstünde işaretlenir; sure baştan sona kesintisiz çalar. Betik çalışmazsa her ayetin altındaki oynatıcı yine çalışır.

Duhân suresi sayfasına dön

3 ayet sayfası

Duhân suresi, 3. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَـٰهُ فِى لَيْلَةٍۢ مُّبَـٰرَكَةٍ ۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ

Biz onu (Kur'an'ı) bereketli bir gecede indir(meye başla)dık. Şüphesiz ki biz uyarıcıyız.

4 ayet sayfası

Duhân suresi, 4. ayet. فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ

(4, 5, 6) Katımızdan (verilen bir) emir olarak doğru hüküm içeren her iş onda (o gecede) ayrıntılı olarak ortaya konulur. Rabbinin merhameti gereği (peygamberler) gönderici olan da elbette biziz. Şüphesiz ki O -evet O- duyandır, bilendir.

5 ayet sayfası

Duhân suresi, 5. ayet. أَمْرًۭا مِّنْ عِندِنَآ ۚ إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ

(4, 5, 6) Katımızdan (verilen bir) emir olarak doğru hüküm içeren her iş onda (o gecede) ayrıntılı olarak ortaya konulur. Rabbinin merhameti gereği (peygamberler) gönderici olan da elbette biziz. Şüphesiz ki O -evet O- duyandır, bilendir.

6 ayet sayfası

Duhân suresi, 6. ayet. رَحْمَةًۭ مِّن رَّبِّكَ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

(4, 5, 6) Katımızdan (verilen bir) emir olarak doğru hüküm içeren her iş onda (o gecede) ayrıntılı olarak ortaya konulur. Rabbinin merhameti gereği (peygamberler) gönderici olan da elbette biziz. Şüphesiz ki O -evet O- duyandır, bilendir.

7 ayet sayfası

Duhân suresi, 7. ayet. رَبِّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Kesin inananlar olursanız, (bilin ki Allah) göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.

8 ayet sayfası

Duhân suresi, 8. ayet. لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۖ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

O'ndan başka ilah yoktur. Diriltir de öldürür de. (O) sizin de Rabbinizdir; önceki atalarınızın da Rabbidir.

9 ayet sayfası

Duhân suresi, 9. ayet. بَلْ هُمْ فِى شَكٍّۢ يَلْعَبُونَ

Ne var ki onlar şüphe içinde eğlenip duruyorlar.

10 ayet sayfası

Duhân suresi, 10. ayet. فَٱرْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍۢ مُّبِينٍۢ

(Şimdi) sen göğün açık bir duman getireceği günü gözetle!

11 ayet sayfası

Duhân suresi, 11. ayet. يَغْشَى ٱلنَّاسَ ۖ هَـٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

(O duman) insanları kaplayacaktır. Bu, elem verici bir azaptır.

12 ayet sayfası

Duhân suresi, 12. ayet. رَّبَّنَا ٱكْشِفْ عَنَّا ٱلْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ

(İşte o zaman inkârcılar:) "Rabbimiz! Bizden azabı kaldır! Şüphesiz ki biz (artık) inanıyoruz." (diyecekler).

13 ayet sayfası

Duhân suresi, 13. ayet. أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكْرَىٰ وَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌۭ مُّبِينٌۭ

Bu hatırlamanın onlara ne yararı olabilir ki! Oysa kendilerine (gerçeği ulaştıran) apaçık bir elçi gelmişti.

14 ayet sayfası

Duhân suresi, 14. ayet. ثُمَّ تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ مُعَلَّمٌۭ مَّجْنُونٌ

Sonra ondan yüz çevirmiş ve "Bu, cinlenmiş, (başkaları tarafından) öğretilmiş biridir!" demişlerdi.

15 ayet sayfası

Duhân suresi, 15. ayet. إِنَّا كَاشِفُوا۟ ٱلْعَذَابِ قَلِيلًا ۚ إِنَّكُمْ عَآئِدُونَ

Azabı kısa bir süre kaldıracağız; (ama) siz (yine eski hâlinize) döneceksiniz.

16 ayet sayfası

Duhân suresi, 16. ayet. يَوْمَ نَبْطِشُ ٱلْبَطْشَةَ ٱلْكُبْرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ

(Fakat) biz büyük bir darbe vuracağımız gün şüphesiz ki intikam alıcıyız.

17 ayet sayfası

Duhân suresi, 17. ayet. وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَآءَهُمْ رَسُولٌۭ كَرِيمٌ

Yemin olsun ki kendilerinden önce Firavun'un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara değerli bir elçi gelmişti.

18 ayet sayfası

Duhân suresi, 18. ayet. أَنْ أَدُّوٓا۟ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌۭ

(Musa şöyle demişti:) "Allah'ın kullarını bana verin! Şüphesiz ki ben size (gönderilen) güvenilir elçiyim.

19 ayet sayfası

Duhân suresi, 19. ayet. وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَـٰنٍۢ مُّبِينٍۢ

Allah'a büyüklük taslamayın! Şüphesiz ki ben size apaçık bir delil getiriyorum.

20 ayet sayfası

Duhân suresi, 20. ayet. وَإِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ

Beni kovmanızdan benim de sizin de Rabbinize sığındım.

21 ayet sayfası

Duhân suresi, 21. ayet. وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ

Bana inanmazsanız benden uzaklaşın!"

22 ayet sayfası

Duhân suresi, 22. ayet. فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌۭ مُّجْرِمُونَ

(Musa:) "Bunlar suç işleyen bir toplumdur." diye Rabbine dua etmişti.

23 ayet sayfası

Duhân suresi, 23. ayet. فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

(Allah şöyle buyurmuştu): "Kullarımı geceleyin yola çıkar! Şüphesiz ki takip edileceksiniz.

24 ayet sayfası

Duhân suresi, 24. ayet. وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا ۖ إِنَّهُمْ جُندٌۭ مُّغْرَقُونَ

Denizi rahatça terk edip geç! Şüphesiz ki onlar boğulacak bir ordudur."

25 ayet sayfası

Duhân suresi, 25. ayet. كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّـٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ

(25, 26, 27) Onlar geride bahçeler, (su) kaynakları, ekinler, değerli bir makam ve içinde zevk sürdükleri nimetler bırakmışlardı.

26 ayet sayfası

Duhân suresi, 26. ayet. وَزُرُوعٍۢ وَمَقَامٍۢ كَرِيمٍۢ

(25, 26, 27) Onlar geride bahçeler, (su) kaynakları, ekinler, değerli bir makam ve içinde zevk sürdükleri nimetler bırakmışlardı.

27 ayet sayfası

Duhân suresi, 27. ayet. وَنَعْمَةٍۢ كَانُوا۟ فِيهَا فَـٰكِهِينَ

(25, 26, 27) Onlar geride bahçeler, (su) kaynakları, ekinler, değerli bir makam ve içinde zevk sürdükleri nimetler bırakmışlardı.

28 ayet sayfası

Duhân suresi, 28. ayet. كَذَٰلِكَ ۖ وَأَوْرَثْنَـٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ

İşte böylece onları (o nimetleri) başka bir topluma miras bırakmıştık.

29 ayet sayfası

Duhân suresi, 29. ayet. فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ

Gök ve yer onların ardından ağlamamıştı; kendilerine zaman da tanınmamıştı.

30 ayet sayfası

Duhân suresi, 30. ayet. وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ

(30, 31) Yemin olsun ki biz, İsrailoğullarını küçük düşürücü o azaptan yani Firavun'dan kurtarmıştık. Şüphesiz ki o, haddini aşanlardan bir zorbaydı.

31 ayet sayfası

Duhân suresi, 31. ayet. مِن فِرْعَوْنَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًۭا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ

(30, 31) Yemin olsun ki biz, İsrailoğullarını küçük düşürücü o azaptan yani Firavun'dan kurtarmıştık. Şüphesiz ki o, haddini aşanlardan bir zorbaydı.

32 ayet sayfası

Duhân suresi, 32. ayet. وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَـٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَـٰلَمِينَ

Yemin olsun ki biz bir bilgiye göre onları (İsrailoğullarını) âlemlere (kendi zamanlarının inkârcılarına) seçkin kılmıştık.

33 ayet sayfası

Duhân suresi, 33. ayet. وَءَاتَيْنَـٰهُم مِّنَ ٱلْـَٔايَـٰتِ مَا فِيهِ بَلَـٰٓؤٌۭا۟ مُّبِينٌ

Onlara, içinde apaçık bir imtihan bulunan deliller vermiştik.

35 ayet sayfası

Duhân suresi, 35. ayet. إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ

"İlk ölümümüzden başka bir şey yoktur. Biz asla diriltilecek de değiliz.

36 ayet sayfası

Duhân suresi, 36. ayet. فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

Doğruysanız atalarımızı getirin (de görelim)!"

37 ayet sayfası

Duhân suresi, 37. ayet. أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍۢ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ أَهْلَكْنَـٰهُمْ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

Bunlar mı daha hayırlı yoksa Tübba‘ kavmi ve onlardan öncekiler mi? Onları yok etmiştik; şüphesiz ki onlar suçluydular.

38 ayet sayfası

Duhân suresi, 38. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَـٰعِبِينَ

Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri oyuncular olarak yaratmadık.

39 ayet sayfası

Duhân suresi, 39. ayet. مَا خَلَقْنَـٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Onları sadece gerçek bir amaçla yarattık. Fakat çoğu (bunu) bilmez.

40 ayet sayfası

Duhân suresi, 40. ayet. إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ مِيقَـٰتُهُمْ أَجْمَعِينَ

Şüphesiz ki ayrılma (mahşer) günü, hepsinin bir arada buluşacağı (gündür).

41 ayet sayfası

Duhân suresi, 41. ayet. يَوْمَ لَا يُغْنِى مَوْلًى عَن مَّوْلًۭى شَيْـًۭٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

O gün, dostun dosta hiçbir yararı olmaz; kendilerine yardım da edilmez.

42 ayet sayfası

Duhân suresi, 42. ayet. إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Ancak Allah'ın merhamet ettiği kişiler böyle değildir. Şüphesiz ki O güçlüdür, çok merhametlidir.

43 ayet sayfası

Duhân suresi, 43. ayet. إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ

(43, 44, 45, 46) Şüphesiz ki zakkum ağacı,kaynar suyun kaynamasına benzer şekilde suçluların karınları(n)da erimiş maden gibi kaynayan yemeğidir.

44 ayet sayfası

Duhân suresi, 44. ayet. طَعَامُ ٱلْأَثِيمِ

(43, 44, 45, 46) Şüphesiz ki zakkum ağacı,kaynar suyun kaynamasına benzer şekilde suçluların karınları(n)da erimiş maden gibi kaynayan yemeğidir.

45 ayet sayfası

Duhân suresi, 45. ayet. كَٱلْمُهْلِ يَغْلِى فِى ٱلْبُطُونِ

(43, 44, 45, 46) Şüphesiz ki zakkum ağacı,kaynar suyun kaynamasına benzer şekilde suçluların karınları(n)da erimiş maden gibi kaynayan yemeğidir.

46 ayet sayfası

Duhân suresi, 46. ayet. كَغَلْىِ ٱلْحَمِيمِ

(43, 44, 45, 46) Şüphesiz ki zakkum ağacı,kaynar suyun kaynamasına benzer şekilde suçluların karınları(n)da erimiş maden gibi kaynayan yemeğidir.

47 ayet sayfası

Duhân suresi, 47. ayet. خُذُوهُ فَٱعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ

(Allah meleklere şöyle emredecek): "Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin!

48 ayet sayfası

Duhân suresi, 48. ayet. ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوْقَ رَأْسِهِۦ مِنْ عَذَابِ ٱلْحَمِيمِ

Sonra başının üzerine kaynar su azabından dökün!"

49 ayet sayfası

Duhân suresi, 49. ayet. ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْكَرِيمُ

(Cehennemlik kişiye:) "Tat bakalım! Sen -evet sen- (hani) güçlü(ydün); itibarlı(ydın)!

50 ayet sayfası

Duhân suresi, 50. ayet. إِنَّ هَـٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ

İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir." (denecektir).

51 ayet sayfası

Duhân suresi, 51. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍۢ

(51, 52) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) ise güvenilir bir makamda, bahçelerde ve (su) kaynaklarında (olacaklar).

52 ayet sayfası

Duhân suresi, 52. ayet. فِى جَنَّـٰتٍۢ وَعُيُونٍۢ

(51, 52) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) ise güvenilir bir makamda, bahçelerde ve (su) kaynaklarında (olacaklar).

53 ayet sayfası

Duhân suresi, 53. ayet. يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍۢ وَإِسْتَبْرَقٍۢ مُّتَقَـٰبِلِينَ

Karşılıklı oturarak ince ipek ve parlak atlastan giyinecekler.

54 ayet sayfası

Duhân suresi, 54. ayet. كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَـٰهُم بِحُورٍ عِينٍۢ

İşte böyle! Biz onları, (güzel) gözlü hurilerle (de) eşleştirmiş (olacağ)ız.

55 ayet sayfası

Duhân suresi, 55. ayet. يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَـٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ

Orada, güven içinde (canlarının istediği) her meyveyi isteyeceklerdir.

56 ayet sayfası

Duhân suresi, 56. ayet. لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ ۖ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

(56, 57) İlk (tattıkları) ölüm dışında, orada artık ölüm tatmayacaklar. (Allah) onları, Rabbinden bir lütuf olarak cehennem azabından korumuş (olacak)tır. Asıl büyük kurtuluş işte budur.

57 ayet sayfası

Duhân suresi, 57. ayet. فَضْلًۭا مِّن رَّبِّكَ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

(56, 57) İlk (tattıkları) ölüm dışında, orada artık ölüm tatmayacaklar. (Allah) onları, Rabbinden bir lütuf olarak cehennem azabından korumuş (olacak)tır. Asıl büyük kurtuluş işte budur.

58 ayet sayfası

Duhân suresi, 58. ayet. فَإِنَّمَا يَسَّرْنَـٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Biz onu (Kur'an'ı gerçeği) hatırlasınlar diye senin diline kolaylaştırdık.

59 ayet sayfası

Duhân suresi, 59. ayet. فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ

Sen (durumu bekleyip) gözetle; şüphesiz ki onlar da gözetlemektedir.