Diyanet İşleri
Sonra Musa, Rabbine, "Bunlar günahkar bir toplumdur" diye seslendi.
Duhân suresi
Duhân suresi, 22. ayet. فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ
fede`â rabbehû enne hâülâi ḳavmüm mücrimûn.
Sonra Musa, Rabbine, "Bunlar günahkar bir toplumdur" diye seslendi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu Duhân 17–33 3
"Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum."
"Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."
"Bana inanmadınızsa benden uzak durun."
Sonra Musa, Rabbine, "Bunlar günahkar bir toplumdur" diye seslendi.
Allah da şöyle dedi: "O halde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz."
"Denizi açık halde bırak." Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
22. “Sonunda Rabbine: Gerçekten bunlar günahkâr bir toplumdur” diyerek dua etti.” Bunlar dünyada iken azabı gerektirecek suçlar işlediler.
Mûsâ aleyhisselam, bu sözleri ile onların durumunu dile getirerek dua etmiş oluyordu. Bu, hal diliyle yapılmış bir duadır ve sözlü duadan daha etkilidir. Nitekim o, başka bir yerde de şöyle dua etmişti: “Rabbim doğrusu bana indireceğin her hayra muhtacım.” (el-Kasas, 28/24)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa -aleyhisselam- Rabbine şöyle dua etmişti: "Şüphesiz bu kavim -Firavun ve ileri gelenleri- suçlu bir kavimdir. Cezalarının acele getirilmesini hak ediyorlar."
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç) · Ortak kavram: Dua
"Şüphe yok ki sizin beni tapmaya çağırdığınız şeyin ne dünya ne de ahiret konusunda hiçbir çağrısı yoktur. Kuşkusuz dönüşümüz Allah'adır. Şüphesiz,…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…
Ortak kavram: Dua
Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…
Ortak kavram: Dua
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Ortak kavram: Dua
"Bizim için Rabbine dua et de onun nasıl bir sığır olduğunu bize açıklasın." dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki: O, ne yaşlı, ne körpe, ikisi…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Musa:) "Bunlar suç işleyen bir toplumdur." diye Rabbine dua etmişti.
Olan oldu, o (da) Rabbine şöyle şikayet etti: "İşte bunların günaha batmış bir toplum olduğu kesinleşmiştir."
Ama sonra, (onların düşmanlığından bezdiğinde,) "Bunlar (gerçekten) günaha batmış bir toplumdur!" diye Rabbine seslendi.
(Musa da) Rabbine yöneldi: "Bunlar suçlu (şirk koşan) bir toplum!"
Sonunda Rabbine: "Gerçekten bunlar, suçlu günahkar bir kavimdirler" diye dua etti.
Bunun üzerine Musa: Bunlar suç işleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.
Sonra, Efendisine yakarışta bulundu: "Bunlar, suçlu bir toplumdur!"
Bunun üzerine Musa, bunların suç işleyen bir toplum olduğunu Rabbine arzetti.
Ve, "Bunlar suçlu bir topluluk" diye Efendisine yalvardı.
Ve, 'Bunlar suçlu bir topluluk,'diye Rabbine yalvardı.
Sonra: "Bak bunlar suçlu bir kavimdir!" diyerek Rabbine dua etti.
Sonra rabbına dua etti: bak bunlar mücrim bir kavim dedi
"Bunlar, suç işleyen bir toplumdur." diye Rabb'ine yakardı.
"Bunlar, suç işleyen bir toplumdur." diye Rabb'ine yakardı.
"Bunlar, suç işleyen bir toplumdur." diye Rabb'ine yakardı.
Sonunda rabbine: "Gerçekten bunlar, suçlu günahkar bir kavimdirler" diye dua etti.
Nihayet Rabbine "Bunlar hakıykat günahkarlar güruhudur" diye düa etdi.
Bunlar, suçlu bir kavimdir, diyerek Rabbına dua etti.
(17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Mûsâ: "Bunlar, günahkâr bir toplumdur." diyerek Rabbine dua etmişti.
Sonra (Musa): "Bunlar, suç işleyen bir toplumdur!" diye Rabbine du'a etti.
Daha sonra Rabbine şöyle yalvardı: "Bunlar günaha batmış bir topluluk dipnot 1 ."
Daha sonra Sahibine yalvararak: "Bunlar suça (günaha) batmış bir topluluk." dedi.
Musa: Bunlar, günahkâr bir toplumdur, diyerek Rabbine dua etmişti.
Musa: -Bunlar, suçlu bir toplumdur, diyerek Rabb'ine dua etmişti.
Sonra Rabbine, "Bunlar suç işleyen bir topluluktur." diye yakardı.
There and then did Mussa make devout and humble supplications to Allah his Creator, praying for His aid, setting forth in words by reference to their wicked characteristics.
[Moses] cried to his Lord, ‘These people are evildoers!’
(But they were aggressive:) then he cried to his Lord: "These are indeed a people given to sin."
Then he called upon his Lord: "These are a criminal people." dipnot 1
He called out to his Lord, ‘These are evildoing people. ’
(But they were aggressive), so he [Mûsâ (Moses)] called upon his Lord (saying): "These are indeed the people who are Mujrimûn (disbelievers, polytheists, sinners, criminals)."
Then he invoked his Lord, [saying,] ‘These are indeed a guilty lot. ’
Thereupon (when they denied him) he (- Moses) called to his Lord (saying), `These are a people guilty indeed. '
And he called to his Lord, saying, 'These are a sinful people. '
Finally Moses gave up and said: "[My Lord] These people are indeed criminals. "
Then he called upon his Lord, 'Verily, these are a sinful people. '
Subsequently, he called on his Lord: "These are a criminal people."
And when they accused him of imposture, he called upon his Lord, saying, these are a wicked people.
Then he called upon his Lord, "These are a guilty people".
"These are a criminal people. "
And he cried unto his Lord, (saying): These are guilty folk.
Then he called to his Lord: "These are a sinful people. "
But then, [when they beset him with their enmity,] he called out to his Sustainer, "These are [indeed] people lost in sin!"
Ultimately, he cried out to his Lord, "These are a wicked people!"
Subsequently, he called on his Lord: "These are a criminal people. "
Subsequently, he implored his Lord: "These are wicked people."
And [finally] he called to his Lord that these were a criminal people.
And he called to his Lord that these were a people of lawbreakers.
So he cried unto his Lord, "This is an exploitive people. " ('Mujrim' = One who thrives on the fruit of others' toil = Exploitive).
(But they were angry and haughty) then he cried to his Lord: "Truly, these are a criminal people used to sin. "
Then he prayed to his Lord saying, "These are a guilty people."
Subsequently, he called on his Lord: "These are a criminal people."