Diyanet İşleri
(30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
Duhân suresi
Duhân suresi, 31. ayet. مِن فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ
min fir`avn. innehû kâne `âliyem mine-lmüsrifîn.
(30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu Duhân 17–33 3
İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
(30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) alemlere üstün kıldık.
Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mucizeler verdik.
(34-35) Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: "İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 30–31. ayetler için yazılmıştır.
30-31. Daha sonra Yüce Allah, İsrailoğullarına lütuflarını hatırlatarak şöyle buyurmaktadır: “Andolsun Biz İsrailoğullarını” içinde bulundukları “o aşağılayıcı azaptan kurtardık. Firavun’dan.” Zira o, onların oğullarını boğazlıyor, kız çocuklarını da hayatta bırakıyordu. “Çünkü o” yeryüzünde haksız yere “büyüklenen bir zorba ve” Allah’ın sınırlarını çiğneyen, haramlarını işlemek cesaretini gösteren “haddi aşmış biri idi.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz, onları Firavun'un azabından kurtardık. Şüphesiz o, Allah'ın emrine ve dinine karşı haddi aşmış bir zorba idi.
Aynı kök: سرف (23 geçiş) · Aynı kök: علو (70 geçiş)
Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba…
Aynı kök: سرف (23 geçiş)
Onların sözleri ancak, "Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yolunda) ayaklarımızı sağlam tut. Kafir topluma…
Aynı kök: سرف (23 geçiş)
Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını…
Aynı kök: علو (70 geçiş)
Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. O'nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her…
Aynı kök: علو (70 geçiş)
Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve…
Aynı kök: علو (70 geçiş)
De ki: "Ey kitap ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah'a ibadet edelim. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah'ı bırakıp…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(30, 31) Yemin olsun ki biz, İsrailoğullarını küçük düşürücü o azaptan yani Firavun'dan kurtarmıştık. Şüphesiz ki o, haddini aşanlardan bir zorbaydı.
Firavun'dan... Çünkü o, haddini bilmez küstahlardan biriydi.
Firavun(un onların başına sardığı azap)tan; zaten o, kendi kişiliklerini harcayıp duranların en başta gelenlerindendi;
Firavun'dan (benliğin sembolü)! Muhakkak ki O, üstünlük taslayan, israf edenlerden (hakikatindeki kuvveleri boşa harcayan) idi.
Firavun'dan. Çünkü, o, ölçüyü taşıran bir mütekebbirdi.
Yani Firavun'dan. Çünkü o bir zorba idi, aşırı gidenlerdendi.
Firavun'dan. Kuşkusuz, büyüklük taslayarak ölçüyü aşanlar arasındaydı.
- Andolsun biz, İsrailoğulları'nı o alçaltıcı azaptan,yani Firavun'dan kurtardık.Çünkü o, aşırı gidenlerden bir zorba idi.
Firavundan. O, azgın bir diktatör idi.
Firavun'dan. O, azgın bir diktatör idi.
Firavun'dan, çünkü o haddi aşanlardan bir üstündü.
Fir'avinden, çünkü o üstün müsriflerden idi
Firavun'un zulmünden. Kuşkusuz o, müsriflerdendi. dipnot 1
Firavun'un zulmünden. Kuşkusuz o, müsriflerdendi. dipnot 1
Firavun'un zulmünden. Kuşkusuz o, müsriflerdendi. dipnot 1
Firavun'dan. Çünkü, o, ölçüyü taşıran bir mütekebbirdi.
(30-31) Andolsun ki biz İsrail oğullarını o zillet verici azabdan, Fir'avndan kurtardık. Hakıykat o, haddi aşanlardan bir mütekebbirdi.
Firavun'dan. Doğrusu o, azgın bir zorba idi.
(17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Firavun'dan. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
Fir'avn'dan. Çünkü o, (insanları ezip) ululanan, sınırı aşanlardan biri idi.
Firavun'un çektirdiği azaptan... O, kesinlikle bir zorbaydı, aşırı gidenlerdendi dipnot 1 .
Firavun'un çektirdiği azaptan... Çünkü o, kendini yüce gören ve aşırılıkları olan biriydi.
Firavundan... Çünkü o, haddi ululuk taslayan bir kimse idi.
Firavundan, çünkü o, haddi aşan bir zorba idi.
Firavun'dan kurtardık. Firavun, haddi aşanların büyüklük taslayanlarından biriydi.
Inflicted by Pharaoh who beheld his unfortunate people from an exalted throne and was extravagant in his account of himself and was fond of his own way which he saw but the one way to erect tyrannies in all his cities.
at the hands of Pharaoh: he was a tyrant who exceeded all bounds.
Inflicted by Pharaoh, for he was arrogant (even) among inordinate transgressors.
from Pharaoh dipnot 1 who was most prominent among the prodigals. dipnot 2
from Pharaoh – he was haughty, one of the profligate.
From Fir‘aun (Pharaoh); verily he was arrogant and was of the Musrifûn (those who transgress beyond bound in spending and other things and commit great sins).
from Pharaoh. Indeed he was a tyrant among the profligates.
From (the torment of) Pharaoh. He was surely haughty (and one) of the transgressors.
from Pharaoh; surely he was a high One, of the prodigals;
the Pharaoh who was indeed the most prominent tyrant.
- from Pharaoh; verily, he was haughty, one of the extravagant!
From Pharaoh; he was a transgressing tyrant.
from Pharaoh; for he was haughty, and a transgressor:
From Pharaoh; surely he was haughty, (and) one of those who committed excesses.
From Firaawn; (Pharaoh) surely he was exalted, of the extravagant.
(We delivered them) from Pharaoh. Lo! he was a tyrant of the wanton ones.
They (had experienced) under the Pharaoh. He was certainly a tyrant, guilty of excess.
[inflicted on them] by Pharaoh, seeing that he was truly outstanding among those who waste their own selves;
of Pharaoh. He was truly a tyrant, a transgressor.
From Pharaoh; he was a transgressing tyrant.
From Pharaoh; he was a tyrant.
From Pharaoh. Indeed, he was a haughty one among the transgressors.
From Pharaoh: — he was a high one among the committers of excess.
From Pharaoh, for he glorified himself to the extent of wasting his own "Self. "
Caused by Firon (Pharaoh), indeed he was proud (haughty and arrogant, even) among unruly transgressors.
from Fir‘aun. Indeed, he was haughty, one of the transgressors.
From Pharaoh; he was a transgressing tyrant.