Duhân suresi · 1–16. ayetler

Mübarek gece; dumanın gelişi ve azap

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Duhân suresi, 1. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 1. ayet. حمٓ

    Diyanet İşleri

    Ha Mim.

    Mustafa İslamoğlu

    Ha-Mim!

    Muhammed Esed

    Ha-Mim.

    Ahmed Hulusi

    Ha (hayat), Miiim (ilim - Hakikat-i Muhammedi);

    Ali Bulaç

    Ha, Mim.

    Ali Özek ve heyeti

    Hâ. Mîm.

    Ali Rıza Safa

    H. M.

    Bayraktar Bayraklı

    Ha,mim.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    HH. M.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ha, Mim.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ha, mim.

    Erhan Aktaş

    Ha, Mim.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ha, Mim.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ha, Mim.

    Gültekin Onan

    Ha, Mim.

    Hasan Basri Çantay

    Haa Mim.

    İbni Kesir

    Ha, Mim.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Süleyman Ateş

    Ha mim.

    Süleymaniye Vakfı

    Ha-Mim dipnot 1 !

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu harflere huruf-u mukattaa /birbiri ile bağlantısı kesilmiş harfler denir. Bunların Nebimize sorulmamış olması, bilinen bir anlamının olduğunu gösterir. Yoksa müşrikler bunu dillerine dolar, Nebimizi sürekli rahatsız ederlerdi. Bununla ilgili sorular, İslam'ın Arap yarımadası dışına yayılmasından sonra başlamıştır.<br /> Bu harflerle başlayan yirmi dokuz sureden yirmi beşinde Kur'an'a, dördünde de önemli bir konuya vurgu yapılıyor olmasından onların dikkatleri toplama görevi yaptığı anlaşılır. Türkçede böyle bir kullanım yoktur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    HA! MİM!

    Şaban Britch

    Hâ mîm.

    Şaban Piriş

    Ha mim.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ha, Mim.

  2. Duhân suresi, 2. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 2. ayet. وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    Diyanet İşleri

    (2-3) Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.

    Mehmet Okuyan

    Apaçık Kitaba yemin olsun ki

    Mustafa İslamoğlu

    Özünde açık ve hakikati açıklayıcı olan bu kitabın değerini bilin!

    Muhammed Esed

    Düşün, özünde açık olan ve hakikati bütün açıklığıyla ortaya seren bu ilahi kelamı!

    Ahmed Hulusi

    Kitab-ı Mubiyn (apaçık Sünnetullah ve hakikati Bilgisi).

    Ali Bulaç

    Apaçık Kitaba andolsun;

    Ali Özek ve heyeti

    Apaçık olan Kitab'a andolsun ki,

    Ali Rıza Safa

    Yemin olsun; Apaçık Kitap'a!

    Bayraktar Bayraklı

    Açıklayıcı kitaba yemin olsun.

    Edip Yüksel

    Apaçık olan bu kitaba ant olsun.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Apaçık olan bu kitaba andolsun.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Apaçık Kitab hakkı için,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hem kitabı mübin hakk için

    Erhan Aktaş

    Apaçık olan Kitap'a ant olsun.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Apaçık olan Kitap'a ant olsun.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Apaçık olan Kitap'a ant olsun.

    Gültekin Onan

    Apaçık Kitaba andolsun;

    Hasan Basri Çantay

    (Halal ile haraamı ve sair hükümleri)açıkça bildiren (bu) kitaba yemin ederim ki,

    İbni Kesir

    Apaçık kitaba andolsun ki;

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Apaçık kitaba andolsun ki.

    Süleyman Ateş

    Apaçık Kitaba andolsun ki,

    Süleymaniye Vakfı

    Apaçık dipnot 1 Kitab'a yemin olsun ki!

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Apaçık" anlamı verdiğimiz "mübin (مبين)" kelimesi, müteaddi /geçişli veya lazım/ geçişsiz olur. Geçişsiz olduğu zaman "apaçık", geçişli olduğunda ise "her şeyi açıkça ortaya koyan" anlamına gelir (Zuhruf 43/2).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Her şeyi açıkça ortaya koyan bu Kitabı iyi düşünün.

    Şaban Britch

    Apaçık kitaba andolsun ki..

    Şaban Piriş

    Apaçık kitaba andolsun ki..

    Yaşar Nuri Öztürk

    O ayan beyan gösteren Kitap'a yemin olsun ki,

  3. Duhân suresi, 3. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 3. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ فِى لَيْلَةٍ مُّبَٰرَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ

    Diyanet İşleri

    (2-3) Apaçık olan Kitab'a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.

    Mehmet Okuyan

    Biz onu (Kur'an'ı) bereketli bir gecede indir(meye başla)dık. Şüphesiz ki biz uyarıcıyız.

    Mustafa İslamoğlu

    Evet, onu mübarek bir gecede Biz indir(meye başla)dık; zaten, baştan beri (vahiyle) uyaran da Bizdik.

    Muhammed Esed

    Biz onu kutlu bir gecede indirdik. Zaten Biz, (insanı) her zaman uyarmaktayız.

    Ahmed Hulusi

    Biz Onu mübarek bir gecede ("yok"luk halinin yaşandığı anda) inzal ettik! Uyaranlar biziz!

    Ali Bulaç

    Gerçekten Biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten biz uyaranlarız.

    Ali Özek ve heyeti

    biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır.

    Ali Rıza Safa

    Kuşkusuz, Onu, Kutsal Gece'de indirdik. Aslında, her zaman uyarıyoruz.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz onu, mübarek bir gecede indirmeye başladık. Şüphesiz biz, uyarıcıyız.

    Edip Yüksel

    Biz uyarmak için onu kutlu bir gecede indirdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz uyarmak için onu kutlu bir gecede indirdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik; çünkü Biz uyarıcı gönderiyorduk.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elhak biz onu bir mübarek gecede indirdik, çünkü biz nezir gönderiyorduk

    Erhan Aktaş

    Onu kutlu bir gecede indirdik. Kuşkusuz Biz, uyaranlarız.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onu kutlu bir gecede indirdik. Kuşkusuz Biz, uyaranlarız.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onu kutlu bir gecede indirdik. Kuşkusuz Biz, uyaranlarız.

    Gültekin Onan

    Gerçekten biz onu mübarek bir gecede indirdik, gerçekten biz uyaranlarız.

    Hasan Basri Çantay

    Hakıykat, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Gerçek, biz (onunla kafirlerin uğrayacakları azabı) haber vericileriz.

    İbni Kesir

    Gerçekten Biz; onu, mübarek bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, uyarıcı idik.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz onu, mübarek bir gecede indirdik. Biz, uyaranlarız.

    Süleyman Ateş

    Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz, uyarıcıyız.

    Süleymaniye Vakfı

    Şüphesiz biz onu bereketli bir gecede (kadir gecesinde) indirdik dipnot 1 . Biz uyarılarda bulunuruz.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an ayetlerinin inmeye başladığı ilk gece ramazan ayında bulunan Kadir Gecesidir (Bakara 2/185, Kadr 97/1). Bir sonraki ayette (Duhan 44/4) o gece meleklere görev taksimatı yapıldığı ve her birinin, aldığı emirle görev yerlerine gittiklerı ifade edilmektedir. Onların yanlarında bir ruh olur. Ruh, Allah'ın emirlerini içeren talimattır. Kur'an'ın indirilişi de bu emirlerden /ruhlardan biridir (Şura 42/52). O gece Cebrail aleyhisselamın yanındaki ruh, ilk inen ayetlerdi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz bunu bereketli bir gecede (kadir gecesinde) indirmişizdir. Onunla uyarılarda bulunmaktayız.

    Şaban Britch

    Biz onu, mübarek bir gecede indirdik. Biz, uyaranlarız.

    Şaban Piriş

    Biz onu, mübarek bir gecede indirdik. Biz, uyaranlarız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz onu kutlu/bereketli bir gecede indirdik. Hiç kuşkusuz, biz uyarıcılarız.

  4. Duhân suresi, 4. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 4. ayet. فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ

    Diyanet İşleri

    (4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    (4, 5, 6) Katımızdan (verilen bir) emir olarak doğru hüküm içeren her iş onda (o gecede) ayrıntılı olarak ortaya konulur. dipnot 1 Rabbinin merhameti gereği (peygamberler) gönderici olan da elbette biziz. Şüphesiz ki O -evet O- duyandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Bereketli gece" Kadir Gecesi'dir.

    Mustafa İslamoğlu

    O gece, (iyi ve kötü) her iş ayrıştırılarak hikmetli bir hükme bağlanır,

    Muhammed Esed

    O (gece)de, bütün (iyi ve kötü) şeyler arasındaki farklılık, hikmetle ortaya konmuştur,

    Ahmed Hulusi

    Bütün işlerin hikmeti onda (o "yok"luk hali içinde) fark edilir;

    Ali Bulaç

    Ki onda (o gecede) her hikmetli iş ayrılır.

    Ali Özek ve heyeti

    Her hikmetli işe o gecede hükmedilir.

    Ali Rıza Safa

    Her olgu, bilgelikle Onda ayırt edilmiştir.

    Bayraktar Bayraklı

    - O gecede katımızdan verdiğimiz bir emirle bütün hikmetli işler belirlenir. Şüphesiz biz peygamberler göndeririz.

    Edip Yüksel

    Onda tüm bilgelik işleri belirlenir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onda tüm bilgelik işleri belirlenir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir gece ki, her hikmetli iş onda ayırt edilir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir gece ki her hikmetli emir onda ayırd edilir

    Erhan Aktaş

    Kararlaştırılmış işlerin hepsi, onda ayırt edilir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kararlaştırılmış işlerin hepsi, onda ayırt edilir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kararlaştırılmış işlerin hepsi, o gecede belirlenir.

    Gültekin Onan

    Ki onda (o gecede) her hikmetli buyruk ayrılır.

    Hasan Basri Çantay

    (4-5-6) (O, bir gecedir ki) her hikmetli iş, nezdimizden bir emr ile, o zaman ayrılır. Hakıykat, biz Rabbinden bir (eser-i) rahmet olarak (peygamberler) gönderenleriz. Şüphe yok ki O, hakkıyle işidenin, (her şey'i) kemaliyle bilenin ta kendisidir.

    İbni Kesir

    Ki onda her hikmetli iş ayrılır.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gecede hikmetli her bir iş tarafımızdan bir emir ile ayrılır.

    Süleyman Ateş

    Her hikmetli emir, o gecede ayırdedilir;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Karara bağlanmış her iş, o gece paylaştırılır.

    Şaban Britch

    O gece, her hikmetli iş ayrılır.

    Şaban Piriş

    O gece, her hikmetli iş ayrılır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hikmetlerle dolu her iş ve oluş o gecede ayırt edilir,

  5. Duhân suresi, 5. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 5. ayet. أَمْرًا مِّنْ عِندِنَآ إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ

    Diyanet İşleri

    (4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    (4, 5, 6) Katımızdan (verilen bir) emir olarak doğru hüküm içeren her iş onda (o gecede) ayrıntılı olarak ortaya konulur. dipnot 1 Rabbinin merhameti gereği (peygamberler) gönderici olan da elbette biziz. Şüphesiz ki O -evet O- duyandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Bereketli gece" Kadir Gecesi'dir.

    Mustafa İslamoğlu

    tarafımızdan verilmiş bir emirle: elbet Biz, evet peygamberleri gönderen de Bizdik,

    Muhammed Esed

    katımızdan bir emir gereği, çünkü biz (doğru yola ileten mesajlarımızı) her zaman göndermekteyiz,

    Ahmed Hulusi

    İndimizden hüküm ile! (Rasulleri) irsal edenler biziz!

    Ali Bulaç

    Katımızdan bir emir ile; doğrusu biz, (insanlara elçi) gönderenleriz.

    Ali Özek ve heyeti

    Katımızdan bir emirle. Çünkü biz, peygamberler göndermekteyiz.

    Ali Rıza Safa

    Kendi katımızdan buyrukla. Kuşkusuz, Biz, gönderenleriz.

    Bayraktar Bayraklı

    - O gecede katımızdan verdiğimiz bir emirle bütün hikmetli işler belirlenir. Şüphesiz biz peygamberler göndeririz.

    Edip Yüksel

    Katımızdan bir buyruktur; biz elçiler göndeririz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Katımızdan bir buyruktur; biz elçiler göndeririz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Tarafımızdan (gelen) emir; çünkü Biz peygamber gönderiyorduk,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Tarafımızdan emir, çünkü biz Resul gönderiyorduk

    Erhan Aktaş

    Katımızdan bir buyruk olarak. Kuşkusuz Biz Resul göndericiyiz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Katımızdan bir buyruk olarak. Kuşkusuz Biz resul göndericiyiz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Katımızdan bir buyruk olarak. Kuşkusuz Biz elçi göndericiyiz.

    Gültekin Onan

    Katımızdan bir buyruk ile; doğrusu biz, (insanlara elçi) gönderenleriz.

    Hasan Basri Çantay

    (4-5-6) (O, bir gecedir ki) her hikmetli iş, nezdimizden bir emr ile, o zaman ayrılır. Hakıykat, biz Rabbinden bir (eser-i) rahmet olarak (peygamberler) gönderenleriz. Şüphe yok ki O, hakkıyle işidenin, (her şey'i) kemaliyle bilenin ta kendisidir.

    İbni Kesir

    Katımızdan bir emirle. Muhakkak ki Biz, peygamber gönderenleriz.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Tarafımızdan bir emir olarak. Doğrusu biz, (rasûller) gönderenleriz.

    Süleyman Ateş

    Katımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz elçi göndericiyiz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O işlerin kararı tarafımızdan verilmiştir. Biz elçiler göndeririz.

    Şaban Britch

    Tarafımızdan bir emir ile biz, (rasûller) gönderenleriz.

    Şaban Piriş

    Tarafımızdan bir emir ile biz elçi göndeririz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Katımızdan bir emir olarak. Hiç kuşkusuz biz, resuller göndeririz,

  6. Duhân suresi, 6. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 6. ayet. رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    Diyanet İşleri

    (4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    (4, 5, 6) Katımızdan (verilen bir) emir olarak doğru hüküm içeren her iş onda (o gecede) ayrıntılı olarak ortaya konulur. dipnot 1 Rabbinin merhameti gereği (peygamberler) gönderici olan da elbette biziz. Şüphesiz ki O -evet O- duyandır, bilendir.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Bereketli gece" Kadir Gecesi'dir.

    Mustafa İslamoğlu

    Rabbinin rahmeti sayesinde. Şüphesiz yalnızca O'dur her şeyi işiten, her şeyi bilen O'dur.

    Muhammed Esed

    Rabbinin (insana) rahmetini yerine getirmek için. Şüphesiz yalnız O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir:

    Ahmed Hulusi

    (İrsal olanın) Rabbinden Rahmet olarak! Muhakkak ki O, "HU"; Semi'dir, Aliym'dir.

    Ali Bulaç

    Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Rabbinin bir rahmeti olarak. O herşeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Ali Rıza Safa

    Efendinden rahmetle. Kuşkusuz, O, Duyandır; Bilendir.

    Bayraktar Bayraklı

    Peygamber göndermemiz, Rabbinden olan bir rahmet gereğidir. Şüphesiz Allah her şeyi işitendir;her şeyi bilendir.

    Edip Yüksel

    Efendinden bir rahmet olarak. O İşitendir, Bilendir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinden bir rahmet olarak. O İşitendir, Bilendir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Rabbinden bir rahmet olarak; gerçekten O öyle işiten, öyle bilendir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbından bir rahmet olarak, hakikat o, öyle semi' öyle alimdir

    Erhan Aktaş

    Rabb'inden bir rahmet olarak. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Rabb'inden bir rahmet olarak. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Rabb'inden bir rahmet olarak. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

    Gültekin Onan

    Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işitendir, bilendir.

    Hasan Basri Çantay

    (4-5-6) (O, bir gecedir ki) her hikmetli iş, nezdimizden bir emr ile, o zaman ayrılır. Hakıykat, biz Rabbinden bir (eser-i) rahmet olarak (peygamberler) gönderenleriz. Şüphe yok ki O, hakkıyle işidenin, (her şey'i) kemaliyle bilenin ta kendisidir.

    İbni Kesir

    Rabbından bir rahmet olarak. Gerçekten O; Semi, Alim olanın kendisidir.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O; her şeyi işitendir, bilendir.

    Süleyman Ateş

    Senin Rabbinin acıması gereği olarak (gönderdiğimiz elçilere o gece emirlerimizi açıklar, vahiylerimizi bildiririz). Doğrusu O, işitendir, bilendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar Sahibinden bir iyilik olarak gönderilir. Çünkü o, sizi dinler ve her şeyi bilir.

    Şaban Britch

    Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, herşeyi işitendir, bilendir.

    Şaban Piriş

    Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O, işiten bilen O'dur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Senin Rabbinden bir rahmet olarak. Hiç kuşkusuz O, gereğince duyan, gereğince bilendir.

  7. Duhân suresi, 7. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 7. ayet. رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

    Diyanet İşleri

    (4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

    Mehmet Okuyan

    Kesin inananlar olursanız, (bilin ki Allah) göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Eğer inandığınız değerlerden mutmain olsaydınız, (yakinen bilirdiniz) ki O göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin yegane Rabbidir.

    Muhammed Esed

    göklerin ve yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi, buna bütün kalbinizle inanıp bağlanmışsanız!

    Ahmed Hulusi

    Semaların, arzın ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. . . Yakine erenlerdenseniz!

    Ali Bulaç

    Eğer kesin bir bilgiyle inanıyorsanız (Allah), göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların Rabbidir.

    Ali Özek ve heyeti

    Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.

    Ali Rıza Safa

    Göklerin, Yeryüzünün ve İkisi Arasındaki Her Şeyin Efendisidir; eğer kesin inancınız varsa?

    Bayraktar Bayraklı

    Eğer kesin olarak inanıyorsanız, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.

    Edip Yüksel

    Göklerin, yerin ve aralarındakilerin Efendisidir. Kuşkusuz bir onaya sahipseniz...

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. Kesin bir inanca sahipseniz...

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O, göklerin, yerin ve bütün aralarındakilerin Rabbidir, kesin inanıyorsanız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O Göklerin ve Yerin ve bütün aralarındakilerin rabbıdır ehli yakin olsanız

    Erhan Aktaş

    Eğer kesin olarak iman ediyorsanız bilin ki O göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabb'idir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Eğer kesin olarak inanıyorsanız bilin ki O göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabb'idir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Eğer kesin olarak inanıyorsanız bilin ki O göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabb'idir.

    Gültekin Onan

    Eğer kesin bir bilgiyle inanıyorsanız (Tanrı), göklerin, yerin ve bu ikisi arasında bulunanların rabbidir.

    Hasan Basri Çantay

    (Evet) göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan şeylerin Rabbinden (bir eser-i rahmet olarak). Eğer (buna) iyice inanıcılar iseniz (o halde Muhammed sallellahü aleyhi ve sellemin Onun peygamberi oldu ğuna da iman etmelisiniz).

    İbni Kesir

    Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbından. Şayet kesin olarak inanıyorsanız.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göklerin, yerin ve arasındakilerin Rabbidir. Eğer gerçekten bilenler iseniz.

    Süleyman Ateş

    Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Anlatılanları içinize sindirdiyseniz bilin ki bütün bunları yapan göklerin ve yerin Sahibidir.

    Şaban Britch

    Göklerin, yerin ve arasındakilerin Rabbidir. Eğer gerçekten bilenler iseniz.

    Şaban Piriş

    Göklerin, yerin ve arasındakilerin Rabbidir. Eğer gerçekten bilenler iseniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin Rabbidir O, eğer görürcesine biliyor iseniz.

  8. Duhân suresi, 8. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 8. ayet. لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

    Diyanet İşleri

    O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.

    Mehmet Okuyan

    O'ndan başka ilah yoktur. Diriltir de öldürür de. (O) sizin de Rabbinizdir; önceki atalarınızın da Rabbidir.

    Mustafa İslamoğlu

    O'ndan başka ilah yoktur; hayatı ve ölümü yaratan (Allah) sizin de Rabbinizdir, önden giden atalarınızın da Rabbidir.

    Muhammed Esed

    O'ndan başka ilah yoktur, hayat bağışlayan ve ölüm veren O'dur: O sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da.

    Ahmed Hulusi

    Tanrı yok; sadece "HU"; diriltir ve öldürür! Rabbinizdir ve atalarınızın da rabbidir!

    Ali Bulaç

    O'ndan başka ilah yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da Rabbidir.

    Ali Özek ve heyeti

    O'ndan başka ilâh yoktur. (Her şeyi O) diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.

    Ali Rıza Safa

    O'ndan başka Tanrı yoktur. Yaşam verir ve öldürür. Hem sizin Efendiniz hem de önceki atalarınızın Efendisidir.

    Bayraktar Bayraklı

    O'ndan başka tanrı yoktur. O yaşatır ve öldürür. Sizin de, önceki atalarınızın da Rabbidir.

    Edip Yüksel

    O'ndan başka tanrı yoktur. Yaşatır ve öldürür. Sizin de önceki atalarınızın da Efendisidir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O'ndan başka tanrı yoktur. Yaşatır ve öldürür. Sizin de, önceki atalarınızın da Rabbidir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O'ndan başka tanrı yoktur. Hem diriltir, hem de öldürür; hem sizin Rabbiniz, hem de önceki atalarınızın Rabbidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ondan başka Tanrı yoktur, hem diriltir hem öldürür, hem sizin rabbınız hem de evvelki atalarınızın rabbı

    Erhan Aktaş

    Ondan başka ilah dipnot 1 yoktur. Diriltir ve öldürür. Sizin ve sizden önceki atalarınızın Rabb'idir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlah, (Çoğulu Alihe) hizmet edilen, tapınılan, kulluk edinilen, koruyucu, gönülden bağlanıp sığınılan, yüceliği karşısında hayrete düşülen, duyularla idrak edilemeyen, gibi anlamları olan bir kavramdır. Hakk veya Batıl olsun tapılmaya layık görülüp ibadet edilen her varlığa ilah adı verildiği ve alihe şeklinde çoğulu bulunduğu dikkate alınınca, ilahın tanrı anlamına geldiği, Allah'ın ise bir ve kendisinden başka "gerçek ilah" olmayanın adı olduğu, diğer bir ifade ile Allah'a özgü bir isim olduğu ortaya çıkar. Kur'an'a baktığımız zaman İlah kelimesinin kök harflerinden hiç fiil gelmediği görülür. El-İlah şeklinde bir kullanımı da yoktur. Bu nokta da sadece Allah kelimesinin El-İlahı yansıttığı görülmektedir. Dolayısı ile Allah ve Tanrı kelimeleri birbirinin anlam eşiti değildir. İlahlar denebilir ama Allahlar denemez. Bu da birbirlerinin eşiti olmadıklarını gösterir. Onun için Allah'a tanrı denmesi doğru değildir. "Allah ancak bir tek ilahtır" (4:171).

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ondan başka ilah dipnot 1 yoktur. Diriltir ve öldürür. Sizin ve sizden önceki atalarınızın Rabb'idir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İlah; hizmet edilen, tapınılan, kulluk edinilen, koruyucu, gönülden bağlanıp sığınılan, yüceliği karşısında hayrete düşülen, duyularla idrak edilemeyen varlık demektir. Hak veya batıl olsun tapılmaya layık görülüp ibadet edilen her varlığa ilah adı verildiği ve alihe şeklinde çoğulu bulunduğu dikkate alınınca, ilahın tanrı anlamına geldiği, Allah'ın ise bir ve kendisinden başka "gerçek ilah" olmayanın adı olduğu, diğer bir ifade ile Allah'a özgü bir isim olduğu ortaya çıkar. İlah'ın başına belirlilik takısı getirilerek Allah ismi Allah'a özgü özel bir isim olmuştur. Kur'an'a baktığımız zaman İlah kelimesinin kök harflerinden hiç fiil gelmediği görülür. El-İlah şeklinde bir kullanımı da yoktur. Bu nokta da sadece Allah kelimesinin El-İlahı yansıttığı görülmektedir. Dolayısı ile Allah ve Tanrı kelimeleri birbirinin eşiti değildir. İlahlar denebilir ama Allahlar denemez. Bu da bir birlerinin eşiti olmadıklarını gösterir. Onun için Allah'a tanrı denmesi doğru değildir. Elif ve Lam harfleri ilahın başına geldiğinde bu yeni form Allah'ın özel ismi olmaktadır. "Allah ancak bir tek ilahtır" (4:171)

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ondan başka ilah yoktur. Diriltir ve öldürür. Sizin ve sizden önceki atalarınızın Rabb'idir.

    Gültekin Onan

    O'ndan başka tanrı yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da rabbidir.

    Hasan Basri Çantay

    Ondan başka hiçbir Tanrı yokdur. Hem diriltir, hem öldürür O, Sizin de, geçmiş atalarınızın da Rabbi (O) dur.

    İbni Kesir

    Ondan başka ilah yoktur. Diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbınızdır, sizden önceki atalarınızın da Rabbıdır.

    Mehmet Alagaş

    (1-8) Hâ Mîm ve apaçık kitap. Muhakkak ki biz onu mübarek bir gece de indirdik, biz uyarıcılar idik, Onda (o gece de) hâkimin her işi ayırt edilir / ayrışır, (Kadir gecesinde) Rabbinden rahmet olarak yanımızdaki her işi gönderen biz idik. Muhakkak ki O işitendir bilendir. Eğer ki inanıyorsanız / kanaat ediyorsanız semaların, arzın ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir , O’ndan başka ilah yoktur diriltir ve öldürür, sizin Rabbinizdir evvelki atalarınızın da Rabbidir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O’ndan başka (hak) ilah yoktur. Diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, sizden önceki atalarınızın da Rabbidir.

    Süleyman Ateş

    O'ndan başka tanrı yoktur, yaşatır, öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ondan başka ilah yoktur; can veren O, öldüren O'dur. O sizin Sahibinizdir, geçmiş atalarınızın da Sahibidir.

    Şaban Britch

    O’ndan başka (hak) ilah yoktur. Diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, sizden önceki atalarınızın da Rabbidir.

    Şaban Piriş

    O'ndan başka ilah yoktur. Diriltir ve öldürür. Sizin de Rabb'iniz, sizden önceki atalarınızın da Rabb'idir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Tanrı yoktur O'ndan başka! Diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbinizdir O, önceki atalarınızın da Rabbidir,

  9. Duhân suresi, 9. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 9. ayet. بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ يَلْعَبُونَ

    Diyanet İşleri

    Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Ne var ki onlar şüphe içinde eğlenip duruyorlar.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama nerde! Onlar, şüphe bataklığında oyalanıp duruyorlar.

    Muhammed Esed

    Evet, ama onlar, (bütün kalpleriyle inanıp bağlanmaktan uzak olanlar), yalnızca kendi şüpheleriyle oyalanıp duruyorlar.

    Ahmed Hulusi

    Hayır, onlar kuşkulu yaşam içinde, (dünya hayatıyla) eğlenip duruyorlar.

    Ali Bulaç

    Hayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp oyalanıyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Hayır, onlar, kuşku içinde oyalanıyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Doğrusu onlar şüphe içerisinde oynamaktadırlar.

    Edip Yüksel

    Doğrusu, onlar bir kuşku içinde oynamaktadırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Doğrusu, onlar bir kuşku içinde oynamaktadırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat onlar şüphe içinde oynuyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat onlar şekk içinde oynuyorlar

    Erhan Aktaş

    Hayır! Onlar, kuşku içinde eğlenip duruyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Hayır! Onlar, kuşku içinde eğlenip duruyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Hayır! Onlar, kuşku içinde eğlenip duruyorlar.

    Gültekin Onan

    Hayır, onlar şüphe içindedirler; oynayıp yalanlıyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Hayır, onlar (tekrar dirilmekden) şübhe içindedirler. (Bununla} eğlenirler.

    İbni Kesir

    Hayır, onlar şüphe içinde oynayıp dururlar.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Fakat, onlar şüphe içinde oynayıp eğlenirler.

    Süleyman Ateş

    Ama onlar, şüphe içinde oynuyorlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Hayır, ötekiler şüphe içinde oyalanıp duruyorlar.

    Şaban Britch

    Fakat, onlar şüphe içinde oynayıp eğlenirler.

    Şaban Piriş

    Fakat, onlar şüphe içinde eğlenirler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İş, onların sandığı gibi değil! Bir kuşku içinde oynayıp oyalanmaktadırlar.

  10. Duhân suresi, 10. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 10. ayet. فَٱرْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍ مُّبِينٍ

    Diyanet İşleri

    Göğün açık bir duman getireceği günü bekle.

    Mehmet Okuyan

    (Şimdi) sen göğün açık bir duman getireceği günü gözetle! dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Buradaki "apaçık duman", "Son Saat'te her yeri ve herkesi kaplayacak olan felaket" veya "Mekke'de gerçekleşen bir olay" şeklinde yorumlanmaktadır.

    Mustafa İslamoğlu

    Şu halde, göğün (felaket) taşıyan bir dumanla kaplanacağı günü bekle!

    Muhammed Esed

    Öyleyse, gökyüzünde (Son Saat'in yaklaştığını) haber veren bir duman tabakasının belireceği Gün'ü bekle,

    Ahmed Hulusi

    Semanın apaçık bir duhan (duman) olarak geleceği (insani hakikatin fark edileceği) süreci gözetle!

    Ali Bulaç

    Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle;

    Ali Özek ve heyeti

    Şimdi sen, göğün,açık bir duman çıkaracağı günü gözetle.

    Ali Rıza Safa

    Artık, gökyüzünde apaçık bir Büyük Duman belireceği günü gözle.

    Bayraktar Bayraklı

    - Artık sen, göğün, insanları bürüyecek apaçık bir duman çıkaracağı günü bekle! Bu, elem verici bir azaptır.

    Edip Yüksel

    Göğün apaçık bir dumanı getireceği günü gözetle.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Göğün apaçık bir dumanı getireceği günü gözetle.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde o göğün açık bir duman ile geleceği günü gözetle

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde gözet o Semanın açık bir duman ile geleceği günü

    Erhan Aktaş

    Artık göğün, apaçık bir duman getireceği günü bekle.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık göğün, apaçık bir duman getireceği günü bekle.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık göğün, apaçık bir duman getireceği günü bekle.

    Gültekin Onan

    Öyleyse sen, göğün açıkça bir duman getireceği günü gözle;

    Hasan Basri Çantay

    O halde semanın apaşikar bir duman getireceği günü gözetle (Habibim).

    İbni Kesir

    Öyleyse sen gözle. Göğün açıkça bir duman çıkaracağı gün;

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Göğün apaçık bir duman getireceği günü gözle!

    Süleyman Ateş

    Göğün, açık bir duman getireceği günü gözetle.

    Süleymaniye Vakfı

    Göğün apaçık bir duman getireceği dipnot 1 (üzerlerine çaresizlik çökeceği) günü gözle.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Daha sonraki ayetlerde Mekkeli müşriklerin; kendilerine gönderilen nebilere karşı çıkan Firavun'un kavmi, Tübba halkı ve daha öncekiler gibi olacağı ifade edildiği için bu ayetteki duman, gerçek değil, Mekkeli müşrikleri etki altına alacak, onları sersemletecek ve çok üzecek olan durumdur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunların dünyasının, işin aslını gösteren bir dumanla kararacağı günü bekle.

    Şaban Britch

    Göğün apaçık bir duman getireceği günü gözle!

    Şaban Piriş

    Göğün apaçık bir duman getireceği günü gözle!

    Yaşar Nuri Öztürk

    Artık sen göğün açıkça izlenen bir duman getireceği günü gözle.

  11. Duhân suresi, 11. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 11. ayet. يَغْشَى ٱلنَّاسَ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ

    Diyanet İşleri

    (O duman) insanları bürür. Bu, elem dolu bir azaptır.

    Mehmet Okuyan

    (O duman) insanları kaplayacaktır. Bu, elem verici bir azaptır.

    Mustafa İslamoğlu

    (O duman) bütün insanları bürüyecek (ve inkarcılar haykıracak): "Acıklı azap işte bu!

    Muhammed Esed

    bütün insanlığı sarıp kuşatan (ve günahkarları) "Bu azap ne acı!" (diye feryad ettiren ve)

    Ahmed Hulusi

    İnsanları kaplar! Bu feci bir azaptır (hakikatin fark edilip gereğinin uygulanmamış olması yüzünden)!

    Ali Bulaç

    (Bu duman) insanları sarıp kuşatıverir. İşte bu, acı bir azabtır.

    Ali Özek ve heyeti

    İnsanları bürüyecek, bu elem verici bir azaptır.

    Ali Rıza Safa

    İnsanları çepeçevre saracaktır. Acı ceza, işte böyledir.

    Bayraktar Bayraklı

    - Artık sen, göğün, insanları bürüyecek apaçık bir duman çıkaracağı günü bekle! Bu, elem verici bir azaptır.

    Edip Yüksel

    İnsanları çepeçevre saracaktır; bu acı bir azaptır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İnsanları çepeçevre saracaktır; bu acı bir azaptır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ki insanları saracaktır; bu acı bir azaptır.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ki nası saracaktır, bu bir elim azabdır

    Erhan Aktaş

    İnsanları sarıp kuşatacak. İşte bu can yakıcı bir azaptır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İnsanları sarıp kuşatacak. İşte bu can yakıcı bir azaptır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İnsanları sarıp kuşatacak. İşte bu can yakıcı bir azaptır.

    Gültekin Onan

    (Bu duman) insanları sarıp kuşatıverir. İşte bu, acı bir azabtır.

    Hasan Basri Çantay

    (Öyle bir duman ki bütün) insanları saracakdır o. "Bu, pek yaman bir azab" (diyecekler).

    İbni Kesir

    İnsanları bürüyecektir. Bu; elim bir azabdır.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O insanları bürür. Bu, acı bir azaptır.

    Süleyman Ateş

    (Duman) İnsanları sarar. Bu, acı bir azabdır.

    Süleymaniye Vakfı

    (Duman/çaresizlik) bu insanları /Mekkelileri saracak. İşte o, acı bir azaptır!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Duman o insanların hepsini saracak "Bu ne acıklı bir azap!" (diyerek şöyle yalvaracaklardır):

    Şaban Britch

    İnsanları bürür. Bu, acı bir azaptır.

    Şaban Piriş

    İnsanları bürür. Bu, acı bir azaptır.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnsanları kuşatıp sarar. İnletici bir azaptır bu.

  12. Duhân suresi, 12. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 12. ayet. رَّبَّنَا ٱكْشِفْ عَنَّا ٱلْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ

    Diyanet İşleri

    İnsanlar, "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz" derler.

    Mehmet Okuyan

    (İşte o zaman inkârcılar:) "Rabbimiz! Bizden azabı kaldır! Şüphesiz ki biz (artık) inanıyoruz." (diyecekler).

    Mustafa İslamoğlu

    Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanmış bulunuyoruz!"

    Muhammed Esed

    "Ey Rabbimiz, bizi azaptan uzak tut, çünkü biz (artık Sana) inanıyoruz!" (dedirten).

    Ahmed Hulusi

    "Rabbimiz! Azap veren halden bizi çıkar; doğrusu biz iman edenleriz (artık)!"

    Ali Bulaç

    "Rabbimiz, azabı üstümüzden açıp gider; çünkü biz (artık) iman edicileriz."

    Ali Özek ve heyeti

    (İşte o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler).

    Ali Rıza Safa

    "Efendimiz! Cezayı bizden kaldır; kuşkusuz inandık!"

    Bayraktar Bayraklı

    İnsanlar, "Ey Rabbimiz! Bizden bu azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz" derler.

    Edip Yüksel

    "Efendimiz, bizden bu azabı kaldır; biz gerçeği onaylıyoruz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Rabbimiz, bizden bu azabı kaldır; biz inanıyoruz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "Ey Rabbimiz, bizden bu azabı aç; çünkü biz inanıyoruz." diyecekler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Rabbena! bizden bu azabı aç, çünkü biz mü'minleriz diyecekler

    Erhan Aktaş

    "Rabb'imiz! Azabı bizden kaldır. Kuşkusuz biz iman edenleriz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Rabb'imiz! Azabı bizden kaldır. Kuşkusuz biz inananlarız."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Rabb'imiz! Azabı bizden kaldır. Kuşkusuz biz inananlarız."

    Gültekin Onan

    "Rabbimiz, azabı üstümüzden açıp gider çünkü biz (artık) inançlılarız."

    Hasan Basri Çantay

    "Ey Rabbimiz, bizden bu azabı açıb kaldır. Çünkü biz iman edeceğiz".

    İbni Kesir

    Rabbımız; bu azabı bizden kaldır. Doğrusu biz, artık mü'minleriz.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Rabbimiz! Azabı bizden kaldır. Doğrusu biz iman eden kimseleriz. (derler)"

    Süleyman Ateş

    "Rabbimiz, bizden azabı kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz" derler.

    Süleymaniye Vakfı

    (Şöyle diyecekler:) "Rabbimiz, bu azabı üzerimizden kaldır; biz kesinlikle inanan kimseleriz!"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Sahibimiz! Bu azabı üzerimizden kaldır; artık biz gerçekten inanacağız."

    Şaban Britch

    Rabbimiz! Azabı bizden kaldır, biz iman eden kimseleriz.

    Şaban Piriş

    -Rabbimiz, azabı bizden kaldır, biz iman eden kimseleriz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ey Rabbimiz, kaldır bizden bu azabı. Biz gerçekten müminleriz."

  13. Duhân suresi, 13. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 13. ayet. أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكْرَىٰ وَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مُّبِينٌ

    Diyanet İşleri

    Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Şimdi bu hatırlama, onlara nasıl bir yarar sağlar ki? Zira kendilerine hakikati apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti de,

    Muhammed Esed

    (Ama) bu hatırlama (Son Saat'te) onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü onlara daha önce hakikati apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti,

    Ahmed Hulusi

    Onlar nerede bu durumda, düşünüp ders almak nerede? Halbuki onlara apaçık bir Rasul de gelmişti. . .

    Ali Bulaç

    Onlar için öğüt alıp düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.

    Ali Özek ve heyeti

    Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.

    Ali Rıza Safa

    Nasıl öğüt alacaklar? Üstelik onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.

    Bayraktar Bayraklı

    Bu öğüt, kıyamet anında onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü daha önce hakikati ortaya apaçık olarak koyan bir peygamber gelmişti.

    Edip Yüksel

    Mesaja aldırış etmediler. Halbuki kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Mesaja aldırış etmediler. Halbuki kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlara düşünmek, ibret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir peygamber geldi de,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Onlara düşünmek, ıbret almak nerede? Kendilerine apaçık anlatan bir Resul geldi de

    Erhan Aktaş

    Nerede öğüt almak! Oysaki onlara apaçık bir Resul gelmişti.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Nerede öğüt almak! Oysaki onlara apaçık bir resul gelmişti.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Nerede öğüt almak! Oysaki onlara açıklayan bir rasul gelmişti.

    Gültekin Onan

    Onlar için öğüt alıp düşünmek nerede? Onlara, açıklayan bir elçi gelmişti.

    Hasan Basri Çantay

    Onlar için düşünüb ibret almak nerede? Kendilerine (hakıykatleri) açıklayan bir peygamber geldiği halde.

    İbni Kesir

    Nerede onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Nerede onlarda öğüt almak? Hâlbuki kendilerine apaçık bir rasûl gelmişti.

    Süleyman Ateş

    Artık onlar nasıl düşünüp öğüt alacaklar (öğüt alma zamanı geçti)? Oysa kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Akıllarını nereden başlarına alacaklar ki? Onlara her şeyi ortaya koyan bir elçi geldi.

    Şaban Britch

    Nerede onlarda öğüt almak? Kendilerine apaçık bir rasûl gelmişti.

    Şaban Piriş

    -Onlar nereden öğüt alacaklar? Kendilerine apaçık bir elçi gelmişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Nerede onlarda öğüt almak? Yemin olsun, delillerle açıklayan bir resul gelmişti onlara.

  14. Duhân suresi, 14. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 14. ayet. ثُمَّ تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ مُعَلَّمٌ مَّجْنُونٌ

    Diyanet İşleri

    Sonra ondan yüz çevirdiler ve "Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!" dediler.

    Mustafa İslamoğlu

    Sonra onlar yüz çevirmiş ve demişlerdi ki: "O (başkalarınca) doldurulmuş delinin teki."

    Muhammed Esed

    ama yüz çevirip uzaklaşmışlar ve "O (başkalarınca) öğretilmiş biridir, bir delidir!" demişlerdi.

    Ahmed Hulusi

    Sonra Ondan yüz çevirdiler ve: "Öğretilmiş bir cinnidir" dediler.

    Ali Bulaç

    Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu,) Öğretilmiştir, bir delidir."

    Ali Özek ve heyeti

    Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğretilmiş bir deli! dediler.

    Ali Rıza Safa

    Sonra, Ondan yüz çevirdiler ve şöyle dediler: "Öğretilmiş bir deli!"

    Bayraktar Bayraklı

    Sonra ondan yüz çevirdiler ve "Bu, öğretilmiş bir delidir!" dediler.

    Edip Yüksel

    Sonra ondan yüz çevirdiler ve "Öğrenim görmüş bir deli!" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Sonra ondan yüz çevirdiler ve, 'Öğrenim görmüş bir deli!' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    sonra ondan döndüler. "Bu öğretilmiş bir delidir." dediler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sonra ondan döndüler, öğretilmiş dediler, bir mecnun dediler

    Erhan Aktaş

    "Öğretilmiş bir deli." dediler. Ve ondan yüz çevirdiler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Öğretilmiş bir deli." dediler. Ve ondan yüz çevirdiler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Öğretilmiş bir deli." dediler. Ve ondan yüz çevirdiler.

    Gültekin Onan

    Sonra, ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: "(Bu) Öğretilmiştir, bir delidir."

    Hasan Basri Çantay

    Yine ondan yüz çevirdiler. (Ona kimi) "bir öğretilmiş", (kimi) "bir mecnun" dediler.

    İbni Kesir

    Ondan yüz çevirmişler; belletilmiş delinin biri, demişlerdi

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Sonra ondan yüz çevirmişler ve: "Öğretilmiş bir mecnun/deli." demişlerdi.

    Süleyman Ateş

    Ondan yüz çevirdiler: "Bu, öğretilmiştir, cinlenmiştir" dediler.

    Süleymaniye Vakfı

    Sonra ondan yüz çevirmiş ve şöyle demişlerdi: "(Bu bilgiler) ona öğretilmiş dipnot 1 . O, cinlerin etkisine girmiş dipnot 2 !"

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
    2. metne dön, dipnot 2
      Her nebi, sihirbazlıkla veya cinlerin etkisine girmekle suçlanmıştır (Şuara 26/27, Zariyat 51/39, 52, Kamer 54/9). Muhammed aleyhisselama da yöneltilen bu tarz suçlamalar ayetlerle reddedilmiştir (A'raf 7/184, Mü'minun 23/70, Sebe 34/46, Kalem 68/2, Tekvir 81/22).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sonra ondan yüz çevirdiler de "Onu birisi yetiştirmiş; cinlerin etkisine girmiş!" dediler.

    Şaban Britch

    Sonra ondan yüz çevirmişler ve: Öğretilmiş bir mecnun/deli demişlerdi.

    Şaban Piriş

    Sonra ondan yüz çevirmişler ve: -Öğretilmiş bir mecnun/deli demişlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ama ondan yüz çevirdiler ve şöyle dediler: "Eğitilmiş bir mecnun!"

  15. Duhân suresi, 15. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 15. ayet. إِنَّا كَاشِفُوا۟ ٱلْعَذَابِ قَلِيلًا إِنَّكُمْ عَآئِدُونَ

    Diyanet İşleri

    Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski halinize döneceksiniz.

    Mehmet Okuyan

    Azabı kısa bir süre kaldıracağız; (ama) siz (yine eski hâlinize) döneceksiniz.

    Mustafa İslamoğlu

    Elbet Biz cezayı bir süreliğine askıya alacağız, fakat siz yine (eski halinize) döneceksiniz.

    Muhammed Esed

    Biz (yine de) bu azabı kısa bir süre erteleyeceğiz, oysa siz (kendi saplantılarınıza) yeniden döneceksiniz; (ama)

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki biz o azabı birazcık açıp kaldırırız. . . (Ne var ki) siz eski halinize geri dönersiniz.

    Ali Bulaç

    Biz sizden bu azabı biraz açıp gidereceğiz; (ama yine) dönecek olanlarsınız siz.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, cezayı biraz kaldırsak, kesinlikle yine döneceksiniz.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz azabı biraz kaldırırsak, siz yine eski halinize dönersiniz.

    Edip Yüksel

    Biz azabı birazcık kaldıracağız; ama siz yine döneceksiniz.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz azabı birazcık kaldıracağız; ama siz yine döneceksiniz.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz o azabı biraz açacağız, fakat siz yine (eski halinize) döneceksiniz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz o azabı biraz biraz açacağız, fakat siz yine döneceksiniz

    Erhan Aktaş

    Biz, azabı biraz kaldırsak, siz kesinlikle dönersiniz!

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz, azabı biraz kaldırsak, siz kesinlikle dönersiniz!

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz, azabı biraz kaldırsak, siz kesinlikle dönersiniz!

    Gültekin Onan

    Biz sizden bu azabı biraz açıp gidereceğiz; (ama yine) dönecek olanlarsınız siz.

    Hasan Basri Çantay

    Biz bu (duman) azabı (nı) biraz açıp kaldıracağız. (Fakat) siz, şübhe yok ki, tekrar dönücülersiniz.

    İbni Kesir

    Biz, az bir süre için azabı kaldıracağız. Ama siz, eski halinize döneceksiniz.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz, bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski hâlinize döneceksiniz.

    Süleyman Ateş

    Biz sizden azabı birazcık kaldırırız ama siz yine (inkarınıza) dönersiniz.

    Süleymaniye Vakfı

    O azabı kısa süreliğine kaldıracağız ama siz kesinlikle eski halinize dönersiniz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu azap, müşriklerin Mekke hakimiyetini kaybetme azabıdır. Müslümanları göçe zorlamaları üzerine inen ayette, onların Mekke'de fazla kalamayacakları bildirilmişti (İsra 17/76-77). Hudeybiye'de zaferin tüm şartları oluştuğu halde Allah Teala Müslümanların Mekke'ye girmelerine müsaade etmedi, onlarla sulh antlaşması yaptırdı. Bu antlaşma, Müslümanların bilmedikleri din kardeşlerine karşı yanlış davranmalarını önlediği gibi (Fetih 48/24-25) o azabın bir süreliğine Mekkeli müşriklerin üzerlerinden kaldırılmasını da sağladı. Ama müşrikler, ayette belirtildiği gibi bu antlaşmayı daha sonra bozdular (Tevbe 9/1-4) ve cezayı hak ettiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz o azabı kısa bir süre için kaldırırız ama siz yine de cayarsınız.

    Şaban Britch

    Biz, azabı biraz kaldırırız, siz de tekrar dönersiniz.

    Şaban Piriş

    -Biz, azabı biraz kaldırırız siz de tekrar dönerseniz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz azabı biraz kaldırırız; siz eski halinize tekrar dönersiniz.

  16. Duhân suresi, 16. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 16. ayet. يَوْمَ نَبْطِشُ ٱلْبَطْشَةَ ٱلْكُبْرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ

    Diyanet İşleri

    Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Şüphesiz biz öcümüzü alırız.

    Mehmet Okuyan

    (Fakat) biz büyük bir darbe vuracağımız gün şüphesiz ki intikam alıcıyız. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın intikam almasıyla ilgili bilgi için bkz. A‘râf 7:136, dipnot 1.

    Mustafa İslamoğlu

    Kapana kıstırıp enselediğimiz büyük gün gelip çatınca da, her halükarda yaptıklarınızın acısını size tattıracağız.

    Muhammed Esed

    (bütün günahkarları) şiddetli bir hamle ile kuşatacağımız Gün, (sizden de) intikamımızı mutlaka alacağız!

    Ahmed Hulusi

    O süreçte (semanın apaçık bir duman olarak geldiğinde) en büyük yakalayışla yakalarız. . . Muhakkak ki biz yapılan suçların sonuçlarını yaşatanız!

    Ali Bulaç

    Büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette biz intikam alacağız.

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız .

    Ali Rıza Safa

    Yaman bir yakalayışla yakalayacağımız gün, hak ettikleri cezayı kesinlikle vereceğiz.

    Bayraktar Bayraklı

    Fakat biz büyük bir şiddetle vurup yakaladığımız gün, elbette kendilerinden intikam alacağız.

    Edip Yüksel

    Asıl o büyük yakalama ile yakaladığımızda öc alırız.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Asıl o büyük yakalama ile yakaladığımızda öc alırız.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ama (kendilerini) o büyük şiddetle sıkıvereceğimiz gün, muhakkak Biz intikam alacağız.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Amma o büyük satvetle sıkıvereceğimiz gün her halde biz intikam alacağız

    Erhan Aktaş

    En büyük yakalayışla yakalayacağımız gün, kuşkusuz Biz, mutlaka hesap görenleriz.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    En büyük yakalayışla yakalayacağımız gün, kuşkusuz Biz, mutlaka hesap görenleriz.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    En büyük yakalayışla yakalayacağımız gün, kuşkusuz Biz, mutlaka hesap görenleriz.

    Gültekin Onan

    Büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette biz intikam alacağız.

    Hasan Basri Çantay

    Çok büyük bir şiddet ve satvetle (kendilerini) çarpacağımız gün muhakkak ki biz (onlardan) intikaam alıcılarız.

    İbni Kesir

    Onları çarptıkça çarpacağımız gün; şüphesiz intikam alırız.

    Mehmet Alagaş

    (9-16) Onlar bir kuşku içinde oynuyorlar , insanları kaplayacak , apaçık bir dumanın geldiği günü gözetle , işte bu acıtıcı bir azaptır, Rabbimiz bizden azabı gider / kaldır kesinlikle biz iman ediyoruz , onlar için artık hatırlamak / anmak artık ne kadar uzak! Onlara apaçık bir Resul gelmişti de sonra ondan yüz çevirmişlerdi öğretilmiş / belletilmiş / muallim divane / mecnun dediler. Biz az bir şey , azabı gidereceğiz siz yine kesinlikle küfre döneceksiniz. O gün büyük bir yakalayış ile yakalayacağız biz kesinlikle öc alıcıyız / intikam alıcıyız.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette intikam alacağız.

    Süleyman Ateş

    O gün büyük vuruşla vururuz; zira biz öç alıcıyız!

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlara en büyük darbeyi indireceğimiz gün(ü gözle), biz hak ettikleri cezayı elbette vereceğiz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Müşriklerin hak ettikleri ceza, Mekke'yi Müslümanlara bırakmak zorunda kalacak olmalarıdır (İsra 17/76-77). Müslümanları göçe zorlayan Mekkeli müşrikler; Bedir (Enfal 8/67-70), Uhud (Al-i İmran 3/172-174) ve Hendek (Ahzab 33/25) savaşlarında ağır darbeler aldılar. Sonra Müslümanlarla Mekke'nin yanı başında, Hudeybiye'de bir antlaşma yapmak zorunda kaldılar (Tevbe 9/7). Müşriklerin antlaşmayı bozmaları üzerine, Müslümanlar Mekke çevresine kadar gelince, onlar paniğe kapılıp çaresiz kaldılar. İslam ordusuna karşı koyamayacaklarını anladılar ve Ebu Süfyan başkanlığında bir heyeti Muhammed aleyhisselamın karargahına gönderdiler. Ebu Süfyan, Kabe'nin avlusunda Mekkelilere kendisinin İslamiyet'i kabul ettiğini ve teslim olmaktan başka çarelerinin kalmadığını söyledi (DİA, Mekke md.). Ama onun Müslüman olduğunu söylemesi, Mekke'nin Müslümanların eline geçmesine engel olmadı. Mekke'yi de kaybedince müşrikler en ağır darbeyi yediler ve bütün hakimiyetleri yok oldu.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bütün bunlar, onlara o büyük darbeyi indireceğimiz gün dipnot 1 olacaktır. Biz onlara hak ettikleri cezayı vereceğiz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mekke'nin fethedildiği gün

    Şaban Britch

    Büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette intikam alacağız.

    Şaban Piriş

    Büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette intikam alacağız.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Gün gelir, en büyük vuruşla vururuz biz. Şu bir gerçek ki, intikam da alırız biz!

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.