Diyanet İşleri
(Deyin ki:) "Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?"
Duhân suresi
Duhân suresi, 49. ayet. ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْكَرِيمُ
ẕuḳ. inneke ente-l`azîzü-lkerîm.
(Deyin ki:) "Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?"
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Zakkum ağacı ve cehennem Duhân 43–50 3
(45-46) O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.
(Allah, görevli meleklere şöyle der:) "Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin."
"Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün."
(Deyin ki:) "Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?"
"İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!"
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.
Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 43–50. ayetler için yazılmıştır.
43-44. Yüce Allah, Kıyamet gününü ve o günde kulları arasında ayırt edici hükmü vereceğini söz konusu ettikten sonra, onların iki gruba ayrılacaklarını, bir grubun cennette olacağını, diğer grubun ise cehennem ateşi içerisinde olacağını belirtti. Bu sonuncu grup, küfür ve masiyetler işleyerek günahkâr olanlardır.
Bunların yiyecekleri, ağaçların en kötüsü ve en fecisi olan “Zakkûm ağacı”dır.
45-50. Bu ağacın tadı ise “erimiş maden gibidir.” Yahut oldukça kötü kokan, tadı da kötü, kokusu da kötü, son derece sıcak bir irin gibidir. “Karınlarda kaynar, tıpkı kaynar suyun kaynaması gibi.”
Azap edilecek olana şöyle denilecektir: Haydi bu can yakıcı azabı ve bu vahim cezayı “tat bakalım! Çünkü sen güçlü ve değerli imişsin!” Kendi kanaatine göre sen, Allah’ın azabına karşı kendini koruyacak güçlü bir kimse olduğunu zannediyordun. Allah nezdinde de değerli olduğunu ve sana hiçbir şekilde azap etmeyeceğini ileri sürüyordun. İşte bu gün, sen zillete düşürülen, tahkir edilen, son derece değersiz bir kişi olduğunu açıkça görüyorsun. “İşte bu” pek büyük olan bu azab, “sizin (dünyadayken) şüphe ettiğiniz (azaptır).” Ama artık sizin için son derece kesin bir bilgidir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Alay edilerek ona şöyle denilir: "Acı verici bu azabı tat bakalım. Şüphesiz sen kavminde değerli ve şerefliydin."
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Şüphesiz ayetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz…
Aynı kök: ذوق (63 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürse (kendisine) bir ceza vardır. (Bu ceza),…
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!
Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Size apaçık deliller geldikten sonra, eğer yine de yan çizerseniz, bilin ki Allah, gerçekten mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Aynı kök: كرم (47 geçiş)
Eğer size yasaklanan (günah)ların büyüklerinden kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere koyarız.
Aynı kök: كرم (47 geçiş)
İşte onlar gerçekten mü'minlerdir. Onlara, Rableri katında yüksek mertebeler, bağışlanma ve cömertçe verilmiş rızık vardır.
Aynı kök: كرم (47 geçiş)
İman edip hicret eden ve Allah yolunda cihad edenler ve (muhacirleri) barındırıp (onlara) yardım edenler var ya; işte onlar gerçek mü'minlerdir.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Cehennemlik kişiye:) "Tat bakalım! Sen -evet sen- (hani) güçlü(ydün); itibarlı(ydın)!
Tat bakalım; çünkü sen, evet sen hatırlı, saygın biri olmalısın (!)
Bunları tat ey (yeryüzünde) kendini böyle kudret sahibi, böyle üstün gören!
"Tat! Sen (güya) Aziyz'din, Keriym'din!"
"(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun."
(ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin!
"Tat! Hani sen üstündün, onurluydun?"
Kendisine şöyle denir: "Tat bakalım, hani sen şerefli ve güçlü idin!"
"Tad bakalım; sen çok üstün ve şerefliydin!"
'Tad bakalım; sen çok üstün ve şerefliydin!'
Tat bakalım (azabı)! Çünkü sen çok güçlü ve şerefli idin, deyin.
Tat bakalım deyin: çünkü sen azizdin, kerimdin.
Tat bakalım! Hani sen gerçekten çok güçlü ve şerefli biriydin dipnot 1 !
Tat bakalım! Hani sen gerçekten çok güçlü ve şerefli biriydin! dipnot 1
Tat bakalım! Hani sen gerçekten çok güçlü ve şerefli biriydin! dipnot 1
(Azabı) Tad; çünkü sen, (kendince) üstün, onurluydun.
Tat (o azabı). Çünkü sen, (evet iddianca) sen çok ulu, çok şerefli idin"!
Tad bakalım; hani güçlü olan, değerli olan yalnız sendin?
(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.
"Tat bakalım! Hani sen güçlü ve şerefliydin."
"Tad, zira sen kendince üstündün, şerefliydin."
(Ona şöyle denecek) "Tat bakalım! Sen çok güçlü ve çok değerlisin ya hani dipnot 1 !
Tat bu azabı; hani sen çok üstün ve çok değerlisin ya!
Tat bunu! Hani sen güçlü ve şerefliydin.
-Tat bunu, hani sen güçlü ve şerefliydin.
"Tat bakalım! Hani sen onurluydun, seçkindin."
"Now taste and see, " he is told, "how just is the retribution; you had tasted the pleasure of your saw of might and you preferred might to right just as you had enjoyed and abused birthright".
‘Taste this, you powerful, respected man!
"Taste thou (this)! Truly wast thou mighty, full of honour!
Taste this, you are a person mighty and noble!
‘Taste that! You are the mighty one, the noble one!
"Taste you (this)! Verily, you were (pretending to be) the mighty, the generous!
‘Taste! Indeed you are the [self-styled] mighty and noble!
(It will be said to him, ) `Suffer this (punishment of yours which you doubted). You (deemed yourself) as if you were the mighty, the honourable one.
'Taste! Surely thou art the mighty, the noble.
See what an honorable man [as you were proud of] you are…
Taste! verily, thou art the mighty, the honourable!
"Taste this; surely you are the noble, the generous!"
saying, taste this; for thou art that mighty and honourable person.
"Saying, 'Taste; lo! You were forsooth the mighty, the noble!
Taste! Surely you, (only) you are (i. e., you used to think that you were mighty) the constantly mighty, the constantly honorable!
(Saying): Taste! Lo! thou wast forsooth the mighty, the noble!
"Taste it, " (they will be told). "You were indeed the mighty and noble!
Taste it - thou who [on earth] hast considered thyself so mighty, so noble!
˹The wicked will be told,˺ "Taste this. You mighty, noble one![1]
"Taste this; surely you are the noble, the generous!"
"Taste this; you were so powerful, so honorable."
[It will be said], "Taste! Indeed, you are the honored, the noble!
“Taste thou — thou art the exalted in might, the noble!
Taste! Behold, you considered yourself so mighty, so noble. (But the Law of Requital is absolutely just (56:52)).
"You taste (this)! Truly were you (all that) mighty, full of honor!
"Have a taste! You are the ‘man of might’, the ‘man of honour’.
"Taste this; surely you are the noble, the generous!"