Duhân suresi · 34–42. ayetler

Dirilişe itiraz, Tübba' kavmi ve hüküm günü

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Duhân suresi, 34. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 34. ayet. إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ

    Diyanet İşleri

    (34-35) Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: "İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz."

    Mehmet Okuyan

    Onlar (müşrikler) şöyle diyorlar:

    Mustafa İslamoğlu

    Bütün bunlara rağmen şu berikiler yine de şöyle diyecekler:

    Muhammed Esed

    (Şimdi) bakın, bu (insan)lar derler ki:

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki bunlar şöyle derler:

    Ali Bulaç

    Muhakkak, bunlar da diyorlar ki:

    Ali Özek ve heyeti

    Onlar (müşrikler) diyorlar ki:

    Ali Rıza Safa

    Aslında, bunlar, kesinlikle, şöyle diyecekler:

    Bayraktar Bayraklı

    - Bu yalanlayanlar, kesinlikle şöyle derler: "Ölüm, sadece bizim bir kere ölmemizdir. Biz tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru söylüyorsanız haydi, babalarımızı diriltip getiriniz."

    Edip Yüksel

    Şunlar da diyorlar ki:

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Şunlar da diyorlar ki:

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Fakat şu (beriki) kafirler diyorlar ki:

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Fakat şu berikiler diyorlar ki:

    Gültekin Onan

    Muhakkak, bunlar da diyorlar ki:

    Hasan Basri Çantay

    (34-35) Hakıykat, şunlar mutlakaa: "O (ölüm), derler, ilk ölümümüzden başka (bir şey) değildir. Biz yeniden diriltilib kaldırılacak değiliz".

    İbni Kesir

    Bunlar gerçekten derler ki:

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Şüphesiz bunlar elbette şöyle diyorlar:

    Süleyman Ateş

    Şunlar (Kureyş kafirleri) de diyorlar ki:

    Süleymaniye Vakfı

    Bunlar da şöyle deyip duruyorlar:

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Şimdi bunlar kalkıp şöyle diyeceklerdir:

    Şaban Britch

    Bunlar ise diyorlar ki:

    Şaban Piriş

    Bunlar ise diyorlar ki:

    Yaşar Nuri Öztürk

    Şimdi, şunlar tutmuş diyorlar ki:

  2. Duhân suresi, 35. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 35. ayet. إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ

    Diyanet İşleri

    (34-35) Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: "İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz."

    Mustafa İslamoğlu

    "(Ölüm) şu bizi bekleyen ilk (ve tek) ölümünüzdür ve biz asla bir daha hayata dönmeyeceğiz;

    Muhammed Esed

    "Bu (önümüzde bulunan,) bizim ilk (ve tek) ölümümüzdür ve hayata yeniden döndürülmeyeceğiz.

    Ahmed Hulusi

    "O ilk ölümümüzden ilerisi yok; biz ölüm sonrasında diriltilecek değiliz!"

    Ali Bulaç

    "(Bütün her şey) Bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; biz yeniden diriltilip kaldırılacak değiliz."

    Ali Özek ve heyeti

    İlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz.

    Ali Rıza Safa

    "Ancak bir kez ölürüz. Yeniden yaşama döndürülecek de değiliz!"

    Bayraktar Bayraklı

    - Bu yalanlayanlar, kesinlikle şöyle derler: "Ölüm, sadece bizim bir kere ölmemizdir. Biz tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru söylüyorsanız haydi, babalarımızı diriltip getiriniz."

    Edip Yüksel

    "Sadece bir kez ölürüz; dirilecek değiliz."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Sadece bir kez ölürüz; dirilecek değiliz.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "ilk ölümümüzden başka birşey yoktur. Biz yeniden diriltilecek değiliz.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ilk ölümümüzden ilerisi yok ve biz yeniden neşrolunacak değiliz

    Erhan Aktaş

    "Biz yalnızca öleceğiz. Tekrar diriltilecek değiliz."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Biz yalnızca öleceğiz. Tekrar diriltilecek değiliz."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Biz yalnızca öleceğiz. Tekrar diriltilecek değiliz."

    Gültekin Onan

    "(Bütün her şey) bizim yalnızca ilk ölümümüzdür; biz yeniden diriltilip kaldırılacak değiliz."

    Hasan Basri Çantay

    (34-35) Hakıykat, şunlar mutlakaa: "O (ölüm), derler, ilk ölümümüzden başka (bir şey) değildir. Biz yeniden diriltilib kaldırılacak değiliz".

    İbni Kesir

    O, ilk ölümümüzden başkası değildir. Ve biz, diriltilip kaldırılacaklar da değiliz.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Bir defa öldükten sonra başka bir şey yoktur. Biz, yeniden diriltilecek de değiliz."

    Süleyman Ateş

    "İlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    "Bizim ölmemiz sadece bir kere olacak, artık bir daha buralarda gezip dolaşmayacağız.

    Şaban Britch

    Bir defa öldükten sonra başka bir şey yoktur. Biz, yeniden diriltilecek de değiliz.

    Şaban Piriş

    -Bir defa öldükten sonra başka bir şey yoktur. Biz, yeniden diriltilecek de değiliz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "İlk ölümümüzden başkası yok! Biz diriltilecek filan değiliz!"

  3. Duhân suresi, 36. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 36. ayet. فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    Diyanet İşleri

    "Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin."

    Mustafa İslamoğlu

    ama eğer (bu) iddianızda ısrarlıysanız, haydi (geri) getirin atalarımızı!"

    Muhammed Esed

    O halde, eğer iddianızda haklı iseniz atalarımızı (şahit olarak) getirin!"

    Ahmed Hulusi

    "Eğer sözünüz doğruysa haydi atalarımızı getirin!"

    Ali Bulaç

    "Eğer doğru sözlüyseniz, şu halde atalarımızı getirin bakalım."

    Ali Özek ve heyeti

    Doğru söylüyorsanız, atalarımızı getirin.

    Ali Rıza Safa

    "Madem öyle, atalarımızı getirin; eğer doğruyu söylüyorsanız?"

    Bayraktar Bayraklı

    - Bu yalanlayanlar, kesinlikle şöyle derler: "Ölüm, sadece bizim bir kere ölmemizdir. Biz tekrar diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru söylüyorsanız haydi, babalarımızı diriltip getiriniz."

    Edip Yüksel

    "Doğru sözlüler iseniz, atalarımızı geri getirin."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Doğru sözlüler iseniz, atalarımızı geri getirin.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haydi getirin babalarımızı, doğru (söyleyen kimseler) iseniz."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haydi getirin babalarımızı doğru iseniz

    Erhan Aktaş

    "Eğer doğru söylüyorsanız haydi, ölmüş atalarımızı bize geri getirin."

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Eğer doğru söylüyorsanız haydi, ölmüş atalarımızı bize geri getirin."

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Eğer doğru söylüyorsanız haydi, ölmüş atalarımızı bize geri getirin."

    Gültekin Onan

    "Eğer doğru sözlüyseniz, şu halde atalarımızı getirin bakalım."

    Hasan Basri Çantay

    "Eğer (da'vaanızda) doğrucular iseniz şimdi atalarımızı (dirilterek) getirin".

    İbni Kesir

    Doğru sözlüler iseniz; bize babalarımıza getirsenize.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Eğer doğru söylüyorsanız, haydi atalarımızı getirin.

    Süleyman Ateş

    "Doğru söylüyorsanız, babalarımızı getirin."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Dedikleriniz doğruysa atalarımızı alıp getirin."

    Şaban Britch

    Doğru söyleyenler iseniz, haydi babalarımızı getirin.

    Şaban Piriş

    Doğru söyleyenler iseniz, haydi babalarımızı getirin.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Eğer doğru sözlülerseniz, atalarımızı geri getirin!"

  4. Duhân suresi, 37. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 37. ayet. أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ أَهْلَكْنَٰهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

    Diyanet İşleri

    Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helak ettik. Çünkü onlar suçlu kimselerdi.

    Mehmet Okuyan

    Bunlar mı daha hayırlı yoksa Tübba‘ kavmi dipnot 1 ve onlardan öncekiler mi? Onları yok etmiştik; şüphesiz ki onlar suçluydular.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      [Tübba‘] kelimesi, Yemen krallarının unvanıdır. [Kavmu tübba‘ın] ifadesi ise bu kralların yönetiminde yaşayan halk demektir. Çevredeki devletçikleri kendilerine bağladığı için bu adı aldıkları ifade edilmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Ne yani, onlar günaha gömülüp gittikleri için kendilerini helak ettiğimiz Tubba' kavminden ve onlardan öncekilerden daha mı değerliler?

    Muhammed Esed

    Yoksa onlar, (aynı) günahları işlediklerinden dolayı yok ettiğimiz Tubbe' halkından ve onlardan önce yaşamış olanlardan daha mı iyiydiler?

    Ahmed Hulusi

    Onlar mı daha hayırlı yoksa Tubba' (Yemen hükümdarına verilen ad) halkı ve onlardan (Tubba' halkından) öncekiler mi? Onları helak ettik! Muhakkak ki onlar suçlular (şirk ehli) idiler.

    Ali Bulaç

    Onlar mı hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları yıkıma uğrattık. Çünkü onlar, suçlu günahkardı.

    Ali Özek ve heyeti

    Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları yok ettik, çünkü onlar suçlu idiler.

    Ali Rıza Safa

    Onlar mı daha iyi; Tubba toplumu ve onlardan öncekiler mi? Suçlu oldukları için, onları yıkıma uğrattık.

    Bayraktar Bayraklı

    "Bunlar mı daha üstündür yoksa Tübba' kavmi ve onlardan öncekiler mi?" Hepsini helak ettik. Çünkü onlar suçlu toplumlardı.

    Edip Yüksel

    Onlar mı, yoksa Tubba' halkı ve onlardan öncekiler mi daha iyidir? Suçlu oldukları için onları yok etmiştik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlar mı, yoksa Tubba' halkı ve onlardan öncekiler mi daha iyidir? Suçlu oldukları için onları yok etmiştik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlar mı hayırlı, yoksa Tubba kavmi ve onlardan öncekiler mi? Onların hepsini helak ettik, çünkü suçlu idiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ya onlar mı hayırlı? Yoksa Tübbain kavmı ve onlardan evvelkiler mi? Hep onları helak ettik, çünkü mücrim idiler

    Gültekin Onan

    Onlar mı hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları yıkıma uğrattık. Çünkü onlar, suçlu günahkardı.

    Hasan Basri Çantay

    Bunlar mı hayırlı, yoksa Tübba kavmi ve onlardan evvelki (ümmet) ler mi? Biz onları bile helak etdik. Çünkü onlar da günahkardılar.

    İbni Kesir

    Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba kavmi ile onlardan evvel gelenler mi? Biz, onları helak ettik. Muhakkak ki onlar, mücrimler idiler.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar mı hayırlı; yoksa Tubba halkı ve onlardan öncekiler mi? Biz, onları helâk ettik. Çünkü onlar suçlu/günahkâr idiler.

    Süleyman Ateş

    Onlar mı hayırlı, yoksa Tubba' kavmi ve onlardan önce gelen (kavim)ler mi? Suç işledikleri için biz onların hepsini helak ettik.

    Süleymaniye Vakfı

    Şimdi bunlar mı daha iyidir yoksa Tübba' halkı dipnot 1 ve onlardan öncekiler mi? Hepsini helak ettik, çünkü onlar suçlu kimselerdi dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Tübba', eski Yemen krallarının unvanıdır (DİA, Tübba). Bu ayette ve Kaf 50/14'te Tübba' halkının, Allah'ın elçilerine karşı geldiği için helak edildiği bildirilmiş ve böylece Mekke müşrikleri uyarılmıştır.
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunlar mı daha iyidir, yoksa Tübba dipnot 1 halkı mı; ya da onlardan önce gelenler mi? Günaha daldıkları için onları da etkisizleştirdik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      ...

    Şaban Britch

    Onlar mı hayırlı; yoksa Tubba halkı ve onlardan öncekiler mi? Biz, onları helak ettik. Çünkü suçlu idiler.

    Şaban Piriş

    Onlar mı hayırlı; yoksa Tubba halkı ve onlardan öncekiler mi? Biz, onları helak ettik. Çünkü suçlu idiler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar mı hayırlı yoksa Tübba' halkıyla onlardan önce gelenler mi? Onları helak ettik; çünkü onlar, suç işlemiş insanlardı.

  5. Duhân suresi, 38. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 38. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ

    Diyanet İşleri

    Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.

    Mehmet Okuyan

    Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri oyuncular olarak yaratmadık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet şöyle de tercüme edilebilir: "Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri oyun (ve eğlence) olsun diye yaratmadık." Benzer mesajlar: Al-i İmrân 3:191; Enbiyâ 21:16; Sâd 38:27.

    Mustafa İslamoğlu

    Bakın Biz gökleri, yeri ve bu ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık;

    Muhammed Esed

    İşte (böyle:) Biz gökleri ve yeri ve ikisi arasında bulunan her şeyi sırf bir oyun olsun diye yaratmadık.

    Ahmed Hulusi

    Semaları, arzı ve ikisi arasında olanları oyun olsun diye halk etmedik. . .

    Ali Bulaç

    Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye yaratmadık.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.

    Ali Rıza Safa

    Gökleri, yeryüzünü ve ikisi arasındakileri oyun için yaratmadık.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.

    Edip Yüksel

    Biz, gökler, yer ve aralarındakileri oyun ve eğlence için yaratmadık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz, gökler, yer ve aralarındakileri oyun eğlence için yaratmadık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz gökleri, yeri ve aralarındakileri oyunculukla yaratmadık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve biz o Göklerle Yeri ve aralarındakileri oyunculukla yaratmadık

    Erhan Aktaş

    Biz; gökleri, yeryüzünü ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Biz; gökleri, yeryüzünü ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Biz; gökleri, yeryüzünü ve ikisinin arasında bulunanları oyun olsun diye yaratmadık.

    Gültekin Onan

    Biz, gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye yaratmadık.

    Hasan Basri Çantay

    Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan şeyleri oyuncular olarak yaratmadık.

    İbni Kesir

    Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun ve oyalanma olsun diye yaratmadık.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

    Süleyman Ateş

    Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları eğlenmek için yaratmadık!

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gökleri, yeri ve aralarında olanları, boşuna dipnot 1 yaratmadık.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Boşuna diye anlam verdiğimiz kelime لَاعِبِينَ/laibin'dir. Kökü olan لَعِباً ولَعْب/la'b ve laib, doğru bir hedefi olmadan yapılan iştir. (Müfredat)

    Şaban Britch

    Biz gökleri, yeri ve arasındakileri oyuncular olarak yaratmadık.

    Şaban Piriş

    Biz gökleri, yeri ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri eğlenmek için yaratmadık.

  6. Duhân suresi, 39. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 39. ayet. مَا خَلَقْنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    Diyanet İşleri

    Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.

    Mustafa İslamoğlu

    lakin bunları, bir başka değil sadece gerçek bir amaç uğruna yarattık; ne var ki onların çoğu bunu kavramıyor.

    Muhammed Esed

    Bunların hiç birini (deruni bir) hakikatten yoksun yaratmış değiliz ama çoğu bunu anlamaz.

    Ahmed Hulusi

    Biz onları yalnızca Hak (Esma özelliklerimizin açığa çıkışı) olarak yarattık! Ne var ki onların çoğunluğu (bu hakikati) bilmezler.

    Ali Bulaç

    Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.

    Ali Özek ve heyeti

    Her ikisini de ancak hak ile yarattık; fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Ali Rıza Safa

    Yalnızca, gerçek olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmez.

    Bayraktar Bayraklı

    Biz onları, gerçek bir amaç için yarattık. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

    Edip Yüksel

    Biz onları ancak belli bir amaca göre yarattık. Ne var ki onların çoğu bilmezler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Biz onları ancak belli bir amaca göre yarattık. Ne var ki onların çoğu bilmezler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ikisini de ancak hak ve hikmetle yarattık. Fakat pek çokları bilmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İkisini de ancak hak sebebiyle yarattık ve lakin pek çokları bilmezler

    Erhan Aktaş

    İkisini de yalnızca Hakk dipnot 1 olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce bir amacı gerçekleştirmek için yarattık. Zira ahiret hayatını yok saymak, bu denli mükemmel bir varlık olan insanın, varlığını önemsiz ve amaçsız olarak görmekten başka bir anlama gelmez. Hayatı anlamlı ve amaçlı kılan şey, onun bir sınav alanı olmasıdır. Eğer ölümden sonra diriliş olmasaydı, bu yaratma, boş ve anlamsız olurdu. Yani yalnızca bir oyun olurdu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu gerçeği idrak etmiyorlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İkisini de yalnızca hakk dipnot 1 olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce bir amacı gerçekleştirmek için yarattık. Zira Ahiret hayatını yok saymak, bu denli mükemmel bir varlık olan insanın, varlığını önemsiz ve amaçsız olarak görmekten başka bir anlama gelmez. Hayatı anlamlı ve amaçlı kılan şey, onun bir sınav alanı olmasıdır. Eğer ölümden sonra diriliş olmasaydı, bu yaratma, boş ve anlamsız olurdu. Yani yalnızca bir oyun olurdu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu gerçeği idrak etmiyorlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İkisini de yalnızca hakk dipnot 1 olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce bir amacı gerçekleştirmek için yarattık. Zira Ahiret hayatını yok saymak, bu denli mükemmel bir varlık olan insanın, varlığını önemsiz ve amaçsız olarak görmekten başka bir anlama gelmez. Hayatı anlamlı ve amaçlı kılan şey, onun bir sınav alanı olmasıdır. Eğer ölümden sonra diriliş olmasaydı, bu yaratma, boş ve anlamsız olurdu. Yani yalnızca bir oyun olurdu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Bu gerçeği idrak etmiyorlar.

    Gültekin Onan

    Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.

    Hasan Basri Çantay

    Biz bunları hakkın ikaamesine sebeb olmakdan başka (bir hikmetle) yaratmadık. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.

    İbni Kesir

    Biz; onları, ancak hak ile yarattık. Ne var ki onların çoğu, bilmezler.

    Mehmet Alagaş

    (17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onları ancak hak ile yarattık. Fakat onların çoğu bilmez.

    Süleyman Ateş

    Onları sadece gerçek bir sebeple, (hikmetli bir gaye ile) yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    Süleymaniye Vakfı

    Onları sadece o gerçek için (sizleri imtihan için dipnot 1 ) yarattık; ama insanların çoğu bunu bilmez dipnot 2 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki varlıkları, insanları ve cinleri zorlu bir imtihandan geçirmek için yaratmıştır. Bunu Hud Suresinin 7. ayetinde açıklamış, diğer ayetlerde de "(بِالْحَقِّ) o gerçek için" ifadesiyle buna işarette bulunmuştur (En'am 6/73, Hud 11/7, İbrahim 14/19, Hicr 15/85, Nahl 16/3, Ankebut 29/44, Rum 30/8, Zümer 39/5, Casiye 45/22, Ahkaf 46/3, Tegabun 64/3).
    2. metne dön, dipnot 2

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Biz bütün bunları ciddi bir kararla yarattık ama onların çoğu bunu bilmezler.

    Şaban Britch

    Onları ancak hak ile yarattık. Fakat, onların çoğu bilmez.

    Şaban Piriş

    Onları ancak hak ile yarattık. Fakat, onların çoğu bilmez.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İkisini de, sadece gerçeği göstermek üzere yarattık. Ama onların çokları bilmiyorlar.

  7. Duhân suresi, 40. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 40. ayet. إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ مِيقَٰتُهُمْ أَجْمَعِينَ

    Diyanet İşleri

    Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.

    Mehmet Okuyan

    Şüphesiz ki ayrılma (mahşer) günü, hepsinin bir arada buluşacağı (gündür).

    Mustafa İslamoğlu

    Unutmayın ki, hepsinin buluşma zamanı (iyi ile kötünün) birbirinden ayrıldığı gündür.

    Muhammed Esed

    Gerçek şu ki, (doğru ile yanlış arasında) Karar Günü, onların tümü için belirlenmiş olan bir gündür.

    Ahmed Hulusi

    Belirlenmiş ayırt etme sürecinde onların hepsi bir araya gelecektir.

    Ali Bulaç

    Şüphesiz o (hakkı batıldan, haklıyı haksızdan) ayırma günü, hepsinin (hesaba çekilecekleri) vakitleridir.

    Ali Özek ve heyeti

    Şüphesiz (hakkı bâtıldan ayıran) hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı gündür.

    Ali Rıza Safa

    Aslında, Ayrım Günü, tümünün buluşma zamanıdır.

    Bayraktar Bayraklı

    Haklıyı haksızdan ayırma günü, onların hepsinin toplanma günüdür.

    Edip Yüksel

    Hepsi Karar Günü topluca buluşacaklardır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Hepsi Karar Günü topluca buluşacaklardır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Haberiniz olsun ki, o ayırım günü hepinizin belirlenmiş vaktidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Haberiniz olsun ki o fasıl günü hepinizin mikatıdır

    Erhan Aktaş

    Ayrışma Günü, dipnot 1 onların hepsinin kararlaştırılmış bir araya gelme zamanıdır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cennet ve Cehennemliklerin birbirlerinden ayrılacakları gün.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ayrışma Günü dipnot 1 , onların hepsinin kararlaştırılmış bir araya gelme zamanıdır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cennet ve Cehennemliklerin birbirlerinden ayrılacakları gün.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ayrışma Günü dipnot 1 , onların hepsinin kararlaştırılmış bir araya gelme zamanıdır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cennet ve Cehennem'liklerin birbirlerinden ayrılacakları gün.

    Gültekin Onan

    Şüphesiz o (hakkı batıldan, haklıyı haksızdan) ayırma günü, hepsinin (hesaba çekilecekleri) vakitleridir.

    Hasan Basri Çantay

    Şübhe yok ki o ayırd etme günü onların, topunun (va'd ve ta'yin edilmiş) yakıtlarıdır.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki ayırdetme günü, hepsinin bir arada bulunacağı vakittir.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Muhakkak ki hüküm/ayırt etme günü onların hepsi için tayin edilmiş bir vakittir.

    Süleyman Ateş

    (Hakkın batıldan ayrılacağı) Hüküm günü, hepsinin varacağı gündür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İyi ile kötünün ayırt dipnot 1 edileceği gün, onların tamamının toplanacağı gündür.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu mezardan kalkış (kıyamet) günü ve hesap verme günüdür. Bkz Saffat 37/20-21, Mürselat 77/8-15, Nebe 78/17-18

    Şaban Britch

    Hüküm günü, onların hepsine söz verilen vakittir.

    Şaban Piriş

    Hüküm günü, onların hepsine söz verilen vakittir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Hiç kuşkusuz, ayrım günü, hepsinin buluşma zamanıdır/buluşma yeridir.

  8. Duhân suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 41. ayet. يَوْمَ لَا يُغْنِى مَوْلًى عَن مَّوْلًى شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    Diyanet İşleri

    O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.

    Mustafa İslamoğlu

    O gün ne bir dostun diğer bir dosta yararı dokunacak, ne de kendilerine yardım ulaşacak;

    Muhammed Esed

    ki o Gün hiç kimsenin arkadaşına bir hayrı dokunmayacak ve hiç kimse bir yardım görmeyecektir,

    Ahmed Hulusi

    Dostun dostundan bir şey uzaklaştıramadığı süreçtir o! Onlara yardım da olunmaz. . .

    Ali Bulaç

    O gün, bir dost dosttan herhangi bir şeyle yarar sağlayamaz. Ve onlara yardım edilmez.

    Ali Özek ve heyeti

    O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, kendilerine yardım da edilmez.

    Ali Rıza Safa

    O gün, dostun dosta hiçbir yararı olmaz; onlara yardım da edilmez.

    Bayraktar Bayraklı

    O gün, hiçbir dostun dostuna bir faydası olmayacak ve yardım da görmeyeceklerdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    O gün dost, dostunu hiç bir şeyden koruyamaz ve yardım da görmezler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O gün yarın yara, dostun dosta hiçbir faydası olmaz ve bir taraftan yardım da görmezler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O gün ki yar yardan bir şey def'edemez ve bir taraftan yardım da olunmazlar

    Erhan Aktaş

    O Gün, hiçbir yakının, yakınına bir yararı olmaz. dipnot 1 Onlar, yardım da olunmazlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebiler de dahil kimsenin kimseye bir yararı olmayacaktır. Yakın akrabaların bile olmadıktan sonra kimin olabilir ki? Anne, baba, kardeş, akraba fark etmez: Ayette, "mevlen" kelimesinin kullanılmış olması bu anlamı çağrıştırmaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    O gün, hiçbir yakının, yakınına bir yararı olmaz. dipnot 1 Onlar, yardım da olunmazlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebiler de dahil kimsenin kimseye bir yararı olmayacaktır. Yakın akrabaların bile olmadıktan sonra kimin olabilir ki? Anne, baba, kardeş, akraba fark etmez: Ayette, "mevlen" sözcüğünün kullanılmış olması bu anlamı çağrıştırmaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    O gün, hiçbir yakının, yakınına bir yararı olmaz. dipnot 1 Onlar, yardım da olunmazlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Nebiler de dahil kimsenin kimseye bir yararı olmayacaktır. Yakın akrabaların bile olmadıktan sonra kimin olabilir ki? Anne, baba, kardeş, akraba fark etmez: Ayette, "mevlen" sözcüğünün kullanılmış olması bu anlamı çağrıştırmaktadır.

    Gültekin Onan

    O gün, bir dost dosttan herhangi bir şeyle yarar sağlayamaz. Ve onlara yardım edilmez.

    Hasan Basri Çantay

    O gün yar bile yarine, hiçbir şeyle, faide vermez. Onlara (başka suretle) yardım da edilmez.

    İbni Kesir

    O gün; dostun dosta hiç bir yardımı olmaz, yardım da görmezler.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O gün, dostun dosta hiçbir şekilde faydası olmaz. Onlara yardım da olunmaz.

    Süleyman Ateş

    O gün dost, dostundan bir şey savamaz. Ve onlara yardım da edilmez.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    O gün dostun dosta faydası olmayacak; kimse kimseden yardım görmeyecektir.

    Şaban Britch

    O gün, dostun dosta hiçbir şekilde faydası olmaz. Onlara yardım da olunmaz.

    Şaban Piriş

    O gün, dostun dosta hiçbir şekilde faydası olmaz. Onlara yardım da olunmaz.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bir gündür ki o, dostun dosta yararı olmaz. Onlara yardım da edilmez.

  9. Duhân suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 42. ayet. إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    Diyanet İşleri

    Yalnız, Allah'ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.

    Mehmet Okuyan

    Ancak Allah'ın merhamet ettiği kişiler böyle değildir. Şüphesiz ki O güçlüdür, çok merhametlidir.

    Mustafa İslamoğlu

    Allah'ın rahmet ettiği kimseler müstesna: zira yalnızca O'dur her işinde mükemmel olan, sonsuz merhamet sahibi O'dur.

    Muhammed Esed

    Allah'ın rahmetini ve şefkatini bağışladığı kimseler hariç. Yalnız O, kudret sahibidir, rahmet kaynağıdır.

    Ahmed Hulusi

    Allah'ın rahmet ettikleri müstesna. . . Muhakkak ki O, "HU"; Aziyz'dir, Rahıym'dir.

    Ali Bulaç

    Ancak Allah'ın rahmet ettiği başka. Şüphesiz O, üstün ve güçlü olandır, esirgeyendir.

    Ali Özek ve heyeti

    Ancak Allah'ın merhamet ettiği kimseler böyle değildir. Şüphesiz O, üstündür, merhametlidir.

    Ali Rıza Safa

    Allah'ın merhamet ettiği kimse başkadır. Kuşkusuz, O, Üstündür; Merhametlidir.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın acıdıkları hariç,çünkü O'nun her şeye gücü yeter; çok merhametlidir.

    Edip Yüksel

    Yalnız ALLAH'ın merhamet ettikleri hariç. O Üstündür, Rahimdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Yalnız ALLAH'ın merhamet ettikleri hariç. O Üstündür, Rahimdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ancak Allah'ın rahmetiyle yarlığadığı (merhamet ettiği) başka. Çünkü O, öyle güçlü, öyle merhametlidir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ancak Allahın rahmetiyle yarlıgadığı başka, çünkü o öyle aziz öyle rahimdir

    Erhan Aktaş

    Ancak Allah'ın rahmet ettiği kimseler hariç. Kuşkusuz O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ancak Allah'ın rahmet ettiği kimseler hariç. Kuşkusuz O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ancak Allah'ın rahmet ettiği kimseler hariç. Kuşkusuz O, Mutlak Üstün Olan'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.

    Gültekin Onan

    Ancak Tanrı'nın rahmet ettiği başka. Şüphesiz O, üstün ve güçlü olandır, esirgeyendir.

    Hasan Basri Çantay

    Allahın esirgediği kimseler böyle değil. Çünkü O, bizzat kafirlerden intikaam almıya hakkıyle kaadir, (mü'minleri) çok esirgeyicidir.

    İbni Kesir

    Ancak Allah'ın merhamet ettiği müstesna. Muhakkak ki O; Aziz, Rahim olanın kendisidir.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Allah’ın rahmet ettikleri müstesnâ. Şüphesiz ki o Azîzdir, Rahîmdir.

    Süleyman Ateş

    Ancak Allah'ın acıdığı kimseler (kurtulur). Şüphesiz O, üstündür esirgeyendir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ama Allah'ın ikram edeceği kişiler olacaktır. O üstündür, ikramı boldur.

    Şaban Britch

    Allah’ın merhamet ettikleri dışında. Çünkü O, çok güçlüdür, çok merhametlidir.

    Şaban Piriş

    Allah'ın merhamet ettikleri dışında. Çünkü O, çok güçlü ve merhametlidir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Allah'ın rahmet ettiği kimse müstesna. Allah Aziz'dir, Rahim'dir.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.