Duhân suresi · 51–59. ayetler

Sakınanların güvenli yeri; Kur'an'ın kolaylaştırılması

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Duhân suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 51. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍ

    Diyanet İşleri

    Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.

    Mehmet Okuyan

    (51, 52) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) ise güvenilir bir makamda, bahçelerde ve (su) kaynaklarında (olacaklar).

    Mustafa İslamoğlu

    Öte yandan Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar güvenli bir konumda bulunacaklar:

    Muhammed Esed

    (Buna karşılık,) Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanlar, kendilerini emniyet içinde bulacaklardır,

    Ahmed Hulusi

    Muhakkak ki korunmuş olanlar, güvenliktedirler.

    Ali Bulaç

    Muttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdadırlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar.

    Ali Rıza Safa

    Sorumluluk bilinci taşıyanlar, kesinlikle güvenilir konumlardadır.

    Bayraktar Bayraklı

    Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.

    Edip Yüksel

    Erdemli olanlar ise güvenlikli bir makamdadırlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Erdemli olanlar ise güvenlikli bir makamdadırlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kötülükten sakınanlar (müttakiler) elbette emin bir makamdadırlar;

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Elbette müttekiler emin bir makamda

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz takva sahipleri güvenli bir yerde olacaklar;

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kuşkusuz takva sahipleri güvenli bir yerde olacaklar;

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kuşkusuz takva sahipleri güvenli bir yerde olacaklar;

    Gültekin Onan

    Muttakilere gelince; muhakkak onlar güvenli (emiyn) bir makamdadırlar.

    Hasan Basri Çantay

    Müttakıylerse hakıykaten emin bir makamda,

    İbni Kesir

    Müttakiler ise; muhakkak ki emin bir makamdadırlar.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Takva sahibi olanlar ise, onlar güvenli bir makamdadırlar.

    Süleyman Ateş

    Korunanlar ise güvenli bir makamdadır.

    Süleymaniye Vakfı

    Müttakiler /yanlış yapmaktan sakınanlar, şüphesiz güvenli yerlerde,

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kendilerini bozmamış olanlar dipnot 1 ise güvenli yerlerde;

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mütteki (Takva sahipleri): Allah'tan çekinerek kendini koruyan, kendini(fıtratını) bozmayanlar. Bakınız Bakara 2/2.

    Şaban Britch

    Takva sahipleri ise, onlar güvenli bir makamdadırlar.

    Şaban Piriş

    Kendilerini günahlardan koruyanlar ise, onlar güvenli bir makamdadırlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Korunup sakınanlar, güvenli bir makamdadır;

  2. Duhân suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 52. ayet. فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    Diyanet İşleri

    Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

    Mehmet Okuyan

    (51, 52) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) ise güvenilir bir makamda, bahçelerde ve (su) kaynaklarında (olacaklar).

    Mustafa İslamoğlu

    cennetlerde ve pınar başlarında...

    Muhammed Esed

    bahçeler ve pınarlar arasında,

    Ahmed Hulusi

    Cennetlerde ve gözelerdedirler!

    Ali Bulaç

    Cennetlerde ve pınarlarda,

    Ali Özek ve heyeti

    Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

    Ali Rıza Safa

    Cennetlerde, pınar başlarında.

    Bayraktar Bayraklı

    Bahçelerde ve pınarların başlarında.

    Edip Yüksel

    Bahçeler ve pınarlar içerisinde.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bahçeler ve pınarlar içerisinde.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    cennetlerde, pınar başlarında,

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Cennetlerde pınar başlarında

    Erhan Aktaş

    Bahçelerde ve pınar başlarında.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bahçelerde ve pınar başlarında.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bahçelerde ve pınar başlarında.

    Gültekin Onan

    Cennetlerde ve pınarlarda,

    Hasan Basri Çantay

    cennetlerde, pınar (baş) lar (ın) dadır.

    İbni Kesir

    Bahçelerde ve pınar başlarında.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Cennetlerde ve pınarlardadırlar.

    Süleyman Ateş

    Bahçelerde ve çeşme başlarında.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bahçelerde, pınar başlarında olacaklar.

    Şaban Britch

    Cennet'lerde ve pınarlarda...

    Şaban Piriş

    Cennetlerde ve pınarlarda...

    Yaşar Nuri Öztürk

    Bahçelerde, pınar başlarında.

  3. Duhân suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 53. ayet. يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَقَٰبِلِينَ

    Diyanet İşleri

    İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.

    Mehmet Okuyan

    Karşılıklı oturarak ince ipek ve parlak atlastan giyinecekler.

    Mustafa İslamoğlu

    Tarifsiz güzellikte sonsuz özgürlük libası ve altın sırmalı kaftanlar giyip göz göze bakışacaklar.

    Muhammed Esed

    ipek ve altından giysiler içinde birbirlerine (sevgiyle) yaklaşarak.

    Ahmed Hulusi

    Karşılıklı olarak ince ipekten ve parlak atlastan giyerler.

    Ali Bulaç

    Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).

    Ali Özek ve heyeti

    İnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıklı otururlar.

    Ali Rıza Safa

    İnce ipekten ve işlenmiş atlastan giysiler giyinirler; karşılıklı.

    Bayraktar Bayraklı

    İnce ve kalın ipekten elbiseler giyerek karşılıklı otururlar.

    Edip Yüksel

    İpek ve atlastan giysiler içinde karşılıklı otururlar.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    İpek ve atlastan giysiler içinde karşılıklı otururlar.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ince ve kalın ipekten elbiseler giyerek karşı karşıya (otururlar).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Sündüs ve istebraktan elbiseler giyerek karşı karşıya

    Erhan Aktaş

    İpekten ve atlastan elbiseler giyerler, karşılıklı otururlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İpekten ve atlastan elbiseler giyerler, karşılıklı otururlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İpekten ve atlastan elbiseler giyerler, karşılıklı otururlar.

    Gültekin Onan

    Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).

    Hasan Basri Çantay

    İnce, nazik ve kalın (altın işlemeli) ipeklerden, atlaslardan giyecekler, karşı karşıya (gelerek mahabbet edecekler) dir.

    İbni Kesir

    İnce ipekten ve parlak atlastan giyerler, karşılıklı otururlar.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek karşılıklı otururlar.

    Süleyman Ateş

    İnce ipekten ve parlak atlastan giysiler giyerek karşılıklı otururlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İpek sırmalı kumaşlara bürünecek, karşı karşıya oturacaklar.

    Şaban Britch

    Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek, karşılıklı otururlar.

    Şaban Piriş

    Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek, karşılıklı otururlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İnce ipekten, parlak atlastan giymiş olarak, karşılıklı oturmaktadırlar.

  4. Duhân suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 54. ayet. كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍ

    Diyanet İşleri

    İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

    Mehmet Okuyan

    İşte böyle! Biz onları, (güzel) gözlü hurilerle dipnot 1 (de) eşleştirmiş (olacağ)ız. dipnot 2

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Çeşitli ayetlerde geçen [hûr] kelimesi, [ahver] veya [havrâ] kelimelerinin çoğuludur ve cennet eşleri için kullanılmaktadır. Gözünün akı çok beyaz, siyahı da çok siyah olanlar veya kalpleri, nefisleri ve gözleri güzel olanlara denilir. İlgili ayetlerde geçen bu kelimenin cinsiyet ve cinsellik içermesi söz konusu değildir. Çünkü kadın-erkek bütün cennetliklere cennet arkadaşı olarak ikram edilecektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Benzer mesaj: Sâffât 37:48; Sâd 38:52; Tûr 52:20; Rahmân 55:56, 72; Vâkı‘a 56:22.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte böyle olacak. Ve Biz onları sıradışı güzellikte bir bakış, pırıl pırıl (bir kalp) taşıyan eşlerle birleştireceğiz.

    Muhammed Esed

    İşte böyle olacak. Ve Biz onları güzel gözlü saf ve temiz eşler ile birleştireceğiz.

    Ahmed Hulusi

    İşte böyle. . . Onları (Esma kuvvesi olarak açığa çıkan şuur varlık insanı) Hur-i Iyn olanlar (üstün ve net görüş {FUAD} özelliklerine sahip bedenler) ile eşleştirdik!

    Ali Bulaç

    İşte böyle; ve biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

    Ali Özek ve heyeti

    İşte böyle. Bunun yanısıra biz onları, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.

    Ali Rıza Safa

    İşte böyle. Güzel gözlü eşlerle de onları birleştiririz.

    Bayraktar Bayraklı

    Aynı şekilde onlara çok güzel eşler veririz.

    Edip Yüksel

    Bu böyledir; onlara güzel eşler vermişizdir.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bu böyledir; onlara güzel eşler vermişizdir.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Evet böyle (olacak); hem onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Evet böyle, hem onları iri gözlü hurilerle tezvic de etmişizdir

    Erhan Aktaş

    İşte böyle. Ve onları güzel gözlü hurilerle dipnot 1 eşleştirdik.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Parlak iri siyah gözlü eşler. Bu eşleştirme, erkek için de kadın için de geçerli bir eşleştirmedir. "Hurun iynun;" ayet, bu iki kelimeden oluşmaktadır. "Hur," parlak siyah göz demektir. "İynun," ise karası fazla büyük gözlü demektir. Dolayısı ile ayet, "parlak, iri, siyah gözlü" anlamına gelmektedir "İsrailiyyat kaynaklı, sapkın erkeksi algı," ayette yer alan "Hur" kelimesine "dişil" anlam yükleyerek; ayeti, "ceylan gözlü dilberler", "ahu gözlü kadınlar", "huriler" şeklinde anlam vermektedir. Oysaki "Hur" eril ve dişil formun çoğuludur. "Hur" kelimesinin tekil formu, erkek için "ahver", dişi için "havra" dır. Kur'an'da, kelimenin çoğul formu olan "Hur" kelimesi, cinsiyet olarak ne erkek ne de kadın anlamı taşımaktadır. "Hur" kelimesi, her iki cinsi de içine alan ortak bir anlama sahiptir. Yani hem erkeğin hem de kadının gözünü ifade etmektedir. Keza "iyn" kelimesi de hem eril "a'yun" kelimesinin hem de dişil "ayna" kelimesinin çoğuludur. Ayrıca bu kelimelerle ifade edilmek istenen şey "güzelliktir. Bu kelimelerin, tefsir ve çeviri külliyatında, Cennette erkeklere sunulacak, ikram edilecek dişi varlıklar olarak tanımlanmış olması büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgı, İslam'ın ahiret inancına sürülmüş büyük bir lekedir. Ödüllendirmede ve cezalandırmada cinsiyet ayırımcılığı yapmak, Kur'an'a atılmış büyük bir iftiradır. Bu cinsiyet ayırımcısı sapkın anlayışın durumunu, "namus" dendiğinde akıllarına yalnızca "kadının" gelmesi çok iyi tanımlamaktadır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte böyle. Ve onları güzel gözlü hurilerle dipnot 1 eşleştirdik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Parlak iri siyah gözlü eşler. Bu eşleştirme, erkek için de kadın için de geçerli bir eşleştirmedir. "Hurun ıynun;" ayet, bu iki sözcükten oluşmaktadır. "Hur, " parlak siyah göz demektir. "Iynun" karası fazla büyük gözlü demektir. Dolayısı ile ayet, "parlak, iri, siyah gözlü" anlamına gelmektedir "İsrailiyyat kaynaklı, sapkın erkeksi algı, " ayette yer alan "hur" sözcüğüne "dişil" anlam yükleyerek; ayeti, "ceylan gözlü dilberler", "ahu gözlü kadınlar", "huriler" şeklinde anlamlandırmaktadır. Oysaki "hur" eril ve dişil formun çoğuludur. "Hur" sözcüğünün tekil formu, erkek için "ahver", dişi için "havra" dır. Kur'an'da, sözcüğün çoğul formu olan "hur" sözcüğü, cinsiyet olarak ne erkek ne de kadın anlamı taşımaktadır. "Hur" sözcüğü, her iki cinsi de içine alan ortak bir anlama sahiptir. Yani hem erkeğin hem de kadının gözünü ifade etmektedir. Keza "ıyn" sözcüğü de, hem eril "a'yun" sözcüğünün hem de dişil "ayna" sözcüğünün çoğuludur. Ayrıca bu sözcüklerle ifade edilmek istenen şey "güzelliktir. Bu sözcüklerin, tefsir ve çeviri külliyatında, cennette erkeklere sunulacak, ikram edilecek dişi varlıklar olarak tanımlanmış olması büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgı, İslam'ın ahiret inancına sürülmüş büyük bir lekedir. Ödüllendirmede ve cezalandırmada cinsiyet ayırımcılığı yapmak, Kur'an'a atılmış büyük bir iftiradır. Bu cinsiyet ayırımcısı sapkın anlayışın durumunu, "namus" dendiğinde akıllarına yalnızca "kadının" gelmesi çok iyi tanımlamaktadır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte böyle. Ve onları güzel gözlü hurilerle dipnot 1 eşleştirdik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu eşleştirme, erkek ve kadın için geçerli bir eşleştirmedir. Güzel bakışlı eşler anlamına gelmektedir. "Hur" sözcüğünün; Türkçeleşmiş şekliyle "huri" sözcüğünün kökü "H-V-R" olup, "beyazlık, parlaklık" anlamına gelmektedir. Bu beyazlık, masumiyeti, saflığı, tertemiz olmayı, sevgiyi ifade etmektedir. Kur'an'da dört yerde geçen "hur" sözcüğü, üç yerde "iyn" sıfatıyla birlikte kullanılmaktadır. "Hur" sözcüğünün tekil formu, erkek için "ahver", dişi için "havra" dır. Yani, "hur" eril ve dişil formun çoğuludur. Kur'an'da, sözcüğün çoğul formu olan "hur" sözcüğü, cinsiyet olarak ne erkek ne de kadın anlamı taşımaktadır. "Hur" sözcüğü, her iki cinsi de içine alan ortak bir anlama sahiptir. Bu sözcüğün, tefsir ve çeviri külliyatında, Cennet'te erkeklere sunulacak, ikram edilecek eşler (dişi varlıklar) olarak tanımlanmış olması, vahye dair yaşanan önemli yanılgılardan biridir. Ödüllendirmede ve cezalandırmada cinsiyet ayırımcılığı yapmak, Kur'an'a atılmış büyük bir iftiradır.

    Gültekin Onan

    İşte böyle; ve biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

    Hasan Basri Çantay

    İşte (emir) böyledir. Onlara bembeyaz, şahin gözlü hurileri eş yapdık.

    İbni Kesir

    İşte böyle. Onları iri siyah gözlülerle evlendiririz.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İşte böyle! Onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

    Süleyman Ateş

    Ayrıca onları, iri gözlü hurilerle de evlendirmişizdir.

    Süleymaniye Vakfı

    İşte böyle… Ceylan gözlü hurileri de yanlarına (hizmetçi olarak) veririz dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Cennete giden müminlere kadın ve erkek hizmetçiler verilecektir. Kadın hizmetçilere huri, erkek hizmetçilere "vildan" denir. Vücutları, kabuğunda saklı inciler gibi örtülü olan, gözlerini, hizmet ettikleri kişilerin üzerinden ayırmayan huriler (Saffat 37/48-49, Rahman 55/56, 72; Vakıa 56/22-23) yüksek seviyede hizmet veren, birbirleriyle aynı yaşta dişi varlıklar olacaktır (Nebe 78/33). Hurilerle ilgili olarak bu ayette ve Tur 52/20'de geçen "(وَزَوَّجْنَاهُم بِحُورٍعِينٍ) Onlara, iri siyah gözlü hurileri zevc yapmış oluruz." ifadesinden dolayı hurilerin, cennete giden erkeklere odalık olarak verileceği iddia edilir ama bu iddia yanlıştır. Arapçada aynı görüş etrafında birleşenlerden her birine zevc (Vakıa 56/7) dendiği gibi aynı cinsten canlıların erkeğine, dişisine, bir çift ayakkabıdan her birine, nitelikleri birbirine yakın veya zıt olan iki şeyden her birine zevc denir. Fasih Arapçada "zevce" kelimesi yoktur. Zevc ile aynı kökten olan (زوج) "zevvece" fiili, tek mef'ul /nesne alırsa "bir şeyi çift yapma" (Şura 42/49-50), iki nesne alır da ikinci nesne, fiile doğrudan bağlanırsa "evlendirme" anlamına gelir (Ahzab 33/37). Ama ikinci nesne fiile, harf-i cer ile bağlanırsa onun çok yakına alınması anlamını ifade eder. Bu sebeple ayetlerde geçen "Onlara, iri siyah gözlü hurileri zevc yapmış oluruz." ifadesinin tek anlamı, hurilerin yakın hizmetçiler yapılacağıdır (Müfredat). Zaten huri kelimesi, bir şeyden uzaklaşıp tekrar o şeye dönme anlamındaki "havr (حَوْر)" kökünden türemiştir (Lisan'ul-Arab). Bu da onların, hizmet ettikleri kişilere yakın konumda olacaklarını (Sad 38/52), kendilerinden istenen şeyleri, çevrelerinde dolaşan erkek hizmetçilerden (vildandan) alıp getireceklerini gösterir. Erkek hizmetçiler de kaynağından doldurulmuş testiler, ibrikler, kadehler, çeşit çeşit meyveler, etler, kuş etleri ve zencefil katkılı sularla çevrelerinde, saçılmış inciler gibi dolaşacaklardır (Vakıa 56/17-21; İnsan 76/15-19).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    İşte böyle olacak. Onlara, iri siyah gözlü kadınları(hurileri) hizmetçi olarak dipnot 1 vereceğiz.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kur'an'da eşleştirmek fiilinin iki türlü kullanımı vardır. Birincisi evlendirmek anlamına gelen (زَوَّجْنَاكَهَا لِكَیْ) zevvecna keha like(Bkz: Ahzab 33/37) ve ikincisi yanına, hizmetine vermek anlamına gelen (وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ) zevvecnahum bi (bu ayet) kalıbıdır.

    Şaban Britch

    İşte böyle! Onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

    Şaban Piriş

    İşte böyle, onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte böyle! Onları iri gözlü hurilerle de eşleştirmişizdir.

  5. Duhân suresi, 55. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 55. ayet. يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ

    Diyanet İşleri

    Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.

    Mustafa İslamoğlu

    Orada canlarının arzu erttiği her türlü lezzeti güven içinde isteyip tadacaklar.

    Muhammed Esed

    Orada, (cennette,) güven içinde, (geçmiş fiillerinin) bütün meyvelerini (meşru şekilde) isteyip tadabilecekler;

    Ahmed Hulusi

    Onda, güvenli ortamdakiler olarak her çeşit meyveyi (marifetlerini açığa çıkarmayı) isterler.

    Ali Bulaç

    Orada, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar;

    Ali Özek ve heyeti

    Orada, güven içinde (canlarının çektiği) her meyveyi isterler.

    Ali Rıza Safa

    Güven içindedirler; her meyveyi isterler.

    Bayraktar Bayraklı

    Orada güven içinde her türlü meyveden isterler.

    Edip Yüksel

    Tam bir güvenlik içinde her meyveyi isterler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Tam bir güvenlik içinde her meyveyi isterler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Orada güvenler içinde her çeşit yemişi isteyip getirtirler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Orada emniyyetler içinde her türlü yemişi çağırır getirdirler

    Erhan Aktaş

    Orada güven içinde her türlü meyveden isterler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Orada güven içinde her türlü meyveden isterler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada güven içinde her türlü meyveden isterler.

    Gültekin Onan

    Orada, güvenlik (aminiyn) içinde her türlü meyveyi istiyorlar;

    Hasan Basri Çantay

    Orada emin emin (hizmetçilerden) meyvenin her türlüsünü iste (yib getirirler).

    İbni Kesir

    Orada emniyet içerisinde her meyveyi isteyebilirler.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Orada güven içinde her meyveyi isterler.

    Süleyman Ateş

    Orada, güven içinde, her meyveyi isterler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Tam bir güven içinde her meyveden isteyeceklerdir.

    Şaban Britch

    Orada güven içinde her meyveyi isterler.

    Şaban Piriş

    Orada güven içinde olarak her meyveyi isterler.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada, güvenli bir biçimde her türlü meyveyi isterler.

  6. Duhân suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 56. ayet. لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

    Diyanet İşleri

    Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.

    Mehmet Okuyan

    (56, 57) İlk (tattıkları) ölüm dışında, orada artık ölüm tatmayacaklar. dipnot 1 (Allah) onları, Rabbinden bir lütuf olarak cehennem azabından korumuş (olacak)tır. Asıl büyük kurtuluş işte budur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Sâffât 37:58-59. Şunu belirtelim: Bakara 2:28 ve Mü'min 40:11'de geçen "iki ölüm" ifadesindeki "ilk ölüm"ü insanoğlunun ruhunun henüz bedeniyle buluşmadan önce topraktaki cansız aşaması, "ikinci ölüm"ü ise bilinen anlamda insanın ölümü olarak kabul edersek bu ifadeyi daha iyi anlayabiliriz.

    Mustafa İslamoğlu

    Orada ilk ölümlerinden başka bir ölüm tatmayacaklar. Böylece Allah onları dehşet verici bir azaptan korumuş olacak.

    Muhammed Esed

    ve orada önceki ölümlerinden sonra (başka) bir ölüm tatmayacaklar. Böylece Allah, onları yakıcı ateşin azabından korumuş olacaktır.

    Ahmed Hulusi

    Onda, ilk ölümden başka ölüm tatmazlar (ölümsüzdürler)! Onları yanma azabından korumuştur.

    Ali Bulaç

    Orada, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur.

    Ali Özek ve heyeti

    İlk tattıkları ölüm dışında, orada artık ölüm tatmazlar ve Allah onları cehennem azabından korumuştur (sürekli hayata kavuşmuşlardır).

    Ali Rıza Safa

    İlk ölümden başka ölüm tatmazlar. Cehennem cezasından da onları korumuştur.

    Bayraktar Bayraklı

    Orada, ilk ölümün dışında, başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.

    Edip Yüksel

    Orada, ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. Onları cehennem azabından korumuştur. dipnot 1

    Edip Yüksel — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      * Cennette işlediğimiz suçtan dolayı ilk ölümü tadıp bu dünyaya doğduk. * Bak 40:11.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Orada, ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. Onları cehennem azabından korumuştur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    ilk ölümden başka ölüm tatmazlar, (Allah) onları o cehennem azabından korumuştur.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    İlk ölümden başka ölüm datmazlar. Korumuştur da onları o Cahim azabından

    Erhan Aktaş

    Orada bir daha ölümü tatmazlar. Onlar Cehennem azabından korunmuştur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Orada bir daha ölümü tatmazlar. Onlar Cehennem azabından korunmuştur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Orada bir daha ölümü tatmazlar. Onlar Cehennem azabından korunmuştur.

    Gültekin Onan

    Orada, ilk ölümün dışında başka ölüm tatmazlar. Ve (Tanrı da) onları cehennem azabından korumuştur.

    Hasan Basri Çantay

    Orada ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. (Allah) onları cehennem azabından korumuşdur.

    İbni Kesir

    Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Ve onları cehennem azabından korumuştur.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    İlk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Onlar Cehennem azabından korunmuştur.

    Süleyman Ateş

    Orada ilk ölümden başka ölüm tadmazlar (sürekli yaşarlar). Ve (Allah) onları cehennem azabından korumuştur.

    Süleymaniye Vakfı

    Orada ilk ölüm çeşidi (olan uyku dipnot 1 ) dışında bir ölüm tatmayacaklar, Allah onları yakıcı ateşin azabından da korumuş olacaktır.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İnsan, biri beden diğeri ruh olmak üzere iki ayrı nefisten oluşur. Ruh, bilgisayarın işletim sistemi gibidir. Onun bedene yerleştirilmesi, vücut yapısının tamamlanmasından sonradır. Böylece insan; dinleyen, basiret ve gönül sahibi olan bir canlı türü haline gelir (Mü'minun 23/12-14, Secde 32/7-9). Allah'ın öldürmesi, ruhu bedenden almasıdır. Allah, ruhu bedenden iki şekilde alır; birincisi uykuda, ikincisi de ölüm sırasında olur. Allah, hem uyuyan hem de ölen bedenin ruhunu tutar. Uyuyanın ruhu, uyandığında, ölenin ruhu ise ahirette yeniden dirildiğinde bedene geri döner (Zümer 39/42, Tekvir 81/7). Burada "ilk ölüm çeşidi" ile ifade edilen, uykudur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Orada ilk ölüm olan uyku dışında bir ölüm tatmayacaklar, Allah onları alevli ateşin azabından korumuş olacaktır.

    Şaban Britch

    İlk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Onlar cehennem azabından korunmuştur.

    Şaban Piriş

    İlk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Onlar cehennem azabından korunmuştur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Orada, ilk ölüm dışında ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.

  7. Duhân suresi, 57. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 57. ayet. فَضْلًا مِّن رَّبِّكَ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    Diyanet İşleri

    Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.

    Mehmet Okuyan

    (56, 57) İlk (tattıkları) ölüm dışında, orada artık ölüm tatmayacaklar. dipnot 1 (Allah) onları, Rabbinden bir lütuf olarak cehennem azabından korumuş (olacak)tır. Asıl büyük kurtuluş işte budur.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Sâffât 37:58-59. Şunu belirtelim: Bakara 2:28 ve Mü'min 40:11'de geçen "iki ölüm" ifadesindeki "ilk ölüm"ü insanoğlunun ruhunun henüz bedeniyle buluşmadan önce topraktaki cansız aşaması, "ikinci ölüm"ü ise bilinen anlamda insanın ölümü olarak kabul edersek bu ifadeyi daha iyi anlayabiliriz.

    Mustafa İslamoğlu

    Rabbinin bir lutfudur bu: Bu, işte budur muhteşem başarı!

    Muhammed Esed

    Rabbinizin bir lütfu bu ve en büyük zafer bu olacak!

    Ahmed Hulusi

    Rabbinden bir lütuf olarak! İşte bu, aziym kurtuluşun ta kendisidir!

    Ali Bulaç

    Senin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur.

    Ali Özek ve heyeti

    (Bunlar) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir). İşte büyük kurtuluş budur.

    Ali Rıza Safa

    Efendinden bir lütuf olarak. En büyük başarı, işte budur.

    Bayraktar Bayraklı

    Rabbinden bir lütuf olarak işte, asıl büyük başarı budur.

    Edip Yüksel

    Efendinin bir lütfu olarak. İşte büyük zafer budur.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Rabbinin bir lütfu olarak. İşte büyük zafer budur.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    (Bunların) hepsi Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir), işte budur ancak büyük kurtuluş.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Hepsi rabbından bir fadl olarak, işte budur ancak fevzi azim

    Erhan Aktaş

    Bunlar senin Rabb'inden bir armağandır. İşte bu, en büyük kurtuluştur.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Bunlar senin Rabb'inden bir armağandır. İşte bu, en büyük kurtuluştur.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Bunlar senin Rabb'inden bir armağandır. İşte bu, en büyük kurtuluştur.

    Gültekin Onan

    Senin rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur.

    Hasan Basri Çantay

    (Bütün bunlar) Rabbinden bir fazl (-u kerem) olarak (verilmişdir). İşte bu, en büyük seadetin ta kendisidir.

    İbni Kesir

    Rabbından bir lutuf olarak. İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Rabbinden bir lütuf olarak. İşte büyük kurtuluş budur.

    Süleyman Ateş

    Rabbinden bir lutuf olarak (bu ni'metler kendilerine verilmiştir). İşte, o büyük başarı budur.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bu, Sahibinin ikramiyesi olacaktır. İşte büyük kurtuluş budur.

    Şaban Britch

    Rabbinden bir lütuf olarak. İşte büyük kurtuluş budur.

    Şaban Piriş

    Rabbinden bir lütuf olarak. İşte büyük kurtuluş budur.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Rabbinden bir lütuf olarak böyledir. İşte budur o büyük başarı.

  8. Duhân suresi, 58. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 58. ayet. فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte böylece Biz, bu (vahyi) senin dilinle kolaylaştırdık ki düşünüp de ders alabilsinler.

    Muhammed Esed

    Böylece (ey Peygamber!) Biz bu (ilahi kelamı) senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, insanlar düşünüp ondan ders alabilsinler.

    Ahmed Hulusi

    Biz Onu lisanın olarak kolaylaştırdık, umulur ki üzerinde düşünürler diye.

    Ali Bulaç

    Belki onlar öğüt alıp düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.

    Ali Özek ve heyeti

    Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alırlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.

    Ali Rıza Safa

    İşte, Onu, senin dilinle kolaylaştırdık; belki öğüt alırlar diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Böylece biz Kur'an'ı senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

    Edip Yüksel

    Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Biz onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, gerek ki iyi düşünsünler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Biz onu sade senin dilinle müyesser kıldık gerek ki iyi düşünsünler

    Erhan Aktaş

    İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.

    Gültekin Onan

    Belki onlar öğüt alıp düşünürler diye, biz onu (Kuran'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onu, (iyi anlayıb) ibret alsınlar diye, ancak senin dilinle (indirerek) kolaylaşdırdık.

    İbni Kesir

    Biz; onu, öğüt alsınlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.

    Süleyman Ateş

    Biz o (Kur'a)n'ı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Bunu senin dilinle kolay anlaşılır hale getirdik ki akıllarını başlarına alsınlar.

    Şaban Britch

    Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.

    Şaban Piriş

    Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Biz o Kur'an'ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.

  9. Duhân suresi, 59. ayet — bütün mealleriyle aç

    Duhân suresi, 59. ayet. فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ

    Diyanet İşleri

    Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

    Mehmet Okuyan

    Sen (durumu bekleyip) gözetle; şüphesiz ki onlar da gözetlemektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Artık sen de (yukarıda tanıtılan cennetini) bekle; çünkü ötekiler (yukarıda tanıtılan cehennemlerini) bekliyorlar!

    Muhammed Esed

    Öyleyse (geleceğin ne getireceğini) bekle! Unutma, onlar da bekliyorlar.

    Ahmed Hulusi

    Seyret bekle! Muhakkak ki onlar da beklemektedirler.

    Ali Bulaç

    Öyleyse sen gözleyip bekle; elbette onlar da gözleyip bekliyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    (Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

    Ali Rıza Safa

    Artık, bekle. Aslında, onlar da bekliyorlar.

    Bayraktar Bayraklı

    Öyleyse bekle, çünkü onlar da bekliyorlar.

    Edip Yüksel

    Öyleyse bekle; onlar da beklemektedirler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Öyleyse bekle; onlar da beklemektedirler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    O halde gözet, çünkü onlar da gözetiyorlar.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    O halde gözet çünkü onlar gözetiyorlar

    Erhan Aktaş

    Artık gözetle! Onlar da gözetleyenlerdir.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Artık gözetle! Onlar da gözetleyenlerdir.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Artık bekle! Onlar da bekleyenlerdir.

    Gültekin Onan

    Öyleyse sen gözleyip bekle; elbette onlar da gözleyip bekliyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Artık (onların başına inecek azabı) gözetle. Çünkü onlar (senin felaketini) bekleyicidirler.

    İbni Kesir

    Öyleyse bekle, onlar da beklemektedirler.

    Mehmet Alagaş

    (40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O halde bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.

    Süleyman Ateş

    Biraz bekle, onlar da beklemektedirler (yakında başlarına neler geleceğini göreceklerdir).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Sen onları takip et, onlar da seni takip edeceklerdir.

    Şaban Britch

    O halde bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.

    Şaban Piriş

    O halde bekle zaten onlar da bekliyorlar.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Artık, beklemeye geç! Çünkü onlar da beklemekteler.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.