Diyanet İşleri
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.
Duhân suresi · 51–59. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Duhân suresi, 51. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍ
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.
(51, 52) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) ise güvenilir bir makamda, bahçelerde ve (su) kaynaklarında (olacaklar).
Öte yandan Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlar güvenli bir konumda bulunacaklar:
(Buna karşılık,) Allah'a karşı sorumluluk bilinci duyanlar, kendilerini emniyet içinde bulacaklardır,
Muhakkak ki korunmuş olanlar, güvenliktedirler.
Muttakilere gelince; muhakkak onlar, güvenli bir makamdadırlar.
Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar.
Sorumluluk bilinci taşıyanlar, kesinlikle güvenilir konumlardadır.
Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.
Erdemli olanlar ise güvenlikli bir makamdadırlar.
Erdemli olanlar ise güvenlikli bir makamdadırlar.
Kötülükten sakınanlar (müttakiler) elbette emin bir makamdadırlar;
Elbette müttekiler emin bir makamda
Kuşkusuz takva sahipleri güvenli bir yerde olacaklar;
Kuşkusuz takva sahipleri güvenli bir yerde olacaklar;
Kuşkusuz takva sahipleri güvenli bir yerde olacaklar;
Muttakilere gelince; muhakkak onlar güvenli (emiyn) bir makamdadırlar.
Müttakıylerse hakıykaten emin bir makamda,
Müttakiler ise; muhakkak ki emin bir makamdadırlar.
(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.
Takva sahibi olanlar ise, onlar güvenli bir makamdadırlar.
Korunanlar ise güvenli bir makamdadır.
Müttakiler /yanlış yapmaktan sakınanlar, şüphesiz güvenli yerlerde,
Kendilerini bozmamış olanlar dipnot 1 ise güvenli yerlerde;
Takva sahipleri ise, onlar güvenli bir makamdadırlar.
Kendilerini günahlardan koruyanlar ise, onlar güvenli bir makamdadırlar.
Korunup sakınanlar, güvenli bir makamdadır;
Duhân suresi, 52. ayet. فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ
Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
(51, 52) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) ise güvenilir bir makamda, bahçelerde ve (su) kaynaklarında (olacaklar).
cennetlerde ve pınar başlarında...
bahçeler ve pınarlar arasında,
Cennetlerde ve gözelerdedirler!
Cennetlerde ve pınarlarda,
Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.
Cennetlerde, pınar başlarında.
Bahçelerde ve pınarların başlarında.
Bahçeler ve pınarlar içerisinde.
Bahçeler ve pınarlar içerisinde.
cennetlerde, pınar başlarında,
Cennetlerde pınar başlarında
Bahçelerde ve pınar başlarında.
Bahçelerde ve pınar başlarında.
Bahçelerde ve pınar başlarında.
Cennetlerde ve pınarlarda,
cennetlerde, pınar (baş) lar (ın) dadır.
Bahçelerde ve pınar başlarında.
(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.
Cennetlerde ve pınarlardadırlar.
Bahçelerde ve çeşme başlarında.
bahçelerde ve pınar başlarında olacaklardır dipnot 1 .
Bahçelerde, pınar başlarında olacaklar.
Cennet'lerde ve pınarlarda...
Cennetlerde ve pınarlarda...
Bahçelerde, pınar başlarında.
Duhân suresi, 53. ayet. يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَقَٰبِلِينَ
İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.
Karşılıklı oturarak ince ipek ve parlak atlastan giyinecekler.
Tarifsiz güzellikte sonsuz özgürlük libası ve altın sırmalı kaftanlar giyip göz göze bakışacaklar.
ipek ve altından giysiler içinde birbirlerine (sevgiyle) yaklaşarak.
Karşılıklı olarak ince ipekten ve parlak atlastan giyerler.
Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).
İnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıklı otururlar.
İnce ipekten ve işlenmiş atlastan giysiler giyinirler; karşılıklı.
İnce ve kalın ipekten elbiseler giyerek karşılıklı otururlar.
İpek ve atlastan giysiler içinde karşılıklı otururlar.
İpek ve atlastan giysiler içinde karşılıklı otururlar.
ince ve kalın ipekten elbiseler giyerek karşı karşıya (otururlar).
Sündüs ve istebraktan elbiseler giyerek karşı karşıya
İpekten ve atlastan elbiseler giyerler, karşılıklı otururlar.
İpekten ve atlastan elbiseler giyerler, karşılıklı otururlar.
İpekten ve atlastan elbiseler giyerler, karşılıklı otururlar.
Hafif ipekten ve ağır işlenmiş atlastan (elbiseler) giyinirler, karşılıklı (otururlar).
İnce, nazik ve kalın (altın işlemeli) ipeklerden, atlaslardan giyecekler, karşı karşıya (gelerek mahabbet edecekler) dir.
İnce ipekten ve parlak atlastan giyerler, karşılıklı otururlar.
(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.
Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek karşılıklı otururlar.
İnce ipekten ve parlak atlastan giysiler giyerek karşılıklı otururlar.
İnce ve kalın ipekten elbiseler giyecek ve karşılıklı oturacaklar dipnot 1 .
İpek sırmalı kumaşlara bürünecek, karşı karşıya oturacaklar.
Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek, karşılıklı otururlar.
Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek, karşılıklı otururlar.
İnce ipekten, parlak atlastan giymiş olarak, karşılıklı oturmaktadırlar.
Duhân suresi, 54. ayet. كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍ
İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
İşte böyle! Biz onları, (güzel) gözlü hurilerle dipnot 1 (de) eşleştirmiş (olacağ)ız. dipnot 2
İşte böyle olacak. Ve Biz onları sıradışı güzellikte bir bakış, pırıl pırıl (bir kalp) taşıyan eşlerle birleştireceğiz.
İşte böyle olacak. Ve Biz onları güzel gözlü saf ve temiz eşler ile birleştireceğiz.
İşte böyle. . . Onları (Esma kuvvesi olarak açığa çıkan şuur varlık insanı) Hur-i Iyn olanlar (üstün ve net görüş {FUAD} özelliklerine sahip bedenler) ile eşleştirdik!
İşte böyle; ve biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
İşte böyle. Bunun yanısıra biz onları, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.
İşte böyle. Güzel gözlü eşlerle de onları birleştiririz.
Aynı şekilde onlara çok güzel eşler veririz.
Bu böyledir; onlara güzel eşler vermişizdir.
Bu böyledir; onlara güzel eşler vermişizdir.
Evet böyle (olacak); hem onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
Evet böyle, hem onları iri gözlü hurilerle tezvic de etmişizdir
İşte böyle. Ve onları güzel gözlü hurilerle dipnot 1 eşleştirdik.
İşte böyle. Ve onları güzel gözlü hurilerle dipnot 1 eşleştirdik.
İşte böyle. Ve onları güzel gözlü hurilerle dipnot 1 eşleştirdik.
İşte böyle; ve biz onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
İşte (emir) böyledir. Onlara bembeyaz, şahin gözlü hurileri eş yapdık.
İşte böyle. Onları iri siyah gözlülerle evlendiririz.
(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.
İşte böyle! Onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
Ayrıca onları, iri gözlü hurilerle de evlendirmişizdir.
İşte böyle… Ceylan gözlü hurileri de yanlarına (hizmetçi olarak) veririz dipnot 1 .
İşte böyle olacak. Onlara, iri siyah gözlü kadınları(hurileri) hizmetçi olarak dipnot 1 vereceğiz.
İşte böyle! Onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
İşte böyle, onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.
İşte böyle! Onları iri gözlü hurilerle de eşleştirmişizdir.
Duhân suresi, 55. ayet. يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ
Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.
Orada, güven içinde (canlarının istediği) her meyveyi isteyeceklerdir. dipnot 1
Orada canlarının arzu erttiği her türlü lezzeti güven içinde isteyip tadacaklar.
Orada, (cennette,) güven içinde, (geçmiş fiillerinin) bütün meyvelerini (meşru şekilde) isteyip tadabilecekler;
Onda, güvenli ortamdakiler olarak her çeşit meyveyi (marifetlerini açığa çıkarmayı) isterler.
Orada, güvenlik içinde her türlü meyveyi istiyorlar;
Orada, güven içinde (canlarının çektiği) her meyveyi isterler.
Güven içindedirler; her meyveyi isterler.
Orada güven içinde her türlü meyveden isterler.
Tam bir güvenlik içinde her meyveyi isterler.
Tam bir güvenlik içinde her meyveyi isterler.
Orada güvenler içinde her çeşit yemişi isteyip getirtirler.
Orada emniyyetler içinde her türlü yemişi çağırır getirdirler
Orada güven içinde her türlü meyveden isterler.
Orada güven içinde her türlü meyveden isterler.
Orada güven içinde her türlü meyveden isterler.
Orada, güvenlik (aminiyn) içinde her türlü meyveyi istiyorlar;
Orada emin emin (hizmetçilerden) meyvenin her türlüsünü iste (yib getirirler).
Orada emniyet içerisinde her meyveyi isteyebilirler.
(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.
Orada güven içinde her meyveyi isterler.
Orada, güven içinde, her meyveyi isterler.
Orada güven içinde her meyveden isteyecekler dipnot 1 .
Tam bir güven içinde her meyveden isteyeceklerdir.
Orada güven içinde her meyveyi isterler.
Orada güven içinde olarak her meyveyi isterler.
Orada, güvenli bir biçimde her türlü meyveyi isterler.
Duhân suresi, 56. ayet. لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ
Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.
(56, 57) İlk (tattıkları) ölüm dışında, orada artık ölüm tatmayacaklar. dipnot 1 (Allah) onları, Rabbinden bir lütuf olarak cehennem azabından korumuş (olacak)tır. Asıl büyük kurtuluş işte budur.
Orada ilk ölümlerinden başka bir ölüm tatmayacaklar. Böylece Allah onları dehşet verici bir azaptan korumuş olacak.
ve orada önceki ölümlerinden sonra (başka) bir ölüm tatmayacaklar. Böylece Allah, onları yakıcı ateşin azabından korumuş olacaktır.
Onda, ilk ölümden başka ölüm tatmazlar (ölümsüzdürler)! Onları yanma azabından korumuştur.
Orada, ilk ölümün dışında başka ölüm tadmazlar. Ve (Allah da) onları cehennem azabından korumuştur.
İlk tattıkları ölüm dışında, orada artık ölüm tatmazlar ve Allah onları cehennem azabından korumuştur (sürekli hayata kavuşmuşlardır).
İlk ölümden başka ölüm tatmazlar. Cehennem cezasından da onları korumuştur.
Orada, ilk ölümün dışında, başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.
Orada, ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. Onları cehennem azabından korumuştur. dipnot 1
Orada, ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. Onları cehennem azabından korumuştur.
ilk ölümden başka ölüm tatmazlar, (Allah) onları o cehennem azabından korumuştur.
İlk ölümden başka ölüm datmazlar. Korumuştur da onları o Cahim azabından
Orada bir daha ölümü tatmazlar. Onlar Cehennem azabından korunmuştur.
Orada bir daha ölümü tatmazlar. Onlar Cehennem azabından korunmuştur.
Orada bir daha ölümü tatmazlar. Onlar Cehennem azabından korunmuştur.
Orada, ilk ölümün dışında başka ölüm tatmazlar. Ve (Tanrı da) onları cehennem azabından korumuştur.
Orada ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. (Allah) onları cehennem azabından korumuşdur.
Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Ve onları cehennem azabından korumuştur.
(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.
İlk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Onlar Cehennem azabından korunmuştur.
Orada ilk ölümden başka ölüm tadmazlar (sürekli yaşarlar). Ve (Allah) onları cehennem azabından korumuştur.
Orada ilk ölüm çeşidi (olan uyku dipnot 1 ) dışında bir ölüm tatmayacaklar, Allah onları yakıcı ateşin azabından da korumuş olacaktır.
Orada ilk ölüm olan uyku dışında bir ölüm tatmayacaklar, Allah onları alevli ateşin azabından korumuş olacaktır.
İlk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Onlar cehennem azabından korunmuştur.
İlk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Onlar cehennem azabından korunmuştur.
Orada, ilk ölüm dışında ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.
Duhân suresi, 57. ayet. فَضْلًا مِّن رَّبِّكَ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.
(56, 57) İlk (tattıkları) ölüm dışında, orada artık ölüm tatmayacaklar. dipnot 1 (Allah) onları, Rabbinden bir lütuf olarak cehennem azabından korumuş (olacak)tır. Asıl büyük kurtuluş işte budur.
Rabbinin bir lutfudur bu: Bu, işte budur muhteşem başarı!
Rabbinizin bir lütfu bu ve en büyük zafer bu olacak!
Rabbinden bir lütuf olarak! İşte bu, aziym kurtuluşun ta kendisidir!
Senin Rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur.
(Bunlar) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir). İşte büyük kurtuluş budur.
Efendinden bir lütuf olarak. En büyük başarı, işte budur.
Rabbinden bir lütuf olarak işte, asıl büyük başarı budur.
Efendinin bir lütfu olarak. İşte büyük zafer budur.
Rabbinin bir lütfu olarak. İşte büyük zafer budur.
(Bunların) hepsi Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir), işte budur ancak büyük kurtuluş.
Hepsi rabbından bir fadl olarak, işte budur ancak fevzi azim
Bunlar senin Rabb'inden bir armağandır. İşte bu, en büyük kurtuluştur.
Bunlar senin Rabb'inden bir armağandır. İşte bu, en büyük kurtuluştur.
Bunlar senin Rabb'inden bir armağandır. İşte bu, en büyük kurtuluştur.
Senin rabbinden, bir fazl ve (lütuf) olarak. İşte büyük 'mutluluk ve kurtuluş' budur.
(Bütün bunlar) Rabbinden bir fazl (-u kerem) olarak (verilmişdir). İşte bu, en büyük seadetin ta kendisidir.
Rabbından bir lutuf olarak. İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir.
(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.
Rabbinden bir lütuf olarak. İşte büyük kurtuluş budur.
Rabbinden bir lutuf olarak (bu ni'metler kendilerine verilmiştir). İşte, o büyük başarı budur.
Bütün bunlar, Rabbinin lütfu olarak (verilecektir). İşte bu, büyük bir başarıdır dipnot 1 !
Bu, Sahibinin ikramiyesi olacaktır. İşte büyük kurtuluş budur.
Rabbinden bir lütuf olarak. İşte büyük kurtuluş budur.
Rabbinden bir lütuf olarak. İşte büyük kurtuluş budur.
Rabbinden bir lütuf olarak böyledir. İşte budur o büyük başarı.
Duhân suresi, 58. ayet. فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
(Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Biz onu (Kur'an'ı gerçeği) hatırlasınlar diye senin diline kolaylaştırdık. dipnot 1
İşte böylece Biz, bu (vahyi) senin dilinle kolaylaştırdık ki düşünüp de ders alabilsinler.
Böylece (ey Peygamber!) Biz bu (ilahi kelamı) senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, insanlar düşünüp ondan ders alabilsinler.
Biz Onu lisanın olarak kolaylaştırdık, umulur ki üzerinde düşünürler diye.
Belki onlar öğüt alıp düşünürler diye, Biz onu (Kur'an'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alırlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
İşte, Onu, senin dilinle kolaylaştırdık; belki öğüt alırlar diye.
Böylece biz Kur'an'ı senin kendi dilinde kolay anlaşılır kıldık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.
Öğüt alsınlar diye senin dilinle onu kolaylaştırdık.
Biz onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, gerek ki iyi düşünsünler.
Biz onu sade senin dilinle müyesser kıldık gerek ki iyi düşünsünler
İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.
İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.
İşte Biz, onu senin dilinle kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.
Belki onlar öğüt alıp düşünürler diye, biz onu (Kuran'ı), senin dilinle kolaylaştırdık.
Biz onu, (iyi anlayıb) ibret alsınlar diye, ancak senin dilinle (indirerek) kolaylaşdırdık.
Biz; onu, öğüt alsınlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.
Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.
Biz o (Kur'a)n'ı senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.
Kur'an'ı senin dilinde (indirerek), kolay anlaşılır hale getirdik ki doğru bilgilere ulaşsınlar dipnot 1 .
Bunu senin dilinle kolay anlaşılır hale getirdik ki akıllarını başlarına alsınlar.
Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.
Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.
Biz o Kur'an'ı senin dilinle/senin diline kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alabilsinler.
Duhân suresi, 59. ayet. فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ
Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
Sen (durumu bekleyip) gözetle; şüphesiz ki onlar da gözetlemektedir.
Artık sen de (yukarıda tanıtılan cennetini) bekle; çünkü ötekiler (yukarıda tanıtılan cehennemlerini) bekliyorlar!
Öyleyse (geleceğin ne getireceğini) bekle! Unutma, onlar da bekliyorlar.
Seyret bekle! Muhakkak ki onlar da beklemektedirler.
Öyleyse sen gözleyip bekle; elbette onlar da gözleyip bekliyorlar.
(Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.
Artık, bekle. Aslında, onlar da bekliyorlar.
Öyleyse bekle, çünkü onlar da bekliyorlar.
Öyleyse bekle; onlar da beklemektedirler.
Öyleyse bekle; onlar da beklemektedirler.
O halde gözet, çünkü onlar da gözetiyorlar.
O halde gözet çünkü onlar gözetiyorlar
Artık gözetle! Onlar da gözetleyenlerdir.
Artık gözetle! Onlar da gözetleyenlerdir.
Artık bekle! Onlar da bekleyenlerdir.
Öyleyse sen gözleyip bekle; elbette onlar da gözleyip bekliyorlar.
Artık (onların başına inecek azabı) gözetle. Çünkü onlar (senin felaketini) bekleyicidirler.
Öyleyse bekle, onlar da beklemektedirler.
(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.
O halde bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.
Biraz bekle, onlar da beklemektedirler (yakında başlarına neler geleceğini göreceklerdir).
Artık sen (olacakları) gözle, onlar da gözlüyorlar dipnot 1 .
Sen onları takip et, onlar da seni takip edeceklerdir.
O halde bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.
O halde bekle zaten onlar da bekliyorlar.
Artık, beklemeye geç! Çünkü onlar da beklemekteler.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.