Diyanet İşleri
Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.
Duhân suresi
Duhân suresi, 39. ayet. مَا خَلَقْنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
mâ ḫalaḳnâhümâ illâ bilḥaḳḳi velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.
Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Dirilişe itiraz, Tübba' kavmi ve hüküm günü Duhân 34–42 3
"Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin."
Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helak ettik. Çünkü onlar suçlu kimselerdi.
Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.
Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.
Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.
O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.
Yalnız, Allah'ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 38–39. ayetler için yazılmıştır.
38-39. Yüce Allah, kudretinin kemalini ve hikmetinin eksiksizliğini haber vermekte; gökleri ve yeri oyun olsun diye boş yere ve amaçsız yaratmadığını, aksine gökleri de yeri de ancak hak bir amaç ile yarattığını bildirmektedir.
Hem onların yaratılışları hak iledir, hem de yaratılışlarının kapsamında hak vardır.
O, bunları hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca kendisine ibadet etsinler, O da kullara emir verip yasaklar koysun ve onları mükâfatlandırıp cezalandırsın diye yaratmıştır.
“Fakat onların çoğu bilmezler.” Bundan dolayı da göklerle yerin yaratılışı üzerinde hiç düşünmezler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Biz gökleri ve yeri ancak açık bir hikmet için yarattık. Fakat müşriklerin çoğu onu bilmiyorlar.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onları sadece gerçek bir amaçla dipnot 1 yarattık. Fakat çoğu (bunu) bilmez.
lakin bunları, bir başka değil sadece gerçek bir amaç uğruna yarattık; ne var ki onların çoğu bunu kavramıyor.
Bunların hiç birini (deruni bir) hakikatten yoksun yaratmış değiliz ama çoğu bunu anlamaz.
Biz onları yalnızca Hak (Esma özelliklerimizin açığa çıkışı) olarak yarattık! Ne var ki onların çoğunluğu (bu hakikati) bilmezler.
Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.
Her ikisini de ancak hak ile yarattık; fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Yalnızca, gerçek olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmez.
Biz onları, gerçek bir amaç için yarattık. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
Biz onları ancak belli bir amaca göre yarattık. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
Biz onları ancak belli bir amaca göre yarattık. Ne var ki onların çoğu bilmezler.
ikisini de ancak hak ve hikmetle yarattık. Fakat pek çokları bilmezler.
İkisini de ancak hak sebebiyle yarattık ve lakin pek çokları bilmezler
İkisini de yalnızca Hakk dipnot 1 olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. dipnot 2
İkisini de yalnızca hakk dipnot 1 olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. dipnot 2
İkisini de yalnızca hakk dipnot 1 olarak yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar. dipnot 2
Biz onları yalnızca hak ile yarattık. Ancak onların çoğu bilmezler.
Biz bunları hakkın ikaamesine sebeb olmakdan başka (bir hikmetle) yaratmadık. Fakat onların çoğu (bunu) bilmezler.
Biz; onları, ancak hak ile yarattık. Ne var ki onların çoğu, bilmezler.
(17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Onları ancak hak ile yarattık. Fakat onların çoğu bilmez.
Onları sadece gerçek bir sebeple, (hikmetli bir gaye ile) yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.
Onları sadece o gerçek için (sizleri imtihan için dipnot 1 ) yarattık; ama insanların çoğu bunu bilmez dipnot 2 .
Biz bütün bunları ciddi bir kararla yarattık ama onların çoğu bunu bilmezler.
Onları ancak hak ile yarattık. Fakat, onların çoğu bilmez.
Onları ancak hak ile yarattık. Fakat, onların çoğu bilmez.
İkisini de, sadece gerçeği göstermek üzere yarattık. Ama onların çokları bilmiyorlar.
In effect We have not created both of them but in conformity with truth and in agreement with reality with soundness of judgment in the choice of means and ends; but, in darkness most of them walk on and they know not, nor do they even understand.
We created them for a true purpose, but most people do not comprehend.
We created them not except for just ends: but most of them do not understand.
We did not create them except in Truth. But most of them do not know. dipnot 1
We did not create them except with truth but most of them do not know it.
We created them not except with truth (i.e. to examine and test those who are obedient and those who are disobedient and then reward the obedient ones and punish the disobedient ones), but most of them know not.
We did not create them except with reason; but most of them do not know.
(That) We created them, (it was) only (for an eternal purpose) to establish the truth, yet most of them do not know this.
We created them not save in truth; but most of them know it not.
There is a higher purpose behind the creation but most people do not understand it.
we did but create them in truth, though most of them know it not!
We did not create them except with the truth, but most of them do not know.
We have created them no otherwise than in truth; but the greater part of them do not understand.
We create them both not, except with truth, but most of them know not.
In no way did We create them both except with The Truth; but most of them do not know.
We created them not save with truth; but most of them know not.
We created them with definite purpose; but most of them do not understand.
none of this have We created without [an inner] truth: but most of them understand it not.
We only created them for a purpose, but most of these ˹pagans˺ do not know.
We did not create them except with the truth, but most of them do not know.
We created them for a specific purpose, but most of them do not know.
We did not create them except in truth, but most of them do not know.
We created them not but in truth, but most of them know not.
None of this have We created without Purpose. But most of them are not aware of this fact. (They fail to realize that the human 'Self' lives on after death and must be recompensed in the Hereafter).
We did not create them except for true (and noble) ends: But most of them do not understand.
We did not create them but with true purpose, but most of them do not know.
We did not create them except with the truth, but most of them do not know.