Duhân suresi

Duhân suresi, 59. ayet

Duhân suresi, 59. ayet. فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ

ferteḳib innehüm mürteḳibûn.

Diyanet İşleri

Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Duhân 56–59 · surenin 59. ayeti / 59

Konu Sakınanların güvenli yeri; Kur'an'ın kolaylaştırılması Duhân 51–59 3

  1. Duhân 56

    Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.

  2. Duhân 57

    Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.

  3. Duhân 58

    (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

  4. 59

    Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

59. “O halde” Rabbinin sana vaat etmiş olduğu hayır ve zaferi “gözetle! Çünkü onlar da” başlarına gelecek olan azabı “gözetlemektedirler.”

Her iki gözetleme arasında ise büyük bir fark vardır. Allah Rasûlü ve ona uyanlar, dünya ve âhirette hayırlı şeyleri gözetlerken, onların karşıtları dünya ve âhirette şerden başkasını gözetlememektedirler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bizim sana, onların helakı için yardımımızı bekle! Şüphesiz onlar da senin helak olmanı bekliyorlar.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱرْتَقِبْ fertekib biraz bekle kök: رقب
  2. إِنَّهُم innehum onlar da
  3. مُّرْتَقِبُونَ murtekibune beklemektedirler kök: رقب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رقب (24 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kök: رقب (24 geçiş)

    Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı…

  • Aynı kök: رقب (24 geçiş)

    Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'mini yanlışlıkla öldürürse, bir mü'min köleyi azad…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sen (durumu bekleyip) gözetle; şüphesiz ki onlar da gözetlemektedir.

Mustafa İslamoğlu

Artık sen de (yukarıda tanıtılan cennetini) bekle; çünkü ötekiler (yukarıda tanıtılan cehennemlerini) bekliyorlar!

Muhammed Esed

Öyleyse (geleceğin ne getireceğini) bekle! Unutma, onlar da bekliyorlar.

Ahmed Hulusi

Seyret bekle! Muhakkak ki onlar da beklemektedirler.

Ali Bulaç

Öyleyse sen gözleyip bekle; elbette onlar da gözleyip bekliyorlar.

Ali Özek ve heyeti

(Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

Ali Rıza Safa

Artık, bekle. Aslında, onlar da bekliyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Öyleyse bekle, çünkü onlar da bekliyorlar.

Edip Yüksel

Öyleyse bekle; onlar da beklemektedirler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Öyleyse bekle; onlar da beklemektedirler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O halde gözet, çünkü onlar da gözetiyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

O halde gözet çünkü onlar gözetiyorlar

Erhan Aktaş

Artık gözetle! Onlar da gözetleyenlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık gözetle! Onlar da gözetleyenlerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık bekle! Onlar da bekleyenlerdir.

Gültekin Onan

Öyleyse sen gözleyip bekle; elbette onlar da gözleyip bekliyorlar.

Hasan Basri Çantay

Artık (onların başına inecek azabı) gözetle. Çünkü onlar (senin felaketini) bekleyicidirler.

İbni Kesir

Öyleyse bekle, onlar da beklemektedirler.

Mehmet Alagaş

(40-59) Ayrışma günü onların hepsinin toplanacağı randevu günüdür. O gün dostun dosta bir faydası olmaz Allah'ın esirgedikleri haricindekiler yardım görmezler, muhakkak ki O, saygıdeğerdir, esirgeyendir. Zakkum ağacı, kötülerin yemeğidir, erimiş metal / maden gibi / müh’l gibi karınları kaynar suyu kaynaması gibi kaynatır, tutun onu cehennemin orta yerine kadar sürükleyin onu , sonra başının üzerinden kaynar su azabından dökülür , tadın. “Muhakkak ki sen saygınsın, ikram edensin” şüphe ettiğiniz şey kesinlikle buydu. Sakınanlar güvenilir bir makamdadırlar , bahçelerde ve gözelerde , ince kalın ipek elbiseler giymişler karşılıklı vaziyetteler, işte böyle ve iri gözlüler ile eşlenmişlerdir, her türlü meyveden güven içinde çağırırlar / dua ederler , önceki i lk ölümleri dışında ölüm tatmazlar , Rabbinin hazinesinden olarak onlar ateş azabından korunmuşlardır, işte bu çok büyük başarıdır. Biz onu (Kuran’ı) senin lisanınla kolaylaştırdık böylelikle belki hatırlayıp ta anarlar, sen gözetle, onlar da gözetleyenlerdir.

Rowwad Tercüme Merkezi

O halde bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.

Süleyman Ateş

Biraz bekle, onlar da beklemektedirler (yakında başlarına neler geleceğini göreceklerdir).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen onları takip et, onlar da seni takip edeceklerdir.

Şaban Britch

O halde bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.

Şaban Piriş

O halde bekle zaten onlar da bekliyorlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık, beklemeye geç! Çünkü onlar da beklemekteler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Events cast their shadow before, therefore await the course of events. O Muhammad you will come to know what fate awaits them and likewise they are also waiting,

Abdul Haleem

So wait; the disbelievers too are waiting.

Abdullah Yusuf Ali

So wait thou and watch; for they (too) are waiting.

Abul A'la Maududi

Wait, then; they too are waiting. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, if they do not accept the admonition even now, you should wait to see how they are visited by their doom; and they are also waiting to see what becomes of the message that you are giving them.

Aisha Bewley

So watch and wait. They too are waiting.

Al-Hilali & Khan

Wait then (O Muhammad صلى الله عليه و سلم); verily, they (too) are waiting.

Ali Quli Qarai

So wait! Indeed they [too] are waiting.

Amatul Rahman Omar

Now await (their end), for they are (also) awaiting (yours).

Arthur John Arberry

So be on the watch; they too are on the watch.

Bijan Moeinian

Wait [to get your share], as the disbelievers are waiting [to get their share] too.

E. Henry Palmer

Then watch thou; verily, they are watching too!

Edip-Layth

Therefore, keep watch; for they too will keep watch.

George Sale

Wherefore do thou wait the event; for they wait to see some misfortune befall thee.

Hamid S. Aziz

Therefore wait (O Muhammad); they too are waiting.

Mahmoud Ghali

Then be on the watch; surely they (too) are on the watch.

Marmaduke Pickthall

Wait then (O Muhammad). Lo! they (too) are waiting.

Mohamed Ahmed - Samira

So you wait. They are also waiting.

Muhammad Asad

So wait thou [for what the future will bring]: behold, they, too, are waiting.

Mustafa Khattab

Wait then! They too are certainly waiting.

Progressive Muslims

Therefore, keep watch; for they too will keep watch.

Rashad Khalifa

Therefore, wait; they too will have to wait.

Sahih International

So watch, [O Muúammad]; indeed, they are watching [for your end].

Sam Gerrans

Then watch thou — they are watching.

Shabbir Ahmed

So wait you and watch. Behold, they too have to wait.

Syed Vickar Ahamed

So you wait and watch, verily, they (too) are waiting.

Taqi Usmani

Now wait. They too are waiting.

The Monotheist Group

Therefore, watch; for they too will be watching.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 59. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 59. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 59. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩