Diyanet İşleri
O, şöyle demişti: "Allah'ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim."
Duhân suresi
Duhân suresi, 18. ayet. أَنْ أَدُّوٓا۟ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِ إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
en eddû ileyye `ibâde-llâh. innî leküm rasûlün emîn.
O, şöyle demişti: "Allah'ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu Duhân 17–33 3
Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski halinize döneceksiniz.
Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Şüphesiz biz öcümüzü alırız.
Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Musa) gelmişti.
O, şöyle demişti: "Allah'ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim."
"Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum."
"Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a sığındım."
"Bana inanmadınızsa benden uzak durun."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
18. O, Firavun ve çevresindeki ileri gelenlere: “Allah’ın kullarını bana teslim edin.” demişti. Bu kullardan kasıt, İsrailoğullarıdır. Yani onları artık serbest bırakın. İşkencelerinizden ve onlara en kötü azapları tattırmanızdan artık vazgeçin; bırakın hürriyetlerine kavuşsunlar. Onlar, benim halkımdır ve kendi çağdaşlarının en üstünleridir. Siz ise onlara zulmettiniz ve onları haksız yere köleleştirdiniz. O nedenle Rablerine ibadet etmeleri için onları serbest bırakın.
“Şüphesiz ben, sizin için (gönderilmiş) çok güvenilir bir peygamberim.” Ben size âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş ve Rabbimin bana gönderdikleri hususunda çok emin ve güvenilir bir kimseyim. Benimle gönderdiklerinden hiçbir şeyi sizden gizlemediğim gibi ona bir şey artırmıyorum ve eksiltmiyorum da.
Bu özellik ise tam anlamı ile ona bağlanıp itaat etmeyi gerektirir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Musa Firavun ve kavmine şöyle dedi: "İsrailoğulları'nı bana verin. Onlar Allah'ın kullarıdır. Sizin onları köle etmeye bir hakkınız yoktur. Şüphesiz ben, Allah tarafından bana emredileni hiç eksiltmeden ve artırmadan size tebliğ etmem için gönderilmiş güvenilir bir resulum."
Aynı kök: ادي (6 geçiş)
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…
Aynı kök: ادي (6 geçiş)
Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse…
Aynı kök: ادي (6 geçiş)
"Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Musa şöyle demişti:) "Allah'ın kullarını bana verin! Şüphesiz ki ben size (gönderilen) güvenilir elçiyim.
ve (demişti) ki: "Bana gelin ey Allah'ın kulları! Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.
"Bana teslim olun, ey Allah'ın kulları! Ben size (gönderilen) bir elçiyim, güvene layık (bir elçi)!" demişti.
"Allah'ın kullarını bana teslim edin. . . Muhakkak ki ben güvenilir Rasulüm. . . " (dedi).
"Allah'ın kullarını bana teslim edin; gerçekten ben, sizin için güvenilir bir elçiyim" (demişti).
Onlara: Allah'ın kulları! Bana gelin! Çünkü ben size (gönderilmiş) güvenilir bir Rasûlüm diye (davette bulunan)
"Allah'ın kullarını benimle gönderin! Aslında, ben, sizin için, güvenilir bir elçiyim!"
- Andolsun, biz onlardan önce de, Firavun'un toplumunu imtihan etmiştik. Onlara da değerli bir peygamber gelmiş ve şöyle demişti: "Ey Allah'ın kulları! Çağrıma uyarak bana karşı görevinizi yerine getiriniz. Çünkü ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
"Ey ALLAH'ın kulları, bana kulak verin. Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."
'Ey ALLAH'ın kulları, bana kulak verin. Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.'
Allah'ın kullarını bana teslim edin; çünkü ben size (gönderilen) güvenilir bir peygamberim.
Şöyle diye: Allahın kullarını bana teslim edin, çünkü ben size emin bir Resulüm
"Allah'ın kullarını bana verin. dipnot 1 Ben sizin için güvenilir bir Resul'üm."
"Allah'ın kullarını bana verin. dipnot 1 Ben sizin için güvenilir bir resulüm."
"Allah'ın kullarını bana verin. dipnot 1 Ben sizin için güvenilir bir rasulüm."
"Tanrı'nın kullarını bana teslim edin; gerçekten ben sizin için güvenilir (emiyn) bir elçiyim" (demişti).
"Bana Allahın kullarını teslim edin. Çünkü ben size (gönderilmiş) emin bir peygamberim" diye.
Allah'ın kullarını bana teslim edin. Doğrusu ben, size gönderilmiş emin bir peygamberim.
(17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.
"Allah’ın kullarını (İsrailoğulları'nı) bana verin/teslim edin. Ben güvenilir bir peygamberim." demişti.
"Allah'ın kullarını bana teslim edin; çünkü ben sizin için güvenilir bir elçiyim."
(Şöyle demişti:) "Allah'ın kullarını (İsrailoğullarını) bana teslim edin. Ben sizin için güvenilir bir elçiyim dipnot 1 .
"Allah'ın kullarını bana teslim edin. Ben size gönderilen güvenilir bir elçiyim.
Allah’ın kullarını (İsrailoğulları'nı) bana bırakın/teslim edin. ben güvenilir bir peygamberim, demişti.
Allah'ın kullarını bana bırakın, ben güvenilir bir peygamberim, demişti.
Şöyle sesleniyordu: "Ey Allah'ın kulları, bana gelin! Çünkü ben sizin için güvenilir bir resulüm."
(Inducements) to open their hearts' ears and their minds' eyes and listen to his religious and moral discourse. He said to them: "O you servants of Allah; you had better respond favourably to the spirit of truth guiding people into all truth; I come to you with a message which Allah has entrusted to me and in sincerity and honour do I relate it to you".
saying, ‘Hand the servants of God over to me! I am a faithful messenger who has been sent to you.
Saying: "Restore to me the Servants of Allah: I am to you an messenger worthy of all trust;
(and said): dipnot 1 "Deliver to me Allah's servants. dipnot 2 I am a trustworthy Messenger to you, dipnot 3
‘Hand over to me the slaves of Allah. I am a trustworthy Messenger to you.’
Saying: "Deliver to me the slaves of Allâh (i.e. the Children of Israel). Verily, I am to you a Messenger worthy of all trust.
[saying, ] ‘Give over the servants of Allah to me; indeed I am a trusted apostle [sent] to you.
(Saying, ) `Deliver to me the servants of Allâh (- the Children of Israel). Infact I am to you a Messenger, faithful to (my) trust,
saying, 'Deliver to me God's servants; I am for you a faithful Messenger,
He (Moses) said: "Listen to me (you the creatures of God); I am an honest messenger of the Lord. "
'Send back to me God's servants; verily, I am to you a faithful apostle;'
"Restore to me the servants of God. I am a trustworthy messenger to you."
send unto me the servants of God; verily I am a faithful messenger unto you:
Saying, "Deliver to me the servants of Allah; surely I am a trustworthy messenger unto you,
And, "Do not exalt yourselves against Allah; surely I am bringing you an evident, all-binding authority;
Saying: Give up to me the slaves of Allah. Lo! I am a faithful messenger unto you.
"Deliver the creatures of God to me. I am the trusted messenger sent to you.
"Give in unto me, O God’s bondmen! Verily, I am an apostle [sent] unto you, worthy of trust!
˹proclaiming,˺ "Hand over the servants of Allah to me.[1] I am truly a trustworthy messenger to you.
"Restore to me the servants of God. I am a trustworthy messenger to you."
Proclaiming: "Listen to me, servants of GOD. I am an honest messenger to you."
[Saying], "Render to me the servants of Allah. Indeed, I am to you a trustworthy messenger,"
“Deliver up to me the servants of God; I am to you a trustworthy messenger.”
(He said), "Pay attention to me O Servants of Allah! Verily, I am a Messenger to you worthy of trust. ('Add' = Pay dues, to give in, to listen, to return the trust).
(Saying:) "Give me the servants of Allah verily, I am to you a messenger worthy of all trust:
saying, "Deliver to me the servants of Allah. I am an honest messenger to you,"
"Restore to me the servants of God. I am a trustworthy messenger to you."