Diyanet İşleri
Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
Duhân suresi
Duhân suresi, 27. ayet. وَنَعْمَةٍ كَانُوا۟ فِيهَا فَٰكِهِينَ
vena`metin kânû fîhâ fâkihîn.
Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu Duhân 17–33 3
"Denizi açık halde bırak." Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.
Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.
Nice ekinler, nice güzel konaklar!
Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!
İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.
Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.
(30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 25–28. ayetler için yazılmıştır.
25-28. “Onlar nice bahçeleri ve pınarları geride bıraktılar. Nice ekinleri ve değerli konakları, zevk ve sefa sürdükleri nice nimetleri de. İşte böyle... Biz onları” yani bu sözü edilen nimetleri “başka bir kavme miras verdik.” Bir diğer âyet-i kerimede de şöyle buyurulmaktadır: “İşte böyle... Biz onları İsrailoğullarına miras verdik.” (eş-Şuarâ, 26/59)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlar arkalarında zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.
Aynı kök: فكه (19 geçiş)
Onunla sizin için hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bu bağ ve bahçelerde sizin için pek çok meyveler vardır ve siz onlardan…
Aynı kök: فكه (19 geçiş)
Şüphesiz cennetlikler o gün nimetlerle meşguldürler, zevk sürerler.
Aynı kök: فكه (19 geçiş)
Onlar için orada meyveler vardır. Onlar için diledikleri her şey vardır.
Ortak kavram: Nimet
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Nimet
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti hatırlayın. Bana verdiğiniz sözü yerine getirin ki ben de size verdiğim sözü yerine getireyim. Yalnız benden…
Ortak kavram: Nimet
Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi ve (bir zamanlar) sizi cümle aleme üstün kıldığımı hatırlayın.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(25, 26, 27) Onlar geride bahçeler, (su) kaynakları, ekinler, değerli bir makam ve içinde zevk sürdükleri nimetler bırakmışlardı.
Dahası, orada mevcut keyif ve sürur verici daha bir nice nimet
ve hoşlandıkları nice rahatlıklar, kolaylıklar!
Keyif aldıkları nice nimeti de!
Ve içlerinde 'sevinç ve mutluluk içinde' yaşadıkları nimetler,
zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler.
Ve hoşluk içinde yaşadıkları nimetleri.
- Onlar arkalarında ne bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve safasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı.
Ve içinde sefa sürdükleri nice nimetler...
Ve içinde sefa sürdükleri nice nimetler...
ve içinde sefa sürdükleri ne nimet ve refah...
Ve içinde zevk sürdükleri ne ni'met ve refah
Ve sefa sürdükleri nice nimetler.
Ve sefa sürdükleri nice nimetler.
Ve sefa sürdükleri nice nimetler.
Ve içlerinde 'sevinç ve mutluluk içinde' yaşadıkları nimetler.
(25-26-27) Onlar bağlardan, pınarlardan, ekinlerden (süslü mahfellerden, güzel konaklardan, içinde naz ve naıym ile yaşadıkları ihtişam (lar) dan neler, (nice şeyler) bırakdılar.
Zevk ve safa sürdükleri nimetleri de.
(17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.
İçinde eğlenip durdukları nimetleri.
Ve zevkü sefa sürdükleri nice ni'metler!
ve içlerinde tadına vardıkları nice nimetler…
Zevk aldıkları nice nimetler…
İçinde eğlenip durdukları nimetleri...
İçinde eğlenip durdukları nimetleri...
İçinde zevk sürdükleri nice nimetler.
And luxuriation in power and luxuriation in abundance of the necessities and comforts of life wherewith they rejoiced beyond a common joy.
many a thing in which they had delighted:
And wealth (and conveniences of life), wherein they had taken such delight!
and the life of ease in which they took delight!
What comfort and ease they had delighted in!
And comforts of life wherein they used to take delight!
and the bounties wherein they rejoiced!
And the prosperity and comfort that they enjoyed and took delight in.
and what prosperity they had rejoiced in!
And God’s blessing that they were enjoying.
and comfort wherein they did enjoy themselves!
Blessings that they enjoyed?
and advantages which they enjoyed, did they leave behind them?
And goodly things wherein they rejoiced;
And what comfort they used to (enjoy) cheerfully!
And pleasant things wherein they took delight!
And the comfort they enjoyed.
and [all that] life of ease in which they used to delight!
and luxuries which they fully enjoyed.
And blessings that they enjoyed
Blessings that they enjoyed.
And comfort wherein they were amused.
And prosperity wherein they found gladness!
And blessings that they enjoyed.
And wealth (and things of life), in which they had taken such delight!
and how many a luxury they used to rejoice in!
And blessings that they enjoyed?