Duhân suresi

Duhân suresi, 32. ayet

Duhân suresi, 32. ayet. وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

veleḳadi-ḫternâhüm `alâ `ilmin `ale-l`âlemîn.

Diyanet İşleri

Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) alemlere üstün kıldık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Duhân 29–35 · surenin 32. ayeti / 59

Konu Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu Duhân 17–33 3

  1. Duhân 29

    Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.

  2. Duhân 30–31

    (30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun'dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.

  3. 32

    Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) alemlere üstün kıldık.

  4. Duhân 33

    Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mucizeler verdik.

  5. Duhân 34–35

    (34-35) Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: "İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

32. “Andolsun Biz onları bir bilgiye” böyle bir üstünlüğe layık oldukları bilgisine “alemlere üstün kıldık.” Onları seçtik.

Âlemlerden kasıt, hem kendi çağdaşları, hem kendilerinden öncekiler hem de kendilerinden sonraki- Yüce Allah, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ümmetini getirinceye kadarki- kimselerdir. Ancak Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ümmeti bütün âlemlerden üstündür. Yüce Allah, onları insanların faydasına çıkartılmış en hayırlı ümmet kılmış ve başkalarına vermediği pek çok lütufları onlara ihsan etmiştir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ant olsun İsrailoğulları'nı bizden bir ilim üzere peygamberlerinin çokluğu ile dönemlerinde dünya milletlerinin üzerine seçip tercih ettik.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَقَدِ velekadi ve andolsun
  2. ٱخْتَرْنَـٰهُمْ hternahum biz onları üstün kıldık kök: خير
  3. عَلَىٰ ala göre
  4. عِلْمٍ ilmin bir bilgiye kök: علم
  5. عَلَى ala üzerine
  6. ٱلْعَـٰلَمِينَ l-aalemine alemler kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 3 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Ortak kavram: Hayır

    Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim! Sizler, buzağıyı ilah edinmekle kendinize yazık ettiniz. Gelin yaratıcınıza tövbe edin de nefislerinizi öldürün…

  • Ortak kavram: Hayır

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Ortak kavram: Hayır

    Eğer onlar iman edip Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı, Allah katında kazanacakları sevap kendileri için daha hayırlı olacaktı.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yemin olsun ki biz bir bilgiye göre onları (İsrailoğullarını) âlemlere (kendi zamanlarının inkârcılarına) seçkin kılmıştık. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet "Yemin olsun ki biz ‘bilerek', onlara (İsrailoğulları'na kendi zamanlarında) âlemlerin üzerinde bir imtiyaz vermiştik" şeklinde de tercüme edilebilir.

Mustafa İslamoğlu

Doğrusu onları, akıl sır ermez ilahi bir bilgiye istinaden çağdaşları olan tüm toplumlar içerisinden böyle seçmiştik;

Muhammed Esed

ve Biz onları bilerek bütün diğer toplumlardan üstün kıldık,

Ahmed Hulusi

Andolsun ki onları (İsrailoğullarını), bir İLİM ile alemlere (insanlar) üstün seçtik!

Ali Bulaç

Andolsun, biz onları bir ilim üzere alemlere üstün kıldık.

Ali Özek ve heyeti

Andolsun biz İsrailoğullarına, bilerek, (kendi zamanlarında) âlemlerin üstünde bir imtiyaz verdik.

Ali Rıza Safa

Üstelik gerçek şu ki, onları, evrenlere bilgiyle üstün kılmıştık.

Bayraktar Bayraklı

Andolsun,biz bilerek İsrailoğulları'nı çağların insanlarına tercih ettik.

Edip Yüksel

Tüm halkın arasından özellikle onları seçtik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Tüm halkın arasından özellikle onları seçtik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Andolsun ki Biz onları bilerek bütün milletler üzerine seçip tercih etmiştik.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve şanım hakkı için; biz onları bir ılim üzere alemine karşı ıhtıyar eylemiştik

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ant olsun ki İsrailoğulları'nı bilerek diğer alemler üzerine tercih ettik. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Vahye onları muhatap kıldık.

Gültekin Onan

Andolsun, biz onları bir ilim üzere alemlere üstün kıldık.

Hasan Basri Çantay

Andolsun ki biz onlara — (hallerini) bilerek — (zamanlarındaki) alemlerin üstünde bir imtiyaz vermişdik.

İbni Kesir

Ve andolsun ki; Biz, onları bile bile alemler üzerinde seçkin kıldık.

Mehmet Alagaş

(17-39) Kesin olan şu ki, ö nceden firavun kavmini de denedik / sınadık (fitne: ikili yapıda sınav / o mu bu mu sınavı) onlara ikram eden bir Resul geldi, Allah'ın kullarını bana geri verin ben güvenilir bir elçiyim , Allah'a karşı yücelik taslamayın ben kesinlikle size apaçık bir delil dayanağı / bir sultan getirdim , muhakkak ki beni taşlamanız / recm etmenizden Rabbime ve sizin de Rabbiniz olana sığınıyorum , eğer bana iman etmiyorsanız ayrılın benden / benden kopun dedi ve Rabbine işte bunlar suçlu bir kavimdir diye çağrıda bulundu / dua etti , geceleyin kullarımı götür sizi takip edeceğiz dedik, yarılmış denizi terket, onlar kesinlikle boğulacak bir kavimdi r. G erilerinde nice bahçeler, gözeler, tarlalar / çiftlikler, verilmiş / ikram edilmiş makamlar ve sefasını sürdükleri nimetler bıraktılar / terkettiler, böylelikle onları başka kavimlere miras ettik, ne gök onlara ağladı ne de yer ağladı, onlara süre de verilmedi / bekletilmediler. Kesin ola şu ki, biz İsrailoğullarını zelil eden bir azaptan, firavundan kurtardık , muhakkak ki o kendini yüce gören ve hoyratça harcayandı / savurgandı / müsrifti. Kesin olan şu ki, bir bilgi üzere / bir bilgiye dayalı, alemlerde onları seçtik, onlara içinde apaçık imtihanlar / belevler içeren ayetlerimizi verdik, onlar şunu diyorlardı bizim sadece ilk ölümümüz var biz tekrar yayınlanmayacağız / neşredilmeyeceğiz / diriltilmeyeceğiz , e ğer doğru sözlü iseniz bir ayet getirin, (Şu göstergeye dayanıyoruz deyin) siz mi hayırlısınız? yoksa tubbağ kavmi mi? yahut ta daha öncekiler mi? Biz onları yok ettik / helak ettik onlar suçlulardı / mücrimlerdi / cürümlülerdi . Biz semaları ve yeri ve bu ikisi arasındakileri oyuncak olsun diye yaratmadık ikisini de gerçek olarak / hakikat olarak yarattık ve fakat onların çoğu bilmiyorlar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Şüphesiz biz onları bir ilim üzere âlemlere karşı üstün kıldık.

Süleyman Ateş

Andolsun biz, onları bir bilgiye göre alemlere üstün kıldık.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Aslında onları(Firavun ve halkını), kendilerindeki bir ilimden dolayı herkese tercih de etmiştik.

Şaban Britch

Onları bir ilim üzere alemler karşı seçkin kıldık.

Şaban Piriş

Onları bir ilim üzerinde toplumlar üzerine seçkin kıldık.

Yaşar Nuri Öztürk

Yemin olsun, biz onları bir ilim sayesinde alemlere üstün kılmıştık.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Such prerogative as We confined to Bani-Israel was based on Our knowledge of who best deserved, among all people of the time, to be the recipient of Our mercy and blessings.

Abdul Haleem

We chose them knowingly above others:

Abdullah Yusuf Ali

And We chose them aforetime above the nations, knowingly,

Abul A'la Maududi

We knowingly exalted them (i.e., the Children of Israel) above other peoples of the world dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, Allah was well aware both of the qualities and of the weaknesses of the children of Israel. He had not chosen them blindly. For when he chose them from among the contemporary nations to become the standard bearers of His message and His Tauhid, they were the most suitable people in His knowledge for the purpose.

Aisha Bewley

We chose them knowingly above all other people

Al-Hilali & Khan

And We chose them (the Children of Israel) above the ‘Âlamîn (mankind and jinn) [during the time of Mûsâ (Moses)] with knowledge,

Ali Quli Qarai

Certainly We chose them knowingly above all the nations.

Amatul Rahman Omar

And We chose them (- the Children of Israel) on the basis of Our knowledge, over all their contemporary people.

Arthur John Arberry

and We chose them, out of a knowledge, above all beings,

Bijan Moeinian

Then I (God) gave them superiority over other nations, knowing their defaults.

E. Henry Palmer

And we did choose them, wittingly, above the worlds;

Edip-Layth

We have chosen them, out of knowledge, over the worlds.

George Sale

And We chose them, knowingly, above all people;

Hamid S. Aziz

And certainly We chose them, knowingly (or purposely), above all the nations.

Mahmoud Ghali

And indeed We already chose them, out of a knowledge, over the worlds;

Marmaduke Pickthall

And We chose them, purposely, above (all) creatures.

Mohamed Ahmed - Samira

And We exalted them over the other people knowingly,

Muhammad Asad

and indeed, We chose them knowingly above all other people,

Mustafa Khattab

And indeed, We chose the Israelites knowingly above the others.

Progressive Muslims

And We have chosen them, out of knowledge, over the worlds.

Rashad Khalifa

We have chosen them from among all the people, knowingly.

Sahih International

And We certainly chose them by knowledge over [all] the worlds.

Sam Gerrans

And We chose them, according to knowledge, above all mankind,

Shabbir Ahmed

And, indeed, We chose them among the contemporary nations because of the Knowledge (of Revelation).

Syed Vickar Ahamed

And We chose them before above the nations, with knowledge

Taqi Usmani

And We chose them, with knowledge, above all the worlds.

The Monotheist Group

And We have chosen them, out of knowledge, over the worlds.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 32. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 32. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Duhân suresi, 32. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩