44. sure

Duhân Suresi الدخان

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 5 konu
  1. Mübarek gece; dumanın gelişi ve azap 1–16 karşılaştır — Mübarek gece; dumanın gelişi ve azap
  2. Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu 17–33 karşılaştır — Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu
  3. Dirilişe itiraz, Tübba' kavmi ve hüküm günü 34–42 karşılaştır — Dirilişe itiraz, Tübba' kavmi ve hüküm günü
  4. Zakkum ağacı ve cehennem 43–50 karşılaştır — Zakkum ağacı ve cehennem
  5. Sakınanların güvenli yeri; Kur'an'ın kolaylaştırılması 51–59 karşılaştır — Sakınanların güvenli yeri; Kur'an'ın kolaylaştırılması

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Mübarek gece; dumanın gelişi ve azap 1–16

  1. Duhân suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 1. ayet. حمٓ

    ḥâ-mîm.

    İbni Kesir

    Ha, Mim.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 1. ayet

  2. Duhân suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 2. ayet. وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    velkitâbi-lmübîn.

    İbni Kesir

    Apaçık kitaba andolsun ki;

    Ayet detayı — Duhân suresi, 2. ayet

  3. Duhân suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 3. ayet. إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ فِى لَيْلَةٍ مُّبَٰرَكَةٍ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ

    innâ enzelnâhü fî leyletim mübâraketin innâ künnâ münẕirîn.

    İbni Kesir

    Gerçekten Biz; onu, mübarek bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, uyarıcı idik.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 3. ayet

  4. Duhân suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 4. ayet. فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ

    fîhâ yüfraḳu küllü emrin ḥakîm.

    İbni Kesir

    Ki onda her hikmetli iş ayrılır.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 4. ayet

  5. Duhân suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 5. ayet. أَمْرًا مِّنْ عِندِنَآ إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ

    emram min `indinâ. innâ künnâ mürsilîn.

    İbni Kesir

    Katımızdan bir emirle. Muhakkak ki Biz, peygamber gönderenleriz.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 5. ayet

  6. Duhân suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 6. ayet. رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

    raḥmetem mir rabbik. innehû hüve-ssemî`u-l`alîm.

    İbni Kesir

    Rabbından bir rahmet olarak. Gerçekten O; Semi, Alim olanın kendisidir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 6. ayet

  7. Duhân suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 7. ayet. رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

    rabbi-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. in küntüm mûḳinîn.

    İbni Kesir

    Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbından. Şayet kesin olarak inanıyorsanız.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 7. ayet

  8. Duhân suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 8. ayet. لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

    lâ ilâhe illâ hüve yuḥyî veyümît. rabbüküm verabbü âbâikümü-l'evvelîn.

    İbni Kesir

    Ondan başka ilah yoktur. Diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbınızdır, sizden önceki atalarınızın da Rabbıdır.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 8. ayet

  9. Duhân suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 9. ayet. بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ يَلْعَبُونَ

    bel hüm fî şekkiy yel`abûn.

    İbni Kesir

    Hayır, onlar şüphe içinde oynayıp dururlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 9. ayet

  10. Duhân suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 10. ayet. فَٱرْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍ مُّبِينٍ

    ferteḳib yevme te'ti-ssemâü bidüḫânim mübîn.

    İbni Kesir

    Öyleyse sen gözle. Göğün açıkça bir duman çıkaracağı gün;

    Ayet detayı — Duhân suresi, 10. ayet

  11. Duhân suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 11. ayet. يَغْشَى ٱلنَّاسَ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ

    yagşe-nnâs. hâẕâ `aẕâbün elîm.

    İbni Kesir

    İnsanları bürüyecektir. Bu; elim bir azabdır.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 11. ayet

  12. Duhân suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 12. ayet. رَّبَّنَا ٱكْشِفْ عَنَّا ٱلْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ

    rabbene-kşif `anne-l`aẕâbe innâ mü'minûn.

    İbni Kesir

    Rabbımız; bu azabı bizden kaldır. Doğrusu biz, artık mü'minleriz.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 12. ayet

  13. Duhân suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 13. ayet. أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكْرَىٰ وَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مُّبِينٌ

    ennâ lehümü-ẕẕikrâ veḳad câehüm rasûlüm mübîn.

    İbni Kesir

    Nerede onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 13. ayet

  14. Duhân suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 14. ayet. ثُمَّ تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ مُعَلَّمٌ مَّجْنُونٌ

    ŝümme tevellev `anhü veḳâlû mü`allemüm mecnûn.

    İbni Kesir

    Ondan yüz çevirmişler; belletilmiş delinin biri, demişlerdi

    Ayet detayı — Duhân suresi, 14. ayet

  15. Duhân suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 15. ayet. إِنَّا كَاشِفُوا۟ ٱلْعَذَابِ قَلِيلًا إِنَّكُمْ عَآئِدُونَ

    innâ kâşifü-l`aẕâbi ḳalîlen inneküm `âidûn.

    İbni Kesir

    Biz, az bir süre için azabı kaldıracağız. Ama siz, eski halinize döneceksiniz.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 15. ayet

  16. Duhân suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 16. ayet. يَوْمَ نَبْطِشُ ٱلْبَطْشَةَ ٱلْكُبْرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ

    yevme nebṭişü-lbaṭşete-lkübrâ. innâ münteḳimûn.

    İbni Kesir

    Onları çarptıkça çarpacağımız gün; şüphesiz intikam alırız.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 16. ayet

Firavun kavmi ve İsrâiloğullarının kurtuluşu 17–33

  1. Duhân suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 17. ayet. وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَآءَهُمْ رَسُولٌ كَرِيمٌ

    veleḳad fetennâ ḳablehüm ḳavme fir`avne vecâehüm rasûlün kerîm.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; onlardan önce Firavun kavmini de denemiştik ve onlara kerim bir peygamber gelmişti.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 17. ayet

  2. Duhân suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 18. ayet. أَنْ أَدُّوٓا۟ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِ إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ

    en eddû ileyye `ibâde-llâh. innî leküm rasûlün emîn.

    İbni Kesir

    Allah'ın kullarını bana teslim edin. Doğrusu ben, size gönderilmiş emin bir peygamberim.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 18. ayet

  3. Duhân suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 19. ayet. وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ

    veel lâ ta`lû `ale-llâh. innî âtîküm bisülṭânim mübîn.

    İbni Kesir

    Allah'a karşı yücelik taslamayın. Doğrusu ben, size açık bir burhan getirdim.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 19. ayet

  4. Duhân suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 20. ayet. وَإِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ

    veinnî `uẕtü birabbî verabbiküm en tercümûn.

    İbni Kesir

    Beni taşlamanızdan ötürü; benim de Rabbım, sizin de Rabbınız olana sığındım.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 20. ayet

  5. Duhân suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 21. ayet. وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ

    veil lem tü'minû lî fa`tezilûn.

    İbni Kesir

    Eğer bana inanmazsanız; benden uzaklaşıp gidin.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 21. ayet

  6. Duhân suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 22. ayet. فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ

    fede`â rabbehû enne hâülâi ḳavmüm mücrimûn.

    İbni Kesir

    Bunlar, suçlu bir kavimdir, diyerek Rabbına dua etti.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 22. ayet

  7. Duhân suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 23. ayet. فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

    feesri bi`ibâdî leylen inneküm müttebe`ûn.

    İbni Kesir

    Öyleyse kullarımı geceleyin yürüt, siz muhakkak takip olunacaksınız.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 23. ayet

  8. Duhân suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 24. ayet. وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا إِنَّهُمْ جُندٌ مُّغْرَقُونَ

    vetruki-lbaḥra rahvâ. innehüm cündüm mugraḳûn.

    İbni Kesir

    Denizi sakin iken geride bırak. Doğrusu onlar, suda boğulacak bir ordudur.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 24. ayet

  9. Duhân suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 25. ayet. كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    kem terakû min cennâtiv ve`uyûn.

    İbni Kesir

    Onlar, nice nice bağları, pınarları bırakmışlardı.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 25. ayet

  10. Duhân suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 26. ayet. وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ

    vezürû`iv vemeḳâmin kerîm.

    İbni Kesir

    Ekinleri, muhteşem konakları da.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 26. ayet

  11. Duhân suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 27. ayet. وَنَعْمَةٍ كَانُوا۟ فِيهَا فَٰكِهِينَ

    vena`metin kânû fîhâ fâkihîn.

    İbni Kesir

    Zevk ve safa sürdükleri nimetleri de.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 27. ayet

  12. Duhân suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 28. ayet. كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ

    keẕâlik. veevraŝnâhâ ḳavmen âḫarîn.

    İbni Kesir

    İşte böyle. Onlara başka kavimleri mirasçı kıldık.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 28. ayet

  13. Duhân suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 29. ayet. فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ

    femâ beket `aleyhimü-ssemâü vel'arḍu vemâ kânû münżarîn.

    İbni Kesir

    Gök ve yer onların helakine ağlamadı. Ve onlar, mühlet verilenler de olmadı.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 29. ayet

  14. Duhân suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 30. ayet. وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ

    veleḳad necceynâ benî isrâîle mine-l`aẕâbi-lmühîn.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; İsrailoğullarını horlayıcı azabdan kurtardık,

    Ayet detayı — Duhân suresi, 30. ayet

  15. Duhân suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 31. ayet. مِن فِرْعَوْنَ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ

    min fir`avn. innehû kâne `âliyem mine-lmüsrifîn.

    İbni Kesir

    Firavun'dan. Doğrusu o, azgın bir zorba idi.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 31. ayet

  16. Duhân suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 32. ayet. وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

    veleḳadi-ḫternâhüm `alâ `ilmin `ale-l`âlemîn.

    İbni Kesir

    Ve andolsun ki; Biz, onları bile bile alemler üzerinde seçkin kıldık.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 32. ayet

  17. Duhân suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 33. ayet. وَءَاتَيْنَٰهُم مِّنَ ٱلْـَٔايَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤٌا۟ مُّبِينٌ

    veâteynâhüm mine-l'âyâti mâ fîhi belâüm mübîn.

    İbni Kesir

    Onlara ayetlerden öylelerini verdik ki; her birinde açıkça bir imtihan vardı.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 33. ayet

Dirilişe itiraz, Tübba' kavmi ve hüküm günü 34–42

  1. Duhân suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 34. ayet. إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ

    inne hâülâi leyeḳûlûn.

    İbni Kesir

    Bunlar gerçekten derler ki:

    Ayet detayı — Duhân suresi, 34. ayet

  2. Duhân suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 35. ayet. إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ

    in hiye illâ mevtetüne-l'ûlâ vemâ naḥnü bimünşerîn.

    İbni Kesir

    O, ilk ölümümüzden başkası değildir. Ve biz, diriltilip kaldırılacaklar da değiliz.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 35. ayet

  3. Duhân suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 36. ayet. فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

    fe'tû biâbâinâ in küntüm ṣâdiḳîn.

    İbni Kesir

    Doğru sözlüler iseniz; bize babalarımıza getirsenize.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 36. ayet

  4. Duhân suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 37. ayet. أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ أَهْلَكْنَٰهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

    ehüm ḫayrun em ḳavmü tübbe`iv velleẕîne min ḳablihim. ehleknâhüm. innehüm kânû mücrimîn.

    İbni Kesir

    Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba kavmi ile onlardan evvel gelenler mi? Biz, onları helak ettik. Muhakkak ki onlar, mücrimler idiler.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 37. ayet

  5. Duhân suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 38. ayet. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ

    vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ lâ`ibîn.

    İbni Kesir

    Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun ve oyalanma olsun diye yaratmadık.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 38. ayet

  6. Duhân suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 39. ayet. مَا خَلَقْنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

    mâ ḫalaḳnâhümâ illâ bilḥaḳḳi velâkinne ekŝerahüm lâ ya`lemûn.

    İbni Kesir

    Biz; onları, ancak hak ile yarattık. Ne var ki onların çoğu, bilmezler.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 39. ayet

  7. Duhân suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 40. ayet. إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ مِيقَٰتُهُمْ أَجْمَعِينَ

    inne yevme-lfaṣli mîḳâtühüm ecme`în.

    İbni Kesir

    Muhakkak ki ayırdetme günü, hepsinin bir arada bulunacağı vakittir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 40. ayet

  8. Duhân suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 41. ayet. يَوْمَ لَا يُغْنِى مَوْلًى عَن مَّوْلًى شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

    yevme lâ yugnî mevlen `am mevlen şey'ev velâ hüm yünṣarûn.

    İbni Kesir

    O gün; dostun dosta hiç bir yardımı olmaz, yardım da görmezler.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 41. ayet

  9. Duhân suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 42. ayet. إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

    illâ mer raḥime-llâh. innehû hüve-l`azîzü-rraḥîm.

    İbni Kesir

    Ancak Allah'ın merhamet ettiği müstesna. Muhakkak ki O; Aziz, Rahim olanın kendisidir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 42. ayet

Zakkum ağacı ve cehennem 43–50

  1. Duhân suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 43. ayet. إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ

    inne şecerate-zzeḳḳûm.

    İbni Kesir

    Doğrusu zakkum ağacı;

    Ayet detayı — Duhân suresi, 43. ayet

  2. Duhân suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 44. ayet. طَعَامُ ٱلْأَثِيمِ

    ṭa`âmü-l'eŝîm.

    İbni Kesir

    Günahkarların yiyeceğidir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 44. ayet

  3. Duhân suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 45. ayet. كَٱلْمُهْلِ يَغْلِى فِى ٱلْبُطُونِ

    kelmühl. yaglî fi-lbüṭûn.

    İbni Kesir

    Erimiş maden gibidir. Karınlarında kaynar,

    Ayet detayı — Duhân suresi, 45. ayet

  4. Duhân suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 46. ayet. كَغَلْىِ ٱلْحَمِيمِ

    kegalyi-lḥamîm.

    İbni Kesir

    Suyun kaynaması gibi.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 46. ayet

  5. Duhân suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 47. ayet. خُذُوهُ فَٱعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ

    ḫuẕûhü fa`tilûhü ilâ sevâi-lceḥîm.

    İbni Kesir

    Yakalayın onu, cehennemin ortasına sürükleyin.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 47. ayet

  6. Duhân suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 48. ayet. ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوْقَ رَأْسِهِۦ مِنْ عَذَابِ ٱلْحَمِيمِ

    ŝümme ṣubbû fevḳa ra'sihî min `aẕâbi-lḥamîm.

    İbni Kesir

    Sonra azab olarak başına kaynar su dökün.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 48. ayet

  7. Duhân suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 49. ayet. ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْكَرِيمُ

    ẕuḳ. inneke ente-l`azîzü-lkerîm.

    İbni Kesir

    Tad bakalım; hani güçlü olan, değerli olan yalnız sendin?

    Ayet detayı — Duhân suresi, 49. ayet

  8. Duhân suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 50. ayet. إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ

    inne hâẕâ mâ küntüm bihî temterûn.

    İbni Kesir

    İşte bu; doğrusu şüphelenip durduğunuz şeydir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 50. ayet

Sakınanların güvenli yeri; Kur'an'ın kolaylaştırılması 51–59

  1. Duhân suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 51. ayet. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍ

    inne-lmütteḳîne fî meḳâmin emîn.

    İbni Kesir

    Müttakiler ise; muhakkak ki emin bir makamdadırlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 51. ayet

  2. Duhân suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 52. ayet. فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ

    fî cennâtiv ve`uyûn.

    İbni Kesir

    Bahçelerde ve pınar başlarında.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 52. ayet

  3. Duhân suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 53. ayet. يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَقَٰبِلِينَ

    yelbesûne min sündüsiv veistebraḳim müteḳâbilîn.

    İbni Kesir

    İnce ipekten ve parlak atlastan giyerler, karşılıklı otururlar.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 53. ayet

  4. Duhân suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 54. ayet. كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍ

    keẕâlik. vezevvecnâhüm biḥûrin `în.

    İbni Kesir

    İşte böyle. Onları iri siyah gözlülerle evlendiririz.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 54. ayet

  5. Duhân suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 55. ayet. يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ

    yed`ûne fîhâ bikülli fâkihetin âminîn.

    İbni Kesir

    Orada emniyet içerisinde her meyveyi isteyebilirler.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 55. ayet

  6. Duhân suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 56. ayet. لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

    lâ yeẕûḳûne fîhe-lmevte ille-lmevtete-l'ûlâ. veveḳâhüm `aẕâbe-lceḥîm.

    İbni Kesir

    Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Ve onları cehennem azabından korumuştur.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 56. ayet

  7. Duhân suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 57. ayet. فَضْلًا مِّن رَّبِّكَ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

    faḍlem mir rabbik. ẕâlike hüve-lfevzü-l`ażîm.

    İbni Kesir

    Rabbından bir lutuf olarak. İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 57. ayet

  8. Duhân suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 58. ayet. فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

    feinnemâ yessernâhü bilisânike le`allehüm yeteẕekkerûn.

    İbni Kesir

    Biz; onu, öğüt alsınlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 58. ayet

  9. Duhân suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Duhân suresi, 59. ayet. فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ

    ferteḳib innehüm mürteḳibûn.

    İbni Kesir

    Öyleyse bekle, onlar da beklemektedirler.

    Ayet detayı — Duhân suresi, 59. ayet