43. sure

Zuhruf Suresi الزخرف

Bu sureyi dinle — okunan kelime işaretlenir

Konu dizini 9 konu
  1. Ana kitap ve yaratılıştaki nimetler 1–14 karşılaştır — Ana kitap ve yaratılıştaki nimetler
  2. Meleklere kız isnadı ve atalara uyma 15–25 karşılaştır — Meleklere kız isnadı ve atalara uyma
  3. İbrâhim'in sözü; "iki şehrin birinden büyük bir adam" 26–35 karşılaştır — İbrâhim'in sözü; "iki şehrin birinden büyük bir adam"
  4. Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı 36–45 karşılaştır — Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı
  5. Mûsâ ve Firavun 46–56 karşılaştır — Mûsâ ve Firavun
  6. Meryem oğlu Îsâ örneği 57–65 karşılaştır — Meryem oğlu Îsâ örneği
  7. Kıyamet günü dostlar ve cennet 66–73 karşılaştır — Kıyamet günü dostlar ve cennet
  8. Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri 74–80 karşılaştır — Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri
  9. Rahmân'ın çocuğu yoktur; "hoş gör ve selam de" 81–89 karşılaştır — Rahmân'ın çocuğu yoktur; "hoş gör ve selam de"

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır.

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

Ana kitap ve yaratılıştaki nimetler 1–14

  1. Zuhruf suresi, 1. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 1. ayet. حمٓ

    ḥâ-mîm.

    Erhan Aktaş

    Ha, Mim.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 1. ayet

  2. Zuhruf suresi, 2. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 2. ayet. وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ

    velkitâbi-lmübîn.

    Erhan Aktaş

    Apaçık Kitap'a ant olsun ki!

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 2. ayet

  3. Zuhruf suresi, 3. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 3. ayet. إِنَّا جَعَلْنَٰهُ قُرْءَٰنًا عَرَبِيًّا لَّعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ

    innâ ce`alnâhü ḳur'ânen `arabiyyel le`alleküm ta`ḳilûn.

    Erhan Aktaş

    Biz onu düşünüp anlayasınız diye Arapça bir kuran dipnot 1 yaptık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayette kur'an kelimesi kitap anlamında değil, Arapça dili ile "okunan" anlamındadır. Çevirilerde kur'an kelimelerinin tamamına yaygın olarak Allah'tan gelen vahyin kitaplaşmış şeklinin anlamı olan Kur'an denmektedir. Kur'an, vahyin Kitaplaşmış şekline bağlamına göre Zikir, Kitap, Kur'an vb. isimlerle kendisinden söz etmektedir. Kur'an kelimesinin birden fazla anlamı bulunmaktadır. Kara'e kökünden türeyen Kur'an, kök anlamı itibariyle Kitap veya Mushaf demek değil, "okumak, toplamak, bir araya getirmek, duyurmak, aktarmak." demektir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 3. ayet

  4. Zuhruf suresi, 4. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 4. ayet. وَإِنَّهُۥ فِىٓ أُمِّ ٱلْكِتَٰبِ لَدَيْنَا لَعَلِىٌّ حَكِيمٌ

    veinnehû fî ümmi-lkitâbi ledeynâ le`aliyyün ḥakîm.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 4. ayet

  5. Zuhruf suresi, 5. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 5. ayet. أَفَنَضْرِبُ عَنكُمُ ٱلذِّكْرَ صَفْحًا أَن كُنتُمْ قَوْمًا مُّسْرِفِينَ

    efenaḍribü `ankümü-ẕẕikra ṣafḥan en küntüm ḳavmem müsrifîn.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 5. ayet

  6. Zuhruf suresi, 6. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 6. ayet. وَكَمْ أَرْسَلْنَا مِن نَّبِىٍّ فِى ٱلْأَوَّلِينَ

    vekem erselnâ min nebiyyin fi-l'evvelîn.

    Erhan Aktaş

    Öncekiler için de nice Nebiler gönderdik.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 6. ayet

  7. Zuhruf suresi, 7. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 7. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن نَّبِىٍّ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

    vemâ ye'tîhim min nebiyyin illâ kânû bihî yestehziûn.

    Erhan Aktaş

    Onlar, kendilerine gelen her Nebi'yi mutlaka alaya alıyorlardı.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 7. ayet

  8. Zuhruf suresi, 8. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 8. ayet. فَأَهْلَكْنَآ أَشَدَّ مِنْهُم بَطْشًا وَمَضَىٰ مَثَلُ ٱلْأَوَّلِينَ

    feehleknâ eşedde minhüm baṭşev vemeḍâ meŝelü-l'evvelîn.

    Erhan Aktaş

    Biz, güç bakımından onlardan daha üstün olanları yok ettik. Geçmişe ait örnek haline geldiler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 8. ayet

  9. Zuhruf suresi, 9. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 9. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ خَلَقَهُنَّ ٱلْعَزِيزُ ٱلْعَلِيمُ

    velein seeltehüm men ḫaleḳa-ssemâvâti vel'arḍa leyeḳûlünne ḫaleḳahünne-l`azîzü-l`alîm.

    Erhan Aktaş

    Müşriklere: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, kesinlikle: "Onları Mutlak Üstün Olan, Her Şeyi Bilen yarattı." diyecekler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 9. ayet

  10. Zuhruf suresi, 10. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 10. ayet. ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلْأَرْضَ مَهْدًا وَجَعَلَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلًا لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    elleẕî ce`ale lekümü-l'arḍa mehdev vece`ale leküm fîhâ sübülel le`alleküm tehtedûn.

    Erhan Aktaş

    O, yeryüzünü sizin için beşik dipnot 1 yaptı. Orada sizin için yollar yaptı dipnot 2 . Umulur ki hidayete erersiniz. dipnot 3

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaşama ve geçinme yeri.
    2. metne dön, dipnot 2
      Geçinme kaynakları, geçim yolları. Ayette, yer alan sebil kelimesine, "kara yolu" anlamı verildiği için "gitmeniz için yollar var etti" diye çeviri yapılmaktadır. Oysaki sebil, karayolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil: "iki şey arasından birini seçmek anlamında "tercih edilen yol" demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Yaşamınızı doğru yoldan temin edersiniz. Hidayet, Gerçeğe yönelmek, gerçeği kavramak, gerçeğe ve doğruya ulaşmak demektir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 10. ayet

  11. Zuhruf suresi, 11. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 11. ayet. وَٱلَّذِى نَزَّلَ مِنَ ٱلسَّمَآءِ مَآءًۢ بِقَدَرٍ فَأَنشَرْنَا بِهِۦ بَلْدَةً مَّيْتًا كَذَٰلِكَ تُخْرَجُونَ

    velleẕî nezzele mine-ssemâi mâem biḳader. feenşernâ bihî beldetem meytâ. keẕâlike tuḫracûn.

    Erhan Aktaş

    O, bir ölçüye göre gökten su indirendir. Sonra, onunla ölü bir beldeyi canlandırdık. İşte siz de böyle yeniden diriltileceksiniz.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 11. ayet

  12. Zuhruf suresi, 12. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 12. ayet. وَٱلَّذِى خَلَقَ ٱلْأَزْوَٰجَ كُلَّهَا وَجَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلْفُلْكِ وَٱلْأَنْعَٰمِ مَا تَرْكَبُونَ

    velleẕî ḫaleḳa-l'ezvâce küllehâ vece`ale leküm mine-lfülki vel'en`âmi mâ terkebûn.

    Erhan Aktaş

    Her şeyi çift yarattı dipnot 1 . Gemilerden ve hayvanlardan binekler kıldı.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Her şey çift yaratılmıştır: Erkek–dişi, iyi-kötü, siyah–beyaz, sıcak-soğuk, İman-Küfür, madde-mana, hayat-ölüm, sevgi-nefret, cömertlik-cimrilik…

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 12. ayet

  13. Zuhruf suresi, 13. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 13. ayet. لِتَسْتَوُۥا۟ عَلَىٰ ظُهُورِهِۦ ثُمَّ تَذْكُرُوا۟ نِعْمَةَ رَبِّكُمْ إِذَا ٱسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا۟ سُبْحَٰنَ ٱلَّذِى سَخَّرَ لَنَا هَٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُۥ مُقْرِنِينَ

    litestevû `alâ żuhûrihî ŝümme teẕkürû ni`mete rabbiküm iẕe-steveytüm `aleyhi veteḳûlû sübḥâne-lleẕî seḫḫara lenâ hâẕâ vemâ künnâ lehû muḳrinîn.

    Erhan Aktaş

    Üzerlerine binip, onlardan yararlanınca, Rabb'inizin verdiği nimetleri anarak: "Bunları, hizmetimize veren Allah ne yücedir; yoksa bizim bunlara gücümüz yetmezdi." deyin.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 13. ayet

  14. Zuhruf suresi, 14. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 14. ayet. وَإِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ

    veinnâ ilâ rabbinâ lemünḳalibûn.

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz biz, sonunda Rabb'imize döneceğiz.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 14. ayet

Meleklere kız isnadı ve atalara uyma 15–25

  1. Zuhruf suresi, 15. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 15. ayet. وَجَعَلُوا۟ لَهُۥ مِنْ عِبَادِهِۦ جُزْءًا إِنَّ ٱلْإِنسَٰنَ لَكَفُورٌ مُّبِينٌ

    vece`alû lehû min `ibâdihî cüz'â. inne-l'insâne lekefûrum mübîn.

    Erhan Aktaş

    Bazı kullarını, O'nun bir parçası saydılar dipnot 1 . Gerçekten, o insan, dipnot 2 açıkça nankörlük etmektedir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın velileri, azizleri, kralları, oğulları, çocukları, hayvanları…
    2. metne dön, dipnot 2
      Buradaki insandan kasıt, insanların tamamını değil, belli bir insan grubudur. "El insan" da ki "el" takısı; belli olanı, biline yani nankörlük yapanları kastetmektedir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 15. ayet

  2. Zuhruf suresi, 16. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 16. ayet. أَمِ ٱتَّخَذَ مِمَّا يَخْلُقُ بَنَاتٍ وَأَصْفَىٰكُم بِٱلْبَنِينَ

    emi-tteḫaẕe mimmâ yaḫlüḳu benâtiv veaṣfâküm bilbenîn.

    Erhan Aktaş

    Yoksa O, yarattıklarından kızları kendisine ayırıp, oğulları size mi bıraktı?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 16. ayet

  3. Zuhruf suresi, 17. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 17. ayet. وَإِذَا بُشِّرَ أَحَدُهُم بِمَا ضَرَبَ لِلرَّحْمَٰنِ مَثَلًا ظَلَّ وَجْهُهُۥ مُسْوَدًّا وَهُوَ كَظِيمٌ

    veiẕâ büşşira eḥadühüm bimâ ḍarabe lirraḥmâni meŝelen żalle vechühû müsveddev vehüve keżîm.

    Erhan Aktaş

    Onlardan biri, kendisine, Rahman'a layık gördüğü kız çocuğu haberi verildiği zaman, yüzü simsiyah kesilir, içini üzüntü kaplar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 17. ayet

  4. Zuhruf suresi, 18. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 18. ayet. أَوَمَن يُنَشَّؤُا۟ فِى ٱلْحِلْيَةِ وَهُوَ فِى ٱلْخِصَامِ غَيْرُ مُبِينٍ

    evemey yüneşşeü fi-lḥilyeti vehüve fi-lḫiṣâmi gayru mübîn.

    Erhan Aktaş

    Ve süs içinde büyütülmekten başka işe yaramayanı mı verdi diye hayıflanır!

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 18. ayet

  5. Zuhruf suresi, 19. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 19. ayet. وَجَعَلُوا۟ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ ٱلَّذِينَ هُمْ عِبَٰدُ ٱلرَّحْمَٰنِ إِنَٰثًا أَشَهِدُوا۟ خَلْقَهُمْ سَتُكْتَبُ شَهَٰدَتُهُمْ وَيُسْـَٔلُونَ

    vece`alü-lmelâikete-lleẕîne hüm `ibâdü-rraḥmâni inâŝâ. eşehidû ḫalḳahüm. setüktebü şehâdetühüm veyüs'elûn.

    Erhan Aktaş

    Onlar, Rahman'ın kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışlarına tanık mı oldular? Onların bu tanıklıkları yazılacak ve sorguya çekileceklerdir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 19. ayet

  6. Zuhruf suresi, 20. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 20. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْ شَآءَ ٱلرَّحْمَٰنُ مَا عَبَدْنَٰهُم مَّا لَهُم بِذَٰلِكَ مِنْ عِلْمٍ إِنْ هُمْ إِلَّا يَخْرُصُونَ

    veḳâlû lev şâe-rraḥmânü mâ `abednâhüm. mâ lehüm biẕâlike min `ilm. in hüm illâ yaḫruṣûn.

    Erhan Aktaş

    "Eğer Rahman dileseydi, biz onlara kulluk etmezdik." dediler. Onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca saçmalıyorlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 20. ayet

  7. Zuhruf suresi, 21. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 21. ayet. أَمْ ءَاتَيْنَٰهُمْ كِتَٰبًا مِّن قَبْلِهِۦ فَهُم بِهِۦ مُسْتَمْسِكُونَ

    em âteynâhüm kitâbem min ḳablihî fehüm bihî müstemsikûn.

    Erhan Aktaş

    Yoksa ondan önce, onlara kitap verdik de onlar, ona mı dayanıyorlar?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 21. ayet

  8. Zuhruf suresi, 22. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 22. ayet. بَلْ قَالُوٓا۟ إِنَّا وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّهْتَدُونَ

    bel ḳâlû innâ vecednâ âbâenâ `alâ ümmetiv veinnâ `alâ âŝârihim mühtedûn.

    Erhan Aktaş

    Hayır! Dediler ki: "Doğrusu, biz, atalarımızı bir ümmet dipnot 1 üzerinde bulduk, biz de onların izinden gidiyoruz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Toplum, topluluk. İnsan soyu. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargılarına ve aynı uygarlığa sahip olan insanların topluluğu. Ümmetin diğer bir anlamı da "yol"dur. Bu yol, amaçlanmış amaç edinilmiş, hedef olarak belirlenmiş yoldur. Ayni tür canlı topluluklarına da ümmet denmektedir. Örneğin: kuşlar bir ümmettir (Bkz.6:38).

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 22. ayet

  9. Zuhruf suresi, 23. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 23. ayet. وَكَذَٰلِكَ مَآ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِى قَرْيَةٍ مِّن نَّذِيرٍ إِلَّا قَالَ مُتْرَفُوهَآ إِنَّا وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا عَلَىٰٓ أُمَّةٍ وَإِنَّا عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِم مُّقْتَدُونَ

    vekeẕâlike mâ erselnâ min ḳablike fî ḳaryetim min neẕîrin illâ ḳâle mütrafûhâ innâ vecednâ âbâenâ `alâ ümmetiv veinnâ `alâ âŝârihim muḳtedûn.

    Erhan Aktaş

    Tıpkı bunun gibi, senden önce de ne zaman bir beldeye uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde olanları: "Biz, atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk. Biz de kesinlikle onların izinden gidiyoruz." dediler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 23. ayet

  10. Zuhruf suresi, 24. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 24. ayet. قَٰلَ أَوَلَوْ جِئْتُكُم بِأَهْدَىٰ مِمَّا وَجَدتُّمْ عَلَيْهِ ءَابَآءَكُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلْتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    ḳâle evelev ci'tüküm biehdâ mimmâ vecettüm `aleyhi âbâeküm. ḳâlû innâ bimâ ürsiltüm bihî kâfirûn.

    Erhan Aktaş

    Size, "Atalarınızı üzerinde bulduğunuz yoldan daha doğrusunu getirmiş olsam da mı?" deyince, onlar: "Biz, sizinle gönderilene kafirlik dipnot 1 ediyoruz." dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Dikkate almıyoruz, yok sayıyoruz, önemsemiyoruz, inanmıyoruz, görmezden geliyoruz.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 24. ayet

  11. Zuhruf suresi, 25. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 25. ayet. فَٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

    fenteḳamnâ minhüm fenżur keyfe kâne `âḳibetü-lmükeẕẕibîn.

    Erhan Aktaş

    Bunun üzerine onlara hak ettikleri cezayı verdik. Yalanlayanların sonlarının nasıl olduğuna bir bak!

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 25. ayet

İbrâhim'in sözü; "iki şehrin birinden büyük bir adam" 26–35

  1. Zuhruf suresi, 26. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 26. ayet. وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِيمُ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦٓ إِنَّنِى بَرَآءٌ مِّمَّا تَعْبُدُونَ

    veiẕ ḳâle ibrâhîmü liebîhi veḳavmihî innenî berâüm mimmâ ta`büdûn.

    Erhan Aktaş

    Bir zamanlar İbrahim, babasına ve halkına: "Ben sizin kulluk ettiklerinizden uzağım demişti."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 26. ayet

  2. Zuhruf suresi, 27. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 27. ayet. إِلَّا ٱلَّذِى فَطَرَنِى فَإِنَّهُۥ سَيَهْدِينِ

    ille-lleẕî feṭaranî feinnehû seyehdîn.

    Erhan Aktaş

    "Ancak fıtratımı dipnot 1 belirleyen başka. Kuşkusuz O beni doğru yola iletecektir."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yaradılış özelliklerimi belirleyen. Ayette yer alan "fetara" kelimesine, "yaratmak" anlamı verildiği için, çevirilerde "beni yaratan" şeklinde anlam verilerek yanlışlık yapılmaktadır. Fetara, yaratmak değil; yaratılan şeylere verilen "yaradılış özelliği, kişilik, benlik, yaradılış yasaları" yani "fıtrat" demektir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 27. ayet

  3. Zuhruf suresi, 28. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 28. ayet. وَجَعَلَهَا كَلِمَةًۢ بَاقِيَةً فِى عَقِبِهِۦ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    vece`alehâ kelimetem bâḳiyeten fî `aḳibihî le`allehüm yerci`ûn.

    Erhan Aktaş

    İbrahim, gerçeğe yönelmeleri umuduyla takdir edilmiş hükmü gelecek nesiller için de kalıcı bir ilke yaptı.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 28. ayet

  4. Zuhruf suresi, 29. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 29. ayet. بَلْ مَتَّعْتُ هَٰٓؤُلَآءِ وَءَابَآءَهُمْ حَتَّىٰ جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ وَرَسُولٌ مُّبِينٌ

    bel metta`tü hâülâi veâbâehüm ḥattâ câehümü-lḥaḳḳu verasûlüm mübîn.

    Erhan Aktaş

    Doğrusu bunları ve atalarını, kendilerine Hakk ve onu açıklayıcı bir Resul gelinceye kadar yararlandırıp yaşattım.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 29. ayet

  5. Zuhruf suresi, 30. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 30. ayet. وَلَمَّا جَآءَهُمُ ٱلْحَقُّ قَالُوا۟ هَٰذَا سِحْرٌ وَإِنَّا بِهِۦ كَٰفِرُونَ

    velemmâ câehümü-lḥaḳḳu ḳâlû hâẕâ siḥruv veinnâ bihî kâfirûn.

    Erhan Aktaş

    Onlara, Hakk geldiği zaman: "Bu bir büyüdür. Biz onu yalanlayanlarız." dediler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 30. ayet

  6. Zuhruf suresi, 31. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 31. ayet. وَقَالُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَ هَٰذَا ٱلْقُرْءَانُ عَلَىٰ رَجُلٍ مِّنَ ٱلْقَرْيَتَيْنِ عَظِيمٍ

    veḳâlû levlâ nüzzile hâẕe-lḳur'ânü `alâ racülim mine-lḳaryeteyni `ażîm.

    Erhan Aktaş

    "Bu Kur'an'ın, iki şehrin birinden, bir büyük adama dipnot 1 indirilmesi gerekmez miydi?" dediler.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Zengin, güçlü, toplumun ileri geleni.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 31. ayet

  7. Zuhruf suresi, 32. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 32. ayet. أَهُمْ يَقْسِمُونَ رَحْمَتَ رَبِّكَ نَحْنُ قَسَمْنَا بَيْنَهُم مَّعِيشَتَهُمْ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَرَفَعْنَا بَعْضَهُمْ فَوْقَ بَعْضٍ دَرَجَٰتٍ لِّيَتَّخِذَ بَعْضُهُم بَعْضًا سُخْرِيًّا وَرَحْمَتُ رَبِّكَ خَيْرٌ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

    ehüm yaḳsimûne raḥmete rabbik. naḥnü ḳasemnâ beynehüm me`îşetehüm fi-lḥayâti-ddünyâ verafa`nâ ba`ḍahüm fevḳa ba`ḍin deracâtil liyetteḫiẕe ba`ḍuhüm ba`ḍan suḫriyyâ. veraḥmetü rabbike ḫayrum mimmâ yecme`ûn.

    Erhan Aktaş

    Rabb'inin rahmetini onlar mı dağıtıyorlar? Dünya hayatındaki geçimliklerini Biz paylaştırdık. Birbirlerine işlerini gördürsünler diye, onların bir kısmını bir kısmının üzerine derecelerle yükselttik. Rabb'inin rahmeti onların biriktirdiklerinden daha hayırlıdır. dipnot 1

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın yol göstericiliği, doğru yolda olma, dünya nimetlerinden daha değerlidir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 32. ayet

  8. Zuhruf suresi, 33. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 33. ayet. وَلَوْلَآ أَن يَكُونَ ٱلنَّاسُ أُمَّةً وَٰحِدَةً لَّجَعَلْنَا لِمَن يَكْفُرُ بِٱلرَّحْمَٰنِ لِبُيُوتِهِمْ سُقُفًا مِّن فِضَّةٍ وَمَعَارِجَ عَلَيْهَا يَظْهَرُونَ

    velevlâ ey yekûne-nnâsü ümmetev vâḥidetel lece`alnâ limey yekfüru birraḥmâni libüyûtihim süḳufem min fiḍḍativ veme`ârice `aleyhâ yażherûn.

    Erhan Aktaş

    Şayet insanlar, tek bir ümmet dipnot 1 haline gelmeyecek olsalardı, dipnot 2 Rahman'ı küfreden dipnot 3 kimselerin, evlerinin tavanlarını ve merdivenlerini gümüşten yapardık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Küfür topluluğu.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kafirlerin sahip oldukları, alabildiğine lüks ve zengin yaşamlarına imrenip, özenerek; onların sahip olduklarına sahip olmaya heveslenecek olmasalardı.
    3. metne dön, dipnot 3
      Nankörlük eden veya görmezden gelen.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 33. ayet

  9. Zuhruf suresi, 34. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 34. ayet. وَلِبُيُوتِهِمْ أَبْوَٰبًا وَسُرُرًا عَلَيْهَا يَتَّكِـُٔونَ

    velibüyûtihim ebvâbev vesüruran `aleyhâ yettekiûn.

    Erhan Aktaş

    Ve evlerinin kapılarını ve üzerine oturup yaslandıkları koltuklarını da.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 34. ayet

  10. Zuhruf suresi, 35. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 35. ayet. وَزُخْرُفًا وَإِن كُلُّ ذَٰلِكَ لَمَّا مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱلْـَٔاخِرَةُ عِندَ رَبِّكَ لِلْمُتَّقِينَ

    vezuḫrufâ. vein küllü ẕâlike lemmâ metâ`u-lḥayâti-ddünyâ. vel'âḫiratü `inde rabbike lilmütteḳîn.

    Erhan Aktaş

    Ve altına boğardık. Bunların tamamı, dünya hayatının kazanımından başka bir şey değildir. dipnot 1 Ahiret ise Rabb'inin yanında, yalnızca takva sahipleri içindir.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayetlerde (31, 32, 33, 34, 35), bizatihi dünya nimetlerini yermek veya önemsizleştirmek söz konusu değildir. Ancak dikkatler, bütün zenginliklerden daha büyük zenginlik olan ahiret zenginliğine çekilmek istenmektedir. Dünya zenginliğinin ahiret zenginliğinden yoksun bırakmaması için uyarı yapılmaktadır. Amaç, insanların zaaflarına yenilmeyerek gerçek ve kalıcı olan zenginliği öncelemelerini sağlamaktır. Zira zenginlik ve refah aynı zamanda insan için şımartıcı ve azgınlaştırıcı özelliğe de sahiptir. Dünya nimetleri elbette ki değerlidir, ancak onlardan daha değerli olan şey ilkeli olmak, doğru yoldan ayrılmamak ve takva sahibi olmaktır. Ayette "değerli olandan", "daha değerli olana" vurgu yapılmaktadır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 35. ayet

Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı 36–45

  1. Zuhruf suresi, 36. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 36. ayet. وَمَن يَعْشُ عَن ذِكْرِ ٱلرَّحْمَٰنِ نُقَيِّضْ لَهُۥ شَيْطَٰنًا فَهُوَ لَهُۥ قَرِينٌ

    vemey ya`şü `an ẕikri-rraḥmâni nüḳayyiḍ lehû şeyṭânen fehüve lehû ḳarîn.

    Erhan Aktaş

    Her kim Rahman'ın öğüdüne karşı duyarsız olursa, Biz ona bir şeytan dipnot 1 salarız. Artık şeytan onun yakın arkadaşı olur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytanın kelime anlamı uzaklaşan, uzak olan demektir. Hakikat'ten uzak olan, Hakk'a, adalete ve iyiliğe aykırı hareket eden varlık, kişi, kurum, kötülük dürtüsün, saptırıcı telkin ve yönlendirmelerin ortak karakteristik adıdır. İnsanların içindeki kötülük dürtüsü için de şeytan denmektedir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 36. ayet

  2. Zuhruf suresi, 37. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 37. ayet. وَإِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ ٱلسَّبِيلِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُم مُّهْتَدُونَ

    veinnehüm leyeṣuddûnehüm `ani-ssebîli veyaḥsebûne ennehüm mühtedûn.

    Erhan Aktaş

    Şeytanlar, onları doğru yoldan saptırdıkları halde, onlar hala kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 37. ayet

  3. Zuhruf suresi, 38. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 38. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَنَا قَالَ يَٰلَيْتَ بَيْنِى وَبَيْنَكَ بُعْدَ ٱلْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ ٱلْقَرِينُ

    ḥattâ iẕâ câenâ ḳâle yâ leyte beynî vebeyneke bü`de-lmeşriḳayni febi'se-lḳarîn.

    Erhan Aktaş

    Nihayet o dipnot 1 Bize geldiği zaman: "Keşke seninle aramız iki doğu uzaklığı kadar uzak olsaydı." der. Öyleyse bu ne kötü bir arkadaşlıktır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Duyarsızlık gösteren kimse.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 38. ayet

  4. Zuhruf suresi, 39. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 39. ayet. وَلَن يَنفَعَكُمُ ٱلْيَوْمَ إِذ ظَّلَمْتُمْ أَنَّكُمْ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

    veley yenfe`akümü-lyevme iż żalemtüm enneküm fi-l`aẕâbi müşterikûn.

    Erhan Aktaş

    Bugün, pişmanlığınız kesinlikle size bir yarar sağlamaz. Kendinize haksızlık yaptınız. Siz azaba da ortaksınız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 39. ayet

  5. Zuhruf suresi, 40. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 40. ayet. أَفَأَنتَ تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ أَوْ تَهْدِى ٱلْعُمْىَ وَمَن كَانَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ

    efeente tüsmi`u-ṣṣumme ev tehdi-l`umye vemen kâne fî ḍalâlim mübîn.

    Erhan Aktaş

    O halde sağıra sen mi işittireceksin? Veya köre ve apaçık sapkınlıkta olana doğru yolu gösterebilir misin?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 40. ayet

  6. Zuhruf suresi, 41. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 41. ayet. فَإِمَّا نَذْهَبَنَّ بِكَ فَإِنَّا مِنْهُم مُّنتَقِمُونَ

    feimmâ neẕhebenne bike feinnâ minhüm münteḳimûn.

    Erhan Aktaş

    Biz, seni bu dünyadan alıp götürsek bile, onlara hak ettikleri cezayı mutlaka vereceğiz.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 41. ayet

  7. Zuhruf suresi, 42. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 42. ayet. أَوْ نُرِيَنَّكَ ٱلَّذِى وَعَدْنَٰهُمْ فَإِنَّا عَلَيْهِم مُّقْتَدِرُونَ

    ev nüriyenneke-lleẕî ve`adnâhüm feinnâ `aleyhim muḳtedirûn.

    Erhan Aktaş

    Veya onları uyardığımız azabı sana gösteririz. Elbette Biz'im onlara gücümüz yeter.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 42. ayet

  8. Zuhruf suresi, 43. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 43. ayet. فَٱسْتَمْسِكْ بِٱلَّذِىٓ أُوحِىَ إِلَيْكَ إِنَّكَ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

    festemsik billeẕî ûḥiye ileyk. inneke `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

    Erhan Aktaş

    Öyleyse sen, sana vahyedilene sarılmaya bak. Kuşkusuz sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 43. ayet

  9. Zuhruf suresi, 44. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 44. ayet. وَإِنَّهُۥ لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْـَٔلُونَ

    veinnehû leẕikrul leke veliḳavmik. vesevfe tüs'elûn.

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz o sana ve halkına bir öğüttür. Ondan sorulacaksınız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 44. ayet

  10. Zuhruf suresi, 45. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 45. ayet. وَسْـَٔلْ مَنْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ مِن رُّسُلِنَآ أَجَعَلْنَا مِن دُونِ ٱلرَّحْمَٰنِ ءَالِهَةً يُعْبَدُونَ

    ves'el men erselnâ min ḳablike mir rusülinâ. ece`alnâ min dûni-rraḥmâni âlihetey yü`bedûn.

    Erhan Aktaş

    Senden önce kendilerine Resul gönderdiklerimize sor. Biz, Rahman'dan başka kulluk edilecek ilahlar kılmış mıyız?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 45. ayet

Mûsâ ve Firavun 46–56

  1. Zuhruf suresi, 46. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 46. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَقَالَ إِنِّى رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    veleḳad erselnâ mûsâ biâyâtinâ ilâ fir`avne vemeleihî feḳâle innî rasûlü rabbi-l`âlemîn.

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Biz Musa'yı ayetlerimizle dipnot 1 Firavun'a ve onun melelerine dipnot 2 gönderdik: "Ben alemlerin Rabb'inin Resul'üyüm." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıtlarımızla, göstergelerimizle, mucizelerimizle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 46. ayet

  2. Zuhruf suresi, 47. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 47. ayet. فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ

    felemmâ câehüm biâyâtinâ iẕâ hüm minhâ yaḍḥakûn.

    Erhan Aktaş

    Fakat Musa onlara ayetlerimizle dipnot 1 gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucizelerimizle, kanıtlarımızla.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 47. ayet

  3. Zuhruf suresi, 48. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 48. ayet. وَمَا نُرِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ إِلَّا هِىَ أَكْبَرُ مِنْ أُخْتِهَا وَأَخَذْنَٰهُم بِٱلْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    vemâ nürîhim min âyetin illâ hiye ekberu min uḫtihâ. veeḫaẕnâhüm bil`aẕâbi le`allehüm yerci`ûn.

    Erhan Aktaş

    Onlara gösterdiğimiz her ayet dipnot 1 , bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt, gösterge.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 48. ayet

  4. Zuhruf suresi, 49. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 49. ayet. وَقَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَ ٱلسَّاحِرُ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهْتَدُونَ

    veḳâlû yâ eyyühe-ssâḥiru-d`u lenâ rabbeke bimâ `ahide `indeke innenâ lemühtedûn.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 49. ayet

  5. Zuhruf suresi, 50. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 50. ayet. فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ ٱلْعَذَابَ إِذَا هُمْ يَنكُثُونَ

    felemmâ keşefnâ `anhümü-l`aẕâbe iẕâ hüm yenküŝûn.

    Erhan Aktaş

    Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 50. ayet

  6. Zuhruf suresi, 51. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 51. ayet. وَنَادَىٰ فِرْعَوْنُ فِى قَوْمِهِۦ قَالَ يَٰقَوْمِ أَلَيْسَ لِى مُلْكُ مِصْرَ وَهَٰذِهِ ٱلْأَنْهَٰرُ تَجْرِى مِن تَحْتِىٓ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

    venâdâ fir`avnü fî ḳavmihî ḳâle yâ ḳavmi eleyse lî mülkü miṣra vehâẕihi-l'enhâru tecrî min taḥtî. efelâ tübṣirûn.

    Erhan Aktaş

    Firavun, halkına seslendi: "Ey halkım! Mısır'ın egemenliği ve ayaklarımın altından akıp giden şu nehirler benim değil mi? Görmüyor musunuz? dipnot 1 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musa'ya göre ne kadar güçlü olduğumu görmüyor musunuz?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 51. ayet

  7. Zuhruf suresi, 52. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 52. ayet. أَمْ أَنَا۠ خَيْرٌ مِّنْ هَٰذَا ٱلَّذِى هُوَ مَهِينٌ وَلَا يَكَادُ يُبِينُ

    em ene ḫayrum min hâẕe-lleẕî hüve mehînüv velâ yekâdü yübîn.

    Erhan Aktaş

    "Yoksa ben, ne istediğini bilmeyen şu zavallıdan daha hayırlı değil miyim?"

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 52. ayet

  8. Zuhruf suresi, 53. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 53. ayet. فَلَوْلَآ أُلْقِىَ عَلَيْهِ أَسْوِرَةٌ مِّن ذَهَبٍ أَوْ جَآءَ مَعَهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ مُقْتَرِنِينَ

    felevlâ ülḳiye `aleyhi esviratüm min ẕehebin ev câe me`ahü-lmelâiketü muḳterinîn.

    Erhan Aktaş

    "Öyleyse ona takılmış altından bilezikler dipnot 1 olmalı veya yanında kendisine eşlik eden melekler gelmeli değil miydi?"

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mısır kralları boyunlarına ve kollarına altından bilezikler takarlardı.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 53. ayet

  9. Zuhruf suresi, 54. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 54. ayet. فَٱسْتَخَفَّ قَوْمَهُۥ فَأَطَاعُوهُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    festeḫaffe ḳavmehû feeṭâ`ûh. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.

    Erhan Aktaş

    Firavun halkını etkisi altına aldı. Bunun üzerine halkı ona itaat etti. Onlar fasık bir toplum oldular.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 54. ayet

  10. Zuhruf suresi, 55. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 55. ayet. فَلَمَّآ ءَاسَفُونَا ٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ أَجْمَعِينَ

    felemmâ âsefûne-nteḳamnâ minhüm feagraḳnâhüm ecme`în.

    Erhan Aktaş

    Böylece Bize asilik yaptılar. Biz de onları cezalandırdık. Topluca suda boğduk.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 55. ayet

  11. Zuhruf suresi, 56. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 56. ayet. فَجَعَلْنَٰهُمْ سَلَفًا وَمَثَلًا لِّلْـَٔاخِرِينَ

    fece`alnâhüm selefev vemeŝelel lil'âḫirîn.

    Erhan Aktaş

    Böylece onları gelecek nesiller için ibret verici bir örnek kıldık.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 56. ayet

Meryem oğlu Îsâ örneği 57–65

  1. Zuhruf suresi, 57. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 57. ayet. وَلَمَّا ضُرِبَ ٱبْنُ مَرْيَمَ مَثَلًا إِذَا قَوْمُكَ مِنْهُ يَصِدُّونَ

    velemmâ ḍuribe-bnü meryeme meŝelen iẕâ ḳavmüke minhü yeṣiddûn.

    Erhan Aktaş

    Meryem Oğlu örnek olarak anlatılınca, halkın hemen yaygara yaptı;

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 57. ayet

  2. Zuhruf suresi, 58. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 58. ayet. وَقَالُوٓا۟ ءَأَٰلِهَتُنَا خَيْرٌ أَمْ هُوَ مَا ضَرَبُوهُ لَكَ إِلَّا جَدَلًۢا بَلْ هُمْ قَوْمٌ خَصِمُونَ

    veḳâlû eâlihetünâ ḫayrun em hû. mâ ḍarabûhü leke illâ cedelâ. bel hüm ḳavmün ḫasimûn.

    Erhan Aktaş

    Ve: "Bizim ilahlarımız mı daha hayırlıdır, yoksa o dipnot 1 mu?" dediler. Bu örneği, yalnızca sana muhalefet etmek için verdiler. Doğrusu onlar çok düşmanca davranan bir halktır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      İsa mı?

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 58. ayet

  3. Zuhruf suresi, 59. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 59. ayet. إِنْ هُوَ إِلَّا عَبْدٌ أَنْعَمْنَا عَلَيْهِ وَجَعَلْنَٰهُ مَثَلًا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

    in hüve illâ `abdün en`amnâ `aleyhi vece`alnâhü meŝelel libenî isrâîl.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 59. ayet

  4. Zuhruf suresi, 60. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 60. ayet. وَلَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَا مِنكُم مَّلَٰٓئِكَةً فِى ٱلْأَرْضِ يَخْلُفُونَ

    velev neşâü lece`alnâ minküm melâiketen fi-l'arḍi yaḫlüfûn.

    Erhan Aktaş

    Eğer isteseydik sizi yeryüzünde birbirinizin ardı sıra gelen melekler dipnot 1 yapardık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Melek" kelimesinin çoğulu "melaike"dir. "Kuvvet, mülk, melik, yönetim gücü, elçi, haber verici" demek olan "melek" kelimesi, terim olarak, Allah'ın bütün emirlerine uyan, O'na hiç isyan etmeyen varlıkları ifade etmektedir (21:27). Melek, aynı zamanda Allah'ın kullandığı "güç" güçlü varlık demektir. Melek, Kur'an'da ayrıca, "hafıza, koruyucu melek, cesaret, rüzgar, zorba, yük taşıyan; öküz, eşek vb. (2:248) anlamlarında da kullanılmaktadır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 60. ayet

  5. Zuhruf suresi, 61. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 61. ayet. وَإِنَّهُۥ لَعِلْمٌ لِّلسَّاعَةِ فَلَا تَمْتَرُنَّ بِهَا وَٱتَّبِعُونِ هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

    veinnehû le`ilmül lissâ`ati felâ temterunne bihâ vettebi`ûn. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz o, dipnot 1 kesinlikle o Sa'at dipnot 2 için bir bilgidir. Sakın ondan kuşku duymayın! Bana uyun. Bu, dosdoğru yoldur.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "O" zamirinin neyi kastettiği konusunda üç farklı görüş mevcuttur: Kur'an, Muhammed Nebi, İsa Nebi. O zamirinin, Kur'an'ı kastettiğine dair görüşünün isabetli olduğu kanaatindeyiz.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kıyamet.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 61. ayet

  6. Zuhruf suresi, 62. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 62. ayet. وَلَا يَصُدَّنَّكُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ إِنَّهُۥ لَكُمْ عَدُوٌّ مُّبِينٌ

    velâ yeṣuddennekümü-şşeyṭân. innehû leküm `adüvvüm mübîn.

    Erhan Aktaş

    Sakın şeytan sizi alıkoymasın. Kuşkusuz o, sizin için apaçık bir düşmandır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 62. ayet

  7. Zuhruf suresi, 63. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 63. ayet. وَلَمَّا جَآءَ عِيسَىٰ بِٱلْبَيِّنَٰتِ قَالَ قَدْ جِئْتُكُم بِٱلْحِكْمَةِ وَلِأُبَيِّنَ لَكُم بَعْضَ ٱلَّذِى تَخْتَلِفُونَ فِيهِ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

    velemmâ câe `îsâ bilbeyyinâti ḳâle ḳad ci'tüküm bilḥikmeti veliübeyyine leküm ba`ḍa-lleẕî taḫtelifûne fîh. fetteḳu-llâhe veeṭî`ûn.

    Erhan Aktaş

    İsa, apaçık beyyinelerle dipnot 1 geldiği zaman: "Ben size Hikmet'i dipnot 2 getirdim. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklamak için geldim. O halde Allah için takvalı olun ve bana itaat edin." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıt içeren açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi.
    2. metne dön, dipnot 2
      Hikmet, Kur'an'ın niteliklerinden/isimlerinden birisidir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan gibi (62:2). Hikmet, "engel olmak" demektir: Kur'an'ın toplumu güçlendirmek, sağlamlaştırmak, baskı, zulüm ve fesadı engellemek için konulan yasa, kural ve ilkelerini ifade etmektedir. Hikmetin anlamlarından birisi de sağlıklı düşünme, gerçeği kavrama, doğru yargıda bulunma yetisidir. Hikmet kavramının ayrıca yargılama, karar, güçlendirme, sağlamlaştırma, bilme, bilge olma, hakem, hakim, hüküm, hükümdar, hükümet, mahkeme, mahkum, tahakküm, istihkam, gibi anlamları bulunmaktadır. Hikmet kelimesine sünnet anlamı verilmesi doğru değildir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 63. ayet

  8. Zuhruf suresi, 64. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 64. ayet. إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ هَٰذَا صِرَٰطٌ مُّسْتَقِيمٌ

    inne-llâhe hüve rabbî verabbüküm fa`büdûh. hâẕâ ṣirâṭum müsteḳîm.

    Erhan Aktaş

    Allah, benim de sizin de Rabb'inizdir. Öyleyse O'na kulluk edin! Bu, dosdoğru yoldur.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 64. ayet

  9. Zuhruf suresi, 65. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 65. ayet. فَٱخْتَلَفَ ٱلْأَحْزَابُ مِنۢ بَيْنِهِمْ فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ مِنْ عَذَابِ يَوْمٍ أَلِيمٍ

    faḫtelefe-l'aḥzâbü mim beynihim. feveylül lilleẕîne żalemû min `aẕâbi yevmin elîm.

    Erhan Aktaş

    Sonra gruplar kendi aralarında anlaşmazlığa düştüler. Artık acı veren günün azabından dolayı haksızlık yapanların vay haline!

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 65. ayet

Kıyamet günü dostlar ve cennet 66–73

  1. Zuhruf suresi, 66. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 66. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

    hel yenżurûne ille-ssâ`ate en te'tiyehüm bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.

    Erhan Aktaş

    O Sa'at'ın dipnot 1 , farkında değillerken, ansızın onlara gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kıyametin.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 66. ayet

  2. Zuhruf suresi, 67. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 67. ayet. ٱلْأَخِلَّآءُ يَوْمَئِذٍۭ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ إِلَّا ٱلْمُتَّقِينَ

    el'eḫillâü yevmeiẕim ba`ḍuhüm liba`ḍin `adüvvün ille-lmütteḳîn.

    Erhan Aktaş

    O Gün, dipnot 1 muttakiler dipnot 2 dışında, dostlar dipnot 3 birbirlerine düşmandırlar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hesap sorma günü, yalnızca Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün.
    2. metne dön, dipnot 2
      Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu dünyada dost olup da muttaki olmayanlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 67. ayet

  3. Zuhruf suresi, 68. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 68. ayet. يَٰعِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ ٱلْيَوْمَ وَلَآ أَنتُمْ تَحْزَنُونَ

    yâ `ibâdi lâ ḫavfün `aleykümü-lyevme velâ entüm taḥzenûn.

    Erhan Aktaş

    "Ey kullarım! Bugün size korku yoktur. Siz üzülmeyeceksiniz."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 68. ayet

  4. Zuhruf suresi, 69. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 69. ayet. ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ مُسْلِمِينَ

    elleẕîne âmenû biâyâtinâ vekânû müslimîn.

    Erhan Aktaş

    "Ayetlerimize iman edenler ve teslim olanlarsınız."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 69. ayet

  5. Zuhruf suresi, 70. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 70. ayet. ٱدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ أَنتُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ تُحْبَرُونَ

    üdḫulü-lcennete entüm veezvâcüküm tuḥberûn.

    Erhan Aktaş

    Cennete girin. Siz ve eşleriniz dipnot 1 en iyi şekilde ağırlanacaksınız."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette sözü edilen eşler, dünyadaki eşler değildir. Dünyada eşlerin her biri ayrı ayrı sorumlu tutulmuş, her bir eş kendi hesabını kendisi verecektir. Eşler, birbirlerinin hesabından sorumlu değildirler. Her iki eşin de Cennet'e girmesi mümkün olabileceği gibi, birisinin Cennet'e diğerinin de Cehennem'e gitmesi de söz konusu olabilecektir. Burada söz edilen eşler, ahiretteki eşlerdir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 70. ayet

  6. Zuhruf suresi, 71. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 71. ayet. يُطَافُ عَلَيْهِم بِصِحَافٍ مِّن ذَهَبٍ وَأَكْوَابٍ وَفِيهَا مَا تَشْتَهِيهِ ٱلْأَنفُسُ وَتَلَذُّ ٱلْأَعْيُنُ وَأَنتُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

    yüṭâfü `aleyhim biṣiḥâfim min ẕehebiv veekvâb. vefîhâ mâ teştehîhi-l'enfüsü veteleẕẕü-l'a`yün. veentüm fîhâ ḫâlidûn.

    Erhan Aktaş

    Onların etraflarında altından tepsiler ve bardaklarla dolaşılır. Orada, canların çektiği, gözlerin hoşlandığı her şey vardır. Ve siz orada sürekli kalacaksınız.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 71. ayet

  7. Zuhruf suresi, 72. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 72. ayet. وَتِلْكَ ٱلْجَنَّةُ ٱلَّتِىٓ أُورِثْتُمُوهَا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

    vetilke-lcennetü-lletî ûriŝtümûhâ bimâ küntüm ta`melûn.

    Erhan Aktaş

    İşte bu, yaptıklarınıza karşılık, mirasçı kılındığınız Cennet'tir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 72. ayet

  8. Zuhruf suresi, 73. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 73. ayet. لَكُمْ فِيهَا فَٰكِهَةٌ كَثِيرَةٌ مِّنْهَا تَأْكُلُونَ

    leküm fîhâ fâkihetün keŝîratüm minhâ te'külûn.

    Erhan Aktaş

    Sizin için orada yiyeceğiniz pek çok meyve vardır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 73. ayet

Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri 74–80

  1. Zuhruf suresi, 74. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 74. ayet. إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى عَذَابِ جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ

    inne-lmücrimîne fî `aẕâbi cehenneme ḫâlidûn.

    Erhan Aktaş

    Kuşkusuz mücrimler, dipnot 1 Cehennem azabında sürekli kalacak olanlardır.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Suçlu. Hakikat ile bağını koparmış. Mücrim, "basit suçlu" anlamında değil, Kafir, nankör, Müşrik, sapkın" olmayı da kapsan "suçların hepsini içine alan, onların toplamını ifade eden" bir kavramdır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 74. ayet

  2. Zuhruf suresi, 75. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 75. ayet. لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ فِيهِ مُبْلِسُونَ

    lâ yüfetteru `anhüm vehüm fîhi müblisûn.

    Erhan Aktaş

    Onlardan azap hafifletilmez. Onlar, orada umutlarını kesmiş olanlardır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 75. ayet

  3. Zuhruf suresi, 76. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 76. ayet. وَمَا ظَلَمْنَٰهُمْ وَلَٰكِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلظَّٰلِمِينَ

    vemâ żalemnâhüm velâkin kânû hümu-żżâlimîn.

    Erhan Aktaş

    Biz onlara haksızlık yapmadık. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 76. ayet

  4. Zuhruf suresi, 77. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 77. ayet. وَنَادَوْا۟ يَٰمَٰلِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ قَالَ إِنَّكُم مَّٰكِثُونَ

    venâdev yâ mâlikü liyaḳḍi `aleynâ rabbük. ḳâle inneküm mâkiŝûn.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 77. ayet

  5. Zuhruf suresi, 78. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 78. ayet. لَقَدْ جِئْنَٰكُم بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَكُمْ لِلْحَقِّ كَٰرِهُونَ

    leḳad ci'nâküm bilḥaḳḳi velâkinne ekŝeraküm lilḥaḳḳi kârihûn.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 78. ayet

  6. Zuhruf suresi, 79. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 79. ayet. أَمْ أَبْرَمُوٓا۟ أَمْرًا فَإِنَّا مُبْرِمُونَ

    em ebramû emran feinnâ mübrimûn.

    Erhan Aktaş

    Yoksa onlar kesin karar mı verdiler? Biz de kesin kararlıyız!

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 79. ayet

  7. Zuhruf suresi, 80. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 80. ayet. أَمْ يَحْسَبُونَ أَنَّا لَا نَسْمَعُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَىٰهُم بَلَىٰ وَرُسُلُنَا لَدَيْهِمْ يَكْتُبُونَ

    em yaḥsebûne ennâ lâ nesme`u sirrahüm venecvâhüm. belâ verusülünâ ledeyhim yektübûn.

    Erhan Aktaş

    Yoksa onların sırlarını ve fısıltılarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır! Onların yanlarında bulunan elçilerimiz her şeyi kaydediyorlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 80. ayet

Rahmân'ın çocuğu yoktur; "hoş gör ve selam de" 81–89

  1. Zuhruf suresi, 81. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 81. ayet. قُلْ إِن كَانَ لِلرَّحْمَٰنِ وَلَدٌ فَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْعَٰبِدِينَ

    ḳul in kâne lirraḥmâni veled. feenâ evvelü-l`âbidîn.

    Erhan Aktaş

    De ki: "Eğer Rahman'ın çocuğu olsaydı, ona ilk ben kulluk ederdim. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rahman'ın çocuğu olduğu iddiası, ironi yapılarak yalanlanmaktadır.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 81. ayet

  2. Zuhruf suresi, 82. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 82. ayet. سُبْحَٰنَ رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ رَبِّ ٱلْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ

    sübḥâne rabbi-ssemâvâti vel'arḍi rabbi-l`arşi `ammâ yeṣifûn.

    Erhan Aktaş

    Göklerin ve yerin Rabb'i; arşın Rabb'i onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 82. ayet

  3. Zuhruf suresi, 83. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 83. ayet. فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

    feẕerhüm yeḫûḍû veyel`abû ḥattâ yülâḳû yevmehümü-lleẕî yû`adûn.

    Erhan Aktaş

    Artık onları kendi hallerine bırak! Uyarıldıkları güne kavuşuncaya değin boş şeylerle oyalanıp dursunlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 83. ayet

  4. Zuhruf suresi, 84. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 84. ayet. وَهُوَ ٱلَّذِى فِى ٱلسَّمَآءِ إِلَٰهٌ وَفِى ٱلْأَرْضِ إِلَٰهٌ وَهُوَ ٱلْحَكِيمُ ٱلْعَلِيمُ

    vehüve-lleẕî fi-ssemâi ilâhüv vefi-l'arḍi ilâhün. vehüve-lḥakîmü-l`alîm.

    Erhan Aktaş

    Gökte de yerde de İlah olan O'dur. Ve O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 84. ayet

  5. Zuhruf suresi, 85. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 85. ayet. وَتَبَارَكَ ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلسَّاعَةِ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

    vetebârake-lleẕî lehû mülkü-ssemâvâti vel'arḍi vemâ beynehümâ. ve`indehû `ilmü-ssâ`ah. veileyhi türce`ûn.

    Erhan Aktaş

    Göklerin, yerin ve aralarındaki her şeyin mülkiyeti dipnot 1 kendisinin olan Zat ne kutludur. O Sa'at'in bilgisi yalnızca O'nun yanındadır. O'na döndürüleceksiniz.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Sahipliği, egemenliği.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 85. ayet

  6. Zuhruf suresi, 86. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 86. ayet. وَلَا يَمْلِكُ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِهِ ٱلشَّفَٰعَةَ إِلَّا مَن شَهِدَ بِٱلْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

    velâ yemlikü-lleẕîne yed`ûne min dûnihi-şşefâ`ate illâ men şehide bilḥaḳḳi vehüm ya`lemûn.

    Erhan Aktaş

    Onların, O'nun yanı sıra dua ettikleri kimseler şefaate dipnot 1 güç yetiremezler. Bunu ancak gerçeğe tanıklık edenler kavrar dipnot 2 .

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şefaat, kelime anlamı olarak yardım etmek demektir. Kur'an, Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat" edebileceği anlayış ve inancını kesin ve açık bir şekilde reddetmektedir. Nebiler de dahil hiç kimsenin şefaat etme hakkı yoktur. Kur'an'a göre Allah'ın yanı sıra başka birilerinin "şefaat etme" inancı kesinlikle şirktir (2:48, 123). Şefaatin olduğunu iddia etmek Allah'ın haksızlık yapacağını, torpil yapacağını söylemekle eş anlamlı bir iddiadır. Bu Allah'a atılan büyük bir iftiradır. Yüzlerce ayette, herkese sadece ve sadece yaptıklarının karşılığının verileceğini ve şefaatin olmadığını açıkça söylenmesine rağmen, şefaatin olduğuna inanmak, Allah'ın sözüne itibar etmemektir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Birçok çeviride, ayetin son cümlesine, "gerçeğe tanıklık edenler hariç," yani bu kimseler şefaat edecekler şeklinde yanlış anlam verilerek; Kur'an'ın şirk saydığı "şefaat inancı" meşru gösterilmektedir. Oysaki ayet, "gerçeğe tanıklık eden kimselerin, Allah'ın dışında dua edilenlerin kimseye şefaat edemeyeceklerini bildiklerini, onların bu gerçeği kavradıklarını" söylemektedir.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 86. ayet

  7. Zuhruf suresi, 87. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 87. ayet. وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَهُمْ لَيَقُولُنَّ ٱللَّهُ فَأَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

    velein seeltehüm men ḫaleḳahüm leyeḳûlünne-llâhü feennâ yü'fekûn.

    Erhan Aktaş

    Onlara, kendilerini kimin yarattığını sorsan, kesinlikle "Allah" diyeceklerdir. Buna rağmen nasıl başka ilahlara yöneliyorlar.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 87. ayet

  8. Zuhruf suresi, 88. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 88. ayet. وَقِيلِهِۦ يَٰرَبِّ إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ لَّا يُؤْمِنُونَ

    veḳîlihî yâ rabbi inne hâülâi ḳavmül lâ yü'minûn.

    Erhan Aktaş

    Nebi'nin sözü: "Ey Rabb'im! Bunlar, inanmayan bir halktır."

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 88. ayet

  9. Zuhruf suresi, 89. ayet — tek başına aç

    Zuhruf suresi, 89. ayet. فَٱصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلَٰمٌ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

    faṣfaḥ `anhüm veḳul selâm. fesevfe ya`lemûn.

    Erhan Aktaş

    Onları kendi hallerine bırak: "Selam olsun." de. Yakında gerçeği görecekler.

    Ayet detayı — Zuhruf suresi, 89. ayet