Zuhruf suresi

Zuhruf suresi, 50. ayet

Zuhruf suresi, 50. ayet. فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ ٱلْعَذَابَ إِذَا هُمْ يَنكُثُونَ

felemmâ keşefnâ `anhümü-l`aẕâbe iẕâ hüm yenküŝûn.

Diyanet İşleri

Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zuhruf 47–53 · surenin 50. ayeti / 89
  1. Zuhruf 47

    (Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!

  2. Zuhruf 48

    Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.

  3. Zuhruf 49

    (Onlar azabı görünce) "Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz" dediler.

  4. 50

    Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.

  5. Zuhruf 51

    Firavun, kavmine seslenerek dedi ki: "Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hala görmüyor musunuz?"

  6. Zuhruf 52

    "Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?"

  7. Zuhruf 53

    "(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı, yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

50. Sözlerinde durmuyor, küfürlerini devam ettiriyorlardı. Bu, Yüce Allah’ın şu buyruklarına benzemektedir: “Biz de onlara ayrı ayrı âyetler/mucizelere olmak üzere başlarına tufan, çekirge, haşerât, kurbağalar ve kan gönderdik. Fakat yine büyüklük tasladılar. Onlar günahkâr bir topluluk idi. Üzerlerine azap çökünce: Ey Mûsâ, sana olan ahdi hürmetince bizim için Rabbine dua et! Şâyet bu azabı bizden kaldırırsan andolsun sana iman edeceğiz ve İsrailoğullarını da mutlaka seninle birlikte göndereceğiz, dediler. Biz kendisine erişecekleri bir süreye kadar üzerlerinden azabı giderince, bir de bakardın ki onlar sözlerini bozmuşlar bile!” (el-A’raf, 7/133-135)

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Fakat biz azabı kendilerinden kaldırdığımız zaman da hemen sözlerinden döndüler ve ahitlerini tutmadılar.

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَلَمَّا felemma fakat
  2. كَشَفْنَا keşefna biz kaldırınca kök: كشف
  3. عَنْهُمُ anhumu onlardan
  4. ٱلْعَذَابَ l-azabe azabı kök: عذب
  5. إِذَا iza hemen
  6. هُمْ hum onlar
  7. يَنكُثُونَ yenkusune sözlerinden dönüyorlar kök: نكث

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نكث (7 geçiş) · Aynı kök: كشف (20 geçiş)

    Fakat erişecekleri bir süreye kadar biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen yeminlerini bozarlar.

  • Aynı kök: نكث (7 geçiş)

    Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün elebaşlarıyla savaşın. Çünkü onlar yeminlerine riayet etmeyen…

  • Aynı kök: نكث (7 geçiş)

    Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa…

  • Aynı kök: كشف (20 geçiş)

    Şayet Allah sana bir zarar dokundursa, bunu O'ndan başka giderecek yoktur. Fakat sana bir hayır dokunduracak olsa onu da kimse gideremez. Bil ki O,…

  • Aynı kök: كشف (20 geçiş)

    Hayır! (Bu durumda) yalnız O'na dua edersiniz, O da dilerse (kurtulmak için) dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz o an Allah'a ortak koştuklarınızı…

  • Aynı kök: كشف (20 geçiş)

    Üzerlerine azap çökünce, "Ey Musa! Rabbinin sana verdiği söz uyarınca bizim için dua et. Eğer azabı üzerimizden kaldırırsan, mutlaka sana inanacağız…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlardan azabı her kaldırdığımızda hemen sözlerinden dönmüşlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Ama cezayı kaldırır kaldırmaz derhal sözlerinden caydılar.

Muhammed Esed

Ama azaptan kurtarır kurtarmaz, bir bakarsın ki hemen sözlerinden dönüvermişler!

Ahmed Hulusi

Kendilerinden azabı kaldırdığımızda, onlar hemen sözlerini bozdular!

Ali Bulaç

Fakat onlardan azabı çekip giderince, bir de görürsün ki onlar andlarını bozuyorlar.

Ali Özek ve heyeti

Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, sözlerinden dönüverdiler.

Ali Rıza Safa

Fakat onlardan cezayı kaldırınca, sözlerinden dönmeye başladılar.

Bayraktar Bayraklı

Fakat biz onları azaptan kurtarır kurtarmaz, bir de bakarsın ki sözlerinden dönüvermişler.

Edip Yüksel

Fakat, onlardan felaketi kaldırdığımızda, sözlerinden hemen dönüverdiler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Fakat, onlardan felaketi kaldırdığımızda, sözlerinden hemen dönüverdiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bunun üzerine kendilerinden azabı açtığımızda hemen cayıverdiler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Bunun üzerine kendilerinden azabı açtığımız vakıt da derhal cayıverdiler

Erhan Aktaş

Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.

Gültekin Onan

Fakat onlardan azabı çekip giderince, bir de görürsün ki onlar andlarını bozuyorlar.

Hasan Basri Çantay

Fakat biz onlardan azabı giderince bir de ne bakarsın: Onlar verdikleri sözü bozuyorlar bile!

İbni Kesir

Azabı üzerlerinden kaldırınca, hemen sözlerinden caydılar.

Mehmet Alagaş

(46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

Rowwad Tercüme Merkezi

Fakat biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen verdikleri sözü bozdular.

Süleyman Ateş

Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sözlerinden dönmeğe başladılar.

Süleymaniye Vakfı

Biz onlardan azabı kaldırır kaldırmaz sözlerinden döndüler dipnot 1 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Firavun ve halkı, kendilerine çektirilen bu büyük azaplara dayanamayıp yaptıklarından dönme sözü verseler de bu azaplar üzerlerinden kaldırıldığında tekrar büyüklenip sözlerinden döndüler (A'raf 7/135;Tevrat/Mısır'dan Çıkış 8:8-15, 28-32; 9:7, 27-33; 10:16-20).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Krizlerini giderince, derhal sözlerinden caydılar.

Şaban Britch

Onlardan azabı kaldırdığımız zaman da hemen sözlerini bozuyorlardı.

Şaban Piriş

Onlardan azabı kaldırdığımız zaman da hemen sözlerini bozuyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Fakat kendilerinden azabı kaldırdığımızda hemen yan çizmeye başladılar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when We delivered them from what was burdensome and exhaustive to the mind they simply broke their vow and their actions to their words did not accord.

Abdul Haleem

but as soon as We relieved their torment they broke their word.

Abdullah Yusuf Ali

But when We removed the Penalty from them, behold, they broke their word.

Abul A'la Maududi

But lo, each time We removed Our affliction from them, they would go back on their word. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The stubbornness of Pharaoh and the chiefs of his people can be judged from the fact that when distressed by the torment they wanted the Prophet Moses (peace be upon him) to pray for its removal, even then they did not recognize him as a Prophet but addressed him as a magician, whereas they were not unaware of the truth about magic, and they also knew that those miraculous things could not be brought about by the power of magic. The most that a magician can do is that in a limited area he can so influence the people present in front of him as to make them feel that water has become blood, or frogs are coming out in large numbers or swarms of locusts are advancing. And within this limited place also no water will actually become blood, but water will remain water as soon as it comes outside it; no frog will be produced in actual fact, but will prove to be an imaginary thing as soon as brought outside the circle; locusts also would be imaginary: they would not be able to destroy any crop. As for this that a famine appears throughout a country, or that the canals and springs and wells of the country are filled with blood, or that swarms of locusts spread over thousands of square miles and eat up crops growing over thousands of acres, this has neither been accomplished by a magician so far, nor can it ever happen by the power of magic. Should such magicians be there in the service of a king, he need not keep forces and fight wars; he could conquer the whole world by the power of magic. Even if the magicians possessed such power, they would not seek service under the kings, but would assume kingship themselves.

Aisha Bewley

But when We removed the punishment from them, they immediately broke their word.

Al-Hilali & Khan

But when We removed the torment from them, behold, they broke their covenant (that they will believe if We remove the torment from them).

Ali Quli Qarai

But when We lifted the punishment from them, behold, they would break their pledge.

Amatul Rahman Omar

But no sooner did We relieve them of their affliction than they broke their word.

Arthur John Arberry

But when We removed from them the chastisement, behold, they broke their troth.

Bijan Moeinian

However, when I removed the plagues, they denied their promises [of following the right path. ]

E. Henry Palmer

And when we removed from them the torment, behold they broke their word.

Edip-Layth

But when We removed the torment from them, they broke their word.

George Sale

But when We took the plague from off them, behold, they brake their promise.

Hamid S. Aziz

But when We removed from them the chastisement, lo! They broke the pledge.

Mahmoud Ghali

Yet, as soon as We lifted off them the torment, only then did they breach (their promise).

Marmaduke Pickthall

But when We eased them of the torment, behold! they broke their word.

Mohamed Ahmed - Samira

Yet no sooner did We take away the affliction from them than they broke their pledge.

Muhammad Asad

But whenever We removed the suffering from them, lo! they would break their word.

Mustafa Khattab

But as soon as We removed the torments from them, they broke their promise.

Progressive Muslims

But when We removed the torment from them, they broke their word.

Rashad Khalifa

But as soon as we relieved their affliction, they reverted.

Sahih International

But when We removed from them the affliction, at once they broke their word.

Sam Gerrans

But when We removed from them the punishment, then they reneged.

Shabbir Ahmed

But as soon as we relieved their affliction, behold, they broke their word.

Syed Vickar Ahamed

But when We removed the penalty from them, look! They broke their promise.

Taqi Usmani

Then, once We removed the punishment from them, in no time they broke their promise.

The Monotheist Group

But when We removed the torment from them, they broke their word.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 50. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 50. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 50. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩