Diyanet İşleri
Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, halbuki bunun farkında değillerdir.
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 66. ayet. هَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
hel yenżurûne ille-ssâ`ate en te'tiyehüm bagtetev vehüm lâ yeş`urûn.
Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, halbuki bunun farkında değillerdir.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kıyamet günü dostlar ve cennet Zuhruf 66–73 3
İsa, apaçık mucizeleri getirdiği zaman şöyle demişti: "Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ayrılığa düştüğünüz şeylerden bir kısmını size açıklamak için geldim. Öyle ise, Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin."
Şüphesiz Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin, işte bu doğru bir yoldur.
Ama aralarından çıkan gruplar ayrılığa düştüler. Elem dolu bir günün azabından vay o zulmedenlerin haline!
Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, halbuki bunun farkında değillerdir.
O gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar.
(68-69) (Allah, şöyle der:) "Ey ayetlerimize iman eden ve müslüman olan kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz de."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
66. “Onlar” yani yalanlayanlar “ille de kıyametin hiç farkında değillerken kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?” O geleceği vakit, onu ve onun gerçekleşeceğine dair haber getirenleri yalanlayanların hallerini hiç sorma!
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İsa hakkında ayrılığa düşmüş olan bu gruplar, farkında olmadıkları bir sırada kıyamet vaktinin ansızın kendilerine gelip çatmasını mı bekliyorlar? Eğer kıyamet, onlar küfürleri üzerindeyken gelirse şüphesiz onların akıbetleri acı verici bir azaptır.
Aynı kök: بغت (13 geçiş) · Aynı kök: شعر (40 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi…
Aynı kök: بغت (13 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet…
Aynı kök: بغت (13 geçiş) · Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Sonra kötülüğün (sıkıntı ve darlığın) yerine iyiliği (bolluk ve genişliği) getirdik. Nihayet çoğaldılar ve (nankörlük edip): "Atalarımız da darlığa…
Aynı kök: شعر (40 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az",…
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
Bunlar Allah'ı ve mü'minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
Aynı kök: شعر (40 geçiş)
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
Aynı kök: سوع (49 geçiş)
(Ey Muhammed!) De ki: "Söyleyin bakalım. Acaba size Allah'ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah'tan…
Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar, farkında değillerken o (Son) Saat'in kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar! dipnot 1
Şimdi onlar, kendileri farkında değilken, ansızın başlarına gelecek olan Son Saat dışında bir şey mi gözlüyorlar?
Onlar, (günaha batmış olanlar) (oturup) Son Saat'i mi bekliyorlar; onun (yaklaştığı) fark edilmeden başlarına ansızın gelmesini mi?
Onlar farkında olmadıkları halde iken, o saatin (ölümün - kıyametin) ansızın kendilerine gelmesinden başka bir şey mi gözlüyorlar!
Onlar, hiç şuurunda değilken kendilerine apansız geliverecek olan kıyamet saatinden başkasını mı gözlüyorlar?
Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?
Beklemedikleri bir sırada, evrenlerin sonunun ansızın gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?
Onlar, farkında olmadan kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar.
Onlar, farkında değilken, o anın kendilerine aniden gelmesini mi bekliyorlar?
Onlar, farkında değilken, Saatin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?
Hep kıyamete, hiç farkında değillerken onun ansızın başlarına gelivermesine bakıyorlar.
Hep o saate, hiç farkında değillerken ansızın onun başlarına gelivermesine bakıyorlar
O Sa'at'ın dipnot 1 , farkında değillerken, ansızın onlara gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?
O Sa'at'ın dipnot 1 , farkında değillerken, ansızın onlara gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?
O Sa'at'ın dipnot 1 , farkında değillerken, ansızın onlara gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar?
Onlar, hiç şuurunda değilken kendilerine apansız geliverecek olan kıyamet saatinden başkasını mı gözlüyorlar?
Onlar, kendileri farkında olmayarak, (başlarına) gelecek o saatden başkasını mı gözetliyorlar?
Onlar, farkında değillerken kendilerine ansızın o saatın gelmesini mi bekliyorlar?
(61-77) Muhakkak ki saatin bilgisi ondadır onda tereddüt / mirye etmeyin bana tabi olun işte bu doğru yoldur, sakın şeytan sizi alıkoymasın, O, sizin için a paçık düşmandır. İsa , açıklamalarla / beyanatlarla ve size belli bir gerekçeyle / hikmetle geldim, karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz bazı şeyleri , açıklığa kavuşturayım diye geldim , Allah'tan sakının ve bana itaat edin, muhakkak ki Allah, benim Rabbimdir , sizin de Rabbinizdir , O’na ibadet edin , işte bu doğru yoldur dedi. Sonra taraflar kendi aralarında ihtilaf ettiler, zalimlere acıtıcı azap nedeniyle yazıklar olsun / veyl olsun. Onlar farkında değillerken saatin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Dostların, o gün bazısı bazısına düşmandır sakınanlar hariç (onların dostlukları kalıcı). Ey kulum, bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz, onlar ayetlerimize iman ettiler ve ayetlerimize teslim olanlarılar, siz ve zevceleriniz sevinç içinde / mutluluk içinde cennete giriniz, altından tabaklar ve kupalar / kadehler onların etraflarında döner / tavaf eder , orada nefislerinin iştahlandığı gözlerini lezzetlendiren şeyler vardır, (Gözde lezzet nefiste iştah) Orada kalıcısınız, ,yaptıklarınızdan ötürü varis olduğunuz cennet işte budur, Orada fazla fazla meyveler sizin içindir , o nlardan yersiniz. Suçlular, cehennem azabında kalıcıdırlar, onlardan dindirilmeyecek / hafifletilmeyecek , onlar o rada ümidi kesik vaziyettedirler , onlara biz zulmetmedik ve lakin onlar kendilerine zulmediyorlardı. Kafirler seslenirler ey malik üzerimizde yapacağını yapsın. Rabbin der ki orada bekleyip duracaksınız.
Onlar, farkında olmadıkları bir anda ansızın kendilerine gelecek kıyametten başka bir şey mi bekliyorlar?
Onlar ille o sa'atin, kendilerinin hiç farkında olmadıkları bir sırada, ansızın başlarına gelmesini mi bekliyorlar?
Onlar, o saatin /yeniden diriliş saatinin kendilerine ansızın gelmesi dışında bir şey mi bekliyorlar? Gelişinin farkına bile varamazlar dipnot 1 .
Onlar, kıyamet saatinin dipnot 1 ansızın gelip çatmasından başka ne bekliyorlar? Farkına bile varamazlar.
Onlar, farkında olmadıkları bir anda, ansızın kendilerine gelecek Kıyamet'ten başka bir şey mi bekliyorlar?
Onlar, farkında olmadıkları bir anda, ansızın kendilerine gelecek kıyametten başka bir şey mi bekliyorlar?
Hiç farkında olmadıkları bir sırada o saatin birdenbire kendilerine gelmesinden başka neyi bekliyorlar?
What do they expect after their refusal to acknowledge Allah other than the sudden confrontation with the predetermined Hour they shall encounter unexpectedly as it takes them unawares !
what are they waiting for but the Hour, which will come upon them suddenly and take them unawares?
Do they only wait for the Hour - that it should come on them all of a sudden, while they perceive not?
Are they awaiting anything other than the Last Hour that it should suddenly come upon them without their even perceiving it?
What are they waiting for, but the Hour to come upon them suddenly when they are not expecting it?
Do they only wait for the Hour that it shall come upon them suddenly, while they perceive not?
Do they await anything but that the Hour should overtake them suddenly, while they are unaware?
These (opponents of the truth) await only the (promised) Hour so that it may befall them suddenly and take them unawares.
Are they looking for aught but the Hour, that it shall come upon them suddenly, when they are not aware?
What are the disbelievers waiting for [what are they wasting their time on]? Are they waiting [wasting their lives in vain] for the Day [of resurrection] which will overtake them unexpectedly?
Do they expect aught but that the Hour will come upon them suddenly while they do not perceive?
Do they only wait for the moment to come to them suddenly, while they do not perceive?
Do the unbelievers wait for any other than the hour of judgment; that it may come upon them suddenly, while they foresee it not?
Do they wait for aught but the Hour, that it should come upon them all of a sudden while they perceive not?
Are they looking for (anything) except the Hour, that it will come to them suddenly, when they are not aware?
Await they aught save the Hour, that it shall come upon them suddenly, when they know not?
Are they waiting (for any thing) but the Hour (of Doom) which would descend upon them suddenly, and catch them unawares?
ARE THEY [who are lost in sin] but waiting for the Last Hour - [waiting] that it come upon them of a sudden, without their being aware [of its approach]?
Are they waiting for the Hour to take them by surprise when they least expect ˹it˺?
Do they only wait for the Hour to come to them suddenly, while they do not perceive
Are they waiting for the Hour (Day of Judgment) to come to them suddenly when they least expect it?
Are they waiting except for the Hour to come upon them suddenly while they perceive not?
Look they save for the Hour to come upon them unexpectedly when they perceive not!
(Herein was the response to the idolaters' objections about their idols and Jesus (43:58). ) Do they only wait for the Revolution that will (seem to) come upon them all of a sudden while they perceive not?
Do they only wait for the Hour— That it should come on them all of a sudden, while they do not expect it?
They are waiting for nothing but for the Hour to come upon them suddenly, while they would not even imagine (it).
Do they only wait for the Hour to come to them suddenly, while they do not perceive?