Zuhruf suresi

Zuhruf suresi, 48. ayet

Zuhruf suresi, 48. ayet. وَمَا نُرِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ إِلَّا هِىَ أَكْبَرُ مِنْ أُخْتِهَا وَأَخَذْنَٰهُم بِٱلْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

vemâ nürîhim min âyetin illâ hiye ekberu min uḫtihâ. veeḫaẕnâhüm bil`aẕâbi le`allehüm yerci`ûn.

Diyanet İşleri

Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zuhruf 45–51 · surenin 48. ayeti / 89
  1. Zuhruf 45

    Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahman'dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz?

  2. Zuhruf 46

    Andolsun, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, "Şüphesiz ben alemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.

  3. Zuhruf 47

    (Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!

  4. 48

    Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.

  5. Zuhruf 49

    (Onlar azabı görünce) "Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz" dediler.

  6. Zuhruf 50

    Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.

  7. Zuhruf 51

    Firavun, kavmine seslenerek dedi ki: "Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hala görmüyor musunuz?"

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 47–48. ayetler için yazılmıştır.

47. “Onlara âyetlerimizi/mucizelerimizi getirdiğinde onlar, bunlara gülüverdiler.” Yani onları red ve inkâr ettiler, zalimlik ederek ve büyüklenerek bunlarla alay ettiler.

48. Yani iman etmeyişleri, âyetlerdeki bir eksiklik ve onların gereği kadar açık olmayışlarından ileri gelmiyordu. Onun için şöyle buyrulmaktadır: “Onlara gösterdiğimiz her bir âyet/mucize, bir öncekinden daha büyüktü.” Yani sonra gösterdiğimiz mucize, ondan öncekinden daha büyüktü.

“Belki” şirk ve kötülükleri son bulur da İslâm’a “dönerler” ve ona boyun eğerler “diye onları” birbirinden ayrı ve apaçık âyetler/mucizeler olan çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gibi “(dünyevi) azaplara da uğrattık.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Firavun ve kavminin ileri gelenlerine Musa -aleyhisselam-'ın getirdiklerinin doğruluğunu ispat etmeye gösterdiğimiz her mucize, bir evvelkinden daha büyüktü. Dünyada üzerinde bulundukları küfürlerinden doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık. Fakat hiç faydası olmadı.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma ve
  2. نُرِيهِم nurihim onlara göstermeyiz kök: راي
  3. مِّنْ min hiçbir
  4. ءَايَةٍ ayetin mu'cize kök: ايي
  5. إِلَّا illa başkasını
  6. هِىَ hiye o
  7. أَكْبَرُ ekberu daha büyük (olandan) kök: كبر
  8. مِنْ min -nden
  9. أُخْتِهَا ۖ uhtiha öteki- kök: اخو
  10. وَأَخَذْنَـٰهُم ve ehaznahum ve onları yakaladık kök: اخذ
  11. بِٱلْعَذَابِ bil-azabi azab(lar) ile kök: عذب
  12. لَعَلَّهُمْ leallehum umulur ki
  13. يَرْجِعُونَ yerciune dönerler kök: رجع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

  • Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    Onlar, babalarına döndüklerinde, "Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin'i) bizimle gönder ki zahire alalım. Onu biz…

  • Aynı kök: اخو (96 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş)

    "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin…

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Derken (İbrahim) belki kendisine başvururlar diye içlerinden bir büyüğü bırakarak onları (putları) paramparça etti.

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.

  • Aynı kök: رجع (104 geçiş) · Ortak kavram: Kibir

    Andolsun, dönsünler diye biz onlara (ahiretteki) en büyük azaptan önce (dünyadaki) yakın azabı elbette tattıracağız.

  • Ortak kavram: Kibir

    Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile eğilmişler, İblis (bundan) kaçınmış, büyüklük…

  • Ortak kavram: Kibir

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

68 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlara gösterdiğimiz her bir delil, kardeşinden (diğerinden) daha büyüktü. (Gerçeğe) dönsünler diye onları azapla yakalamıştık. dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Secde 32:21.

Mustafa İslamoğlu

Oysa ki onlara gösterdiğimiz her mucizevi ayet bir öncekinden daha büyüktü: Bir de onları, belki dönerler diye bela(lar)la kuşattık.

Muhammed Esed

halbuki kendilerine gösterdiğimiz her işaret, öncekinden daha etkileyici idi ve (her defasında) onları belki (Bize) dönerler diye azaba çarptırdık.

Ahmed Hulusi

Onlara gösterdiğimiz her bir mucize, öncekinden daha büyüktü. . . Belki bize dönerler diye onları azapla da yakaladık.

Ali Bulaç

Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiçbir ayet göstermedik. Belki dönerler diye, onları azabla yakalayıverdik.

Ali Özek ve heyeti

Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye onları azaba uğrattık.

Ali Rıza Safa

Onlara gösterdiğimiz her mucize, diğerinden daha büyüktü. Üstelik onları cezalandırdık; belki dönerler diye.

Bayraktar Bayraklı

Onlara gösterdiğimiz her mucize diğerinden daha büyüktü. Dönsünler diye onları azaba uğrattık.

Edip Yüksel

Onlara bir birinden büyük mucizeler gösterdik ve belki dönerler diye başlarına çeşitli felaketler getirdik.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlara bir birinden büyük mucizeler gösterdik ve belki dönerler diye başlarına çeşitli felaketler getirdik.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki vazgeçerler diye tuttuk onları azaba çektik

Elmalılı Hamdi Yazır

Her ne ayet de gösteriyorsak onlara mutlak birbirinden büyüktü, tuttuk onları azaba da çektik ki rücu' edeler

Erhan Aktaş

Onlara gösterdiğimiz her ayet dipnot 1 , bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucize, kanıt, gösterge.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlara gösterdiğimiz her ayet dipnot 1 , bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucize, kanıt, gösterge.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlara gösterdiğimiz her ayet dipnot 1 , bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Mucize, kanıt, gösterge.

Gültekin Onan

Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiçbir ayet göstermedik. Belki dönerler diye onları azabla yakalayıverdik.

Hasan Basri Çantay

Biz onlara her hangi bir ayeti göstermiyorduk ki bu, mutlakaa öbürlerinden daha büyükdü. Onları, belki (küfürden) dönenler diye, (bir zaman da) azab ile tutduk.

İbni Kesir

Onlara biri diğerinden daha büyük olmayan hiç bir ayet göstermedik. Doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık.

Mehmet Alagaş

(46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara gösterdiğimiz her ayet, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık.

Süleyman Ateş

Onlara gösterdiğimiz her mu'cize, mutlaka kızkardeşinden (ötekinden) büyüktü. Belki dönerler diye onları (kıtlık, tufan, çekirge gibi türlü) azab(lar) ile cezalandırdık.

Süleymaniye Vakfı

Onlara dipnot 1 gösterdiğimiz her ayet /mucize mutlaka bir öncekinden daha büyüktü dipnot 2 . Belki yaptıklarından vazgeçerler diye onlara azap da çektirdik dipnot 3 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın, Firavun ve halkına çektirdiği azaptan İsrailoğulları etkilenmemiştir. Azaplar sadece Firavun ve halkı üzerine gelmiştir. (Tevrat/Mısır'dan Çıkış 7:21,24; 8:8,22-23; 9:3-4,6-7,23-26; 10:21-23).
  2. metne dön, dipnot 2
  3. metne dön, dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gösterdiğimiz her bir mucize diğerlerinden büyüktü. Belki dönerler diye onları sıkıntılara (krizlere, azaplara) soktuk.

Şaban Britch

Onlara gösterdiğimiz her ayet, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık

Şaban Piriş

Onlara gösterdiğimiz her mucize, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara gösterir olduğumuz her ayet/alamet, kızkardeşi ayet/alametten mutlaka daha büyüktür. Belki dönerler diye onları azapla da yakalamışızdır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And no sign did We present them with but was greater than the sign displayed before, and by consequence We made ruin seize them so that, with hearts travailed, they might hopefully turn to Us and lift their inward sight.

Abdul Haleem

even though each sign We showed them was greater than the previous one. We inflicted torment on them so that they might return to the right path.

Abdullah Yusuf Ali

We showed them Sign after Sign, each greater than its fellow, and We seized them with Punishment, in order that they might turn (to Us).

Abul A'la Maududi

Every Sign that We showed them was greater than its predecessor; and then We seized them with Our chastisement so that they may return (to the Right Way). dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This implies the signs which Allah showed them through the Prophet Moses (peace be upon him) afterwards, and these were the following:

Aisha Bewley

We showed them no Sign which was not greater than the one before it. We seized them with punishment so that hopefully they would turn back.

Al-Hilali & Khan

And not an Ayâh (sign, etc.) We showed them but it was greater than its fellow , and We seized them with torment, in order that they might turn [from their polytheism to Allâh’s religion (Islâmic Monotheism)].

Ali Quli Qarai

And We did not show them a sign but it was greater than the other, and We seized them with punishment so that they might come back.

Amatul Rahman Omar

We showed them no sign but it was greater than its kind (preceding it). And We seized them with the calamity so that they might return (to the ways of righteousness).

Arthur John Arberry

And not a sign We showed them, but it was greater than its sister sign; and We seized them with chastisement, that haply they should return.

Bijan Moeinian

The miracles were more and more majestic in nature till I sent them the plagues so that they may [come into their senses and] seek refuge in God.

E. Henry Palmer

And we did not show them a sign, but it was greater than its fellow; and we seized them with the torment, haply they might turn.

Edip-Layth

Every sign We showed them was greater than the one before it, and We seized them with the torment, perhaps they would revert.

George Sale

although We shewed them no sign, but it was greater than the other: And We inflicted a punishment on them, that peradventure they might be converted.

Hamid S. Aziz

And every sign that We showed them was greater than its predecessor, and We overtook them with chastisement that they may turn (to Us).

Mahmoud Ghali

And in no way did We show them any sign except that it was greater than its sister sign; and We took (hold) of them with the torment, that possibly they would return.

Marmaduke Pickthall

And every token that We showed them was greater than its sister (token), and We grasped them with the torment, that haply they might turn again.

Mohamed Ahmed - Samira

(Even though) each miracle that We showed them was greater than the other. So We seized them with chastisement so that they may turn back.

Muhammad Asad

although each sign that We showed them was weightier than the preceding one: and [each time] We took them to task through suffering, so that they might return [to Us].

Mustafa Khattab

although every sign We showed them was greater than the one before.[1] Ultimately, We seized them with torments so that they might return ˹to the Right Path˺.[2]

Progressive Muslims

And every sign We showed them was greater than the one before it, and We seized them with the torment, perhaps they would revert.

Rashad Khalifa

Every sign we showed them was bigger than the one before it. We afflicted them with the plagues, perhaps they repent.

Sahih International

And We showed them not a sign except that it was greater than its sister, and We seized them with affliction that perhaps they might return [to faith].

Sam Gerrans

And We showed them no proof save it was greater than its sister; and We seized them with the punishment, that they might return.

Shabbir Ahmed

We showed them Sign after Sign each greater than the previous like of it, and We took them to task with suffering so that they might turn (to make amends (7:133).

Syed Vickar Ahamed

And We showed them Sign after Sign, (see verse 7. 133) each greater than the other, and (then) We gave them the punishment, in order that they might turn (to Us).

Taqi Usmani

And We did not show them a sign, but it used to be greater than the one that preceded it. And We seized them with punishment, so that they may return.

The Monotheist Group

And every sign We showed them was greater than the one before it, and We seized them with the torment, perhaps they would return.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 48. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 48. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 48. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩