Zuhruf suresi · 46–56. ayetler

Mûsâ ve Firavun

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Zuhruf suresi, 46. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 46. ayet. وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ بِـَٔايَٰتِنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَمَلَإِي۟هِۦ فَقَالَ إِنِّى رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

    Diyanet İşleri

    Andolsun, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, "Şüphesiz ben alemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.

    Mehmet Okuyan

    Yemin olsun ki biz Musa'yı delillerimizle Firavun'a ve yöneticilerine göndermiştik de (Musa) "Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim." demişti.

    Mustafa İslamoğlu

    Doğrusu, Musa'yı mucizevi mesajlarımızla Firavun ve kadrosuna da böyle göndermiştik ve demişti ki: "Bakın, ben alemlerin Rabbinin elçisiyim."

    Muhammed Esed

    İşte bu şekilde Musa'yı mesajlarımızla Firavun'a ve ileri gelen adamlarına gönderdik: Musa onlara, "Bakın" dedi, "ben bütün alemlerin Rabbinin bir elçisiyim!"

    Ahmed Hulusi

    Andolsun ki Musa'yı işaretlerimizle Firavun ve onun ileri gelenlerine irsal ettik de (Musa) dedi: "Ben Rabb-ül alemin'in Rasulüyüm. "

    Ali Bulaç

    Andolsun, Biz Musa'yı, Firavun'a ve onun 'önde gelen çevresine' ayetlerimizle gönderdik. O da, dedi ki: "Gerçekten ben, alemlerin Rabbinin elçisiyim."

    Ali Özek ve heyeti

    Andolsun biz Musa’yı âyetlerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına göndermiştik de Musa: Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim, demişti.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, gerçek şu ki, Firavun ve ileri gelenlerine, mucizelerimizle, Musa'yı gönderdik. Dedi ki: "Aslında, ben, Evrenlerin Efendisinin elçisiyim!"

    Bayraktar Bayraklı

    Andolsun biz, Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelen adamlarına göndermiştik de Musa, "Ben alemlerin Rabbi'nin peygamberiyim" demişti.

    Edip Yüksel

    Örneğin; Musa'yı ayetlerimizle Firavuna ve erkanına gönderdik ve "Ben evrenlerin Efendisinin elçisiyim" demişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Örneğin; Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve erkanına gönderdik ve 'Ben evrenlerin Rabbinin elçisiyim,' demişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Andolsun ki, Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve topluluğuna gönderdik. (Musa) vardı: "Haberiniz olsun ben bütün alemlerin Rabbinin peygamberiyim." dedi.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Celalim hakkı için Musayı ayetlerimizle Fir'avne ve cem'ıyyetine gönderdik, vardı haberiniz olsun, dedi: ben bütün alemlerin rabbının Resulüyüm

    Erhan Aktaş

    Ant olsun ki Biz Musa'yı ayetlerimizle dipnot 1 Firavun'a ve onun melelerine dipnot 2 gönderdik: "Ben alemlerin Rabb'inin Resul'üyüm." dedi.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıtlarımızla, göstergelerimizle, mucizelerimizle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ant olsun ki Biz Musa'yı ayetlerimizle dipnot 1 Firavun'a ve onun melelerine dipnot 2 gönderdik: "Ben alemlerin Rabb'inin Resulüyüm." dedi.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıtlarımızla, göstergelerimizle, mucizelerimizle.
    2. metne dön, dipnot 2
      Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ant olsun ki Biz Musa'yı ayetlerimizle dipnot 1 Firavun'a ve onun ileri gelenlerine gönderdik: "Ben alemlerin Rabb'inin Rasulüyüm." dedi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Kanıtlarımızla, göstergelerimizle, mucizelerimizle.

    Gültekin Onan

    Andolsun, biz Musa'yı, Firavun'a ve onun 'önde gelen çevresine' ayetlerimizle gönderdik. O da dedi ki: "Gerçekten ben, alemlerin rabbinin elçisiyim."

    Hasan Basri Çantay

    Andolsun ki biz Musayı da ayetlerimizle Fir'avne ve cemaatine peygamber olarak gönderdik de o, "Ben gerçek alemlerin Rabbinin elçisiyim" dedi.

    İbni Kesir

    Andolsun ki; Biz, Musa'yı da ayetlerimizle Firavun'a ve erkanına göndermiştik. Ve demişti ki: Şüphesiz ben, alemlerin Rabbının elçisiyim.

    Mehmet Alagaş

    (46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Mûsâ'yı ayetlerimizle Firavun’a ve kavminin ileri gelenlerine göndermiştik: "Şüphesiz ben, âlemlerin Rabbinin rasûlüyüm." dedi.

    Süleyman Ateş

    Andolsun biz Musa'yı da ayetlerimizle Fir'avn'a ve ileri gelen adamlarına gönderdik: "Ben alemlerin Rabbinin elçisiyim" dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Musa'yı belgelerimizle Firavun'a ve onun ileri gelenlerine elçi gönderdik. Onlara: "Ben varlıkların Sahibinin dipnot 1 elçisiyim." dedi.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rabbinin

    Şaban Britch

    Musa’yı ayetlerimizle Firavun’a ve kavminin ileri geşenlerine göndermiştik: Şüphesiz ben, alemlerin Rabbinin rasûlüyüm, dedi.

    Şaban Piriş

    Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve kurmaylarına göndermiştik: -Şüphesiz ben, evrenin sahibinin elçisiyim, dedi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Yemin olsun, Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve onun üst düzey adamlarına gönderdik de onlara dedi ki: "Ben alemlerin Rabbi'nin resulüyüm."

  2. Zuhruf suresi, 47. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 47. ayet. فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ

    Diyanet İşleri

    (Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!

    Mehmet Okuyan

    Onlara delillerimizi getirince hemen onlara gülmüşlerdi. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Burada kafirlerin kibri ve alaycılığı görülmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Fakat ardından, onların önüne mucizevi ayetlerimizi sürünce, onlar hemen alay etmeye başladılar.

    Muhammed Esed

    Ama önlerine (mucizevi) işaretlerimizi getirince, hemen onları alaya aldılar,

    Ahmed Hulusi

    Onlara işaretlerimizle geldiğinde, onlar hemen bunlara güldüler!

    Ali Bulaç

    Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.

    Ali Rıza Safa

    Yine de onlara mucizelerimizle geldiğinde gülmeye başladılar.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara mucizelerimizi getirince mucizelere gülüvermişlerdi.

    Edip Yüksel

    Mucizelerimizi kendilerine götürdüğü zaman, o mucizelere gülmüşlerdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Mucizelerimizi kendilerine götürdüğü zaman, o mucizelere gülmüşlerdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlara böyle mucizelerimizle vardığında, onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Vakta ki onlara böyle ayetlerimizle vardı, birdenbire onlar bunlara gülüverdiler

    Erhan Aktaş

    Fakat Musa onlara ayetlerimizle dipnot 1 gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucizelerimizle, kanıtlarımızla.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat Musa onlara ayetlerimizle dipnot 1 gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucizelerimizle, kanıtlarımızla.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat Musa onlara ayetlerimizle dipnot 1 gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucizelerimizle, kanıtlarımızla.

    Gültekin Onan

    Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Fakat onlara ayetlerimiz gelince bir de ne görsünler, onlar bu (ayetlere) gülüyorlar!

    İbni Kesir

    Onlara ayetlerimizle varınca, onlar bunlara gülüvermişlerdi.

    Mehmet Alagaş

    (46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara ayetlerle geldiği zaman bunlara gülüp geçmişlerdi.

    Süleyman Ateş

    Onlara ayetlerimizi getirince onlar o ayetlerle alay edip gülmeğe başladılar.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlara belgelerimizi getirince hemen gülüverdiler.

    Şaban Britch

    Onlara ayetlerle geldiği zaman bunlara gülüp geçmişlerdi.

    Şaban Piriş

    Onlara ayetlerle geldiği zaman onlar, ona gülüp geçmişlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Musa onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı.

  3. Zuhruf suresi, 48. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 48. ayet. وَمَا نُرِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ إِلَّا هِىَ أَكْبَرُ مِنْ أُخْتِهَا وَأَخَذْنَٰهُم بِٱلْعَذَابِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

    Diyanet İşleri

    Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.

    Mehmet Okuyan

    Onlara gösterdiğimiz her bir delil, kardeşinden (diğerinden) daha büyüktü. (Gerçeğe) dönsünler diye onları azapla yakalamıştık. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Secde 32:21.

    Mustafa İslamoğlu

    Oysa ki onlara gösterdiğimiz her mucizevi ayet bir öncekinden daha büyüktü: Bir de onları, belki dönerler diye bela(lar)la kuşattık.

    Muhammed Esed

    halbuki kendilerine gösterdiğimiz her işaret, öncekinden daha etkileyici idi ve (her defasında) onları belki (Bize) dönerler diye azaba çarptırdık.

    Ahmed Hulusi

    Onlara gösterdiğimiz her bir mucize, öncekinden daha büyüktü. . . Belki bize dönerler diye onları azapla da yakaladık.

    Ali Bulaç

    Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiçbir ayet göstermedik. Belki dönerler diye, onları azabla yakalayıverdik.

    Ali Özek ve heyeti

    Onlara gösterdiğimiz her bir âyet (mucize) diğerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye onları azaba uğrattık.

    Ali Rıza Safa

    Onlara gösterdiğimiz her mucize, diğerinden daha büyüktü. Üstelik onları cezalandırdık; belki dönerler diye.

    Bayraktar Bayraklı

    Onlara gösterdiğimiz her mucize diğerinden daha büyüktü. Dönsünler diye onları azaba uğrattık.

    Edip Yüksel

    Onlara bir birinden büyük mucizeler gösterdik ve belki dönerler diye başlarına çeşitli felaketler getirdik.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onlara bir birinden büyük mucizeler gösterdik ve belki dönerler diye başlarına çeşitli felaketler getirdik.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Onlara gösterdiğimiz her bir mucize diğerinden daha büyüktü. Belki vazgeçerler diye tuttuk onları azaba çektik

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Her ne ayet de gösteriyorsak onlara mutlak birbirinden büyüktü, tuttuk onları azaba da çektik ki rücu' edeler

    Erhan Aktaş

    Onlara gösterdiğimiz her ayet dipnot 1 , bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt, gösterge.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Onlara gösterdiğimiz her ayet dipnot 1 , bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt, gösterge.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Onlara gösterdiğimiz her ayet dipnot 1 , bir öncekinden daha büyüktü. Ders alırlar diye onlara kimi sıkıntılar yaşattık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mucize, kanıt, gösterge.

    Gültekin Onan

    Biz onlara biri ötekinden daha büyük olmayan hiçbir ayet göstermedik. Belki dönerler diye onları azabla yakalayıverdik.

    Hasan Basri Çantay

    Biz onlara her hangi bir ayeti göstermiyorduk ki bu, mutlakaa öbürlerinden daha büyükdü. Onları, belki (küfürden) dönenler diye, (bir zaman da) azab ile tutduk.

    İbni Kesir

    Onlara biri diğerinden daha büyük olmayan hiç bir ayet göstermedik. Doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık.

    Mehmet Alagaş

    (46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlara gösterdiğimiz her ayet, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık.

    Süleyman Ateş

    Onlara gösterdiğimiz her mu'cize, mutlaka kızkardeşinden (ötekinden) büyüktü. Belki dönerler diye onları (kıtlık, tufan, çekirge gibi türlü) azab(lar) ile cezalandırdık.

    Süleymaniye Vakfı

    Onlara dipnot 1 gösterdiğimiz her ayet /mucize mutlaka bir öncekinden daha büyüktü dipnot 2 . Belki yaptıklarından vazgeçerler diye onlara azap da çektirdik dipnot 3 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah'ın, Firavun ve halkına çektirdiği azaptan İsrailoğulları etkilenmemiştir. Azaplar sadece Firavun ve halkı üzerine gelmiştir. (Tevrat/Mısır'dan Çıkış 7:21,24; 8:8,22-23; 9:3-4,6-7,23-26; 10:21-23).
    2. metne dön, dipnot 2
    3. metne dön, dipnot 3

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Gösterdiğimiz her bir mucize diğerlerinden büyüktü. Belki dönerler diye onları sıkıntılara (krizlere, azaplara) soktuk.

    Şaban Britch

    Onlara gösterdiğimiz her ayet, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık

    Şaban Piriş

    Onlara gösterdiğimiz her mucize, bir evvelkinden daha büyük idi. Belki dönerler diye onları azabımızla yakalamıştık

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlara gösterir olduğumuz her ayet/alamet, kızkardeşi ayet/alametten mutlaka daha büyüktür. Belki dönerler diye onları azapla da yakalamışızdır.

  4. Zuhruf suresi, 49. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 49. ayet. وَقَالُوا۟ يَٰٓأَيُّهَ ٱلسَّاحِرُ ٱدْعُ لَنَا رَبَّكَ بِمَا عَهِدَ عِندَكَ إِنَّنَا لَمُهْتَدُونَ

    Diyanet İşleri

    (Onlar azabı görünce) "Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz" dediler.

    Mehmet Okuyan

    (Musa'ya) şöyle demişlerdi: "Ey büyücü! dipnot 1 Sana verdiği söze göre bizim için Rabbine dua et; çünkü biz artık doğru yola gireceğiz."

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Firavun'un adamları Hz. Musa'ya büyücü dedikleri için burada [es-sâhır] kelimesi kullanılmıştır.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve "Sen ey sihirbaz! Seninle yaptığı sözleşme hatırına, Rabbine bizim için yalvar: kesinlikle biz artık doğru yola yöneleceğiz!" diye yalvardılar.

    Muhammed Esed

    Ve (her defasında,) "Ey büyücü!" diye feryad ettiler, "Seninle yaptığı (peygamberlik) sözleşmesinin hatırına bizim için Rabbine yalvar, biz artık kesinlikle doğru yola döneceğiz!"

    Ahmed Hulusi

    Dediler ki: "Ey büyücü! Senin anlaşman dolayısıyla bizim için Rabbine dua et! Biz doğru yolda olalım!"

    Ali Bulaç

    Ve onlar dediler ki: "Ey büyücü, sende olan ahdi (sana verdiği sözü) adına bizim için Rabbine dua et; gerçekten biz hidayete gelmiş olacağız."

    Ali Özek ve heyeti

    Bunun üzerine dediler ki: Ey büyücü! Sana verdiği ahde göre bizim için Rabbine dua et; çünkü biz artık doğru yola gireceğiz.

    Ali Rıza Safa

    Ve dediler ki: "Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için, Efendine yakarışta bulun. Aslında, kesinlikle doğru yola geleceğiz!"

    Bayraktar Bayraklı

    Bunun üzerine dediler ki: "Ey sihirbaz! Seninle yaptığı sözleşmenin hatırına bizim için Rabbine dua et; çünkü biz artık doğru yola gireceğiz."

    Edip Yüksel

    "Ey büyücü, bizim için Efendine dua et. Çünkü sen ona daha yakınsın; biz bundan sonra yola geleceğiz" dediler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ey büyücü, bizim için Rabbine dua et. Çünkü sen ona daha yakınsın; biz bundan sonra yola geleceğiz,' dediler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu halde (iken bile) diyorlardı ki: "Ey sihirbaz, sende olan ahdi hürmetine bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık yola geleceğiz."

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu halde diyorlardı ki: gel ey sahir! bizim için rabbına bir dua et, sende olan ahdi hurmetine, çünkü biz artık yola geleceğiz

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey sihirbaz! dipnot 1 Rabb'inin sana verdiği sözün dipnot 2 hatırına bizim için dua et. Kuşkusuz biz doğru yola uyarız." dediler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ey yüce insan. Sihirbazlık Mısır'da saygın bir işti; sihirbazlar da önemli insanlardı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nebilik görevi.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Ey sihirbaz! dipnot 1 Rabb'inin sana verdiği sözün dipnot 2 hatırına bizim için dua et. Kuşkusuz biz doğru yola uyarız." dediler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ey yüce insan. Sihirbazlık Mısır'da saygın bir işti; sihirbazlar da önemli insanlardı.
    2. metne dön, dipnot 2
      Nebilik görevi.

    Gültekin Onan

    Ve onlar dediler ki: "Ey büyücü, sende olan ahdi (sana verdiği sözü) adına bizim için rabbine dua et; gerçekten biz hidayete gelmiş olacağız."

    Hasan Basri Çantay

    (Azabı görünce) dediler ki: "Ey sihir yapan, bizim için Rabbine, sana olan va'di vech ile, düa et. Muhakkak biz doğru yola kavuşdurulmuş olacağız".

    İbni Kesir

    Ve dediler ki: Ey sihirbaz; sana verdiği ahde göre Rabbına bizim için dua et. Muhakkak biz, hidayete eriştirilmiş olacağız.

    Mehmet Alagaş

    (46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Bunun üzerine dediler ki: "Ey büyücü! Sana verdiği ahde göre bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık hidayeti kabul edeceğiz."

    Süleyman Ateş

    Bunun üzerine dediler ki: "Ey büyücü, bizim için Rabbine du'a et, sana verdiği söz hakkı için (bizi bağışlasın) artık biz yola geleceğiz!"

    Süleymaniye Vakfı

    Dediler ki: "Ey sihirbaz! Madem sana sözü var, bizim için Rabbine yalvar (da bu azabı gidersin, o zaman) biz mutlaka yola geleceğiz dipnot 1 ."

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Allah, Firavun ve halkına yola gelmeleri için çok sıkıntılar çektirmiş, yaptıklarından dönerlerse azabı üstlerinden kaldıracağı sözünü vermiştir (A'raf 7/134; Tevrat/Mısır'dan Çıkış 8:7-13, 28-32; 9:27-35; 10:16-19)

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    (Krize girince) Dediler ki "Bak büyücü! Madem sana sözü var, bizim için Rabbine (Sahibine) yalvar, kriz bitsin, biz gerçekten yola geleceğiz."

    Şaban Britch

    Bunun üzerine dediler ki: Ey büyücü! Sana verdiği ahde göre bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık hidayeti kabul edeceğiz.

    Şaban Piriş

    -Ey sihirbaz! sana verdiği söze dayanarak bizim için Rabb'ine dua et, muhakkak biz de doğru yolu bulacağız, demişlerdi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Dediler ki: "Ey büyücü! Sana verdiği söz aşkına, Rabbine bizim için bir yakarıver; biz artık doğru yola gireceğiz."

  5. Zuhruf suresi, 50. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 50. ayet. فَلَمَّا كَشَفْنَا عَنْهُمُ ٱلْعَذَابَ إِذَا هُمْ يَنكُثُونَ

    Diyanet İşleri

    Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.

    Mehmet Okuyan

    Onlardan azabı her kaldırdığımızda hemen sözlerinden dönmüşlerdi.

    Mustafa İslamoğlu

    Ama cezayı kaldırır kaldırmaz derhal sözlerinden caydılar.

    Muhammed Esed

    Ama azaptan kurtarır kurtarmaz, bir bakarsın ki hemen sözlerinden dönüvermişler!

    Ahmed Hulusi

    Kendilerinden azabı kaldırdığımızda, onlar hemen sözlerini bozdular!

    Ali Bulaç

    Fakat onlardan azabı çekip giderince, bir de görürsün ki onlar andlarını bozuyorlar.

    Ali Özek ve heyeti

    Fakat biz onlardan azabı kaldırınca, sözlerinden dönüverdiler.

    Ali Rıza Safa

    Fakat onlardan cezayı kaldırınca, sözlerinden dönmeye başladılar.

    Bayraktar Bayraklı

    Fakat biz onları azaptan kurtarır kurtarmaz, bir de bakarsın ki sözlerinden dönüvermişler.

    Edip Yüksel

    Fakat, onlardan felaketi kaldırdığımızda, sözlerinden hemen dönüverdiler.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Fakat, onlardan felaketi kaldırdığımızda, sözlerinden hemen dönüverdiler.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bunun üzerine kendilerinden azabı açtığımızda hemen cayıverdiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bunun üzerine kendilerinden azabı açtığımız vakıt da derhal cayıverdiler

    Erhan Aktaş

    Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Fakat onları azaptan kurtarınca da hemen sözlerinden döndüler.

    Gültekin Onan

    Fakat onlardan azabı çekip giderince, bir de görürsün ki onlar andlarını bozuyorlar.

    Hasan Basri Çantay

    Fakat biz onlardan azabı giderince bir de ne bakarsın: Onlar verdikleri sözü bozuyorlar bile!

    İbni Kesir

    Azabı üzerlerinden kaldırınca, hemen sözlerinden caydılar.

    Mehmet Alagaş

    (46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Fakat biz azabı üzerlerinden kaldırınca hemen verdikleri sözü bozdular.

    Süleyman Ateş

    Fakat biz onlardan azabı kaldırınca sözlerinden dönmeğe başladılar.

    Süleymaniye Vakfı

    Biz onlardan azabı kaldırır kaldırmaz sözlerinden döndüler dipnot 1 .

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Firavun ve halkı, kendilerine çektirilen bu büyük azaplara dayanamayıp yaptıklarından dönme sözü verseler de bu azaplar üzerlerinden kaldırıldığında tekrar büyüklenip sözlerinden döndüler (A'raf 7/135;Tevrat/Mısır'dan Çıkış 8:8-15, 28-32; 9:7, 27-33; 10:16-20).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Krizlerini giderince, derhal sözlerinden caydılar.

    Şaban Britch

    Onlardan azabı kaldırdığımız zaman da hemen sözlerini bozuyorlardı.

    Şaban Piriş

    Onlardan azabı kaldırdığımız zaman da hemen sözlerini bozuyorlardı.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Fakat kendilerinden azabı kaldırdığımızda hemen yan çizmeye başladılar.

  6. Zuhruf suresi, 51. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 51. ayet. وَنَادَىٰ فِرْعَوْنُ فِى قَوْمِهِۦ قَالَ يَٰقَوْمِ أَلَيْسَ لِى مُلْكُ مِصْرَ وَهَٰذِهِ ٱلْأَنْهَٰرُ تَجْرِى مِن تَحْتِىٓ أَفَلَا تُبْصِرُونَ

    Diyanet İşleri

    Firavun, kavmine seslenerek dedi ki: "Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hala görmüyor musunuz?"

    Mehmet Okuyan

    Firavun, kavmine seslenip şöyle demişti: "Ey kavmim! Mısır'ın hükümdarlığı ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? (Hâlâ gerçeği) görmüyor musunuz?

    Mustafa İslamoğlu

    Derken Firavun, kavminin arasındayken "Ey ulusum!" diye seslendi; "Mısır'ın hakimiyeti bana ait değil mi? Bütün bu akarsular (ayağımın) altından akmıyor mu? Ne yani, bunu da mı görmüyorsunuz?

    Muhammed Esed

    Ve Firavun, halkına bir çağrıda bulunarak "Ey kavmim!" dedi, "Mısır'ın hakimiyeti bana ait değil mi? Bütün bu nehirler benim ayaklarımın altında akmıyor mu? (Sizin en büyük efendiniz olduğumu) görmüyor musunuz?

    Ahmed Hulusi

    Firavun, halkı içinde nida edip dedi ki: "Ey halkım! Mısır'ın varlığı ve altımdan akan şu nehirler benim değil mi? Hala görmüyor musunuz?"

    Ali Bulaç

    Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı; dedi ki: "Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz?"

    Ali Özek ve heyeti

    Firavun kavmine seslendi ve şöyle dedi: «Ey kavmim! Mısır mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hâla görmüyor musunuz?»

    Ali Rıza Safa

    Firavun, toplumuna, şöyle seslendi: "Ey toplumum! Mısır'ın yönetimi ve altımdan akan şu ırmaklar benim değil mi? Yine de görmüyor musunuz?"

    Bayraktar Bayraklı

    Firavun, kavmine seslendi ve şöyle dedi: "Ey kavmim! Mısır mülkü ve altımdan akıp giden şu ırmaklar benim değil mi? Hala görmüyor musunuz?"

    Edip Yüksel

    Firavun halkına şöyle seslendi: "Ey halkım, Mısır'ın yönetimi ve şu altımda akıp giden ırmaklar bana ait değil mi? Görmüyor musunuz?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Firavun halkına şöyle seslendi: 'Ey halkım, Mısır'ın yönetimi ve şu altımda akıp giden ırmaklar bana ait değil mi? Görmüyor musunuz?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Firavun, kavminin içinde bağırıp şöyle dedi: "Ey kavmim! Mısır kırallığı ve benim altımdan akan şu nehirler benim değil mi? Artık gözünüzü açsanıza!

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Ve Fir'avn kavmının içinde şöyle bağırdı: ey kavmım! Mısır mülkü benim ve hep şu nehirler benim altımdan akıyor değil mi? Artık gözünüzü açsanız a

    Erhan Aktaş

    Firavun, halkına seslendi: "Ey halkım! Mısır'ın egemenliği ve ayaklarımın altından akıp giden şu nehirler benim değil mi? Görmüyor musunuz? dipnot 1 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musa'ya göre ne kadar güçlü olduğumu görmüyor musunuz?

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Firavun, halkına seslendi: "Ey halkım! Mısır'ın egemenliği ve ayaklarımın altından akıp giden şu nehirler benim değil mi? Görmüyor musunuz?" dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musa'ya göre ne kadar güçlü olduğumu görmüyor musunuz?

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Firavun, halkına seslendi: "Ey halkım! Mısır'ın egemenliği ve ayaklarımın altından akıp giden şu nehirler benim değil mi? Görmüyor musunuz?" dipnot 1

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musa'ya göre ne kadar güçlü olduğumu görmüyor musunuz?

    Gültekin Onan

    Firavun, kendi kavmi içinde bağırdı; dedi ki: "Ey kavmim, Mısır'ın mülkü ve şu altımda akmakta olan nehirler benim değil mi? Yine de görmeyecek misiniz?"

    Hasan Basri Çantay

    Fir'avn, kavmi içinde haykırdı: "Ey kavmim, dedi, Mısır padişahlığı ve altımdan akan şu ırmaklar benim değil mi? Haala gözünüzü açmayacak mısınız"?

    İbni Kesir

    Firavun, kavmine seslendi ve dedi ki: Ey kavmim; Mısır mülkü ve altımdan akan şu ırmaklar benim değil mi? Hala görmüyor musunuz?

    Mehmet Alagaş

    (46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Firavun kavmine seslenerek: "Ey kavmim! Mısır’ın ve altımda akan şu ırmakların mülkü bana ait değil mi? Bunu görmüyor musunuz?"

    Süleyman Ateş

    Fir'avn kavminin içinde bağırıp dedi: "Ey kavmim, Mısır mülkü ve şu altımdan akıp giden ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?"

    Süleymaniye Vakfı

    Firavun, halkına şöyle seslendi: "Ey halkım! Mısır'ın yönetimi bende değil mi? Şu ırmaklar hakimiyetim altında akmıyor mu? Bunu görmüyor musunuz dipnot 1 ?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun, halkına şöyle seslendi: "Ey halkım! Mısır'ın yönetimi bende değil mi? Şu ırmaklar hakimiyetim altında akmıyor mu? Gerçekleri görmüyor musunuz?

    Şaban Britch

    Firavun kavmine seslenerek: Ey kavmim! Mısır’ın ve altımda akan şu ırmakların mülkü bana ait değil mi? Bunu görmüyor musunuz?

    Şaban Piriş

    Firavun ulusuna seslenerek: -Ey ulusum, Mısır'ın ve altımda akan şu ırmakların hakimiyeti bana ait değil mi? Bunu görmüyor musunuz?

    Yaşar Nuri Öztürk

    Firavun, toplumu içinde haykırıp şöyle dedi: "Ey toplumum! Mısır'ın mülk ve yönetimi benim değil mi? İşte şu nehirler benim altımdan akıyor. Görmüyor musunuz?"

  7. Zuhruf suresi, 52. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 52. ayet. أَمْ أَنَا۠ خَيْرٌ مِّنْ هَٰذَا ٱلَّذِى هُوَ مَهِينٌ وَلَا يَكَادُ يُبِينُ

    Diyanet İşleri

    "Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?"

    Mehmet Okuyan

    Yoksa ben kendisi zayıf ve neredeyse söz anlatamayacak durumda bulunan şu (adam)dan daha hayırlı değil miyim? dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Bu ayet Tâhâ 20:27-28, Şu‘arâ 26:13 ve Kasas 28:34. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Burada Firavun'un ne kadar büyük bir kibir içerisinde olduğu görülmektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    Yoksa, ne demek istediğini bile açık seçik anlatamayan şu değersiz adamdan daha iyi değil miyim?

    Muhammed Esed

    Ben, ne demek istediğini bile anlatamayan şu zavallı adamdan daha iyi değil miyim?"

    Ahmed Hulusi

    "Yoksa şu basit ve ne demek istediğini açıklayamayandan daha hayırlı değil miyim?"

    Ali Bulaç

    "Yoksa ben, şundan daha hayırlı değil miyim ki o, aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir."

    Ali Özek ve heyeti

    «Yoksa ben, kendisi zayıf ve neredeyse söz anlatamayacak durumda bulunan şu adamdan daha hayırlı değil miyim?»

    Ali Rıza Safa

    "Yoksa ben, ne demek istediğini bile anlatamayan şu zavallıdan daha iyi değil miyim?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Yoksa ben, kendisi zayıf ve neredeyse söz anlatamayacak durumda bulunan şu adamdan daha üstün değil miyim?"

    Edip Yüksel

    "Yahut ben, şu aşağılık ve konuşmaktan aciz olan adamdan daha üstün değil miyim?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Yahut ben, şu aşağılık ve konuşmaktan aciz olan adamdan daha üstün değil miyim?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Yoksa ben şundan daha hayırlı değil miyim ki, o hem zavallı hem de meramını anlatamıyor.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Yoksa ben şundan daha hayırlı değil miyim ki o hem hakir hem de meramını anlatamıyor

    Erhan Aktaş

    "Yoksa ben, ne istediğini bilmeyen şu zavallıdan daha hayırlı değil miyim?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Yoksa ben, ne istediğini bilmeyen şu zavallıdan daha hayırlı değil miyim?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Yoksa ben, ne istediğini bilmeyen şu zavallıdan daha hayırlı değil miyim?"

    Gültekin Onan

    "Yoksa ben şundan daha hayırlı değil miyim ki o, aşağı (sınıftan) bir zavallı ve neredeyse (sözü) açıklamadan yoksun olan (biri)dir."

    Hasan Basri Çantay

    "Yoksa ben ondan hayırlı değil miyim? O ki hakirdir, (meramını) bile hemen hemen açıklayamıyor".

    İbni Kesir

    Ben, açıkça söyleyemeyecek derecede zavallı olan şu adamdan daha hayırlı değil miyim?

    Mehmet Alagaş

    (46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Yoksa ben, şu hakir ve neredeyse konuşamayan adamdan daha iyi değil miyim?"

    Süleyman Ateş

    "Yahut ben, şu aşağılık, nerdeyse söz anlatamayacak durumda olan adamdan daha iyi değil miyim?"

    Süleymaniye Vakfı

    Yoksa ben, değersiz ve neredeyse meramını bile anlatamayan şu kişiden daha iyi değil miyim dipnot 1 ?

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Musa aleyhisselam, Allah'ın nebisi oluncaya kadar akıcı konuşamayan bir kişiydi. Allah onu elçi olarak Firavun'a göndereceğini bildirince kendisindeki bu sıkıntıyı dile getirmiş ve Allah'tan, dilindeki düğümü çözmesini, kardeşi Harun'u kendine yardımcı yapmasını istemiş, Allah da onun isteklerini kabul etmişti (Taha 20/25-36, Şuara 26/12-13, Kasas 28/34). Musa aleyhisselamın çocukluğu Firavun'un yanında geçmişti (Şuara 26/18, Kasas 28/6-13). Firavun'un bu sözleri, onun, iyice bunaldığını ve önceki halini dile getirerek Musa aleyhisselamı aşağılamaya çalıştığını göstermektedir.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ben şu alçaktan (alt seviyeliden, asaletsizden) iyi değil miyim? Daha iki kelimeyi bile bir araya getiremiyor.

    Şaban Britch

    Yoksa ben, şu hakir ve neredeyse konuşamayan adamdan daha iyi değil miyim?

    Şaban Piriş

    Yoksa ben, şu hakir ve neredeyse konuşamayan adamdan daha iyi değil miyim?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Yoksa ben şu zavallı, şu meramını anlatamayacak adamdan hayırlı değil miyim?"

  8. Zuhruf suresi, 53. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 53. ayet. فَلَوْلَآ أُلْقِىَ عَلَيْهِ أَسْوِرَةٌ مِّن ذَهَبٍ أَوْ جَآءَ مَعَهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ مُقْتَرِنِينَ

    Diyanet İşleri

    "(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı, yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?"

    Mustafa İslamoğlu

    Hem, neden ona altın künyeler bahşedilmemiş yada beraberinde saf saf dizili melekler gelmemiş?"

    Muhammed Esed

    "Sonra, neden ona hiç altın bilezikler verilmemiş ve neden onunla birlikte bir melek gelmiş değil?"

    Ahmed Hulusi

    "(Eğer Musa dediği gibiyse) Onun üzerine altından bilezikler gönderilmesi yahut onunla beraber yakını olarak melekler gelmesi gerekmez miydi?"

    Ali Bulaç

    "Bu durumda (eğer doğruysa), üzerine altından bilezikler atılmalı ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?"

    Ali Özek ve heyeti

    «Ona altın bilezikler verilmeli veya yanında ona yardımcı melekler gelmeli değil miydi?»

    Ali Rıza Safa

    "Ona, altın bilezikler takılmalı veya Onunla birlikte, melekler gelmeliydi; öyle değil mi?"

    Bayraktar Bayraklı

    "Ona altın bilezikler verilmeli veya yanında yardımcı melekler gelmeli değil miydi?"

    Edip Yüksel

    "Neden ona altınlardan oluşan bir hazine verilmiyor, yahut neden yanında çalışacak melekler gelmiyor?"

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Neden ona altınlardan oluşan bir hazine verilmiyor, yahut neden yanında çalışacak melekler gelmiyor?'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Eğer o dediği gibi ise, üzerine altın bilezikler atılsa ya, veya yanında melekler dizilse gelse ya!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Eğer o dediği gibi ise üzerine altın bilezikler atılsa ya! Yahud yanında Melaikeler dizilse gelse ya!

    Erhan Aktaş

    "Öyleyse ona takılmış altından bilezikler dipnot 1 olmalı veya yanında kendisine eşlik eden melekler gelmeli değil miydi?"

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mısır kralları boyunlarına ve kollarına altından bilezikler takarlardı.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Öyleyse ona takılmış altından bilezikler dipnot 1 olmalı veya yanında kendisine eşlik eden melekler gelmeli değil miydi?"

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mısır kralları boyunlarına ve kollarına altından bilezikler takarlardı.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    "Öyleyse ona takılmış altından bilezikler dipnot 1 olmalı veya yanında kendisine eşlik eden melekler gelmeli değil miydi?"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Mısır kralları boyunlarına ve kollarına altından bilezikler takarlardı.

    Gültekin Onan

    "Bu durumda (eğer doğruysa), üzerine altından bilezikler atılmalı ya da yakınında yer almış vaziyette onunla birlikte melekler gelmeli değil miydi?"

    Hasan Basri Çantay

    "Öyle ya, onun üstüne (gökden) altın bilezikler atılmalı, yahud beraberinde birbiri ardınca (kendisini tasdıyk edici) melekler gelmeli değil miydi"?

    İbni Kesir

    Ona altın bilezikler verilmeli veya beraberinde kendisine yardım edecek melekler gelmeli değil miydi?

    Mehmet Alagaş

    (46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona altın bilezikler verilmeli veya onunla birlikte yakınında yer alan (yardımcı) melekler gelmeli değil miydi?

    Süleyman Ateş

    (Eğer o, doğru söylüyorsa) Üzerine altın bilezikler atılmalı, yahut yanında (kendisine yardım eden, onu doğrulayan) melekler de gelmeli değil miydi?"

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Üzerine altın bilezikler yağsaydı ya! Çevresinde meleklerin dolaşması gerekmez mi?"

    Şaban Britch

    Ona altın bilezikler verilmeli veya onunla birlikte yakınında yer alan (yardımcı) melekler gelmeli değil miydi?

    Şaban Piriş

    -Ona altın bilezikler verilmeli veya onunla birlikte yakınında yer alan melekler gelmeli değil miydi?

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ona altın bilezikler atılmalı, yanında/hizmetinde melekler bulunmalı değil miydi?"

  9. Zuhruf suresi, 54. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 54. ayet. فَٱسْتَخَفَّ قَوْمَهُۥ فَأَطَاعُوهُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ

    Diyanet İşleri

    Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu.

    Mehmet Okuyan

    (Firavun) kavmini küçümsemiş, onlar da kendisine boyun eğmişti. Şüphesiz ki onlar, yoldan çıkmış bir toplumdu.

    Mustafa İslamoğlu

    İşte böylece Firavun kavmini tahrik etti; onlar da bu tahrike kapıldılar: Zaten onlar öteden beri yoldan çıkmış bir kavimdiler.

    Muhammed Esed

    Firavun, böylece halkını ahmaklaştırdı ve onlar da sonunda boyun eğdiler, çünkü onlar aldatılmış, ayartılmış bir halktı!

    Ahmed Hulusi

    (Firavun) halkını aşağıladı. . . Onlar da ona itaat ettiler. . . Muhakkak ki onlar inancı bozulmuş bir toplumdu!

    Ali Bulaç

    Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdi.

    Ali Özek ve heyeti

    Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavimdir.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, toplumunu şapşal yerine koydu; bu yüzden, ona boyun eğdiler. Aslında, onlar, yoldan çıkmış bir toplumdu.

    Bayraktar Bayraklı

    Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavim idiler.

    Edip Yüksel

    Böylece halkını yanılttı ve onlar da ona uydular. Onlar bayağı insanlardı.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Böylece halkını yanılttı ve onlar da ona uydular. Onlar bayağı insanlardı.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bu şekilde (Firavun) kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler, çünkü dinden çıkmış günahkar bir kavim idiler.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bu suretle kavmını istihfaf etti onlar da ona itaat eylediler çünkü dinden çıkmış fasık bir kavm idiler

    Erhan Aktaş

    Firavun halkını etkisi altına aldı. Bunun üzerine halkı ona itaat etti. Onlar fasık bir toplum oldular.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Firavun halkını etkisi altına aldı. Bunun üzerine halkı ona itaat etti. Onlar fasık dipnot 1 bir toplum oldular.

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Günaha sapan. Günahta ısrar eden. Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan; iyi, doğru, güzel ve temiz şeylerden uzak kalan. İnanç olarak inanan, yaşantı olarak Kafir olan.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Firavun halkını etkisi altına aldı. Bunun üzerine halkı ona itaat etti. Onlar fasık dipnot 1 bir toplum oldular.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Vahyin belirlediği sınırların dışına çıkan. İyi, doğru, temiz ve güzel şeylerden uzak kalan.

    Gültekin Onan

    Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Gerçekten onlar fasıklar kavmiydi.

    Hasan Basri Çantay

    Bu suretle kavmini küçümsedi. Onlar da kendisine itaat etdiler. Hakıykat onlar faasıklar güruhu idi.

    İbni Kesir

    Firavun, kavmini küçümsedi, ama onlar yine de kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar, fasık olan bir kavim idi.

    Mehmet Alagaş

    (46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    O kavmini küçümsedi onlar da ona boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavimdi.

    Süleyman Ateş

    Kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavim idiler.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Firavun, halkını aptal yerine koydu ama yine de ona boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir halktı.

    Şaban Britch

    Firavun, halkını küçümsemiş, onlar da kendisine boyun eğdiler. Gerçekten onlar fasık/yoldan çıkmış bir toplum idi.

    Şaban Piriş

    Firavun, halkını küçümsemiş, onlar da ona boyun eğmişlerdi. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir toplum idi.

    Yaşar Nuri Öztürk

    İşte toplumunu böyle küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan sapmış bir toplum idiler.

  10. Zuhruf suresi, 55. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 55. ayet. فَلَمَّآ ءَاسَفُونَا ٱنتَقَمْنَا مِنْهُمْ فَأَغْرَقْنَٰهُمْ أَجْمَعِينَ

    Diyanet İşleri

    Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.

    Mehmet Okuyan

    Böylece bizi öfkelendirdiklerinde onlardan intikam almış, dipnot 1 hepsini (denizde) boğmuştuk.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Yüce Allah'ın intikam almasıyla ilgili bilgi için bkz. A‘râf 136, dipnot 1.

    Mustafa İslamoğlu

    Bizim gazabımızı davet ettikleri zaman, onlara yaptıklarının acısını tattırdık ve topunu boğulmaya terk ettik.

    Muhammed Esed

    Ama Bize meydan okumaya devam edince onlara misillemede bulunduk ve hepsini suda boğduk.

    Ahmed Hulusi

    Ne zaman ki bizi öfkelendirdiler, yaptıklarının sonucunu yaşattık; onları toptan suda boğduk.

    Ali Bulaç

    Sonunda bizi öfkelendirince, biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk.

    Ali Özek ve heyeti

    Böylece bizi öfkelendirince onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk.

    Ali Rıza Safa

    Nitekim Bizi öfkelendirince, hak ettikleri cezayı onlara verdik. Sonunda, tümünü boğduk.

    Bayraktar Bayraklı

    Böylece bizi öfkelendirince, onlardan intikam aldık, hepsini suda boğduk.

    Edip Yüksel

    Bizimle savaşmakta ısrar edince onlardan öc aldık, hepsini boğduk.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Bizimle savaşmakta israr edince onlardan öc aldık, hepsini boğduk.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böylece Bizi gazaplandırdıkları zaman Biz de kendilerinden intikam aldık, hepsini birden boğuverdik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Böyle vakta ki bizi gadaba da'vet ettiler biz de kendilerinden intikam aldık hepsini birden gark ediverdik

    Erhan Aktaş

    Böylece Bize asilik yaptılar. Biz de onları cezalandırdık. Topluca suda boğduk.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Böylece Bize asilik yaptılar. Biz de onları cezalandırdık. Topluca suda boğduk.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylece Bize asilik yaptılar. Biz de onları cezalandırdık. Topluca suda boğduk.

    Gültekin Onan

    Sonunda bizi öfkelendirince, biz de onlardan intikam aldık, böylece onları toplu olarak suda boğduk.

    Hasan Basri Çantay

    Nihayet, onlar bizi gazablandırınca kendilerinden intikam aldık. Derhal onları topdan (suda) boğduk.

    İbni Kesir

    Bizi öfkelendirince; onlardan intikam aldık ve hepsini suda boğduk.

    Mehmet Alagaş

    (46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Onlar bizi öfkelendirdikleri zaman, onların hepsini suda boğarak onlardan intikam aldık.

    Süleyman Ateş

    Onlar bizi kızdırınca biz de onlardan öç aldık, hepsini boğduk.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onlar bizi üzünce biz de hak ettikleri cezayı verdik ve hepsini suda boğduk.

    Şaban Britch

    Onlar bizi öfkelendirdikleri zaman, onların hepsini suda boğarak onlardan intikam aldık.

    Şaban Piriş

    Onlar bizi öfkelendirdikleri zaman, onların hepsini suda boğarak, onlardan intikam aldık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince, biz de onlardan öç aldık; hepsini suya gömüverdik.

  11. Zuhruf suresi, 56. ayet — bütün mealleriyle aç

    Zuhruf suresi, 56. ayet. فَجَعَلْنَٰهُمْ سَلَفًا وَمَثَلًا لِّلْـَٔاخِرِينَ

    Diyanet İşleri

    Onları, sonradan gelecek inkarcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık.

    Mehmet Okuyan

    Onları, sonradan gelenlerin geçmişi ve ibretlik örneği kılmıştık.

    Mustafa İslamoğlu

    Nihayet onları sonraki nesiller için, geçmişin (acı) hatırası ve ibret vesikası kıldık.

    Muhammed Esed

    onları geçmişten kalan bir hatıra ve sonrakiler için bir ibret örneği kıldık.

    Ahmed Hulusi

    Onları sonradan gelenlere bir geçmiş ve bir ibretlik örnek kıldık!

    Ali Bulaç

    Bu suretle onları, sonradan gelecekler için bir selef ve bir örnek kıldık.

    Ali Özek ve heyeti

    Onları, sonradan gelenlerin geçmişi ve bir ibret örneği kıldık.

    Ali Rıza Safa

    Böylece, onları, sonrakiler için geçmiş bir örnek yaptık.

    Bayraktar Bayraklı

    Onları geçmişten bir hatıra ve sonrakiler için bir ders örneği kıldık.

    Edip Yüksel

    Onları, sonradan gelecekler için bir ibret ve örnek yaptık.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Onları, sonradan gelecekler için bir ibret ve örnek yaptık.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Böylece onları sonrakiler için hem bir ibret, hem de bir örnek kıldık.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Gark ediverdik de onları sonrakiler için hem bir selef hem bir mesel kıldık

    Erhan Aktaş

    Böylece onları gelecek nesiller için ibret verici bir örnek kıldık.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Böylece onları gelecek nesiller için ibret verici bir örnek kıldık.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Böylece onları gelecek nesiller için ibret verici bir örnek kıldık.

    Gültekin Onan

    Bu suretle onları, sonradan gelecekler için bir selef ve bir örnek kıldık.

    Hasan Basri Çantay

    Bu vech ile onları sonra (gelen ümmet) ler için (ibret verici) bir geçmiş ve misal yapdık.

    İbni Kesir

    Ve onları, sonradan geleceklere bir geçmiş ve örnek kıldık.

    Mehmet Alagaş

    (46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Böylece onları sonradan geleceklere (ibret olarak) selef ve örnek kıldık.

    Süleyman Ateş

    Onları sonradan gelen (inkarcı)ların geçmiş ataları ve örneği yaptık (bunlar da onların izinden gittiler).

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Onları tarihe gömdük; sonrakilere de ibretlik yaptık.

    Şaban Britch

    Böylece onları sonradan geleceklere (ibret olarak) selef ve örnek kıldık.

    Şaban Piriş

    Böylece onları sonradan geleceklere selef ve örnek kıldık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Onları, sonra gelecekler için eski bir örnek yaptık.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.