Zuhruf suresi

Zuhruf suresi, 34. ayet

Zuhruf suresi, 34. ayet. وَلِبُيُوتِهِمْ أَبْوَٰبًا وَسُرُرًا عَلَيْهَا يَتَّكِـُٔونَ

velibüyûtihim ebvâbev vesüruran `aleyhâ yettekiûn.

Diyanet İşleri

(34-35) Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O'na karşı gelmekten sakınanlarındır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zuhruf 31–37 · surenin 34. ayeti / 89

Konu İbrâhim'in sözü; "iki şehrin birinden büyük bir adam" Zuhruf 26–35 3

  1. Zuhruf 31

    "Bu Kur'an, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!" dediler.

  2. Zuhruf 32

    Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.

  3. Zuhruf 33

    Eğer bütün insanlar (kafirlere verdiğimiz nimetlere bakıp küfürde birleşen) bir tek ümmet olacak olmasalardı, Rahman'ı inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.

  4. 34–35

    (34-35) Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O'na karşı gelmekten sakınanlarındır.

  5. Zuhruf 36

    Kim, Rahman'ın Zikri'ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.

  6. Zuhruf 37

    Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 33–35. ayetler için yazılmıştır.

33. Yüce Allah, nezdinde dünyanın hiçbir değer taşımadığını ve eğer kulları üstündeki her şeyden değerli olan lütuf ve rahmeti olmasaydı dünya hayatının nimetlerini kâfirlere çok büyük çapta vereceğini, öyle ki “Rahman’ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını ve üzerine” evlerinin çatılarına “çıktıkları merdivenleri gümüşten” yapacağını haber vermektedir.

34-35. “Evlerinin kapılarını ve yaslandıkları tahtlarını da” gümüşten yapardık. Onlara ayrıca pek çok zinet eşyaları da verirdik. Yani dünyayı onlara çeşitli süslerle süsler, arzuladıkları şeyleri onlara verirdik. Ancak bunu yapmayışının sebebi, kullarına olan rahmetidir. Zira onlar bu durumda dünya sevgisi dolayısı ile küfre ve çokça masiyet işlemeye koşuşurlardı.

Bu buyrukta şuna delil vardır: Yüce Allah, kulların maslahatına olmak üzere bazı dünyevî hususları genel ya da özel olarak vermeyip engeller.

Ayrıca dünyanın Allah nezdinde bir sivrisinek kanadı kadar dahi değeri yoktur. Sözü edilen bütün bu şeyler, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Bunlardan alınacak hevesler, kursakta kalmaya mahkûmdur ve fanidir.

Allah nezdinde ise âhiret, emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından uzak durmak sureti ile Rablerine karşı takvâlı olanlar için elbette daha hayırlıdır. Çünkü âhiretin nimetleri, her bakımdan tam ve mükemmeldir. Cennette canların çektiği ve gözlerin zevk alacağı şeyler vardır. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Bu iki yurt arasındaki fark, gerçekten de çok büyüktür!

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlara istidrac ve imtihan olarak evlerinin kapılarını ve üzerine oturup yaslanacakları divanlar da yapardık.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلِبُيُوتِهِمْ velibuyutihim ve evlerine kök: بيت
  2. أَبْوَٰبًۭا ebvaben kapılar kök: بوب
  3. وَسُرُرًا ve sururan ve koltuklar kök: سرر
  4. عَلَيْهَا aleyha üzerine
  5. يَتَّكِـُٔونَ yettekiune yaslanacakları kök: وكا

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وكا (11 geçiş) · Aynı kök: سرر (44 geçiş)

    (19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri…

  • Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: بيت (73 geçiş)

    Sana, hilalleri soruyorlar. De ki: "Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir. İyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Ama iyi davranış,…

  • Aynı kök: بوب (27 geçiş) · Aynı kök: بيت (73 geçiş)

    Evinde bulunduğu kadın (gönlünü ona kaptırıp) ondan arzuladığı şeyi elde etmek istedi ve kapıları kilitleyerek, "Haydi gelsene!" dedi. O ise,…

  • Aynı kök: وكا (11 geçiş)

    Kadın, bunların dedikodularını işitince haber gönderip onları çağırdı. (Ziyafet düzenleyip) onlar için oturup yaslanacakları yer hazırladı. Her…

  • Aynı kök: وكا (11 geçiş)

    İşte onlar için içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada tahtlar üzerine kurularak altın bileziklerle süslenecekler, ince ve kalın…

  • Aynı kök: بوب (27 geçiş)

    Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…

  • Aynı kök: سرر (44 geçiş)

    Onlar, "Bizim için Rabbine dua et de, rengi neymiş? açıklasın" dediler. Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki, o, sapsarı; rengi, bakanların içini açan…

  • Aynı kök: سرر (44 geçiş)

    Onlar bilmiyorlar mı ki, Allah onların gizli tuttuklarını da bilir, açığa vurduklarını da.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltukları da (gümüşten yapardık).

Mustafa İslamoğlu

Dahası evlerini (gümüş) kapılarla, üzerinde yayıla yayıla oturacakları koltuklarla (donatır)

Muhammed Esed

ve evlerine (gümüş) kapılar, üzerinde yatıp uzanacakları (gümüş) yataklar,

Ahmed Hulusi

Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerlerinde yaslanacakları koltuklar. . .

Ali Bulaç

Evlerine kapılar ve üzerinde yaslanıp dayanacakları koltuklar,

Ali Özek ve heyeti

Evlerinin kapılarını ve üzerine yaslanacakları koltukları da (hep gümüşten yapardık).

Ali Rıza Safa

Evlerine kapılar ve yaslanacakları koltuklar.

Bayraktar Bayraklı

-Evlerini gümüşten kapılar ve yaslanacakları koltuklarla donatıp süslerdik. Bütün bunlar sadece geçici dünya malıdır. Ahiret ise Rabbin katında muttakiler/ Allah'a saygı duyanlar içindir.

Edip Yüksel

Evlerine kapılar ve konforlu mobilyalar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Evlerine kapılar ve konforlu mobilyalar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(34-35) Odalarına kapılar; üzerlerine kurulacakları koltuklar, kanepeler, altın'dan süsler yapardık. Doğrusu bütün bunlar dünya hayatının geçici metaı; ahiret ise Rabbin katında takva sahipleri içindir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve odalarına kapılar ve üzerlerine kurulacakları koltuklar kanepeler

Erhan Aktaş

Ve evlerinin kapılarını ve üzerine oturup yaslandıkları koltuklarını da.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve evlerinin kapılarını ve üzerine oturup yaslandıkları koltuklarını da.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve evlerinin kapılarını ve üzerine oturup yaslandıkları koltuklarını da.

Gültekin Onan

Evlerine kapılar ve üzerinde yaslanıp dayanacakları koltuklar.

Hasan Basri Çantay

odalarının kapılarını, üzerine yaslanacakları tahtları hep gümüşden yapardık!

İbni Kesir

Evlerinin kapılarını ve üzerlerine yaslanacakları kerevetleri de,

Mehmet Alagaş

(26-45) İbrahim babasına ve kavmine dedi ki muhakkak ki ben ibadet ettiklerinizden uzağım / beriyim. Beni yaratan, ancak işte O, beni yola iletecektir. Peşinden / akabinden Onu, kalıcı / baki, bir kelime yaptı, böylelikle belki dönerler. Evet, onlara hak gelinceye, apaçık bir elçi gelinceye kadar onları da ve atalarını da ben geçindirdim, hak onlara geldiğinde ise dediler ki bu bir büyüdür ve kesinlikle biz onu yok sayanlarız / kafirleriz. Dediler ki keşke bu Kuran bu iki memleketten azametli bir adama inseydi! Onlar mı Rabbinin rahmetini taksim ediyorlar. Biz , aranızda geçimlik malzemeleri dünya hayatında taksim ediliyoruz. Bazılarınızı derece olarak bazılarınıza nazaran üstte yaptık ki bazısı bazılarını işine alsın / istihdam etsin. Rabbinin rahmeti onların birikimlerinden daha hayırlıdır. Şayet insanlar tek bir ümmet olsaydı, Rahman'ı yok sayanların / kafirlerin evlerinin çatılarını ve üzerine çıktıkları merdivenleri / mearic, evlerinin kapılarını ve yaslandıkları koltukları gümüşten ve yaldızlı yapardık. (Ayrı olduklarını belli ederdik) işte bunların hepsi dünya hayatının geçimliğidir, ahirette Rabbinin yanında ki sakınanlar içindir. Kim ki Rahman'ın hatırlatmasına / zikri ne kör bakarsa /yağşü, ona şeytanı musallat ederiz ve onu n yaşıtı olur / akranı olur , Muhakkak ki onlar yoldan alıkoyarlar onlarda hidayette olduklarını değerlendirirler / hesap ederler . Bize geldiği vakit diyecek ki keşke seninle / benim aramda iki doğu kadar mesafe olsaydı, ne kötü akransın / yaşıtsın, bugün asla size fayda yok, zulmettiniz kesinlikle azap ta da ortaksınız. Peki şimdi sen, apaçık bir sapıklık içinde ki sağıra mı işittireceksin yahut köre mi yol göstereceksin ? Eğer seni götürsek / giderirsek onlardan kesinlikle intikam alırız. Sana vaat ettiğimizi , sana göstereceğiz , onların üzerinde de iktidar sahibiyiz. Sen, sana vahyolunanı sımsıkı tut. Muhakkak ki sen doğru bir yol üzeresin. Muhakkak O, senin için de kavmin için de bir hatırlatmadır , ilerde sorulacaksınız. Senden önce ki Resullerimizden gönderdiklerimize sor bakalım, biz Rahmanın dışında, ibadet için ilahlar yapmış mıyız?

Rowwad Tercüme Merkezi

Kapılarını ve arkalarına yaslandıkları koltukları da.

Süleyman Ateş

Ve evlerine kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar, divanlar.

Süleymaniye Vakfı

Evleri için birçok kapı, üzerine kurulacakları koltuklar,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Evlerinin kapılarını, üzerine kuruldukları koltukları (sedirleri)...

Şaban Britch

Kapılarını ve arkalarına yaslandıkları koltukları da.

Şaban Piriş

Kapılarını ve arkalarına yaslandıkları koltukları

Yaşar Nuri Öztürk

Evlerine kapılar, üzerlerinde yan yatacakları koltuklar yapardık;

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And homes sparkling with silver doors and lounges of silver whereupon they recline and rest with un searching and restful spirit.

Abdul Haleem

massive gates, couches to sit on,

Abdullah Yusuf Ali

And (silver) doors to their houses, and thrones (of silver) on which they could recline,

Abul A'la Maududi

and (silver) doors to their houses, and couches (of silver) upon which they would recline; dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, this silver and gold whose possession by somebody is the highest blessing and the very climax of good fortune in your sight, is so base and contemptible a thing in the sight of Allah that had there been no danger of all human beings being inclined towards unbelief, He would have made every disbeliever's house of gold and silver. Since when has the abundance of this worthless commodity become proof of man’s nobility and his piety and his spiritual purity? This kind of wealth is even found in the possession of those foul and wicked people whose filthy characters make the whole society stink. And this you have made the criterion of man’s greatness of character.

Aisha Bewley

and silver doors to their houses and silver couches on which to recline,

Al-Hilali & Khan

And for their houses, doors (of silver), and thrones (of silver) on which they could recline,

Ali Quli Qarai

and [silver] doors for their houses and [silver] couches on which they recline;

Amatul Rahman Omar

And for their houses (We would have given similar) doors and couches (too of silver) whereon they could recline.

Arthur John Arberry

and doors to their houses, and couches whereon to recline,

Bijan Moeinian

Their mansions would have had golden doors and luxurious furnishings.

E. Henry Palmer

and to their houses doors, and bedsteads on which they might recline;

Edip-Layth

For their homes, gates, and furnishings on which they could recline.

George Sale

and doors of silver to their houses, and couches of silver, for them to lean on;

Hamid S. Aziz

And for the doors of their houses and the couches on which they recline,

Mahmoud Ghali

And (silver) doors to their homes, and settees (of silver) whereon they recline,

Marmaduke Pickthall

And for their houses doors (of silver) and couches of silver whereon to recline,

Mohamed Ahmed - Samira

And doors (of silver) for their houses, (silver) couches for reclining,

Muhammad Asad

and [silver] doors for their houses, and [silver] couches whereon to recline,

Mustafa Khattab

as well as ˹silver˺ gates and thrones to recline on,

Progressive Muslims

And for their homes, gates, and furnishings on which they could recline.

Rashad Khalifa

Their mansions would have impressive gates, and luxurious furnishings.

Sahih International

And for their houses - doors and couches [of silver] upon which to recline

Sam Gerrans

And for their houses doors, and couches whereon to recline,

Shabbir Ahmed

And for their houses doors of silver and couches of silver to recline on.

Syed Vickar Ahamed

And (silver) doors to their houses, and (silver) thrones on which they could lean back,

Taqi Usmani

and doors of their homes, and the coaches on which they would recline,

The Monotheist Group

And for their homes, gates, and beds on which they could recline.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 34. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 34. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 34. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩