Diyanet İşleri
Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 40. ayet. أَفَأَنتَ تُسْمِعُ ٱلصُّمَّ أَوْ تَهْدِى ٱلْعُمْىَ وَمَن كَانَ فِى ضَلَٰلٍ مُّبِينٍ
efeente tüsmi`u-ṣṣumme ev tehdi-l`umye vemen kâne fî ḍalâlim mübîn.
Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı Zuhruf 36–45 3
Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.
Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!" der.
Onlara, "(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Çünkü zulmettiniz. Hepiniz azapta ortaksınız" denir.
Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?
Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız.
Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter.
Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
40. Yüce Allah, Rasûlü’nü inkarcıların, çağrısını kabul etmeyişlerine karşı teselli ederek onlarda bir hayır bulunmadığını ve onların kendilerini hidâyete iletecek bir ruh temizliğine sahip olmadıklarını belirtmekte ve şöyle buyurmaktadır:
“O” kulak vermeyen “sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut” görmezden gelen “körlere ve” sapık olduğunu bilip bundan hoşnut olduğundan dolayı da “apaçık bir sapıklık içerisinde bulunanlara doğru yolu sen mi göstereceksin?” Sağır sesleri işitmediği, kör görmediği gibi, apaçık sapıklık içerisinde bulunan da hidâyet bulamaz.
Çünkü böyleleri Zikir’den yüz çevirdikleri için onların fıtratları ve akılları bozulmuştur. Onlar, bozuk inançlar uydurmuş ve çok kötü vasıflara sahip olmuşlardır. Bu inanç ve vasıfları da onların hidâyet bulmalarına engel olur ve helâke gidişlerinin daha da artmasına yol açar.
Geriye böylelerinin ya dünyada ya da âhirette ibretli bir şekilde cezalandırılıp azaba uğratılmalarından başka geriye bir seçenek kalmamaktadır. Bundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz bunlar hakkı duymaktan sağırlar ve görme hususunda da körlerdir. -Ey Resul!- Sen mi o sağırlara işittirebileceksin veya kör olan veya dosdoğru yoldan apaçık sapıklıkta bulunan kimseye sen mi hidayet edeceksin?
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Aynı kök: عمي (33 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet…
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Aynı kök: عمي (33 geçiş)
Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
Aynı kök: صمم (15 geçiş) · Aynı kök: عمي (33 geçiş)
İnkar edenleri imana çağıran (peygamber) ile inkar edenlerin durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile…
Aynı kök: عمي (33 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır.
Aynı kök: عمي (33 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola getiremezsin. Ancak ayetlerimize inanıp da müslüman olmuş olanlara duyurabilirsin.
Aynı kök: عمي (33 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Sen, körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen, çağrını ancak ayetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Sağırlara sen mi duyuracaksın veya körleri ve apaçık sapkınlıkta olanları sen mi doğru yola ulaştıracaksın! dipnot 1
Şimdi sen (ey Nebi), sağıra işittirebilir, ya da köre(lmiş bir kalbe) doğru yolu gösterebilir misin; yani, açıkca derin bir sapıklığa gömülüp orada karar kılan birine?
Sen (ey Muhammed) sağıra işittirebilir misin, yahut köre doğru yolu gösterebilir misin, ya da sapkınlığa gömülmüş olana?
O sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut o amaları ve apaçık sapma içinde olanları sen mi hidayet edeceksin?
Öyleyse sağır olanlara sen mi dinleteceksin veya kör olan ve açıkça bir sapıklık içinde bulunanı hidayete erdireceksin?
(Rasûlüm!) Sağırlara sen mi işittireceksin; yahut körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi ileteceksin?
Öyleyse sağırlara sen mi duyuracaksın? Veya körleri ve apaçık bir sapkınlık içinde olanları, doğru yola sen mi eriştireceksin?
Manen sağır olanlara sen mi işittireceksin; yahut manevi körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi ileteceksin?
Sen mi sağıra işittireceksin, yahut körü ve apaçık bir sapıklıkta olanı yola getireceksin?
Sen mi sağıra işittireceksin, yahut körü ve apaçık bir sapıklıkta olanı yola getireceksin?
O halde sağırlara sen mi işittireceksin? Yahut körlere? Apaçık bir sapıklık içinde bulunanlara sen mi doğru yolu göstereceksin?
O halde sen mi işittireceksin o sağırlara? Yahud hidayet edeceksin, o körlere ve açık bir dalal içinde bulunanlara
O halde sağıra sen mi işittireceksin? Veya köre ve apaçık sapkınlıkta olana doğru yolu gösterebilir misin?
O halde sağıra sen mi işittireceksin? Veya köre ve apaçık sapkınlıkta olana doğru yolu gösterebilir misin?
O halde sağıra sen mi işittireceksin? Veya köre ve apaçık sapkınlıkta olana doğru yolu gösterebilir misin?
Öyleyse sağır olanlara sen mi dinleteceksin veya kör olan ve açıkça bir sapıklık içinde bulunanı hidayete erdireceksin?
Artık (Habibim) o sağırlara sen mi duyuracaksın? yahud o körlere, o apaçık bir sapıklık içinde bulunan kimselere (sen mi) hidayet edeceksin?
Sen mi duyuracaksın o sağırlara? Körleri ve apaçık sapıklıkta olanları sen mi hidayete eriştireceksin?
(26-45) İbrahim babasına ve kavmine dedi ki muhakkak ki ben ibadet ettiklerinizden uzağım / beriyim. Beni yaratan, ancak işte O, beni yola iletecektir. Peşinden / akabinden Onu, kalıcı / baki, bir kelime yaptı, böylelikle belki dönerler. Evet, onlara hak gelinceye, apaçık bir elçi gelinceye kadar onları da ve atalarını da ben geçindirdim, hak onlara geldiğinde ise dediler ki bu bir büyüdür ve kesinlikle biz onu yok sayanlarız / kafirleriz. Dediler ki keşke bu Kuran bu iki memleketten azametli bir adama inseydi! Onlar mı Rabbinin rahmetini taksim ediyorlar. Biz , aranızda geçimlik malzemeleri dünya hayatında taksim ediliyoruz. Bazılarınızı derece olarak bazılarınıza nazaran üstte yaptık ki bazısı bazılarını işine alsın / istihdam etsin. Rabbinin rahmeti onların birikimlerinden daha hayırlıdır. Şayet insanlar tek bir ümmet olsaydı, Rahman'ı yok sayanların / kafirlerin evlerinin çatılarını ve üzerine çıktıkları merdivenleri / mearic, evlerinin kapılarını ve yaslandıkları koltukları gümüşten ve yaldızlı yapardık. (Ayrı olduklarını belli ederdik) işte bunların hepsi dünya hayatının geçimliğidir, ahirette Rabbinin yanında ki sakınanlar içindir. Kim ki Rahman'ın hatırlatmasına / zikri ne kör bakarsa /yağşü, ona şeytanı musallat ederiz ve onu n yaşıtı olur / akranı olur , Muhakkak ki onlar yoldan alıkoyarlar onlarda hidayette olduklarını değerlendirirler / hesap ederler . Bize geldiği vakit diyecek ki keşke seninle / benim aramda iki doğu kadar mesafe olsaydı, ne kötü akransın / yaşıtsın, bugün asla size fayda yok, zulmettiniz kesinlikle azap ta da ortaksınız. Peki şimdi sen, apaçık bir sapıklık içinde ki sağıra mı işittireceksin yahut köre mi yol göstereceksin ? Eğer seni götürsek / giderirsek onlardan kesinlikle intikam alırız. Sana vaat ettiğimizi , sana göstereceğiz , onların üzerinde de iktidar sahibiyiz. Sen, sana vahyolunanı sımsıkı tut. Muhakkak ki sen doğru bir yol üzeresin. Muhakkak O, senin için de kavmin için de bir hatırlatmadır , ilerde sorulacaksınız. Senden önce ki Resullerimizden gönderdiklerimize sor bakalım, biz Rahmanın dışında, ibadet için ilahlar yapmış mıyız?
Şimdi, sağıra sen mi işittireceksin veya kör olan ve apaçık sapıklıkta bulunan kimseye sen mi hidayete ileteceksin?
(Ey Muhammed), sen mi sağıra işittireceksin, yahut körü ve apaçık sapıklıkta olanı yola ileteceksin?
Sağırlık edenlere sen mi işittireceksin! Ya da körlük edenleri ve açık bir sapkınlık içinde bulunanları doğru yola sen mi getireceksin dipnot 1 !
Sağıra işittirebilir; kör olana yol gösterebilir misin? Açık bir sapıklık içinde olan da bunlar gibidir.
Şimdi, sağıra sen mi işittireceksin veya kör olan ve apaçık sapıklıkta bulunan kimseye sen mi hidayete ileteceksin?
-Şimdi, sağıra sen mi işittireceksin veya kör olan ve apaçık sapıklıkta bulunan kimseye sen mi yol göstereceksin?
Sen şimdi sağırlara söz mü duyuracaksın; yoksa körlere, apaçık sapıklığa dalmışlara kılavuzluk mu edeceksin?!
But do you think O Muhammad you will be able to make the worthless who counsels deaf open his heart's ears, or the one who lacks intellectual or spiritual perception open his mind's eyes, or that you can guide such persons as have justly been destined to err and stray from the path of righteousness !
Can you [Prophet] make the deaf hear? Or guide either the blind or those who are in gross error?
Canst thou then make the deaf to hear, or give direction to the blind or to such as (wander) in manifest error?
Can you, (O Prophet), then make the deaf hear, or direct to the Right Way the blind or one lost in manifest error? dipnot 1
Can you make the dead hear or guide the blind and those who are patently misguided?
Can you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) make the deaf to hear, or can you guide the blind or him who is in manifest error?
Can you, then, make the deaf hear or guide the blind and someone who is in manifest error?
(In this state of theirs, Prophet!) would you make the deaf to hear, or guide the blind and him who is (engrossed) in glaring error.
What, shalt thou make the deaf to hear, or shalt thou guide the blind and him who is in manifest error?
Can you make the deaf to listen to the guidance? Ca you show the way to the blind or those who are totally lost? [so do not waste your time on them. ]
What! canst thou make the deaf to hear, or guide the blind, or him who is in obvious error?
Can you make the deaf hear, or can you guide the blind and those who are far astray?
Canst thou, O prophet, make the deaf to hear, or canst thou direct the blind, and him who is in a manifest error?
What! Can you (O Muhammad) make the deaf to hear or guide the blind and him who is in clear error?
Will you (i. e., the Prophet) then make the deaf to hear, or will you guide the blind and him who is in evident error?
Canst thou (Muhammad) make the deaf to hear, or canst thou guide the blind or him who is in error manifest?
Can you make the deaf to hear, or show the blind, and those lost in clear error, the way?
CANST THOU, perchance, [O Muhammad,] make the deaf hear, or show the right way to the blind or to such as are obviously lost in error?
Can you make the deaf hear, or guide the blind or those clearly astray?
Can you make the deaf hear, or can you guide the blind and those who are far astray
Can you make the deaf hear; can you make the blind see, or those who are far astray?
Then will you make the deaf hear, [O Muúammad], or guide the blind or he who is in clear error?
Wilt thou make the deaf to hear, or wilt thou guide the blind or him who is in manifest error?
But, can you make the deaf of heart hear or show the way to the blind of heart? Such is the case of him who obviously wishes to wander off road.
Can you then make the deaf to hear, or give direction to the blind or to such as (those who are) in open error?
So, can you (O prophet) make the deaf to hear, or can you show the way to the blind and the one who is in open error?
Can you make the deaf hear, or can you guide the blind and those who are far astray?