Zuhruf suresi

Zuhruf suresi, 7. ayet

Zuhruf suresi, 7. ayet. وَمَا يَأْتِيهِم مِّن نَّبِىٍّ إِلَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

vemâ ye'tîhim min nebiyyin illâ kânû bihî yestehziûn.

Diyanet İşleri

(Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zuhruf 4–10 · surenin 7. ayeti / 89

Konu Ana kitap ve yaratılıştaki nimetler Zuhruf 1–14 3

  1. Zuhruf 4

    Şüphesiz o, katımızdaki ana kitapta (Levh-i Mahfuz'da) mevcuttur, çok yücedir, hikmetlerle doludur.

  2. Zuhruf 5

    Haddi aşan bir topluluk oldunuz, diye vazgeçip Zikir'le (Kur'an'la) sizi uyarmaktan geri mi duralım?

  3. Zuhruf 6

    Halbuki daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik.

  4. 7

    (Onlar da) kendilerine gelen her peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

  5. Zuhruf 8

    Biz, onlardan daha çetinlerini de helak ettik. Öncekilerin örneği geçti!

  6. Zuhruf 9

    Andolsun, onlara, "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, mutlaka, "Onları mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen (Allah) yarattı" diyeceklerdir.

  7. Zuhruf 10

    O, yeryüzünü size beşik yapan ve gideceğiniz yere ulaşasınız diye sizin için orada yollar var edendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 6–8. ayetler için yazılmıştır.

6. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: İnsanlar arasında uygulayageldiğimiz sünnetimiz/kanunumuz gereği onları ihmal etmez, başıboş bırakmayız.

“Biz önceki nesillere de nice peygamberler gönderdik.” Bu peygamberler, onlara Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın sadece O’na ibadet etmelerini emrediyorlardı. Ancak ümmetler arasında peygamberleri yalanlamak sürekli var olagelmiştir .

7. “Ama kendilerine ne zaman bir peygamber gelse mutlaka” getirdiğini bile bile inkâr ederek ve hakka karşı da büyüklenerek “onu alaya alırlardı.”

8. “Biz de bunlardan” şu senin kavminden “çok daha güçlü olanlarını” yaptıkları işleri ve yeryüzündeki eserleri itibari ile daha üstün olanlarını “helâk ettik. Nitekim öncekilerin (kıssalarından) misaller daha önce geçmişti.” Yani onlara dair misaller ve haberler geçmiş ve bunlardan sizin için ibret olacak hususları, yalanlamaktan alıkoyacak yönleri açıklamışızdır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Geçmiş ümmetlere Yüce Allah tarafından ne kadar peygamber geldi ise mutlaka onu alaya alırlardı.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَمَا ve ma ve
  2. يَأْتِيهِم ye'tihim onlara gelmezdi kök: اتي
  3. مِّن min hiçbir
  4. نَّبِىٍّ nebiyyin nebi kök: نبا
  5. إِلَّا illa
  6. كَانُوا۟ kanu etmedikleri kök: كون
  7. بِهِۦ bihi onunla
  8. يَسْتَهْزِءُونَ yestehziune alay kök: هزا

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Nitekim hak (Kur'an) kendilerine gelince onu yalanladılar. Fakat alay ettikleri şeyin haberleri kendilerine ilerde gelecektir.

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir surenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: "Siz alay ede…

  • Aynı kök: هزا (34 geçiş) · Ortak kavram: Nübüvvet

    Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.

  • Ortak kavram: Nübüvvet

    Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi bana bunların isimlerini…

  • Ortak kavram: Nübüvvet

    Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını…

  • Ortak kavram: Nübüvvet

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Ama kendilerine gönderilen her peygamberle alay etmiştiler.

Muhammed Esed

Ama onlara hiçbir peygamber gelmedi ki o'nunla alay etmiş olmasınlar;

Ahmed Hulusi

Onlara bir Nebi geldiğinde, mutlaka onun getirdikleriyle alay ederlerdi.

Ali Bulaç

Onlara bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onunla alay ederlerdi.

Ali Özek ve heyeti

Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı.

Ali Rıza Safa

Onlara gelmiş hiçbir peygamber yoktur ki, Onunla alay etmemiş olsunlar.

Bayraktar Bayraklı

Onlar, kendilerine gelen her peygamberi mutlaka alaya alırlardı.

Edip Yüksel

Fakat, kendilerine giden her peygamberle alay ettiler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Fakat, kendilerine giden her peygamberle alay ettiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

kendilerine hiçbir peygamber gelmiyordu ki, onunla kesinkes eğlenmesinler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Hiçbir Peygamber de gelmiyordu ki kendilerine onunla mutlak eğlenmesinler.

Erhan Aktaş

Onlar, kendilerine gelen her Nebi'yi mutlaka alaya alıyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, kendilerine gelen her nebiyi mutlaka alaya alıyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, kendilerine gelen her nebiyi mutlaka alaya alıyorlardı.

Gültekin Onan

Onlara bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onunla alay ederlerdi.

Hasan Basri Çantay

Onlar da, kendilerine bir peygamber gelmeye dursun, ille onunla istihza ederlerdi.

İbni Kesir

Kendilerine bir peygamber gelmeyedursun mutlaka onunla alay ederlerdi.

Mehmet Alagaş

(1-14) Hâ Mîm, apaçık kitap, ki biz onu Arabi bir Kur'an yaptık böylelikle belki akledersiniz, muhakkak ki O yanımızdaki yüce ve hâkim kitabın anasındadır. Siz savuran bir kavim olmanızdan dolayı hatırlatmayı / zikri , vazgeçip sizden kaldıracak mıyız? Evvelden de nice Bildiriciler / Nebiler gönderdik, evvelden Nebi olarak kimi gönderdiysek onunla dalga geçtiler, onlardan daha şiddetlilerinin tutup yakalayıp helak ettik, evvelkilerin misallerine benzer şekilde mazi oldular. Eğer ki onlara semaları ve arzı kim yarattı diye sorarsan, sana diyecekler ki onları saygıdeğer, bilen yarattı. O (Allah), yeri sizin için beşik yaptı, onda sizin için yollar yaptı böylelikle belki yolu bulursunuz. Suyu bir ayar üzere / takdir üzere indirendir, onunla ölü kasabayı dirilttik, işte böyle çıkarılırsınız. Zevcelerin / türdeş çiftlerin hepsini yaratandır, Gemi ve hayvandan binekler yapandır , s onra onlar ın üzerlerine yerleşince / binince , Rabbinizin nimetlerini hatırlayın ve deyin ki; biz im emrimize bunu âmâde kılan / hizmetimize veren üstündür, biz onu yanaştıramazdık bile, muhakkak ki bizler Rabbimize döneceğiz.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlara bir nebi geldikçe muhakkak onunla alay ederlerdi.

Süleyman Ateş

Onlara hiçbir peygamber gelmezdi ki mutlaka onunla alay etmesinler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara hangi nebi gelse mutlaka hafife alırlardı.

Şaban Britch

Onlara, hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmiş olmasınlar.

Şaban Piriş

Onlara hiçbir peygamber gelmedi ki onunla alay etmiş olmasınlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara bir peygamber geldiğinde mutlaka onunla alay ediyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Nonetheless no prophet do We send as a spirit of truth to guide people into all truth but they mock him and give him a lick with the rough side of their tongues and call him everything they can lay their tongues to.

Abdul Haleem

and they mocked every one of them,

Abdullah Yusuf Ali

And never came there a prophet to them but they mocked him.

Abul A'la Maududi

Yet never did a Prophet come to them but they mocked him. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, if such absurdity and senselessness had barred the sending of a Prophet or a Book, no Prophet would ever have come to any nation nor a Book sent to it.

Aisha Bewley

But no Prophet came to them without their mocking him;

Al-Hilali & Khan

And never came there a Prophet to them but they used to mock at him.

Ali Quli Qarai

There did not come to them any prophet but that they used to deride him.

Amatul Rahman Omar

Yet there never came to them a Prophet but they treated him as of no importance.

Arthur John Arberry

but not a Prophet came to them, without they mocked at him;

Bijan Moeinian

They were all mocked at.

E. Henry Palmer

and there never came to them a prophet but they did mock at him;

Edip-Layth

Every time a prophet went to them, they ridiculed him.

George Sale

And no prophet came unto them, but they laughed him to scorn:

Hamid S. Aziz

And there came not to them a prophet but they mocked at him.

Mahmoud Ghali

And in no way did a Prophet come up to them, except that they used to mock at him.

Marmaduke Pickthall

And never came there unto them a prophet but they used to mock him.

Mohamed Ahmed - Samira

But never did a prophet come at whom they did not scoff.

Muhammad Asad

But never yet came a prophet to them without their deriding him –

Mustafa Khattab

But no prophet ever came to them without being mocked.

Progressive Muslims

And every time a prophet went to them, they ridiculed him.

Rashad Khalifa

Every time a prophet went to them, they ridiculed him.

Sahih International

But there would not come to them a prophet except that they used to ridicule him.

Sam Gerrans

But there came not to them a prophet save they mocked him.

Shabbir Ahmed

But never came unto them a Prophet, but they mocked him.

Syed Vickar Ahamed

And there was never a prophet who came to them at whom they did not mock.

Taqi Usmani

No messenger came to them, but they used to mock at him.

The Monotheist Group

And every time a prophet went to them, they mocked him.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 7. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩