Diyanet İşleri
İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 28. ayet. وَجَعَلَهَا كَلِمَةًۢ بَاقِيَةً فِى عَقِبِهِۦ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ
vece`alehâ kelimetem bâḳiyeten fî `aḳibihî le`allehüm yerci`ûn.
İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İbrâhim'in sözü; "iki şehrin birinden büyük bir adam" Zuhruf 26–35 3
Biz de onlardan intikam aldık. Yalanlayanların sonu, bak nasıl oldu!
Hani İbrahim, babasına ve kavmine şöyle demişti: "Şüphesiz ben sizin taptıklarınızdan uzağım."
"Ben ancak O, beni yaratana taparım. Şüphesiz O beni doğru yola iletecektir."
İbrahim bunu, belki dönerler diye, ardından gelecekler arasında kalıcı bir söz yaptı.
Doğrusu onları (Mekke müşriklerini) ve atalarını kendilerine hak olan Kur'an ve onu açıklayan bir peygamber gelinceye kadar (dünya nimetlerinden) yararlandırırım.
Fakat kendilerine Hak gelince, "Bu bir büyüdür, biz onu kesinlikle inkar ediyoruz" dediler.
"Bu Kur'an, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilseydi ya!" dediler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
28. “O, bu (tevhid davetini)” yani güzel hasletlerin anası ve temeli olan, ibadeti yalnızca Yüce Allah’a ihlâsla yapıp onun dışındaki mabudlara ibadet etmekten uzaklaşmak şeklindeki bu övülmeye değer hasleti “belki” ona “dönerler diye kendisinden sonra” zürriyeti yani soyundan “gelecekler arasında ebedi kalacak bir söz olarak bıraktı.”
Çünkü bu davet, ondan yaygınlık kazanmıştır. O, soyundan gelenlere bunu vasiyet etmiştir, İshak ile Yakub da aynı şekilde onu oğullarına vasiyet etmişlerdir. O bakımdan bu tevhid daveti, ondan öğrenilerek yaygınlık kazanmıştır.
Nitekim Yüce Allah: “Kendini bilmezden başka kim İbrahim’in dininden yüz çevirebilir?…” şeklinde başlayan ayetlerde bunu ifade etmektedir. (el-Bakara, 2/130 vd)
Böylece bu tevhid sözü, onun soyunda varlığını sürdürmeye devam etmiştir. Ta ki nimetlere kavuşarak şımarıp azgınlaşma aralarında başgösterinceye kadar:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İbrahim, kelime-i tevhidi (Lâ ilâhe illallah'ı) zürriyetinde kendisinden sonra gelecek olanlarda devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı. Hâlâ aralarında Allah'ı birleyenler ve O'na hiçbir şeyi şirk koşmayanlar vardır. (Zürriyetinin) O'na şirkten ve günahlardan tövbe ederek dönmeleri ümidiyle bıraktı.
Aynı kök: عقب (80 geçiş) · Aynı kök: رجع (104 geçiş)
Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…
Aynı kök: بقي (21 geçiş)
Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rabbinizden bir güven duygusu ve huzur ile Musa…
Aynı kök: بقي (21 geçiş)
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın.
Aynı kök: بقي (21 geçiş)
"Eğer inanan kimselerseniz Allah'ın bıraktığı helal kazanç sizin için daha hayırlıdır. Ben sizin başınızda bir bekçi değilim."
Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Derken, Adem (vahy yoluyla) Rabbinden birtakım kelimeler aldı, (onlarla amel edip Rabb'ine yalvardı. O da) bunun üzerine tövbesini kabul etti.…
Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif…
Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de tıpkı böyle, bunların dedikleri gibi demişti.…
Aynı kök: عقب (80 geçiş)
Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi orta bir ümmet yaptık. Her ne…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Allah) bunu (İbrahim'in bu sözünü), ardından geleceklere devamlı kalacak bir söz olarak bıraktı ki (insanlar gerçeğe) dönsünler.
Bunu, ardından gelenler arasındaki baki kalacak bir söz olarak söyledi; belki (bu hak söze) dönerler diye.
Ve bunu, daha sonra gelenler arasında yaşamaya devam eden bir söz olarak söyledi ki onlar (daima) o (sözü hatırlayıp ona) dönsünler.
Bu sözünü kendinden sonra gelecekler için kalıcı bir fikir olarak oluşturdu, belki o gerçeğe dönerler diye.
Ve bunu (bu tevhid inancını) belki (insanlar Allah'a) dönerler diye ardında (kendi soyunda) kalıcı bir kelime olarak kıldı / bıraktı.
Bu sözü, ardından geleceklere devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı ki, insanlar (onun dinine) dönsünler.
Bunu da ardından gelecekler için kalıcı bir söz yaptı; belki dönerler diye.
Onun bu sözünü, ardından geleceklere sürekli kalacak bir ilke olarak bıraktık ki, insanlar Rabblerine dönsünler.
Belki doğru yola dönerler diye onun ardından gelecekler için bunu ebedi bir ders kıldı.
Belki doğru yola dönerler diye onun ardından gelecekler için bunu ebedi bir ders kıldı.
O, bu sözü, soyu arkasında kalan bir kelime yaptı ki, tevhide dönsünler.
Ve onu ardında (zürriyyetinde) kalan bir kelime yaptı gerek ki rücu' edeler
İbrahim, gerçeğe yönelmeleri umuduyla takdir edilmiş hükmü gelecek nesiller için de kalıcı bir ilke yaptı.
İbrahim, gerçeğe yönelmeleri umuduyla takdir edilmiş hükmü gelecek nesiller için de kalıcı bir ilke yaptı.
İbrahim, gerçeğe yönelmeleri umuduyla takdir edilmiş hükmü gelecek nesiller için de kalıcı bir ilke yaptı.
Ve bunu (bu tevhid inancını) belki (insanlar Tanrı'ya) dönerler diye ardında (kendi soyunda) kalıcı bir kelime olarak kıldı / bıraktı.
(İbrahim) bunu (bu tevhid kelimesini, ileride Mekkeliler de dinine) dönsünler diye, zürriyeti arasında baakıy bir kelime yapdı.
Ve onu; belki dönerler diye ardından gelenler için kalıcı bir kelime kıldı.
(26-45) İbrahim babasına ve kavmine dedi ki muhakkak ki ben ibadet ettiklerinizden uzağım / beriyim. Beni yaratan, ancak işte O, beni yola iletecektir. Peşinden / akabinden Onu, kalıcı / baki, bir kelime yaptı, böylelikle belki dönerler. Evet, onlara hak gelinceye, apaçık bir elçi gelinceye kadar onları da ve atalarını da ben geçindirdim, hak onlara geldiğinde ise dediler ki bu bir büyüdür ve kesinlikle biz onu yok sayanlarız / kafirleriz. Dediler ki keşke bu Kuran bu iki memleketten azametli bir adama inseydi! Onlar mı Rabbinin rahmetini taksim ediyorlar. Biz , aranızda geçimlik malzemeleri dünya hayatında taksim ediliyoruz. Bazılarınızı derece olarak bazılarınıza nazaran üstte yaptık ki bazısı bazılarını işine alsın / istihdam etsin. Rabbinin rahmeti onların birikimlerinden daha hayırlıdır. Şayet insanlar tek bir ümmet olsaydı, Rahman'ı yok sayanların / kafirlerin evlerinin çatılarını ve üzerine çıktıkları merdivenleri / mearic, evlerinin kapılarını ve yaslandıkları koltukları gümüşten ve yaldızlı yapardık. (Ayrı olduklarını belli ederdik) işte bunların hepsi dünya hayatının geçimliğidir, ahirette Rabbinin yanında ki sakınanlar içindir. Kim ki Rahman'ın hatırlatmasına / zikri ne kör bakarsa /yağşü, ona şeytanı musallat ederiz ve onu n yaşıtı olur / akranı olur , Muhakkak ki onlar yoldan alıkoyarlar onlarda hidayette olduklarını değerlendirirler / hesap ederler . Bize geldiği vakit diyecek ki keşke seninle / benim aramda iki doğu kadar mesafe olsaydı, ne kötü akransın / yaşıtsın, bugün asla size fayda yok, zulmettiniz kesinlikle azap ta da ortaksınız. Peki şimdi sen, apaçık bir sapıklık içinde ki sağıra mı işittireceksin yahut köre mi yol göstereceksin ? Eğer seni götürsek / giderirsek onlardan kesinlikle intikam alırız. Sana vaat ettiğimizi , sana göstereceğiz , onların üzerinde de iktidar sahibiyiz. Sen, sana vahyolunanı sımsıkı tut. Muhakkak ki sen doğru bir yol üzeresin. Muhakkak O, senin için de kavmin için de bir hatırlatmadır , ilerde sorulacaksınız. Senden önce ki Resullerimizden gönderdiklerimize sor bakalım, biz Rahmanın dışında, ibadet için ilahlar yapmış mıyız?
Bunu, ardından geleceklere devamlı kalıcı bir söz olarak bıraktı ki, insanlar (tevhid dinine) dönsünler.
Ve bu sözü ardında kalıcı bir söz yaptı ki (insanlar Allah'a kulluğa) dönsünler.
Allah bu sözü, onun arkasından gelenler arasında kalıcı bir söz yaptı. Belki (yanlışlarından) dönerler dipnot 1 .
Belki dönerler diye onun bu sözünü, kalıcı (sonraki nesillere kadar ulaşan) bir söz yaptık.
Bunu, ardından geleceklere devamlı kalıcı bir söz olarak bıraktı ki, insanlar (tevhid dinine) dönsünler.
Onu, belki dönerler diye arkasında kalıcı bir söz haline getirdi.
O, sözünü, kendinden sonra yaşayacak bir mesaj yaptı ki, insanlar hakka dönebilsinler.
A dogma he founded and he legated to his posterity and to those who would succeed him, that they may hopefully keep Allah in mind and to Him they would lift their inward sight
and he bequeathed these words to his descendants so that they might return [to God].
And he left it as a Word to endure among those who came after him, that they may turn back (to Allah).
And Abraham left behind this word dipnot 1 to endure among his posterity so that they may return to it. dipnot 2
he made it an on-going word among his descendants so that perhaps they might turn back.
And he made it [i.e. Lâ ilâha illallâh (none has the right to be worshipped but Allâh Alone)] a Word lasting among his offspring, (True Monotheism), that they may turn back (i.e. to repent to Allâh or receive admonition).
And He made it a lasting word among his posterity so that they may come back [to the right path].
And he (- Abraham) made it (- the Divine Unity) a word to abide (as a permanent legacy) among his posterity, so that they might turn (to One God).
And he made it a word enduring among his posterity; haply so they would return.
Abraham left a slogan [only God is worthy of worship] behind so that the generations to come may find guidance by following it.
and he made it a word remaining among his posterity, that haply they might return.
He made it a word to last in his subsequent generations; perhaps they may turn back.
And he ordained this to be a constant doctrine among his posterity; that they should be turned from idolatry to the worship of the only true God.
And he left it as a word to endure in his posterity that they may return (to Allah).
And he made it a word enduring among his posterity that possibly they would return.
And he made it a word enduring among his seed, that haply they might return.
This is the legacy he left to his descendants so that they may turn (to God).
And he uttered this as a word destined to endure among those who would come after him, so that they might [always] return [to it].
And he left this enduring declaration among his descendants, so they may ˹always˺ turn back ˹to Allah˺.[1]
And he made it a word to last in his subsequent generations; perhaps they may turn back.
This example (of Abraham) was rendered an everlasting lesson for subsequent generations; perhaps they redeem their souls.
And he made it a word remaining among his descendants that they might return [to it].
And He made it a word enduring among his posterity, that they might return.
And He left an enduring lesson for subsequent generations that they may seek inspiration from it. (Taking a firm stand against blind following).
And he left it as a Word to remain for those who came after him, that they may turn back (to Allah).
He made it a word lasting among his posterity, so that they may return.
And he made it a word to last in his subsequent generations; perhaps they may turn back.