Diyanet İşleri
(Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 47. ayet. فَلَمَّا جَآءَهُم بِـَٔايَٰتِنَآ إِذَا هُم مِّنْهَا يَضْحَكُونَ
felemmâ câehüm biâyâtinâ iẕâ hüm minhâ yaḍḥakûn.
(Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Zuhruf 46–56 3
Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.
Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahman'dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz?
Andolsun, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, "Şüphesiz ben alemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.
(Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
Onlara gösterdiğimiz her bir mucize önceki benzerinden daha büyüktü. Doğru yola dönsünler diye, onları azaba uğrattık.
(Onlar azabı görünce) "Ey büyücü! Sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et. Çünkü biz artık doğru yola gireceğiz" dediler.
Fakat biz onlardan azabı kaldırınca bir de bakmışsın sözlerinden dönüyorlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 47–48. ayetler için yazılmıştır.
47. “Onlara âyetlerimizi/mucizelerimizi getirdiğinde onlar, bunlara gülüverdiler.” Yani onları red ve inkâr ettiler, zalimlik ederek ve büyüklenerek bunlarla alay ettiler.
48. Yani iman etmeyişleri, âyetlerdeki bir eksiklik ve onların gereği kadar açık olmayışlarından ileri gelmiyordu. Onun için şöyle buyrulmaktadır: “Onlara gösterdiğimiz her bir âyet/mucize, bir öncekinden daha büyüktü.” Yani sonra gösterdiğimiz mucize, ondan öncekinden daha büyüktü.
“Belki” şirk ve kötülükleri son bulur da İslâm’a “dönerler” ve ona boyun eğerler “diye onları” birbirinden ayrı ve apaçık âyetler/mucizeler olan çekirge, haşerat, kurbağa ve kan gibi “(dünyevi) azaplara da uğrattık.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Onlara ayetlerimizle geldiği zaman alay edip küçümseyerek onlara gülüp geçmişlerdi.
Aynı kök: ضحك (10 geçiş)
Artık kazandıklarının karşılığı olarak, az gülsünler, çok ağlasınlar.
Aynı kök: ضحك (10 geçiş)
İbrahim'in karısı ayakta idi. (Bu sözleri duyunca) güldü. Ona da İshak'ı müjdeledik; İshak'ın arkasından da Yakub'u.
Aynı kök: ضحك (10 geçiş)
Siz ise onlarla alay ediyordunuz. O kadar ki onlar size beni anmayı unutturdu. Onlara hep gülüyordunuz.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlara delillerimizi getirince hemen onlara gülmüşlerdi. dipnot 1
Fakat ardından, onların önüne mucizevi ayetlerimizi sürünce, onlar hemen alay etmeye başladılar.
Ama önlerine (mucizevi) işaretlerimizi getirince, hemen onları alaya aldılar,
Onlara işaretlerimizle geldiğinde, onlar hemen bunlara güldüler!
Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman, bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.
Onlara âyetlerimizi getirince, bunlara gülüvermişlerdi.
Yine de onlara mucizelerimizle geldiğinde gülmeye başladılar.
Onlara mucizelerimizi getirince mucizelere gülüvermişlerdi.
Mucizelerimizi kendilerine götürdüğü zaman, o mucizelere gülmüşlerdi.
Mucizelerimizi kendilerine götürdüğü zaman, o mucizelere gülmüşlerdi.
Onlara böyle mucizelerimizle vardığında, onlar hemen bu mucizelere gülüverdiler.
Vakta ki onlara böyle ayetlerimizle vardı, birdenbire onlar bunlara gülüverdiler
Fakat Musa onlara ayetlerimizle dipnot 1 gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.
Fakat Musa onlara ayetlerimizle dipnot 1 gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.
Fakat Musa onlara ayetlerimizle dipnot 1 gelince, onlar hemen alay etmeye başladılar.
Fakat onlara ayetlerimizle geldiği zaman bir de ne görsün, onlar bunlara (alay edip) gülüyorlar.
Fakat onlara ayetlerimiz gelince bir de ne görsünler, onlar bu (ayetlere) gülüyorlar!
Onlara ayetlerimizle varınca, onlar bunlara gülüvermişlerdi.
(46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.
Onlara ayetlerle geldiği zaman bunlara gülüp geçmişlerdi.
Onlara ayetlerimizi getirince onlar o ayetlerle alay edip gülmeğe başladılar.
Musa onlara ayetlerimizle geldiğinde bir de ne görsün, hepsi onlara gülüyor dipnot 1 .
Onlara belgelerimizi getirince hemen gülüverdiler.
Onlara ayetlerle geldiği zaman bunlara gülüp geçmişlerdi.
Onlara ayetlerle geldiği zaman onlar, ona gülüp geçmişlerdi.
Musa onlara ayetlerimizi getirdiğinde onlar bu ayetlere gülüyorlardı.
But when he presented them with Our signs and displayed to them acts of a miraculous nature, they laughed them to scorn.
but when he presented Our signs to them, they laughed,
But when he came to them with Our Signs, behold they ridiculed them.
Yet when he brought forth Clear Signs from Us, then lo, they burst into laughter.
But when he came to them with Our Signs, they merely laughed at them.
But when he came to them with Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations) behold, they laughed at them.
But when he brought them Our signs, behold, they laughed at them.
But no sooner did he bring them Our signs than they laughed at them.
But when he brought them Our signs, lo, they laughed at them.
When Moses introduced God’s miracles, they simply laughed.
but when he came to them with our signs, lo, they laughed at them!'
But when he came to them with Our signs, they laughed at them.
And when he came unto them with our signs, behold, they laughed him to scorn;
But when he came to them with Our signs, lo! They laughed at them.
Yet, as soon as he came to them with Our signs, only then did they laugh at them.
But when he brought them Our tokens, behold! they laughed at them.
But when he brought to them Our signs they laughed at them,
But as soon as he came before them with Our [miraculous] signs, lo! they derided them,
But as soon as he came to them with Our signs, they laughed at them,
But when he came to them with Our signs, they laughed at them.
When he showed them our proofs, they laughed at them.
But when he brought them Our signs, at once they laughed at them.
And when he came to them with Our proofs, then they laughed at them.
But when he presented them Our Messages, behold, they laughed at them.
But when he came to them with Our Signs, look! They made fun of them (the Signs).
So, when he came to them with Our signs, they at once started laughing at them.
But when he came to them with Our signs, they laughed at them.