Zuhruf suresi

Zuhruf suresi, 83. ayet

Zuhruf suresi, 83. ayet. فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا۟ وَيَلْعَبُوا۟ حَتَّىٰ يُلَٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ

feẕerhüm yeḫûḍû veyel`abû ḥattâ yülâḳû yevmehümü-lleẕî yû`adûn.

Diyanet İşleri

Bırak onları, tehdit edildikleri güne kavuşana kadar, (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zuhruf 80–86 · surenin 83. ayeti / 89

Konu Rahmân'ın çocuğu yoktur; "hoş gör ve selam de" Zuhruf 81–89 3

  1. Zuhruf 80

    Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar.

  2. Zuhruf 81

    (Ey Muhammed!) De ki: "Eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum."

  3. Zuhruf 82

    Göklerin ve yerin Rabbi, Arş'ın da Rabbi olan Allah, onların nitelendirmelerinden uzaktır.

  4. 83

    Bırak onları, tehdit edildikleri güne kavuşana kadar, (batıl inançlarına) dalsınlar ve (dünya hayatlarında) oynayadursunlar.

  5. Zuhruf 84

    O, gökte de ilah olandır, yerde de ilah olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.

  6. Zuhruf 85

    Göklerin, yerin ve ikisi arasındaki her şeyin hükümranlığı kendisine ait olan Allah yücedir! Kıyametin bilgisi de yalnız O'nun katındadır ve yalnızca O'na döndürüleceksiniz.

  7. Zuhruf 86

    O'nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefaat edebilirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

83. “Bırak onları... dalıp oyalansınlar.” Batıla dalsınlar ve imkânsız şeylerle oyalanıp dursunlar. Onların bilgileri zararlıdır, fayda vermez. Zira onlar, hakka karşı ileri sürdükleri bilgilere dalıp bu hususları araştırırlar. Böylelikle peygamberlerin getirdiklerini akılları sıra çürütmeye çalışırlar. Onların amelleri de oyalanmadır ve akılsızlıktır. Ruhları arındırmaz ve hiçbir bilgi doğurmaz.

Bundan dolayı Yüce Allah, ileride karşılarına çıkacak olan Kıyamet günü ile onları tehdit ederek: “tehdit edildikleri güne kavuşuncaya kadar” buyurmaktadır. Zira o, günde ne elde etmiş olduklarını bilecekler. Kazandıkları ebedi bedbahtlığı ve sürekli azabı görecekler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Bırak onları, kendilerine vadolunan günlerine kavuşuncaya kadar batıllarına dalsınlar ve oynaya dursunlar. O gün ise kıyamet günüdür.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَذَرْهُمْ fezerhum bırak onları kök: وذر
  2. يَخُوضُوا۟ yehudu dalsınlar kök: خوض
  3. وَيَلْعَبُوا۟ ve yel'abu ve oynasınlar kök: لعب
  4. حَتَّىٰ hatta kadar
  5. يُلَـٰقُوا۟ yulaku kavuşuncaya kök: لقي
  6. يَوْمَهُمُ yevmehumu günlerine kök: يوم
  7. ٱلَّذِى llezi
  8. يُوعَدُونَ yuadune kendilerine vadedilen kök: وعد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: خوض (12 geçiş) · Aynı kök: لعب (20 geçiş) · Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Sen onları bırak, uyarıldıkları günlerine kavuşuncaya kadar batıl inançlarına dalsınlar ve oynasınlar.

  • Aynı kök: خوض (12 geçiş) · Aynı kök: لعب (20 geçiş) · Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler. Çünkü, "Allah, hiç kimseye hiçbir şey indirmedi" dediler. De ki: "Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet…

  • Aynı kök: خوض (12 geçiş) · Aynı kök: لعب (20 geçiş)

    Şayet kendilerine (niçin alay ettiklerini) sorsan, "Biz sadece lafa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk", derler. De ki: "Allah'la, O'nun ayetleriyle…

  • Aynı kök: لعب (20 geçiş) · Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    Dinlerini oyun ve eğlence edinenleri ve dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak. Hiç kimsenin kazandığı yüzünden mahrumiyete sürüklenmemesi…

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş) · Ortak kavram: Vaad

    Onlar, "Sen bize tek Allah'a ibadet edelim, atalarımızın ibadet edegeldiklerini bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi…

  • Aynı kök: لعب (20 geçiş)

    Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alaya alıp oyuncak edinenleri ve öteki kafirleri dost edinmeyin. Eğer mü'minler…

  • Aynı kök: لعب (20 geçiş)

    Siz namaza çağırdığınız vakit onu alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır.

  • Aynı kök: وذر (45 geçiş)

    İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler. Sürelerini bitirince artık kendileri için meşru…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Sen (şimdilik) bırak da kendilerine vadedilen günlerine kavuşuncaya kadar (boş işlere) dalsınlar, oynasınlar.

Mustafa İslamoğlu

Artık onları bırak, geleceği vaad olunan günlerine kavuşuncaya kadar lafazanlıkla oyalansınlar ve (kelimelerle) oynamayı sürdürsünler.

Muhammed Esed

Onları bırak da vaad edilen (Hesap) Günü ile karşılaşıncaya kadar beyhude konuşmalarla oyalansınlar ve (kelimelerle) oynayıp dursunlar!

Ahmed Hulusi

Bırak onları, vadolundukları sürece kavuşuncaya kadar (dünyalarına) dalsınlar ve oynasınlar!

Ali Bulaç

Artık onları bırak; onlara vadedilen günlerine kadar, dalsınlar ve oynaya dursunlar.

Ali Özek ve heyeti

Sen bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar bâtıla dalsınlar, oynaya dursunlar.

Ali Rıza Safa

Artık, onlara aldırış etme. Kendilerine sözü verilen güne kavuşuncaya dek, aymazlık içinde oyalansınlar.

Bayraktar Bayraklı

Uyarıldıkları güne kavuşuncaya kadar bırak onları; eğlenceye dalsınlar, oynasınlar!

Edip Yüksel

Bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynasınlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Bırak onları, kendilerine söz verilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsınlar, oynasınlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimdi bırak onları dalsınlar, oynaya dursunlar, va'dolunduklan günleri (gelip) çatasıya kadar!

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi bırak onları dalsınlar, oynıya dursunlar ta va'dolundukları günlerine çatasıya kadar

Erhan Aktaş

Artık onları kendi hallerine bırak! Uyarıldıkları güne kavuşuncaya değin boş şeylerle oyalanıp dursunlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Artık onları kendi hallerine bırak! Uyarıldıkları güne kavuşuncaya değin boş şeylerle oyalanıp dursunlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Artık onları kendi hallerine bırak! Uyarıldıkları güne kavuşuncaya değin boş şeylerle oyalanıp dursunlar.

Gültekin Onan

Artık onları bırak; onlara vadedilen günlerine kadar dalsınlar ve oynaya dursunlar.

Hasan Basri Çantay

(Şimdilik) sen bırak onları, (baatılın içine) dalsınlar, (dünyalarında) oynaya dursunlar. Nihayet (azab ile) tehdid edilmekde oldukları günlerine kavuşdurulacaklardır.

İbni Kesir

Bırak onları, kendilerine vaadedilen güne ulaşıncaya kadar dalsınlar, oyalanıp dursunlar.

Mehmet Alagaş

(78-89) Kesin olan şu ki gerçekten biz size, hakkı getirdik ve lakin siz haktan hoşlanmıyorsunuz. Onlar işlerini sağlama aldılarsa bizde işini sağlama alanlarız / mübrimiz . Biz onların sırlarını ve fısıldaşmalarını işitme yeceğimizi mi hesap ediyorlar? Bilakis yanlarında ki elçilerimiz yazıyorlar / kaydediyorlar. De ki eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı ona ilk ibadet eden ben olurdum, semaların ve arzın rabbi, tahtın / arşın Rabbi, vasıflandırmalarınızdan üstündür. Vaad edilen günleri ile buluşuncaya değin bırak onları / sal onları, dalsınlar ve oyunla oyalansınlar. O Gökte de ilahıdır, yerde de ilahtır. O ilah, hâkimdir bilendir , göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin egemenliği / mülkiyeti Ona ait olan (Allah) ne mübarektir. Saatin bilgisi O ’nun yanındadır, Ona dönüş yapılır / rücu edilir, O'nun dışında dua ettikleriniz şefaat konusuna Malik değildirler, ancak gerçeğe / hakka şahit olan istisnadır. (Onlar şefaat ederler) Onlar biliyorlar. Şayet onlara, onları kimin yarattığını sorsan Allah diyeceklerdir o halde nasıl oluyor da kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz? Onlar hakkında denilir ki ey Rab, işte onlar kesinlikle inanmayan kavimdir, onlara aldırma ve selam de, artık ilerde bilecekler. (Şimdi değil)

Rowwad Tercüme Merkezi

Bırak onları, kendilerine vadedilen güne kavuşuncaya kadar dalsınlar ve oynaya dursunlar.

Süleyman Ateş

Bırak onları, kendilerine söylenen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onları kendi hallerine bırak, boş işlere dalsınlar da tehdit edildikleri azap günüyle yüzleştirilinceye dek oyalanıp dursunlar.

Şaban Britch

Bırak onları, kendilerine vadedilen güne kavuşuncaya kadar dalsınlar ve oynaya dursunlar.

Şaban Piriş

Bırak onları, kendilerine vaat edilen güne kavuşuncaya kadar dalsınlar ve oynaya dursunlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bırak onları, kendilerine vaat edilen günlerine kavuşuncaya değin dalıp gitsinler; oynayıp oyalansınlar!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Let them drown themselves O Muhammad in the nonsensical and in vanities and engage in amusement which is the happiness of those who cannot think, until the encounter with the Day they have been promised.

Abdul Haleem

Leave them to wade in deeper and play about, until they face the Day they have been promised.

Abdullah Yusuf Ali

So leave them to babble and play (with vanities) until they meet that Day of theirs, which they have been promised.

Abul A'la Maududi

So leave them alone to indulge in their vanities and to frolic about until they encounter that Day of theirs against which they have been warned.

Aisha Bewley

So leave them to plunge and play around until they meet their Day which they are promised.

Al-Hilali & Khan

So leave them (alone) to speak nonsense and play until they meet the Day of theirs which they have been promised.

Ali Quli Qarai

So leave them to gossip and play until they encounter their day which they are promised.

Amatul Rahman Omar

So leave them alone to indulge in vain talk and to keep themselves occupied with unreal things until they meet their time (of punishment) which they have been promised.

Arthur John Arberry

Then leave them alone to plunge and play, until they encounter that day of theirs which they are promised.

Bijan Moeinian

Let them be amused by their fabrications till they see the Day which is waiting them.

E. Henry Palmer

But leave them to ponder and to play until they meet that day of theirs which they are promised.

Edip-Layth

So leave them to speak nonsense and play until they meet their day, which they have been promised.

George Sale

Wherefore let them wade in their vanity, and divert themselves, until they arrive at their day with which they have been threatened.

Hamid S. Aziz

So leave them flounder in false discourses and sporting until they meet their Day which they are promised.

Mahmoud Ghali

So leave them out to wade (i. e., to become absorbed in) and play until they meet the Day which they are promised.

Marmaduke Pickthall

So let them flounder (in their talk) and play until they meet the Day which they are promised.

Mohamed Ahmed - Samira

Leave them to their vain discoursing and horse-play till they come to meet their promised day (of reckoning).

Muhammad Asad

But leave them to indulge in idle talk and play [with words] until they face that [Judgment] Day of theirs which they have been promised:

Mustafa Khattab

So let them indulge ˹in falsehood˺ and amuse ˹themselves˺ until they face their Day, which they have been warned of.

Progressive Muslims

So leave them to speak nonsense and play until they meet their Day, which they have been promised.

Rashad Khalifa

Let them blunder and play until they meet their day that is awaiting them.

Sahih International

So leave them to converse vainly and amuse themselves until they meet their Day which they are promised.

Sam Gerrans

So leave thou them alone to discourse vainly and play until they meet their day which they are promised.

Shabbir Ahmed

So let them chatter and play until they meet their Day which they have been promised.

Syed Vickar Ahamed

So leave them (alone) to talk aimlessly and play (with petty things) until they meet that Day of theirs, which they have been promised.

Taqi Usmani

So, let them indulge (in their fallacy) and play, until they face their Day that they are promised.

The Monotheist Group

So leave them to speak nonsense and play until they meet their Day which they have been promised.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 83. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 83. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 83. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩