Zuhruf suresi

Zuhruf suresi, 89. ayet

Zuhruf suresi, 89. ayet. فَٱصْفَحْ عَنْهُمْ وَقُلْ سَلَٰمٌ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

faṣfaḥ `anhüm veḳul selâm. fesevfe ya`lemûn.

Diyanet İşleri

Şimdilik sen onları hoş gör ve "size selam olsun" de. Yakında bilecekler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zuhruf 86–89 · surenin 89. ayeti / 89

Konu Rahmân'ın çocuğu yoktur; "hoş gör ve selam de" Zuhruf 81–89 3

  1. Zuhruf 86

    O'nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefaat edebilirler.

  2. Zuhruf 87

    Andolsun, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette, "Allah" derler. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar?

  3. Zuhruf 88

    Onun (Muhammed'in), "Ya Rabbi!" demesine andolsun ki, şüphesiz bunlar iman etmeyen bir kavimdir.

  4. 89

    Şimdilik sen onları hoş gör ve "size selam olsun" de. Yakında bilecekler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

89. Onların sana ulaşan sözlü ve fiilî eziyetlerini bağışla ve onları affet. Senden onlara akıllı ve basiret sahibi kimselerin cahillere verdiği karşılık olan “Selâm”dan başka bir şey sadır olmasın.

Nitekim Yüce Allah, salih kulları hakkında şöyle buyurmaktadır: “Cahiller onlara” cahilliklerinin gerektirdiği bir şekilde “hitap ettiklerinde onlar: Selâm, der geçerler.” (el-Furkan, 25/63)

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Rabbinin emrine uyarak kavminden ve diğerlerinden görmüş olduğu eziyetleri affedip bağışlamıştır. Onlara iyilik yapmaktan ve güzel sözler söylemekten başka şekilde karşılık vermemiştir.

Allah’ın salât ve selâmları, kendisine özel olarak pek büyük bir ahlâk ihsan ettiği ve böylelikle göklerde ve yerde bulunan herkese üstün kıldığı, gökteki en yüksek yıldızlardan bile daha yükseğe çıkardığı Rasûlüne olsun.

“Zira onlar yakında” günahlarının ve suçlarının âkıbetini “bilecekler.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve onlara şerlerini defedecek bir şey söyle. -Bu durum Mekke'de idi- Yakında karşılaşacakları cezayı bilecekler.

Kelimeler

6 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱصْفَحْ fesfeh şimdi sen geç kök: صفح
  2. عَنْهُمْ anhum onlardan
  3. وَقُلْ ve kul ve de ki kök: قول
  4. سَلَـٰمٌۭ ۚ selamun selam olsun kök: سلم
  5. فَسَوْفَ fesevfe yakında
  6. يَعْلَمُونَ yea'lemune bileceklerdir kök: علم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صفح (8 geçiş)

    Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…

  • Aynı kök: صفح (8 geçiş)

    İşte, verdikleri sözlerini bozmaları sebebiyledir ki onları lanetledik, kalplerini de kaskatı kıldık. Kelimeleri yerlerinden kaydırarak (tahrif edip)…

  • Aynı kök: صفح (8 geçiş)

    Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları ancak hakka ve hikmete uygun olarak yarattık. Kıyamet günü mutlaka gelecektir. Sen şimdi güzel…

  • Ortak kavram: İslâm

    Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…

  • Ortak kavram: İslâm

    Hayır, öyle değil! Kim "ihsan" derecesine yükselerek özünü Allah'a teslim ederse, onun mükafatı Rabbinin katındadır. Artık onlara korku yoktur, onlar…

  • Ortak kavram: İslâm

    "Rabbimiz! Bizi sana teslim olmuş kimseler kıl. Soyumuzdan da sana teslim olmuş bir ümmet kıl. Bize ibadet yerlerini ve ilkelerini göster. Tövbemizi…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

78 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Şimdilik) onlardan yüz çevir ve (onlara) "Selam!" de! İleride (gerçeği) bilecekler!

Mustafa İslamoğlu

Fakat sen (verdikleri selamı) güzel bir karşılıkla al, yani "(Size de) selam olsun!" de. Nasıl olsa zamanı geldiğinde (gerçeği) öğrenecekler.

Muhammed Esed

Ama sen onlar(ın yaptıkların)a dayan ve de ki: "Selam (olsun size)!" Çünkü onlar zamanı geldiğinde (hakikati) anlayacaklar.

Ahmed Hulusi

(Rasulüm!) Sen onlara aldırma ve: "Selam" de! Yakında bilecekler (işin hakikatini)!

Ali Bulaç

Şimdi sen, 'aldırış etmeksizin onlardan yüz çevir' ve: "Selam" de. Artık onlar bileceklerdir.

Ali Özek ve heyeti

Şimdilik sen onlardan yüz çevir ve size selam olsun de. Yakında bilecekler! buyurdu.

Ali Rıza Safa

Artık, onlara aldırış etme. Ve de ki: "Selam!" Madem öyle, yakında öğrenecekler.

Bayraktar Bayraklı

"Onlara karşı dikkatli ol ve "selam" size de! İleride gerçeği anlayacaklardır."

Edip Yüksel

Onlara aldırma ve "Selam" (barış ve esenlik) de; yakında bilecekler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlara aldırma ve 'Selam' (barış ve esenlik), de; yakında bilecekler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şimdi sen onlardan vazgeç de "Selam!" de! Artık ilerde bileceklerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şimdi sen onlardan sarfı nazar et de 'selam!' de, artık ileride bileceklerdir!

Erhan Aktaş

Onları kendi hallerine bırak: "Selam olsun." de. Yakında gerçeği görecekler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onları kendi hallerine bırak: "Selam olsun." de. Yakında gerçeği görecekler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onları kendi hallerine bırak: "Selam olsun." de. Yakında gerçeği görecekler.

Gültekin Onan

Şimdi sen 'aldırış etmeksizin onlardan yüz çevir' ve "selam" de. Artık onlar bileceklerdir.

Hasan Basri Çantay

Şimdilik sen (Habibim) onlardan yüz çevir, "Selam" de. Artık yakında bileceklerdir.

İbni Kesir

Şimdilik sen, onlardan yüz çevir ve; selam, de. Yakında bileceklerdir.

Mehmet Alagaş

(78-89) Kesin olan şu ki gerçekten biz size, hakkı getirdik ve lakin siz haktan hoşlanmıyorsunuz. Onlar işlerini sağlama aldılarsa bizde işini sağlama alanlarız / mübrimiz . Biz onların sırlarını ve fısıldaşmalarını işitme yeceğimizi mi hesap ediyorlar? Bilakis yanlarında ki elçilerimiz yazıyorlar / kaydediyorlar. De ki eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı ona ilk ibadet eden ben olurdum, semaların ve arzın rabbi, tahtın / arşın Rabbi, vasıflandırmalarınızdan üstündür. Vaad edilen günleri ile buluşuncaya değin bırak onları / sal onları, dalsınlar ve oyunla oyalansınlar. O Gökte de ilahıdır, yerde de ilahtır. O ilah, hâkimdir bilendir , göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin egemenliği / mülkiyeti Ona ait olan (Allah) ne mübarektir. Saatin bilgisi O ’nun yanındadır, Ona dönüş yapılır / rücu edilir, O'nun dışında dua ettikleriniz şefaat konusuna Malik değildirler, ancak gerçeğe / hakka şahit olan istisnadır. (Onlar şefaat ederler) Onlar biliyorlar. Şayet onlara, onları kimin yarattığını sorsan Allah diyeceklerdir o halde nasıl oluyor da kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz? Onlar hakkında denilir ki ey Rab, işte onlar kesinlikle inanmayan kavimdir, onlara aldırma ve selam de, artık ilerde bilecekler. (Şimdi değil)

Rowwad Tercüme Merkezi

Şimdilik sen onlara aldırma/yüz çevir ve selam de. Yakında bilecekler.

Süleyman Ateş

Şimdi sen onlardan geç ve "Size esenlik (dilerim)" de. Yakında bileceklerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara göz yum da "selam" deyip geçiver; nasıl olsa yakında öğrenecekler.

Şaban Britch

Şimdilik sen onlara aldırma/yüz çevir ve selam de. Yakında bilecekler!

Şaban Piriş

Öyleyse onları boş ver ve "selam" de, nasıl olsa öğrenecekler.

Yaşar Nuri Öztürk

Artık sen onlara aldırma, "Selam!" deyiver. Yakında bilecekler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Leave thorn alone O Muhammad and decline to recognize them but address them with the customary formula of salutation " peace " so that if they should thunder against you, they would peace at your bidding and you be out of harm's way, then they shall come to know the fatal consequence of their obsession with follies.

Abdul Haleem

but turn away from them and say, ‘Peace’: they will come to know.

Abdullah Yusuf Ali

But turn away from them, and say "Peace!" But soon shall they know!

Abul A'la Maududi

Indulge them, (O Prophet), and say to them: "Peace to you." dipnot 1 For soon they shall come to know.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, you should neither curse them for their scornful words and attitude of mockery and derision, nor respond with harsh words, just wish them well and take your leave.

Aisha Bewley

turn from them and say, ‘Peace! You will soon come to know. ’

Al-Hilali & Khan

So turn away from them (O Muhammad صلى الله عليه و سلم), and say: Salâm (peace)! But they will come to know.[1]

Ali Quli Qarai

So disregard them, and say, ‘Peace!’ Soon they will know.

Amatul Rahman Omar

So (Prophet!) leave them alone and (bidding them good-bye) say, `Peace!' They shall soon know (the truth and the folly they are committing).

Arthur John Arberry

yet pardon them, and say, 'Peace!' Soon they will know.

Bijan Moeinian

[Do not confront them then. ] Whenever you encounter them just wish them peace; soon they will surely find out.

E. Henry Palmer

shun them then and say, "Peace!" for they at length shall know!'

Edip-Layth

So disregard them and say, "Peace." For they will come to know.

George Sale

And He answereth, therefore turn aside from them; and say, peace: Hereafter shall they know their folly.

Hamid S. Aziz

So turn away from them and say, "Peace", for they shall soon come to know.

Mahmoud Ghali

Yet pardon them, and say, "Peace!" Yet eventually they will know.

Marmaduke Pickthall

Then bear with them (O Muhammad) and say: Peace. But they will come to know.

Mohamed Ahmed - Samira

Turn away from them and say: "Peace. " They will come to know soon.

Muhammad Asad

Yet bear thou with them, and say, "Peace [be upon you]!" - for in time they will come to know [the truth].

Mustafa Khattab

So bear with them and respond with peace. They will soon come to know.

Progressive Muslims

So disregard them and Say: "Peace. " For they will come to know.

Rashad Khalifa

You shall disregard them and say, "Peace;" they will surely find out.

Sahih International

So turn aside from them and say, "Peace. " But they are going to know.

Sam Gerrans

So overlook thou them, and say thou: “Peace!” Then will they come to know!

Shabbir Ahmed

Then bear with them, and say, "Peace!" In time, they will come to know what they now don't.

Syed Vickar Ahamed

So (O Prophet!) turn away from them, and say: "Peace!" But soon they shall know!

Taqi Usmani

So, turn away from them, and say, "Salām !" (good-bye!). Then, soon they will come to know (the end of their attitude).

The Monotheist Group

So disregard them and say: "Peace." For they will come to know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 89. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 89. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 89. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩