Diyanet İşleri
Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 44. ayet. وَإِنَّهُۥ لَذِكْرٌ لَّكَ وَلِقَوْمِكَ وَسَوْفَ تُسْـَٔلُونَ
veinnehû leẕikrul leke veliḳavmik. vesevfe tüs'elûn.
Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı Zuhruf 36–45 3
Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız.
Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter.
Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin.
Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.
Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahman'dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz?
Andolsun, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, "Şüphesiz ben alemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.
(Musa) mucizelerimizi kendilerine getirince, bir de bakmışsın, o mucizelere gülüyorlar!
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
44. “Şüphesiz o,” yani bu Kur’ân-ı Kerîm “hem senin hem de kavmin için bir şereftir/öğüttür.” Büyük bir övünç kaynağıdır, üstün bir değerdir. Kadri ölçülemeyecek ve gerçek niteliği ile bilinemeyecek kadar büyük bir nimettir. Aynı şekilde bu kitap, ihtiva ettiği dünyevi ve uhrevi hayırları sizlere hatırlatarak öğüt vermekte, sizi bunlara teşvik etmekte, diğer taraftan şerri de hatırlatıp ondan sakındırmaktadır.
“Yakında” ondan, onun gereğini yerine getirip de yüceldiniz ve ondan faydalandınız mı yoksa gereğini yerine getirmediniz mi diye “sorguya çekileceksiniz.” Eğer gereğini yerine getirmedinizse o, sizin aleyhinize delil olacak ve siz bu nimete karşı nankörlük etmiş olacaksınız.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz bu Kur'an, senin ve kavmin için bir şereftir. Ona iman etmenizden, onun yoluna uymanızdan ve ona davet etmenizden kıyamet gününde sorulacaksınız.
Aynı kök: سال (129 geçiş)
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Aynı kök: سال (129 geçiş)
Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de peygamberinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Her kim imanı küfre değişirse, o artık doğru…
Aynı kök: سال (129 geçiş)
Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki o (Kur'an), senin ve kavmin için (gerçeği) hatırlatan (öğüt)tür. İlerde ondan sorgulanacaksınız. dipnot 1
Kuşkusuz bu (vahiy), senin ve kavmin için bir şeref ve itibar kaynağıdır: fakat zamanı gelince hepiniz (ona karşı aldığınız tutuma göre) hesaba çekileceksiniz.
ve bu (vahiy) şüphesiz senin ve halkın için bir şeref ve itibar (kaynağı) olacaktır ama zamanı gelince hepiniz (ona karşı tutumunuzdan dolayı) hesaba çekileceksiniz.
Muhakkak ki O, sen ve toplumun için bir zikirdir (hatırlatma)! Yakında sorumluluğunuzdan sorgulanacaksınız!
Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız.
Doğrusu Kur’an, sana ve kavmine bir öğüttür. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.
Kuşkusuz, O, sana ve toplumuna bir öğretidir. Ondan, hesaba çekileceksiniz. dipnot 423
Doğrusu Kur'an, sana ve kavmine bir şereftir. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.
Bu, sana ve halkına bir mesajdır; ondan sorulacaksınız.
Bu, sana ve halkına bir mesajdır; ondan sorulacaksınız.
Ve muhakkak ki o (Kur'an) hem senin için, hem kavmin için bir şereftir ve ileride bundan sorulacaksınız.
Ve muhakkak ki o, hem senin için, hem kavmin için bir şereftir ve ileride ondan mes'ul olacaksınız
Kuşkusuz o sana ve halkına bir öğüttür. Ondan sorulacaksınız.
Kuşkusuz o sana ve halkına bir öğüttür. Ondan sorulacaksınız.
O senin için de halkın için de bir öğüttür. Siz ondan sorulacaksınız.
Ve şüphesiz o (Kuran), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız.
Şübhe yok ki o (Kur'an) senin için de, kavmin için de kat'i bir şerefdir. Siz (ondan) mes'ul olacaksınız.
Doğrusu bu; sana ve kavmine bir öğüttür. Ondan sorguya çekileceksiniz.
(26-45) İbrahim babasına ve kavmine dedi ki muhakkak ki ben ibadet ettiklerinizden uzağım / beriyim. Beni yaratan, ancak işte O, beni yola iletecektir. Peşinden / akabinden Onu, kalıcı / baki, bir kelime yaptı, böylelikle belki dönerler. Evet, onlara hak gelinceye, apaçık bir elçi gelinceye kadar onları da ve atalarını da ben geçindirdim, hak onlara geldiğinde ise dediler ki bu bir büyüdür ve kesinlikle biz onu yok sayanlarız / kafirleriz. Dediler ki keşke bu Kuran bu iki memleketten azametli bir adama inseydi! Onlar mı Rabbinin rahmetini taksim ediyorlar. Biz , aranızda geçimlik malzemeleri dünya hayatında taksim ediliyoruz. Bazılarınızı derece olarak bazılarınıza nazaran üstte yaptık ki bazısı bazılarını işine alsın / istihdam etsin. Rabbinin rahmeti onların birikimlerinden daha hayırlıdır. Şayet insanlar tek bir ümmet olsaydı, Rahman'ı yok sayanların / kafirlerin evlerinin çatılarını ve üzerine çıktıkları merdivenleri / mearic, evlerinin kapılarını ve yaslandıkları koltukları gümüşten ve yaldızlı yapardık. (Ayrı olduklarını belli ederdik) işte bunların hepsi dünya hayatının geçimliğidir, ahirette Rabbinin yanında ki sakınanlar içindir. Kim ki Rahman'ın hatırlatmasına / zikri ne kör bakarsa /yağşü, ona şeytanı musallat ederiz ve onu n yaşıtı olur / akranı olur , Muhakkak ki onlar yoldan alıkoyarlar onlarda hidayette olduklarını değerlendirirler / hesap ederler . Bize geldiği vakit diyecek ki keşke seninle / benim aramda iki doğu kadar mesafe olsaydı, ne kötü akransın / yaşıtsın, bugün asla size fayda yok, zulmettiniz kesinlikle azap ta da ortaksınız. Peki şimdi sen, apaçık bir sapıklık içinde ki sağıra mı işittireceksin yahut köre mi yol göstereceksin ? Eğer seni götürsek / giderirsek onlardan kesinlikle intikam alırız. Sana vaat ettiğimizi , sana göstereceğiz , onların üzerinde de iktidar sahibiyiz. Sen, sana vahyolunanı sımsıkı tut. Muhakkak ki sen doğru bir yol üzeresin. Muhakkak O, senin için de kavmin için de bir hatırlatmadır , ilerde sorulacaksınız. Senden önce ki Resullerimizden gönderdiklerimize sor bakalım, biz Rahmanın dışında, ibadet için ilahlar yapmış mıyız?
Şüphesiz bu Kur’an; sana ve kavmine bir şereftir, ondan sorguya çekileceksiniz.
O (Kur'an) sana ve kavmine bir Zikir (uyarı, şan ve şeref)dir ve yakında (ona uyup uymadığınızdan) sorulacaksınız.
O, hem senin için hem de halkın için doğru bilgidir dipnot 1 . İleride sorguya çekileceksiniz dipnot 2 .
Kur'an, hem senin için, hem de halkın için doğru bilgidir. Yakında bu konuda sorguya çekileceksiniz.
Şüphesiz bu Kur’an, sana ve kavmine bir şereftir, ondan sorguya çekileceksiniz.
Şüphesiz, (Kur'an) senin için ve kavmin için de sorgulanacağınız bir hatırlatmadır.
Gerçek şu: Bu Kur'an sana ve toplumuna elbetteki bir hatırlatıcı/bir düşündürücü/bir şeref/bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız.
For the Quran is an authoritative counsel to you and a discourse of Practical Divinity to your people and there shall come the Day when all of you will be called to account.
for it is a reminder for you and your people: you will all be questioned.
The (Qur'an) is indeed the message, for thee and for thy people; and soon shall ye (all) be brought to account.
Verily it is a great source of eminence for you and your people, and soon you will be called to account concerning that. dipnot 1
It is certainly a reminder to you and to your people and you will be questioned.
And verily this (the Qur’ân) is indeed a Reminder for you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) and your people (Quraish people, or your followers), and you will be questioned (about it).
Indeed it is a reminder for you and for your people, and soon you will be questioned.
And truly this (Qur'ân) is a source of rising to eminence for you and for your people. And you shall all be asked about (whether you did the duty you owed to it).
Surely it is a Reminder to thee and to thy people; and assuredly you will be questioned.
The fact of the matter is that you (Mohammad) and your nation are chosen to be honored with the revelation of this book. Know that you will be judged by this book (Qur’an).
and, verily, it is a reminder to thee and to thy people, but in the end they shall be asked.
This is indeed a reminder for you and your people; and you will all be questioned.
And it is a memorial unto thee and thy people, and hereafter shall ye be examined concerning your observance thereof.
And most surely it (the Quran) is a Reminder for you and your people, and you shall soon be questioned.
And surely it is indeed a Remembrance to you and to your people, and surely you (all) will eventually be questioned (about it).
And lo! it is in truth a Reminder for thee and for thy folk; and ye will be questioned.
It is a (source) of greatness for you and your people. You will surely be questioned about it.
and, verily, this [revelation] shall indeed become [a source of] eminence for thee and thy people: but in time you all will be called to account [for what you have done with it].
Surely this ˹Quran˺ is a glory for you and your people. And you will ˹all˺ be questioned ˹about it˺.
And this is indeed a reminder for you and your people; and you will all be questioned.
This is a message for you and your people; all of you will be questioned.
And indeed, it is a remembrance for you and your people, and you [all] are going to be questioned.
And it is a remembrance for thee and for thy people; and you will be questioned.
And, behold, this Reminder will give eminence to you and your people. But in time, all of you will be called to account for what you have done with it. (21:10), (21:24), (25:30).
And verily, the (Quran) is indeed the Message, for you and for your people; And soon (all of) you shall be questioned (about it).
And certainly this (Qur’ān) is a word of honour for you and your people, and you will be questioned.
And this is indeed a reminder for you and your people; and you will all be questioned.