Diyanet İşleri
Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 78. ayet. لَقَدْ جِئْنَٰكُم بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَكُمْ لِلْحَقِّ كَٰرِهُونَ
leḳad ci'nâküm bilḥaḳḳi velâkinne ekŝeraküm lilḥaḳḳi kârihûn.
Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Suçluların hâli ve Mâlik'e seslenmeleri Zuhruf 74–80 3
Azapları hafifletilmeyecektir. Onlar azap içinde ümitsizdirler.
Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendileri zalim idiler.
(Görevli meleğe şöyle seslenirler:) "Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin." O da, "Siz hep böyle kalacaksınız" der.
Andolsun, size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmayanlarsınız.
Yoksa (gerçeği kabul etmeme konusunda) bir işe kesin karar mı verdiler? Şüphesiz biz de (onları cezalandırmakta) kararlıyız.
Yoksa onların sırlarını ve gizli konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar? Hayır öyle değil, yanlarındaki elçilerimiz (melekler) yazmaktadırlar.
(Ey Muhammed!) De ki: "Eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı, ona kulluk edenlerin ilki ben olurdum."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
78. Daha sonra yaptıkları sebebi ile şöyle azarlanacaklar: “Andolsun Biz size” tâbi olmanız gereken ve tâbi olmanız halinde kurtuluşunuzu ve mutluluğunuzu sağlayacak olan “hakkı göndermiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyordunuz.” Bundan dolayı ardından asla mutluluk gelmeyecek bir bedbahtlığa mahkûm oldunuz.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Hakikat şu ki, biz size dünyada içerisinde hiçbir şüphe bulunmayan hakkı getirmiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmadınız.
Aynı kök: كره (41 geçiş)
Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin…
Aynı kök: كره (41 geçiş)
Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…
Aynı kök: كره (41 geçiş)
Göklerdeki ve yerdeki herkes ister istemez O'na boyun eğmişken ve O'na döndürülüp götürülecekken onlar Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar?
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Biz size elbette gerçeği getirmiştik fakat çoğunuz gerçek(ler)den hoşlanmıyorsunuz.
Doğrusu Biz, hakikati ayağınıza kadar getirmiştik: Fakat bir çoğunuz hakikatten hiç hoşlanmadınız.
(Siz ey günahkarlar!) Size hakikati ilettik, fakat çoğunuz ondan nefret ediyorsunuz.
Andolsun ki size Hak olarak geldik! Ne var ki sizin çoğunluğunuz Hak'tan nefret ediyordunuz!
"Andolsun, size hakkı getirdik, fakat sizin bir çoğunuz hakkı çirkin görüp tiksinenlerdiniz."
Andolsun biz size hakkı getirdik, fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.
Gerçek şu ki, size gerçeği getirdik. Fakat çoğunuz gerçeği sevmiyordunuz.
Andolsun ki biz size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmıyordunuz.
Size gerçeği getirdik; ancak çoğunuz gerçekten hoşlanmıyorsunuz.
Size gerçeği getirdik; ancak çoğunuz gerçekten hoşlanmıyorsunuz.
Andolsun ki Biz, size gerçeği gönderdik; fakat çoğunuz gerçekten hoşlanmayanlarsınız.
Celalım hakkı için biz size hakkı gönderdik ve lakin ekseriniz hakkı hoşlanmıyanlarsınız
Ant olsun ki size Hakk'ı dipnot 1 getirdik. Ancak çoğunuz Hakk'tan hoşlanmadınız.
Ant olsun ki size hakkı dipnot 1 getirdik. Ancak çoğunuz haktan hoşlanmadınız.
Ant olsun ki size hakkı getirdik. Ancak çoğunuz haktan hoşlanmadınız.
"Andolsun, size hakkı getirdik, fakat sizin bir çoğunuz hakkı çirkin görüp tiksinenlerdiniz."
"Andolsun, biz size hakkı getirdik. Fakat çoğunuz hakkı çirkin görenlerdiniz".
Andolsun ki; size hak ile geldik. Fakat çoğunuz hakkı hoş görmüyordunuz.
(78-89) Kesin olan şu ki gerçekten biz size, hakkı getirdik ve lakin siz haktan hoşlanmıyorsunuz. Onlar işlerini sağlama aldılarsa bizde işini sağlama alanlarız / mübrimiz . Biz onların sırlarını ve fısıldaşmalarını işitme yeceğimizi mi hesap ediyorlar? Bilakis yanlarında ki elçilerimiz yazıyorlar / kaydediyorlar. De ki eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı ona ilk ibadet eden ben olurdum, semaların ve arzın rabbi, tahtın / arşın Rabbi, vasıflandırmalarınızdan üstündür. Vaad edilen günleri ile buluşuncaya değin bırak onları / sal onları, dalsınlar ve oyunla oyalansınlar. O Gökte de ilahıdır, yerde de ilahtır. O ilah, hâkimdir bilendir , göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin egemenliği / mülkiyeti Ona ait olan (Allah) ne mübarektir. Saatin bilgisi O ’nun yanındadır, Ona dönüş yapılır / rücu edilir, O'nun dışında dua ettikleriniz şefaat konusuna Malik değildirler, ancak gerçeğe / hakka şahit olan istisnadır. (Onlar şefaat ederler) Onlar biliyorlar. Şayet onlara, onları kimin yarattığını sorsan Allah diyeceklerdir o halde nasıl oluyor da kara çalıyorsunuz / ifk ediyorsunuz? Onlar hakkında denilir ki ey Rab, işte onlar kesinlikle inanmayan kavimdir, onlara aldırma ve selam de, artık ilerde bilecekler. (Şimdi değil)
Size hakkı getirmiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmamıştınız.
Andolsun biz size hakkı getirdik; fakat sizin çoğunuz haktan hoşlanmıyorsunuz.
(Ey insanlar!) Biz size kesinlikle gerçekleri getirdik; ama çoğunuz gerçeklerden hoşlanmayan kimselersiniz dipnot 1 .
Size bütünüyle gerçek olanı getirdik ama çoğunuz bu gerçekten hoşlanmıyorsunuz.
Size hakkı getirmiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmamıştınız.
Size hakkı getirmiştik. Fakat çoğunuz haktan hoşlanmamıştınız.
Yemin olsun, size hakkı getirdik ama çoğunuz haktan tiksiniyorsunuz.
O you Meccans: We have presented you with the spirit of truth guiding people into all truth, but most of you do detest the truth and execrate My fact.
We have brought you the Truth but most of you despise it.
Verily We have brought the Truth to you: but most of you have a hatred for Truth.
We brought you the Truth; but to the truth most of you were averse." dipnot 1
We brought you the truth but most of you hated the truth.
Indeed We have brought the truth (Muhammad صلى الله عليه و سلم with the Qur’ân) to you, but most of you have a hatred for the truth.[1]
‘We certainly brought you the truth, but most of you were averse to the truth. ’
(God will say, ) `We really brought you the Truth, yet most of you were those who found the truth hard (to follow). '
'We brought you the truth, but most of you were averse to the truth. '
We offered you the truth but most of you resented the truth.
We have brought you the truth, but most of you are averse from the truth.
We have come to you with the truth, but most of you hate the truth.
We brought you the truth heretofore, but the greater part of you abhorred the truth.
Certainly We have brought you the Truth, but most of you are averse to the Truth.
Indeed We have already come to you with the Truth, but most of you are hating the Truth.
We verily brought the Truth unto you, but ye were, most of you, averse to the Truth.
We have brought to you the truth, but most of you despise the truth.
INDEED, [O you sinners,] We have conveyed the truth unto you; but most of you abhor the truth.
We certainly brought the truth to you, but most of you were resentful of the truth.
We have come to you with the truth, but most of you hate the truth.
"We have given you the truth, but most of you hate the truth."
We had certainly brought you the truth, but most of you, to the truth, were averse.
We have brought you the truth, but most of you are averse to the truth.
Indeed We have conveyed to you the Truth, but most of you resent the Truth.
Surely, We (Allah) have brought the truth to you: But most of you hate the Truth.
(O disbelievers,) indeed We have brought to you the truth, but it is the truth that most of you detest.
We have come to you with the truth,but most of you hate the truth.