Diyanet İşleri
Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!" der.
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 38. ayet. حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَنَا قَالَ يَٰلَيْتَ بَيْنِى وَبَيْنَكَ بُعْدَ ٱلْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ ٱلْقَرِينُ
ḥattâ iẕâ câenâ ḳâle yâ leyte beynî vebeyneke bü`de-lmeşriḳayni febi'se-lḳarîn.
Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!" der.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı Zuhruf 36–45 3
(34-35) Evlerine (gümüşten) kapılar ve üzerine yaslanacakları koltuklar ve altın süslemeler yapardık. Bütün bunlar, sadece dünya hayatının geçimliğidir. Rabbinin katında ahiret ise, O'na karşı gelmekten sakınanlarındır.
Kim, Rahman'ın Zikri'ni görmezlikten gelirse, biz onun başına bir şeytan sararız. Artık o, onun ayrılmaz dostudur.
Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.
Sonunda bize geldiğinde, arkadaşına, "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!" der.
Onlara, "(Bu temenniniz) bugün size asla fayda vermez. Çünkü zulmettiniz. Hepiniz azapta ortaksınız" denir.
Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?
Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
38. Allah’ın zikrinden yüz çeviren kimsenin dünya hayatında iken şeytan ile olan hali yukarda geçti. O, sapıklık ve azgınlık içindedir ve hakikatleri tersyüz görmektedir.
Âhirette Rabbinin huzuruna geleceği zamandaki durumuna gelince; bu durum çok daha kötüdür. Zira sonu, pişmanlık, yürek acısı, hiçbir şekilde hafiflemeyecek bir keder ve o şeytan arkadaşıyla ipleri koparma olacaktır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
“Nihâyet o, huzurumuza geldiğinde (şeytan arkadaşına) şöyle diyecek: “Keşke benimle senin aran, doğu ile batı arası kadar uzak olsaydı. Zira sen ne kötü bir arkadaşmışsın!” Nitekim Yüce Allah, bir başka yerde de şöyle buyurmaktadır: “O gün (her) zalim, ellerini ısırıp: Keşke peygamberle birlikte hak yolu tutmuş olsaydım, der. Eyvah bana, keşke filanı dost edinmeseydim! Andolsun ki bana geldikten sonra beni Zikir’den o saptırdı. Zaten şeytan insanı yardımsız bir halde ortada bırakır.” (el-Furkan, 25/27-29)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kıyamet gününde Allah'ın zikrinden yüz çeviren o kimse geldiği zaman, temenni ederek şöyle söyler: "-Ey Arkadaşım!- Keşke benimle senin aranda doğu ile batı uzaklığı kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü bir arkadaşsın."
Aynı kök: شرق (17 geçiş) · Aynı kök: باس (73 geçiş)
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…
Aynı kök: شرق (17 geçiş)
Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.
Aynı kök: شرق (17 geçiş)
Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da…
Aynı kök: قرن (36 geçiş)
Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah'a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü…
Aynı kök: قرن (36 geçiş)
Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur…
Aynı kök: قرن (36 geçiş)
Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik.…
Aynı kök: باس (73 geçiş)
Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne…
Aynı kök: باس (73 geçiş)
Hani, Tur'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kulak verin" demiştik. Onlar, "Dinledik, karşı…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Arkadaşı), bize (huzurumuza) gelince (şeytana) "Ah, keşke benimle senin aranda iki doğular kadar uzaklık olsaydı; ne kötü arkadaşmışsın!" diyecektir.
En sonunda çıkıp huzurumuza geldiği zaman, (şeytani kişiliğine) der ki: "N'olaydı, keşke benimle senin aranda doğuyla batı kadar bir mesafe olaydı. Meğer (uydusu olduğum) yoldaş, ne kadar da berbatmış.
Ama sonunda (bu şekilde günaha batmış olan) kişi, (Hesap Günü) önümüze geldiği zaman, (öteki kişiliğine,) "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı kadar bir mesafe olsaydı!" diyecektir; şu öteki kişilik ne kadar da kötüymüş!
Nihayet bize geldiğinde: "Keşke benimle senin aranda iki doğunun uzaklığı (ulaşılmaz mesafe) olsaydı. . . Ne kötü bir arkadaşmışsın!" dedi.
Sonunda bize geldiği zaman, der ki: "Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın dost(muşsun sen)."
O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü arkadaşmışsın! der.
Sonunda, Bize geldiğinde, şöyle diyecek: "Keşke aramızda, iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı; ne kötü bir arkadaşlıkmış!" dipnot 422
Sonunda bize geldiklerinde, arkadaşına şöyle der: "Keşke benimle senin aranda iki doğu/dünya kadar uzaklık olsaydı. Sen ne kötü bir arkadaşmışsın!"
Nihayet bize geldiğinde, "Keşke benimle senin aranda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı; sen ne kötü bir arkadaşmışsın sen!" der.
Nihayet bize geldiğinde, 'Keşke benimle senin aranda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı; sen ne kötü bir arkadaş mışsın sen!' der.
Sonunda Bize geldiği zaman: "Ah! Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı; sen ne kötü arkadaşmışsın!" der.
Nihayet bize geldiği vakıt ah, der: keşke benimle senin aranda iki maşrık bu'du olsa idi! sen ne kötü arkadaşmışın
Nihayet o dipnot 1 Bize geldiği zaman: "Keşke seninle aramız iki doğu uzaklığı kadar uzak olsaydı." der. Öyleyse bu ne kötü bir arkadaşlıktır.
Nihayet o dipnot 1 Bize geldiği zaman: "Keşke seninle aramız iki doğu uzaklığı kadar uzak olsaydı." der. Öyleyse bu ne kötü bir arkadaşlıktır.
Nihayet o dipnot 1 Bize geldiği zaman: "Keşke seninle aramız iki doğu dipnot 2 uzaklığı kadar uzak olsaydı." der. Öyleyse bu ne kötü bir arkadaşlıktır.
Sonunda bize geldiği zaman, der ki: "Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın dost(muşsun sen)."
Nihayet o bize geldiği zaman dedi ki (der ki): "Keşki seninle benim aramda gün doğrusu ile gün batısı kadar uzaklık olsaydı! (Sen) ne kötü arkadaş (mışsın)"!
Nihayet Bize gelince der ki: Keşki benimle senin aranda Doğu ile Batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı. Sen, ne kötü arkadaş imişsin.
(26-45) İbrahim babasına ve kavmine dedi ki muhakkak ki ben ibadet ettiklerinizden uzağım / beriyim. Beni yaratan, ancak işte O, beni yola iletecektir. Peşinden / akabinden Onu, kalıcı / baki, bir kelime yaptı, böylelikle belki dönerler. Evet, onlara hak gelinceye, apaçık bir elçi gelinceye kadar onları da ve atalarını da ben geçindirdim, hak onlara geldiğinde ise dediler ki bu bir büyüdür ve kesinlikle biz onu yok sayanlarız / kafirleriz. Dediler ki keşke bu Kuran bu iki memleketten azametli bir adama inseydi! Onlar mı Rabbinin rahmetini taksim ediyorlar. Biz , aranızda geçimlik malzemeleri dünya hayatında taksim ediliyoruz. Bazılarınızı derece olarak bazılarınıza nazaran üstte yaptık ki bazısı bazılarını işine alsın / istihdam etsin. Rabbinin rahmeti onların birikimlerinden daha hayırlıdır. Şayet insanlar tek bir ümmet olsaydı, Rahman'ı yok sayanların / kafirlerin evlerinin çatılarını ve üzerine çıktıkları merdivenleri / mearic, evlerinin kapılarını ve yaslandıkları koltukları gümüşten ve yaldızlı yapardık. (Ayrı olduklarını belli ederdik) işte bunların hepsi dünya hayatının geçimliğidir, ahirette Rabbinin yanında ki sakınanlar içindir. Kim ki Rahman'ın hatırlatmasına / zikri ne kör bakarsa /yağşü, ona şeytanı musallat ederiz ve onu n yaşıtı olur / akranı olur , Muhakkak ki onlar yoldan alıkoyarlar onlarda hidayette olduklarını değerlendirirler / hesap ederler . Bize geldiği vakit diyecek ki keşke seninle / benim aramda iki doğu kadar mesafe olsaydı, ne kötü akransın / yaşıtsın, bugün asla size fayda yok, zulmettiniz kesinlikle azap ta da ortaksınız. Peki şimdi sen, apaçık bir sapıklık içinde ki sağıra mı işittireceksin yahut köre mi yol göstereceksin ? Eğer seni götürsek / giderirsek onlardan kesinlikle intikam alırız. Sana vaat ettiğimizi , sana göstereceğiz , onların üzerinde de iktidar sahibiyiz. Sen, sana vahyolunanı sımsıkı tut. Muhakkak ki sen doğru bir yol üzeresin. Muhakkak O, senin için de kavmin için de bir hatırlatmadır , ilerde sorulacaksınız. Senden önce ki Resullerimizden gönderdiklerimize sor bakalım, biz Rahmanın dışında, ibadet için ilahlar yapmış mıyız?
Nihayet, o bize geldiği zaman: "Keşke benimle senin aranda doğu ve batı kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü bir dostmuşsun!" derler.
Nihayet (Zikr'imize karşı körlük edip yoldan çıkan o adam) bize geldiği zaman (kötü arkadaşına) der ki: "Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) arası kadar uzaklık olsaydı (seni hiç görmeseydim); meğer ne kötü arkadaş(mışsın sen)!"
Nihayet huzurumuza gelince (onlardan her biri kendi şeytanına) şöyle diyecektir: "Keşke benimle senin aranda iki doğu mesafesi kadar bir mesafe dipnot 1 olsaydı! Sen ne kötü bir arkadaşmışsın dipnot 2 !"
Huzurumuza gelince şöyle diyecektir: "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı kadar bir mesafe olsaydı! Bu ne kötü bir birliktelikmiş!"
Nihayet, bize geldiği zaman: Keşke benimle senin aranda doğu ve batı kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü bir dostmuşsun!
Nihayet, bize geldiği zaman: -Keşke benimle senin aranda doğu ve batı kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü bir dostmuşsun!
Sonunda bize geldiğinde, şeytan yoldaşına şöyle der: "Keşke aramızda iki doğu arası kadar uzaklık olsaydı. Ne kötü yoldaşmışsın sen!"
Until the Day comes and he is in Our August presence; pained at heart, he will then say to that evil companion: "I wish I had kept my distance and were as distant from you as the two solstices are from each other; how evil you were for a companion "
When such a person comes to Us, he will say [to his comrade], ‘If only you had been as far away from me as east is from west. What an evil comrade!’
At length, when (such a one) comes to Us, he says (to his evil companion): "Would that between me and thee were the distance of East and West!" Ah! evil is the companion (indeed)!
But when he comes to Us, he will say (to his satan): "Would that there had been between me and you the distance as between the East and the West. How evil a companion you were!"
so that, when he reaches Us, he says, ‘If only there was the distance of the two Easts between you and me!’ What an evil companion!
Till, when (such a one) comes to Us, he says [to his Qarîn (Satan / devil companion)] "Would that between me and you were the distance of the two easts (or the east and west)" - a worst (type of) companion (indeed)!
When he comes to Us, he will say, ‘I wish there had been between me and you the distance between east and west! What an evil companion [are you]!’
Till when such a person comes before Us (on the Day of Judgment) he will say (to his respective satan), `Would that there had been the distance of the east and the west between you and me. What an evil companion is he !
till, when he comes to Us, he says, 'Would there had been between me and thee the distance of the two Easts!' An evil comrade!
When such a person would find himself in My (God’s) presence, he would say to his companion: "I wish you were half the world far away from me. What an evil companion you were to me."
until when he comes to us he shall say, 'O, would that between me and thee there were the distance of the two orients, for an evil mate (art thou)!'
Until he comes to Us, he will say, "Oh, I wish that between you and me were the distance of the two easts. What a miserable companion!"
Until, when he shall appear before us at the last day, he shall say unto the devil, would to God that between me and thee there was the distance of the east from the west! Oh how wretched a companion art thou!
Until when he comes to Us, he says (to his devil), "O would that between me and you there were the distance of the two Easts"; evil, indeed, is the companion!
Until, when he comes to Us, he says, "Oh, would that there had been between me and you the distance of the two easts!" (This is sometimes understood to mean the east and west; or the rising of the sun and moon; or the rising of the sun in summer and winter) Miserable then is the comrade!
Till, when he cometh unto Us, he saith (unto his comrade): Ah, would that between me and thee there were the distance of the two horizons - an evil comrade!
Until when he comes before Us he will say (to the devil): "Would to God there was a distance of the East and West between you and me, for you were an evil companion!"
But in the end, when he [who has thus sinned] appears before us [on Judgment Day], he will say [to his other self], "Would that between me and thee there had been the distance of east and west!" for, evil indeed [has proved] that other self!
But when such a person comes to Us, one will say ˹to their associate˺, "I wish you were as distant from me as the east is from the west! What an evil associate ˹you were˺!"
Until he comes to Us, he will say, "Oh, I wish that between you and me was the distance of the two easts. What a miserable companion!"
When he comes before us he will say, "Oh I wish you were as far from me as the two easts. What a miserable companion!",
Until, when he comes to Us [at Judgement], he says [to his companion], "Oh, I wish there was between me and you the distance between the east and west - how wretched a companion. "
When he has come to Us, he will say: “Would that between me and thee had been the distance of the two Easts!” And evil is the companion.
But in the end when he comes to Us, he will say (to his split self), "Ah, I wish I was far apart from you as the East is from the West! Ah, what a miserable companion!"
Till, at the end, when (the misguided) comes to Us, he (the misguided) says (to his evil companion): "(I) wish that between me and you, there was the distance of the two Easts (East to far, far East or the West)!" Ah! Evil is the companion (indeed).
until when such a person will come to us, he will say (to the devil), "Would that there were the distance of East and West between me and you, because you were the worst companion."
Until he comes to Us, he will say, "Oh, I wish that between you and me was the distance of the two easts. What a miserable associate!"