Diyanet İşleri
Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu.
Zuhruf suresi
Zuhruf suresi, 54. ayet. فَٱسْتَخَفَّ قَوْمَهُۥ فَأَطَاعُوهُ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَٰسِقِينَ
festeḫaffe ḳavmehû feeṭâ`ûh. innehüm kânû ḳavmen fâsiḳîn.
Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Mûsâ ve Firavun Zuhruf 46–56 3
Firavun, kavmine seslenerek dedi ki: "Ey kavmim! Mısır hükümdarlığı benim değil mi? Şu nehirler de benim altımdan akıyor (değil mi?) Hala görmüyor musunuz?"
"Yoksa ben, şu zavallı, nerede ise maksadını anlatamayacak durumda olan bu adamdan daha hayırlı değil miyim?"
"(Eğer doğru söylüyorsa) ona altın bilezikler atılmalı, yahut onunla beraber bulunmak üzere melekler gelmeli değil miydi?"
Firavun, kavmini küçük düşürdü (ezdi). Onlar da kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu.
Onlar bizi bu şekilde öfkelendirince biz de onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.
Onları, sonradan gelecek inkarcılara, geçmiş bir ibret ve bir örnek kıldık.
Meryem oğlu İsa bir örnek olarak anlatılınca bir de ne göresin, senin kavmin (seni susturacak bir delil buldukları zannıyla) hemen şamata etmeye başlar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
54. “Böylece o, kavmini küçümsedi/akıllarını hafife aldı. Onlar da ona itaat ettiler.” Firavun ortaya attığı bu şüphelerle onların akılları ile adeta alay etti. Zira onun ileri sürdüğü bu şüpheler, hiçbir değer taşımayan, hiçbir gerçekliği bulunmayan, ne hakka ne batıla delil olmayacak şeylerdir. Onlara ancak kıt akıllılar rağbet eder. Mısır mülkünün Firavun’a ait olmasının ve ırmakların onun altından akmasının, onun haklı olduğunu göstermeye delil olacak taraf neresidir? Mûsâ’ya uyanların azlığı, dilinin ağırlığı ve Allah tarafından altın bileziklerle süslenmemiş olması, onun getirdiklerinin batıl olduğuna nasıl delil olabilir?
Ancak Firavun hiçbir şekilde akıllarını kullanmayan birtakım kimselere hitap ediyordu. Onlar da o, hak ya da batıl ne söylerse ona uyuyorlardı.
“Çünkü onlar, fâsık bir toplum idi.” Fâsıklıkları sebebi ile Firavun gibi birisini onlara musallat etti; o da onlara şirki ve kötülüğü süslü ve güzel gösterdi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Firavun; kavmini aldattı, onlar da sapıklığında ona boyun eğdiler. Şüphesiz onlar, Allah'ın yolundan çıkmış bir toplum idi.
Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Fısk
Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…
Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Fısk
Üzerine Allah adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin. Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele…
Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: Fısk
Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz."
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiyle Kabe'yi ziyaret eder ve onları da tavaf…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…
Aynı kök: خفف (17 geçiş)
Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.
Aynı kök: خفف (17 geçiş)
Onlar ebedi olarak lanet içinde kalırlar. Artık ne kendilerinden azap hafifletilir, ne de yüzlerine bakılır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Firavun) kavmini küçümsemiş, onlar da kendisine boyun eğmişti. Şüphesiz ki onlar, yoldan çıkmış bir toplumdu.
İşte böylece Firavun kavmini tahrik etti; onlar da bu tahrike kapıldılar: Zaten onlar öteden beri yoldan çıkmış bir kavimdiler.
Firavun, böylece halkını ahmaklaştırdı ve onlar da sonunda boyun eğdiler, çünkü onlar aldatılmış, ayartılmış bir halktı!
(Firavun) halkını aşağıladı. . . Onlar da ona itaat ettiler. . . Muhakkak ki onlar inancı bozulmuş bir toplumdu!
Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Gerçekten onlar, fasık olan bir kavimdi.
Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavimdir.
Böylece, toplumunu şapşal yerine koydu; bu yüzden, ona boyun eğdiler. Aslında, onlar, yoldan çıkmış bir toplumdu.
Firavun kavmini aldattı; onlar da kendisine boyun eğdiler. Onlar yoldan çıkmış bir kavim idiler.
Böylece halkını yanılttı ve onlar da ona uydular. Onlar bayağı insanlardı.
Böylece halkını yanılttı ve onlar da ona uydular. Onlar bayağı insanlardı.
Bu şekilde (Firavun) kavmini küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler, çünkü dinden çıkmış günahkar bir kavim idiler.
Bu suretle kavmını istihfaf etti onlar da ona itaat eylediler çünkü dinden çıkmış fasık bir kavm idiler
Firavun halkını etkisi altına aldı. Bunun üzerine halkı ona itaat etti. Onlar fasık bir toplum oldular.
Firavun halkını etkisi altına aldı. Bunun üzerine halkı ona itaat etti. Onlar fasık dipnot 1 bir toplum oldular.
Firavun halkını etkisi altına aldı. Bunun üzerine halkı ona itaat etti. Onlar fasık dipnot 1 bir toplum oldular.
Böylelikle kendi kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Gerçekten onlar fasıklar kavmiydi.
Bu suretle kavmini küçümsedi. Onlar da kendisine itaat etdiler. Hakıykat onlar faasıklar güruhu idi.
Firavun, kavmini küçümsedi, ama onlar yine de kendisine itaat ettiler. Çünkü onlar, fasık olan bir kavim idi.
(46-56) Musa'yı kesinlikle ayetlerimizle firavuna ve seçkinlerine gönderdik, muhakkak ki ben alemlerin Rabbinin elçisiyim dedi, onlara ayetlerimiz geldiğinde kahkaha atıyorlardı, onlara gösterdiğimiz her ayet diğerinden daha büyük idi, onları azap ile yakaladık, böylelikle belki dönerler, dediler ki ey sihirbaz , Rabbine, sana olan vaadi gereği , bizim için bir çağrı da bulun, kesin biz de yola gireceğiz (azabı kaldırsın istiyorlar) Ne zaman ki onlardan azabı kaldırdık, o vakit onlar caydılar / sözlerinde durmadılar , firavun kavmine dedi ki ey kavmim , bu altımdan akan nehirler ve Mısır’ın egemenliği / mülkiyeti bana ait değil mi? (Burası da altlarından ırmaklar akan cennet değil mi?) Görmüyor musunuz? Ben, şu hakir kişiden neredeyse konuşmak tan aciz şu kişiden daha hayırlı değil miyim? Ayrıca On a, altından bilezikler ulaştırılsa ya yahut melek ordular onun beraberinde gelse ya. Kavmi onu / Musa’yı hafif gördü ona / firavuna itaat ettiler, muhakkak ki onlar yoldan çıkmış / fasık bir kavim idiler, bu şekilde bizi üzdüklerinden dolayı onlardan intikam aldık onların hepsini suda boğduk. Onlar ise sonradan gelenler için geçmiş önceki bir örnek oldular.
O kavmini küçümsedi onlar da ona boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavimdi.
Kavmini küçümsedi, onlar da ona boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavim idiler.
Böylece Firavun, kendi toplumunu aşağıladı dipnot 1 ; ama onlar ona gönülden boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplumdu dipnot 2 .
Firavun, halkını aptal yerine koydu ama yine de ona boyun eğdiler. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir halktı.
Firavun, halkını küçümsemiş, onlar da kendisine boyun eğdiler. Gerçekten onlar fasık/yoldan çıkmış bir toplum idi.
Firavun, halkını küçümsemiş, onlar da ona boyun eğmişlerdi. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir toplum idi.
İşte toplumunu böyle küçümsedi, onlar da ona itaat ettiler. Çünkü onlar yoldan sapmış bir toplum idiler.
Thus did –Pharaoh- befool his people who soon obeyed him. They were a mischievous people disposed to practice evil.
In this way he moved his people to accept and they obeyed him- they were perverse people.
Thus did he make fools of his people, and they obeyed him: truly were they a people rebellious (against Allah).
He incited his people to levity and they obeyed him. Surely they were an iniquitous people. dipnot 1
In that way he swayed his people and they succumbed to him. They were a people of deviators.
Thus he [Fir‘aun (Pharaoh)] befooled (and misled) his people, and they obeyed him. Verily, they were ever a people who were Fâsiqûn (rebellious, disobedient to Allâh).
So he misled his people and they obeyed him. Indeed they were a transgressing lot.
Thus did he (- Pharaoh) instigate his people (against Moses and demanded prompt obedience from them); and they obeyed him. They were indeed a wicked people.
So he made his people unsteady, and they obeyed him; surely they were an ungodly people.
Pharaoh degraded his people and they accepted it as they were not noble people.
And he taught his people levity; and they obeyed him: verily, they were an abominable people.
He thus convinced his people, and they obeyed him; they were a wicked people.
And Pharaoh persuaded his people to light behaviour; and they obeyed him: For they were a wicked people.
So he incited his people to levity and they obeyed him: surely they were a transgressing people.
Then he induced levity (i. e., missed his people) on his people, so they obeyed him; surely they were an immoral people.
Thus he persuaded his people to make light (of Moses), and they obeyed him. Lo! they were a wanton folk.
Thus he made light (of the matter) to his people, and they obeyed him. They were certainly wicked.
Thus he incited his people to levity, and they obeyed him: for, behold, they were people depraved!
And so he fooled his people, and they obeyed him. They were truly a rebellious people.
He thus convinced his people, and they obeyed him; they were a wicked people.
He thus fooled his people, and they obeyed him; they were wicked people.
So he bluffed his people, and they obeyed him. Indeed, they were [themselves] a people defiantly disobedient [of Allah ].
So he swayed his people, and they obeyed him; they were a perfidious people.
Thus did he stupefy his people and they obeyed him. Verily, they were a nation who readily drifted away from the Truth.
Thus he made fools of his people, and they obeyed him: Truly, they were a people who turned rebellious (against Allah).
Thus he made fool of his people, and they obeyed him. Surely they were a sinful people.
He thus convinced his people, and they obeyed him; they were a wicked people.