Zuhruf suresi

Zuhruf suresi, 43. ayet

Zuhruf suresi, 43. ayet. فَٱسْتَمْسِكْ بِٱلَّذِىٓ أُوحِىَ إِلَيْكَ إِنَّكَ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ

festemsik billeẕî ûḥiye ileyk. inneke `alâ ṣirâṭim müsteḳîm.

Diyanet İşleri

Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Zuhruf 40–46 · surenin 43. ayeti / 89

Konu Rahmân'ın zikrini görmezden gelen ve arkadaşı Zuhruf 36–45 3

  1. Zuhruf 40

    Sağırlara sen mi duyuracaksın; yahut körleri ve apaçık bir sapıklık içinde olanları sen mi doğru yola ileteceksin?

  2. Zuhruf 41

    Ya biz seni (bu dünyadan) alır götürürüz de, onlardan intikam alırız.

  3. Zuhruf 42

    Yahut da, onlara yaptığımız tehdidi sana gösteririz ki, bizim onlara gücümüz yeter.

  4. 43

    Öyle ise sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen doğru bir yol üzeresin.

  5. Zuhruf 44

    Şüphesiz bu Kur'an, sana ve kavmine bir öğüt ve bir şereftir, ondan hesaba çekileceksiniz.

  6. Zuhruf 45

    Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor: Rahman'dan başka kulluk edilecek ilahlar var etmiş miyiz?

  7. Zuhruf 46

    Andolsun, biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve ileri gelen adamlarına göndermiştik de o, "Şüphesiz ben alemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

43. “O halde sen, sana vahyolunana” hem fiilen hem de sahip olunmasını emrettiği sıfatlara sahip olmak suretiyle, ona davet ederek, gerek bizzat kendine gerekse de başkalarına onun hükümlerini uygulamaya gayret ederek “sarıl!”

“Çünkü sen” Yüce Allah’a ve O’nun lütuf ve ihsan yurduna ulaştıran “dosdoğru bir yol üzeresin.”

Bu da senin, sana vahyolunana daha çok sarılmanı ve onunla hidâyet bulmanı gerektirmektedir. Çünkü sen onun hak, adalet ve doğrunun ta kendisi olduğunu bildiğin için çok sağlıklı bir temel üzere binanı kurmuş oluyorsun. Senden başkaları ise binalarını şüphe, vehim, zulüm ve haksızlık üzere kurmaktadırlar.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

-Ey Resul!- Sana Rabbinden vahyedilene sımsıkı tutun ve onunla amel et. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.

Kelimeler

8 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَٱسْتَمْسِكْ festemsik sen sımsıkı sarıl kök: مسك
  2. بِٱلَّذِىٓ billezi'
  3. أُوحِىَ uhiye vahyedilene kök: وحي
  4. إِلَيْكَ ۖ ileyke sana
  5. إِنَّكَ inneke çünkü sen
  6. عَلَىٰ ala üzerindesin
  7. صِرَٰطٍۢ siratin yol kök: صرط
  8. مُّسْتَقِيمٍۢ mustekimin doğru kök: قوم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صرط (45 geçiş) · Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    (52-53) İşte sana da, emrimizle, bir ruh (kalpleri dirilten bir kitap) vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat biz onu, kullarımızdan…

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen…

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya,…

  • Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy

    Hani bir de, "Bana ve Peygamberime iman edin" diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da "İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol"…

  • Aynı kök: مسك (27 geçiş)

    (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği…

  • Aynı kök: مسك (27 geçiş)

    Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…

  • Aynı kök: مسك (27 geçiş)

    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O halde, kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir…

  • Aynı kök: صرط (45 geçiş)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

65 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

Şu halde sana vahyedilene sımsıkı sarıl: çünkü sen dosdoğru bir yol üzeresin.

Muhammed Esed

Öyleyse sana vahyedilmiş olan her şeye sımsıkı sarıl; çünkü sen dosdoğru bir yoldasın;

Ahmed Hulusi

Sana vahyolunana sıkı sarıl! Muhakkak ki sen doğru yol üstündesin!

Ali Bulaç

Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı tutun; çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

Ali Özek ve heyeti

Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen, dosdoğru yoldasın.

Ali Rıza Safa

Artık, sana bildirilene sımsıkı sarıl. Kuşkusuz, sen, dosdoğru yol üzerindesin.

Bayraktar Bayraklı

Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Şüphesiz sen dosdoğru yoldasın.

Edip Yüksel

Sana vahiy edilene sarıl; çünkü sen doğru yoldasın.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Sana vahyedilene sarıl; çünkü sen doğru yoldasın.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sen hemen o sana vahyedilene tutun! Muhakkak ki sen doğru bir yol üzerindesin.

Elmalılı Hamdi Yazır

Sen hemen o sana vahyolunana tutun muhakkak ki sen doğru bir yol üzerindesin

Erhan Aktaş

Öyleyse sen, sana vahyedilene sarılmaya bak. Kuşkusuz sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Öyleyse sen, sana vahyedilene sarılmaya bak. Kuşkusuz sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Öyleyse sen, sana vahyedilene sarılmaya bak. Kuşkusuz sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

Gültekin Onan

Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı tutun; çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

Hasan Basri Çantay

Binaen'aleyh sen, sana vahyolunan (Kur'an) a kuvvetle sarıl. Muhakkak ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.

İbni Kesir

Sen; sana vahyolunana sarıl. Muhakkak ki sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.

Mehmet Alagaş

(26-45) İbrahim babasına ve kavmine dedi ki muhakkak ki ben ibadet ettiklerinizden uzağım / beriyim. Beni yaratan, ancak işte O, beni yola iletecektir. Peşinden / akabinden Onu, kalıcı / baki, bir kelime yaptı, böylelikle belki dönerler. Evet, onlara hak gelinceye, apaçık bir elçi gelinceye kadar onları da ve atalarını da ben geçindirdim, hak onlara geldiğinde ise dediler ki bu bir büyüdür ve kesinlikle biz onu yok sayanlarız / kafirleriz. Dediler ki keşke bu Kuran bu iki memleketten azametli bir adama inseydi! Onlar mı Rabbinin rahmetini taksim ediyorlar. Biz , aranızda geçimlik malzemeleri dünya hayatında taksim ediliyoruz. Bazılarınızı derece olarak bazılarınıza nazaran üstte yaptık ki bazısı bazılarını işine alsın / istihdam etsin. Rabbinin rahmeti onların birikimlerinden daha hayırlıdır. Şayet insanlar tek bir ümmet olsaydı, Rahman'ı yok sayanların / kafirlerin evlerinin çatılarını ve üzerine çıktıkları merdivenleri / mearic, evlerinin kapılarını ve yaslandıkları koltukları gümüşten ve yaldızlı yapardık. (Ayrı olduklarını belli ederdik) işte bunların hepsi dünya hayatının geçimliğidir, ahirette Rabbinin yanında ki sakınanlar içindir. Kim ki Rahman'ın hatırlatmasına / zikri ne kör bakarsa /yağşü, ona şeytanı musallat ederiz ve onu n yaşıtı olur / akranı olur , Muhakkak ki onlar yoldan alıkoyarlar onlarda hidayette olduklarını değerlendirirler / hesap ederler . Bize geldiği vakit diyecek ki keşke seninle / benim aramda iki doğu kadar mesafe olsaydı, ne kötü akransın / yaşıtsın, bugün asla size fayda yok, zulmettiniz kesinlikle azap ta da ortaksınız. Peki şimdi sen, apaçık bir sapıklık içinde ki sağıra mı işittireceksin yahut köre mi yol göstereceksin ? Eğer seni götürsek / giderirsek onlardan kesinlikle intikam alırız. Sana vaat ettiğimizi , sana göstereceğiz , onların üzerinde de iktidar sahibiyiz. Sen, sana vahyolunanı sımsıkı tut. Muhakkak ki sen doğru bir yol üzeresin. Muhakkak O, senin için de kavmin için de bir hatırlatmadır , ilerde sorulacaksınız. Senden önce ki Resullerimizden gönderdiklerimize sor bakalım, biz Rahmanın dışında, ibadet için ilahlar yapmış mıyız?

Rowwad Tercüme Merkezi

Sen, sana vahyolunana sımsıkı tutun. Çünkü sen, dosdoğru bir yol üzerindesin!

Süleyman Ateş

Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl, çünkü sen doğru yoldasın.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Çünkü sen doğru yoldasın.

Şaban Britch

Sen, sana vahyolunana sımsıkı tutun. Çünkü sen, dosdoğru bir yol üzerindesin!

Şaban Piriş

Sen, sana vahyolunana sımsıkı tutun. Çünkü sen, dosdoğru bir yol üzerindesin!

Yaşar Nuri Öztürk

Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Therefore keep your hold O Muhammad on all that has been inspired to you and cling to the Quran; you are indeed on the path of righteousness.

Abdul Haleem

Hold fast to what has been revealed to you- you truly are on the right path-

Abdullah Yusuf Ali

So hold thou fast to the Revelation sent down to thee; verily thou art on a Straight Way.

Abul A'la Maududi

So hold fast to what has been revealed to you. Surely you are on the Straight Way. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, you should not worry as to what punishment do those who are resisting and opposing the truth with injustice and dishonesty receive and when. Nor should you worry whether Islam flourishes during your lifetime or not. For you this satisfaction is quite enough that you are on the right path. Therefore, you should go on fulfilling your mission unconcerned about the results, and leave it to Allah whether He defeats falsehood in front of you or after you.

Aisha Bewley

So hold fast to what has been revealed to you. You are on a straight path.

Al-Hilali & Khan

So hold you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) fast to that which is revealed to you. Verily you are on the Straight Path.

Ali Quli Qarai

So hold fast to what has been revealed to you. Indeed you are on a straight path.

Amatul Rahman Omar

Therefore hold fast to that which has been revealed to you, for you are surely on the exact right and straight path.

Arthur John Arberry

So hold thou fast unto that which has been revealed unto thee; surely thou art upon a straight path.

Bijan Moeinian

Therefore, stick with the book (Qur’an) and go on doing your mission; [for you this pleasure is enough that] You are on the right path.

E. Henry Palmer

Say, 'Dost thou hold to what is inspired thee?' verily, thou art in the right way,

Edip-Layth

You shall hold on to what is inspired to you; you are on a straight path.

George Sale

Wherefore hold fast the doctrine which hath been revealed unto thee; for thou art in a right way:

Hamid S. Aziz

Therefore hold fast to that which has been revealed to you; surely you are on the Straight Way.

Mahmoud Ghali

So uphold steadfastly that which has been revealed to you; surely you are upon a straight Path.

Marmaduke Pickthall

So hold thou fast to that which is inspired in thee. Lo! thou art on a right path.

Mohamed Ahmed - Samira

So hold fast to what has been revealed to you. You are truly on the right path.

Muhammad Asad

So hold fast to all that has been revealed to thee: for, behold, thou art on a straight way;

Mustafa Khattab

So hold firmly to what has been revealed to you ˹O Prophet˺. You are truly on the Straight Path.

Progressive Muslims

You shall hold on to that which is inspired to you; you are on a straight path.

Rashad Khalifa

You shall steadfastly preach what is revealed to you; you are in the right path.,

Sahih International

So adhere to that which is revealed to you. Indeed, you are on a straight path.

Sam Gerrans

Hold thou fast that which is revealed to thee; thou art on a straight path.

Shabbir Ahmed

So hold fast unto what is revealed to you. For, verily, you are on a Straight Path.

Syed Vickar Ahamed

So, you hold fast to the Revelation sent down to you: Surely, you are on the Straight Path.

Taqi Usmani

So, hold fast to that which has been revealed to you. Surely, you are on the straight path.

The Monotheist Group

You shall hold on to that which is inspired to you; for you are on a straight path.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 43. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 43. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Zuhruf suresi, 43. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩